Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Aile hekimi değiştirme işlemi nasıl yapılır? 8 Aralık 2018

Aile hekimi değiştirme işlemi, e-Nabız portalı ve e-devlet e nabız sistemi üzerinden gerçekleştirilebiliyor. İşte aile hekimi değiştirme işlemi…

Aile hekimini değiştirmek için Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği Aile hekimi değiştirme başvuru formunu doldurmanız gerekmektedir. Formda ikametgah sebebiyle değişiklik yapıyorsanız bununla ilgili seçeneği işaretliyorsunuz. Şayet aile hekiminden şikayetçiyseniz ve bunun için değişiklik istiyorsanız ‘kendi isteği’ kısmını seçebilirsiniz. Bu formu yeni ikametgahınızın yakınında bulunan tercih ettiğiniz bir sağlık ocağına iletmeniz de yeterli olacaktır. Yaklaşık 15 gün içinde aile hekiminiz yeniden belirlenmiş oluyor. Aynı yöntemle şikayetçi olduğunuz aile hekimini değiştirebilirsiniz.

AİLE HEKİMİ DEĞİŞTİRME DİLEKÇESİ FORMU

Aile Hekimi değiştirme işlemi için internetten dilekçe veya form indirip imzalayarak Aile Hekimlerine verme zorunluluğunuz bulunmamaktadır. Tercih ettiğiniz Aile Hekimine bu talebinizi ilettiğinizde kendisi bilgisayar ortamında “Aile Hekimliği Tercih/Değiştirme Formu”nu tanzim edip size verecektir.
(Aile hekimi tercih formunu fotoğrafın üzerine tıklayıp büyüterek yazdırabilirsiniz. Bazı illerde Aile Hekimi Değiştirme işlemlerinde kişilerden kimlik fotokopisi istenmekte olup söz konusu talep hatalıdır. Değiştirme formunda ıslak imzanız ve cep telefonunuzun bulunması yeterlidir.)

AİLE HEKİMİ DEĞİŞTİRME BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?

Aile hekimi değişikliği başvurusu, e-Devlet üzerinden gerçekleştirilebilmektedir. Bu işlem yapılırken bazı kriterlerin sağlanmış olması da gerekmekte. Aile hekimi değiştirme işlemi için gerekli kriterler ise şöyledir;

– Kayıtlı vatandaş sayısı 4.000’den fazla olan bir aile hekimine geçiş yapamazsınız.

– 3 ay içerisinde en fazla 1 defa geçiş yapabilirsiniz.

– Geçiş tarihleri her ayın 5′ i ile 21 arasında yapılan değişiklikler aynı gün gece 23:59’da gerçekleşir. Ayın 21′ inden sonraki ayın 5′ ine kadar olan değişiklik talepleri sonraki ayın 5′ inde gece 23:59′ da gerçekleşir.

– İstemeniz durumunda değişiklik taleplerini gerçekleşme zamanına kadar iptal edebilirsiniz. Değişiklik gerçekleştikten sonra iptal işlemi yapılamaz..

– Aile hekimi listesinde 3.500 altı nüfusu olan aile hekimleri yeşil renk, 3500-4.000 arası nüfusu olan aile hekimleri sarı renk, 4.000 üzeri nüfusu olan aile hekimleri kırmızı renk ile gösterilmektedir. Aile hekimi seçiminde 4.000 üzeri nüfusu olan aile hekimi seçimine izin verilmez.

AİLE HEKİMİNİZ DEĞİŞMİŞ OLABİLİR

Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde yer alan “Bakanlık kendi planlaması dahilinde, hastaların kaydını istediği hekimden silip kendi uygun gördüğü hekime alabilir.” şeklindeki ifadeye dikkat çeken İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Hukuk Genel Sekreteri Dr. Mustafa Tamur, bu uygulamanın hastalar ve hekimler için sıkıntıya yol açabileceğine değindi.

AİLE HEKİMİ DEĞİŞTİRME İŞLEMİ

Aile hekimi değiştirme online olarak E-Devlet sistemi üzerinden, E-Nabız sistemine giriş yapılarak tamamlanmaktadır. E-Devlet’te aile hekimi değiştirme işlemi için izlemeniz gereken adımlar şu şekildedir;

– E-Nabız sistemine kaydınız varsa https://enabiz.gov.tr/ adresi üzerinden giriş yaparak, ‘Aile Hekimi Değiştir’ seçeneğine tıklamanız yeterlidir. Hangi aile hekimindeyim sorusunun cevabını da burada öğrenebilirsiniz. Aile hekiminizin ismi bu seçenekte yazmakta olup kutucuğun altında ‘Aile Hekimi Değiştir’ seçeneği bulunmaktadır.

– Seçeneğe tıkladığınızda, akabinde açılacak olan sayfada geçiş yapmak istediğiniz hekimi görüntüleyebilmeniz için konum bilgileri girilmesi istenecektir.

– İl, ilçe bilgilerini girdikten sonra ilgili bölgede yer alan aile sağlığı merkezleri görüntülenebilir. Geçiş yapmak istediğiniz merkezi seçtiğinizde sayfanın altında geçiş yapabileceğiniz, uygun hekimler ve merkezler sıralanacaktır.

– İstediğiniz hekimin yanınızdaki kutucuğu işaretleyerek, sayanın altında yer alan ‘Aile Hekimi Değiştir’ butonuna tıklamanız yeterlidir.

– E-Nabız sistemine kaydınız bulunmuyorsa, kayıt olmak için izlemeniz gereken adımlar şu şekildedir;

– E-Devlet sistemi üzerinden kayıt olabilirsiniz. Bunun için öncelikle E-Devlet sistemine giriş yapmanız gerekecektir. E-Devlet şifresi ve T.C no ile girişinizi yapabilirsiniz. E-Devlet şifreniz yoksa PTT şubelerine giderek alabilirsiniz. Şifreyi almak için 2 TL ödemeniz ve kimliğinizi ibraz etmeniz yeterlidir. Herhangi bir sebepten dolayı şifrenizi ikinci kez alıyorsanız ödemeniz gereken tutar 4 TL olacaktır. Şifre size kapalı bir zarf içerisinde teslim edilmektedir.

– (https://www.turkiye.gov.tr/saglik-bakanligi-e-nabiz-kisisel-saglik-sistemi) adresine giriş yapmanız gerekmektedir.

-Sayfa açıldığında ekranda göreceğiniz ‘Kimliğimi Şimdi Doğrula’ butonuna tıklayın.

– Açılan sayfada T.C kimlik no ve şifrenizi girerek sisteme giriş yapın.

– Giriş yaptıktan sonra E-Nabız uygulaması ile ilgili bilgileri göreceksiniz. Sayfanın altında yer alan ‘Uygulamaya Git’ butonuna tıklayın.

– Otomatik olarak https://enabiz.gov.tr adresine yönlendirileceksiniz. Burada gerekli bilgileri girdikten ve şifrenizi belirledikten sonra kayıt işleminiz tamamlanmış olacaktır.

– Sonrasında yukarıdaki adımları takip ederek, aile hekimi geçiş işleminizi tamamlayabilirsiniz.
İLGİLİ HABERAile hekimi sorgulama nasıl yapılır?Aile hekimi sorgulama nasıl yapılır?

Yorum yok Aile hekimi değiştirme işlemi nasıl yapılır?

Bulimia hastalığının nedenleri ve belirtileri: Bulimia nedir? İşte tedavisi… 21 Kasım 2018

Özellikle 18-24 yaş arası genç kadınlarda, özgüveni az olan, kendilerini çoğunlukla vücut ve kiloları üzerinden tanımlayan, sık sık perhiz yapan ve sosyal çevrelerinden az destek gören kişilerde görülen bulumia hastalığı hakkında merak edilenler haberimizde… Bulimia nervoza hastalığı nedir? Bulimia hastalığının nedenleri, belirtileri ve tedavisi…

BULİMİA NEDİR?

Bulimia, kişinin düzenli olarak yemek yemeye karşı kontrolünü yitirdiğini hissettiği çok fazla miktarda yiyecek yediği düzenli bir yeme bozukluğudur. Kişi daha sonra kilo alımını önlemek için kusma ya da laksatifler (temizleme) gibi farklı yollar kullanır. Bulimia olan birçok kişi aynı zamanda da anoreksiye sahiptir.

Bulimia hastalığı çoğunlukla yetişkinlik döneminin ilk zamanlarında görülür. Bulimia hastalarının %90’ını kadınlar oluşturur. Kadınlar arasındaki sıklığının %1 ile 2 arasında olduğu bilinmektedir. Mağdur kişiler, bedenlerini beğenmek adına çok fazla perhiz yaparlar, aynı zamanda giderek şiddetlenen açlık hisleriyle ve yeme krizleriyle de savaşmak zorundadırlar. Bulimia hastalığının aşırı zayıflığın devamında oluşması da seyrek rastlanan bir durum değildir. Bu durumlarda aşırı zayıflık hastalığının semptomları azalır ve vücut ağırlığı normale döner. Ancak sonrasında, hastanın yine kusma, müshil ilacı gibi yöntemlerle karşı koyduğu yeme krizleri baş gösterir. Yeme davranışında normal ve bulimik dönemler sık sık yer değiştirir.

Bulimia, kolay tedavi edilebilen bir ruhsal hastalıktır. Mağdurların yaklaşık üçte biri psikoterapi ile tekrar tamamen normal bir yeme davranışına kavuşuyor. Mağdurların diğer bir kısmında ise en azından semptomlarda iyileşme sağlanabiliyor.

BULİMİA NERVOZA BELİRTİLERİ

– Kısa sürede aşırı ve hızlı yeme
– Gizlice yeme
– Yediklerini kusma
– Depresyon
– Kalp atışlarında düzensizlik
– Sinirlilik hali, agresif tepkiler gösterme
– Madde kötüye kullanımı
– Kiloda ani artma ya da azalma
– İntihar eğilimi
– Aşırı egzersiz
– Çok yedikten hemen ertesi gün hiç yemek yememe
– Aşırı yemek yedikten sora kusacak bir ortama bulamamasından kaynaklanan aşırı sinirlilik hali

BULİMİA NERVOZANIN NEDENLERİ

Bulimia nervoza’nın kesin nedeni şu anda bilinmemektedir; Bununla birlikte, genetik, çevresel, psikolojik ve kültürel etkiler de dahil olmak üzere bu yeme bozukluğunun gelişimine birçok faktörün katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

BULIMIA NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Bilişsel davranış terapisi esasına göre yapılan bir psikoterapinin özellikle etkili olduğu gözlemlenmiştir. Eğer bir davranış terapisi mümkün değilse, psikodinamik yaklaşıma göre bir tedavi de düşünülebilir. Yaklaşık her üç bulimik hastadan biri, psikoterapi ile kalıcı olarak iyileştirilebiliyor. Önemli olan, tedaviyi yapan terapistlerin yeme bozuklukları alanında hususi bilgilerinin ve önemli tecrübelerinin olmasıdır. Yaşı küçük hastalarda çoğunlukla, hastaların da görüşü alınarak hasta yakınları zaman zaman terapiye dahil edilir.

Ayakta psikoterapide mağdurlar genelde psikoterapistle haftalık görüşmeler yapar. Tedaviyi yapan hekimle anlaşarak tedaviyi tamamlaması açısından bazı durumlarda ilaç alınması gerekli olabilir. Bunlar antidepresanlar ve anksiyete önleyiciler olabilir. Ayakta tedavi tek başına yeterli olmazsa, bir hastanenin uzmanlaşmış bölümünde yataklı tedavi tavsiye edilir.

Tedavi asıl olarak bireyin kendini kabullenmesiyle ve benlik saygısını kazanmasıyla amacına ulaşır.

İLGİLİ HABERZayıflamak isteyenlerin doğru bildiği 6 yanlışZayıflamak isteyenlerin doğru bildiği 6 yanlış ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Bulimia hastalığının nedenleri ve belirtileri: Bulimia nedir? İşte tedavisi…

Rahminde sargı bezi unutulan kadının ölümüne neden olan doktor ve hemşireye ceza 2 Kasım 2018

İzmir’de, 2 yıl önce sezaryenle doğum yapan Harika Kanık (22), rahminde unutulan sargı bezi yüzünden vücudu iltihaplanınca yaşamını yitirdi. Kusurlu bulunan doktor Ü.Ç. ile ameliyathane hemşiresi H.C., ‘taksirle ölüme neden olmak’ suçundan 2 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı. Üç ay süreyle mesleklerinden de ihraç edilen iki sanıkla ilgili hapis cezasında indirim de uygulanmadı. Karar duruşmasında ifade veren hemşire H.C., “Ben ameliyata girmedim. Çalıştığımız dönemde doktorlarla birlikte ameliyata giren personelin yerine, ameliyata girmiş gibi yasal olmayan bir şekilde bizim ismimiz yazılıyordu. Ameliyata giren personel ehliyetsizdi ve ameliyata girmesi yasal olmadığı için böyle bir yola başvuruyorlardı” dedi.

izmir-sargi-bezi-dogum-dha

Buca’da oturan Harika Kanık, çocukluk aşkı, özel güvenlik görevlisi Figani Kanık (26) ile evlendikten sonra hamile kaldı, 13 Nisan 2016 tarihinde özel hastanede doğum yaptı. Sezaryenle yapılan doğumun ardından kızını kucağına alan genç kadının karnındaki ağrı ve halsizliği bir türlü geçmedi. Birkaç kez gittiği doğumu yaptıran kadın doğum uzmanı Dr. Ü.Ç., iddiaya göre ağrıların sezaryenden kaynaklandığını belirterek, ağrı kesici almasını söyleyip kadını evine gönderdi. Bu sorundan kurtulmak için çare arayan Harika Kanık’ın rahatsızlığına teşhis konulamadı. Doğumu yaptıran Dr. Ü.Ç., son olarak Kanık’ı, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gönderdi. Burada tedaviye alınan Harika Kanık’ın kanında yüksek miktarda iltihap bulundu. İltihabın tedavi uygulanmasına rağmen düşmemesi üzerine Harika Kanık ameliyata alındı.

SARGI BEZİ UNUTULMUŞ

Özel hastanede doğumu gerçekleştiren Ü.Ç.’nin, Harika Kanık’ın rahminde sargı bezini unuttuğu, bunun zaman içerisinde rahim duvarına yapışmasıyla oranın parçası gibi algılandığı, zehirlenme ve ardından vücutta iltihaplanmaya neden olduğu saptandı. Farklı bölümlerde uzmanlaşmış cerrahların çağırıldığı 6 saat süren ameliyatta, Harika Kanık’ın rahminin tamamı ile idrar kesesinin bir bölümü alındı. Operasyondan sonra yoğun bakım ünitesine alınıp uyutulan Kanık, vücuduna yayılan iltihabın organlarında yarattığı tahribatın tedavi edilememesi üzerine, ameliyattan 8 gün sonra 23 Ekim 2016 tarihinde hayatını kaybetti.

MESLEKTAŞLARI DA KUSURLU BULDU

Bu arada aile adına avukatları Nilüfer Atılgan Balcı, İzmir Tabib Odası’na da şikayette bulundu. Bunun üzerine oluşturulan kurul, yapılan araştırma ve incelemelerin ardından Dr. Ü.Ç.’yi, 3 ay meslekten men etti. Kararlarının gerekçe bölümünde de “Ameliyat bölgesinde yabancı cisim unutulması ciddi bir özensizlik olarak değerlendirilmiş, hastanın vefatı ile sonuçlanmış süreçte Ü.Ç.’nin hata ve ihmali olduğu kanaatine varılmıştır” denildi.

İNDİRİMSİZ CEZA ALDILAR

Sürdürülen soruşturma kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu, doğumu yaptıran doktor Ü.Ç. ile malzeme sayımından sorumlu olan ameliyathane hemşiresi H.C.’yi kusurlu buldu. Bunun ardından Dr. Ü.Ç. ile hemşire H.C. hakkında taksirle ölüme neden olmaktan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle İzmir 29’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Doktor Ü.Ç. ile hemşiresi H.C., yargılama sonunda 2 yıl 6’ar ay hapis cezasına çarptırıldı, 3 ay süreyle mesleklerinden de ihraç edildi. İki sanıkla ilgili hapis cezası kararında indirim de uygulanmadı.

DURUŞMADA SKANDALI ANLATTI

Karar duruşmasında olaya dair çarpıcı açıklamalarda bulunan hemşire H.C., skandalın nasıl yaşandığını da gözler önüne serip, “Ben ameliyata girmedim. Defterdeki yazılar bana ait değil. Çalıştığımız dönemde doktorlarla birlikte ameliyata giren personelin yerine, ameliyata girmiş gibi yasal olmayan bir şekilde bizim ismimiz yazılıyordu. Ameliyata giren personel ehliyetsizdi ve ameliyata girmesi yasal olmadığı için böyle bir yola başvuruyorlardı” dedi.

DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Rahminde sargı bezi unutulan kadının ölümüne neden olan doktor ve hemşireye ceza

Sağlık Bakanı’ndan o iddialara yanıt geldi 11 Ekim 2018

Bakan Koca, tıbbi malzeme alınmaması sebebiyle hastanelerde ameliyatların durduğu ve piyasada bazı ilaçların bulunamadığına dair medyada yer alan iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

“Kur artışı nedeniyle sağlık harcamalarında kısıntıya gidildiği veya idareler tarafından bu tarz talimatlar verildiği iddialarının aslı yoktur” ifadesini kullanan Bakan Koca, AKP hükümetleri olarak ‘Sağlıkta tasarruf olmaz’ düşüncesiyle vatandaşların en iyi seviyede sağlık hizmetine erişimi için eldeki imkanların tamamının seferber edildiğini vurguladı.

Koca, vatandaşların ilaçlarını eczanelerden temin edebilmesiyle başlayan kolaylıklar zincirinin, sağlık kurumlarının halkın kullanımına açılmasıyla devam ettiğini belirterek, sağlık kurumlarının altyapısı ve kalitesinin iyileştirildiğini ve tüm dünyaya örnek olarak gösterilen bir sağlık dönüşümüne imza atıldığını bildirdi.

İLGİLİ HABERSağlıkta geldiğimiz nokta: Aciller dışında ameliyat yasakSağlıkta geldiğimiz nokta: Aciller dışında ameliyat yasak

“İSRAFIN ENGELLENMESİ İÇİN”

Bakan Koca, “Tasarruf gerekçesi ile sağlık hizmetlerinde herhangi bir aksamaya müsamaha göstermemiz mümkün değildir. Ancak bu yaklaşım, israftan kaçınılmayacağı anlamına gelmemektedir. Mevcut ekonomik şartlar içerisinde, israf kalemlerinin engellenmesi konusunda kurumlarımızın, diğer tüm kamu kurumları gibi birtakım tedbirler almaya çalışması da gereklidir” değerlendirmesini yaptı.

Kurdaki artış nedeniyle ithal edilen bazı ilaçların piyasada bulunamadığına dair haberlerin de çeşitli mecralarda yayınlandığını anımsatan Koca, şunları kaydetti:

“Mevcut durumu istismar ederek ilaç ve tıbbi malzemeye erişimi engelleyecek her türlü teşebbüs ve kamuoyunda erişimin engellendiği algısını oluşturacak faaliyetleri Bakanlığımız titizlikle takip etmektedir. Bütün ilaçların piyasada bulunması konusunda saha ekiplerimiz her zaman olduğu gibi denetimlerine devam etmektedir. Tedavi alternatifi ya da eşdeğeri olmaması sebebiyle piyasada bulunması kritik önemde olan bir ürünün sadece fiyatı nedeniyle piyasada bulunmaz hale gelmesine asla müsaade etmemekteyiz. Halk sağlığı için gerekli olan bir ilacın bulunmaması halinde Bakanlığımız gerekli tedbirleri uygulamaya sokarak hastalarımızın mağduriyetine izin vermeyecektir.

Sağlık Bakanlığı olarak ekonomik dalgalanmaların herhangi bir şekilde sağlık hizmetlerini, dolayısıyla vatandaşlarımızın sağlığını etkilememesi için gerekli tedbirleri aldığımız hususunda kamuoyunu bilgilendiririz.”

NE OLMUŞTU?

Sosyal medyada çıkan ‘doktorlara acil durum dışında ameliyat yapmama talimatı verildi’ şeklindeki haberlere göre, Ordu Devlet Hastanesi, KATÜ Tıp Fakültesi Hastanesi, Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi gibi birçok devlet hastanesinde malzeme sıkıntısı nedeniyle acil olmayan ameliyatların ertelenmesi yönünde talimat verildiği öne sürülmüştü.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Sağlık Bakanı’ndan o iddialara yanıt geldi

Damar yolu açtığı hasta tarafından darp edildi 22 Eylül 2018

Hatay’ın İskenderun ilçesinde bir sağlık personeli, acil serviste alkollü olduğu belirtilen bir hasta tarafından darp edildi.

Edinilen bilgiye göre, İskenderun Devlet Hastanesi Acil Servisine 112 sağlık ekipleri tarafından getirilen Sinan O.’ya sağlık çalışanı Yusuf Yörük damar yolu açmak için kabine geçti. Alkollü olduğu belirtilen Sinan O., hastane çalışanlarına bir anda tepki gösterdi. Hastane malzemelerine zarar veren şahsı sağlık çalışanları durdurmaya çalışınca tartışma çıktı. İddiaya göre tartışmanın büyümesiyle sağlık çalışanı Yörük, Sinan O. tarafından darp edildi. Güvenlik görevlilerinin araya girmesiyle son bulan olayda Yusuf Yörük yaralandı.

KÜFRETTİ VE VURDU

Acil servise gece geç saatlerde 112 tarafından getirilen alkollü hasta tarafından darp edildiğini belirten sağlık çalışanı Yusuf Yörük, “Şu anda çok yorgun ve bitkin durumda. Hasta sarhoş olduğu için erkek personel olarak ben damar yolunu açmak için kabine geçtim. Damar yolunu açtığım esnada şahıs sedyeden atlayarak hastanenin malına zarar vermeye başladı. Ben de hastane malzemesine zarar gelmemesi için sedyeyi tuttum. Bana döndü ve küfretmeye başladı ve ardından bana vurarak darp etti” dedi.

Sağlık çalışanlarına yönelik saldırılara bir anlam veremediklerini ifade eden Yörük, “Gelen hastalara annemiz, babamız, kardeşimiz ve bacımız gibi davranıyoruz. Kimseye art niyetimiz yok. Gereken hizmetin en üst seviyesini veriyoruz. Ama karşılığında da biz bunu alıyoruz” diye konuştu.

Olayın ardından sağlık çalışanını darp ettiği iddia edilen Sinan O. gözaltına alındı.

İHA

İLGİLİ HABERSağlıkta ‘beyaz kod' nedir? Ne işe yararSağlıkta ‘beyaz kod’ nedir? Ne işe yarar

Yorum yok Damar yolu açtığı hasta tarafından darp edildi
Kategori: Sağlık

Hastalığı yüzünden dışarı çıkamıyordu. İşte son hali… 20 Eylül 2018

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde 23 yıldır sedefle mücadele eden 42 yaşındaki Musa Sümbül, vücudunu saran hastalığından büyük oran kurtuldu.

Sümbül, gazetecilere yaptığı açıklamada, yaklaşık iki ay önce sedefle mücadelesinin haberlere konu olmasının ardından Ankara’dan bir doktorun kendisine ulaştığını söyledi.

musa-sumbul-aa-2

Konaklama ve yol masraflarının da doktor tarafından karşılandığını anlatan Sümbül, “Sedef, vücudumun neredeyse tamamını ve yüzümü kaplamıştı. Dışarıya çıkamıyordum. İnsanlar korkuyordu. Telefonla çok kişi aradı yardımcı olmak için. Ankara’da bir doktor 50 gün tedavi uyguladı.” dedi.

Tedaviden sonra hastalığından büyük oranda kurtulduğunu ifade eden Sümbül, sokağa çıktığında olumlu tepki aldığını dile getirdi.

musa-sumbul-aa-1

Tedavinin altı ay süreceğini aktaran Sümbül, “Artık rahatça dışarıya çıkabiliyorum. Eskiden beni görenler korkup kaçıyordu. Artık beni görenler yanıma geliyor, tokalaşıyor, sarılıyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Şimdi hayata karşı umutluyum. Tedavimin ardından çalışıp yuva kurmak istiyorum.” diye konuştu.

musa-sumbul-aa-3 musa-sumbul-aa

AA

İLGİLİ HABERSedef hastalığı yüzünden sosyal hayatı yokSedef hastalığı yüzünden sosyal hayatı yok

Yorum yok Hastalığı yüzünden dışarı çıkamıyordu. İşte son hali…
Kategori: Sağlık

DEHB belirtileri nelerdir? 17 Eylül 2018

Dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellikle karakterize nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), en çok okul hayatında belirgin hale geliyor. Erkek çocuklarında kızlara göre daha sık görülen bozukluğun tedavisi mümkün. Uzmanlar erken teşhisin önemine işaret ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, okul döneminde anlaşılan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun tedavi edilebildiğini söyledi.

İLK HAFTA ÇOK ÖNEMLİ

Bu hafta ilkokul 1. Sınıf öğrencileri için okula uyum haftasının başladığını hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, şunları söyledi:
“Okula daha rahat alışabilmeleri için Milli Eğitim Bakanlığı’nın normal eğitim takviminden 1 hafta erken okula gitmeye başlamaları; okulda normalden daha kısa süre kalmaları; öğretmenleri, arkadaşları ve okul ortamını tanımaya fırsatlarının olması ve ebeveynlerin onlara daha rahat eşlik etmesi sağlanıyor.

okul-cocuk-shutter

Bu süreç çocukların okul ile ilgili kaygı ve korkularını azaltarak birçoğunun okula daha rahat uyum sağlamasını ve sorunsuz bir başlangıç yapmalarını sağlaması açısından çok önemli. Okula uygun zihinsel, davranışsal ve duygusal gelişim düzeyine gelen çocukların ilköğretime başlayabildiğini ancak okula başlayan her çocuğun bu gelişim alanlarında yeteri kadar beceri kazanmış olmayabildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Okula başlama için zihinsel gelişim düzeyi ne kadar önemliyse sosyal uyum becerileri ve davranışları kontrol becerisi de o kadar önemli bir yer tutuyor.”

ÖĞRENME İLE İLGİLİ SORUNLAR ORTAYA ÇIKABİLİR

İlkokul ile birlikte akademik öğrenme ve sosyal uyum davranışlarının önemli hale geldiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Çocuklarda okul öncesi dönemde var olan ancak bir şekilde idare edilen bazı sorunlar bu dönemde gün yüzüne çıkabiliyor. Bunlardan birincisi öğrenmeyle ilişkili problemler; özellikle dikkat, derse adaptasyon, konsantrasyon ve öğrenme ile ilgili sorunlar çocukların akademik başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Sınıf içerisinde oturmakta, sınıf kurallarına uyumda sorun yaşama ile kendini gösteren hiperaktivite ve dürtüsel davranışlar ise davranış bozukluğu ile kendini gösterebilir. Bu tarz davranış ve sorunlar sadece çocuğun akademik yönden olumsuz etkilenmesine yol açmaz, bunun yanında arkadaşları tarafından dışlanmasına ve sınıfın “günah keçisi” ilan edilmelerine ve bu etki yoluyla özgüven sorunları ve depresyona sebep olabilir” uyarısında bulundu.

DEHB OKULDA BELLİ OLUYOR

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB); dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ile karakterize nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “DEHB, çocuklarda en sık görülen psikiyatrik durumlardan biridir. Erkek çocuklarında kızlara göre daha sık görülür. Belirtileri erken çocukluk döneminde başlasa da en çok okul hayatında belirgin hale gelmeye başlar” uyarısında bulundu.

DEHB BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, DEHB’nin belirtileri ile ilgili şu bilgileri verdi: “Bu çocuklarda görülen belirtiler; dikkat eksikliği, derse odaklanma ve dikkatin sürdürülmesinde problem, unutkanlık, eşya kaybetme, dış uyaranlarla (gürültü, kalabalık gibi) dikkatin çabuk dağılması, kendisiyle konuşulurken dinlemiyormuş gibi görünme, dikkatsiz hatalar yapma,  ders sırasında konuşma, sınıfta oturmakta güçlük çekme, sürekli yerinden kalkma isteği, sonucunu düşünmeden yapılan hareketler, sabırsızlık ve lafa dalma olarak sıralanabilir.”

DEHB tanısı alan bir çocukta bu belirtilerin hepsinin aynı zamanda bulunmayabileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Bu hastalık için alt tipler tanımlanmıştır. Birinci grupta ‘sadece dikkat eksikliği’ görülmektedir. Bu çocuklar sessiz ve sakin oldukları için genellikle okuldan hiç şikâyet gelmez. Ancak dalgın olduklarından okuldan akademik bir kazanç sağlayamazlar ve genellikle hiperaktif olan gruba göre daha geç tanı alırlar. İkinci grup ‘hiperaktivitesi olan ancak dikkatte bozulma görülmeyen grup’tur. Üçüncüsü ise ‘hem dikkat eksikliği hem de hiperaktivitenin bir arada görüldüğü çocuklar’dır” diye konuştu.

DEHB TEDAVİSİ VAR MI?

DEHB’nin nedeni ve tedavisi hakkında yapılan birçok bilimsel çalışma olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Tedavisi mümkün ve oldukça yüz güldürücüdür. Öncelikle bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından çocuğun DEHB olup olmadığı belirlenmelidir. Tedavi çocuğu hayati risk taşıyabilecek kazalardan koruyabilmek, gerçek akademik performansını ortaya koyma şansını sunmak, aşırı hareketlilik ve dürtüselliğinin kontrol altına alınması, tedavi edilmediğinde oluşabilecek riskli durumlardan korumak için gereklidir” tavsiyesinde bulundu.

İLGİLİ HABERVitamin eksikliği, çocuğun başarısını olumsuz etkiliyorVitamin eksikliği, çocuğun başarısını olumsuz etkiliyor

Yorum yok DEHB belirtileri nelerdir?

Apandisit nedir? Apandisit tedavisi nasıl yapılır, belirtileri nelerdir? Nasıl anlaşılır? 15 Eylül 2018

Apandisit genellikle 10 ila 30 yaşları arasında görülür. Apandisit, harın ağrısı, kusma, hafif ateş, iştahsızlık, kabızlık gibi belirtilerle ortaya çıkan, patlaması hayati tehlike yaratabilir. İşte apandisit tedavisi, belirtileri ve tüm merak edilenler…

APANDİSİT NEDİR?

Apandisit, kalın bağırsaktan uzanan 6-9 cm uzunluğunda ve 2-3 cm kalınlığında bir doku tüpü olan apendiksin iltihaplanmasıdır. Karnın sağ alt tarafında kalın bağırsağın olduğu bölgede bulunur.

APANDİSİT AĞRISI NASIL ANLAŞILIR?

– Karnınıza hafifçe bastırın. Dokunmak bile özellikle karnın sağ kısmında ağrıya neden oluyorsa doktorunuzu aramanız gerekir.
– Karın bölgesine bastırdığınızda bu bölge normalden daha sert ya da şiş hissediliyorsa (ağrıyla birlikte) apandisit olabilir.
– Apandisit ağrısı yürümenizi zorlaştırabilir. Ayağa kalkın ve yürüyün, yürürken dahi ağrı yaşıyorsanız bunun nedeni apandisit iltihaplanması olabilir.
– Ek olarak fetüs pozisyonunda kıvrılarak yatmak ağrıyı hafifletiyorsa ağrı büyük ihtimalle apandisit yüzünden oluşuyordur.

Nedeni ne olursa olsun bu ağrılar geçmiyorsa ve şiddetleniyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gitmeniz önerilir.
apandisit-nedir

APANDİSİT NEDEN OLUR?

Birçok durumda apandisit nedeni tam bilinmeyebilir, birden fazla neden olabilir. Bazen apandisitte bir tıkanıklık ve enfeksiyon olabilir ve tam tıkanıklık acil ameliyat gerektirebilir. Obstrüksiyon sıklıkla dışkı maddelerinin birikiminden kaynaklanabilir yada aşağıdaki durumlarda neden olabilir:

– Büyümüş lenfoid folliküller
– Kurt, parazitler
– Travma veya yaralanma
– Tümörler

APANDİSİT BELİRTİLERİ

– İştah kaybı
– Mide bulantısı
– Ağrılar başlamasının ardından kusma
– Karın bölgesinde şişme
– Gazla birlikte görülen kabızlık ya da ishal
– Gaz çıkarmakta zorlanma
– Ateş, genellikle 38 C’nin üzerine çıkmaz
– Rektum bölgesinde ağrı
– Ağrılı idrara çıkma

Belirtilen semptomlardan herhangi birine sahipseniz, derhal tıbbi yardım alın, çünkü zamanında teşhis ve tedavi çok önemlidir. İltihaplı apandisitin yırtılmasına neden olabilecek herhangi bir ağrı kesici, müshil içmeyin veya ısıtma yastığı kullanmayın.

APANDİSİT NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Apandisit tanısı zor olabilir. Apandisit semptomları genellikle safra kesesi problemleri, mesane veya idrar yolu enfeksiyonu, Crohn hastalığı, gastrit, bağırsak enfeksiyonu ve yumurtalık problemleri gibi diğer rahatsızlıklara çok benzer veya belirsizdir.

Tanıya yardımcı olmak için genellikle aşağıdaki testler kullanılır:

– Inflamasyonu tespit etmek için karın muayenesi
– İdrar yolu enfeksiyonu dışlamak için idrar testi
– Rektal muayene
– Vücudunuzun enfeksiyonla savaştığını görmek için kan testi
– CT taraması ve / veya ultrason

APANDİSİT NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Apandisit olarak adlandırılan tüpü çıkarmak için cerrahi, hemen hemen tüm apandisit vakaları için standart tedavidir. Hastanın karnının sağ alt bölgesinde bulunan kalın bağırsağın olduğu bölgede açılan cerrahi yarıktan hastalıklı parça alınır ve gerekli görüldüğü durumlarda patolojik incelemeye gönderilir. Apandisin alınmasıyla gerçekleştirilen apandisit ameliyatının sonrasında herhangi bir problemin yaşanması söz konusu değildir. Yani apandisin vücutta olmaması bu zamana kadar hiç bir hastaya problem yaşatmamıştır. Ancak her ameliyatta olduğu gibi apandisit ameliyatında da hastanın ağırlık durumuna göre, bir iyileşme süreci vardır.

İLGİLİ HABERSafra kesesi taşı nedir? Safra kesesi taşı nasıl oluşur? Belirtileri ve tedavisi...Safra kesesi taşı nedir? Safra kesesi taşı nasıl oluşur? Belirtileri ve tedavisi…İLGİLİ HABERBöbrek taşı nedir? Böbrek taşı neden olur? Belirtileri ve tedavisi...Böbrek taşı nedir? Böbrek taşı neden olur? Belirtileri ve tedavisi…

Yorum yok Apandisit nedir? Apandisit tedavisi nasıl yapılır, belirtileri nelerdir? Nasıl anlaşılır?

Şirpençe nedir? Şirpençe hastalığının nedenleri, belirtileri ve tedavisi… 17 Ağustos 2018

Aslında adı aslan pençesi çıbanı olan Şirpençe nedir? Şirpençe neden olur? Halk arasında şirpençe olarak bilinen hastalığın belirtileri ve tedavisi ile ilgili tüm detaylar haberimizde…

ŞİRPENÇE (ASLAN PENÇESİ) NEDİR?

Tıptaki adı karbonküldür. Daha çok ense, vücutta kaba et olarak bilinen yerde ve sırt bölgesinde birden çok çıbanın birleşmesiyle meydana gelen hızlı bir şekilde yayılan bir çıban türüdür. Enfeksiyon temas ile başka insanlara kolayca bulaşır. Derinin alt tabakasında cerahat oluşumları gözlenir. İnsanı ölüme kadar götürebilen bir hastalıktır ama tedavisi kolay bir hastalıktır. İlk görünüşte basit bir çıbana benzer. Rengi koyu kırmızıdır.

ŞİRPENÇE NEDEN OLUR?

Bu hastalığa genellikle stafilokoklar neden olur. Birden fazla kıl keselerinin enfeksiyon kapmasıyla oluşmaktadırlar. Stafilokoklar, mikroskop altında incelendiğinde ise daha çok üzüm taneleri gibi görünüşü olur. Şirpençe (Aslan pençesi) hastalığına erkekler kadınlardan daha yatkındır. Bu durum yaşlı ve hasta kişilerde, bağışıklık sistemi güçlü olmayan kişilerde ve diyabeti olan erkeklerde daha sık rastlanır. Sağlık şartlarının iyi olmaması, giysi tahrişleri, fiziksel yıpranma, akne, dermatit, permisyöz anemi de hastalığın diğer nedenleri arasındadır.

İLGİLİ HABERCilt lekeleri neden olur? Cilt lekesi türleri...Cilt lekeleri neden olur? Cilt lekesi türleri…

ŞİRPENÇE BELİRTİLERİ

Başlangıçta hafif ağrı ve kaşıntı şeklinde kendini göstermekle beraber bu kaşıntı ve ağrı gün kadar sonra geçer. Daha sonra çıban tekrar kendini göstererek hızlı bir şekilde büyür. Tahta sertliğinde, dokunulduğunda şiddetli ağrısı olan, ateş, titreme, halsizlik ve baş ağrısı gibi şikayetlere yol açar. Çıbanın ucu sarı ya da beyaz renkte olup, kendi kendine patlayıp içindeki sıvıyı atar.

ŞİRPENÇE TEDAVİSİ

Sathi ve derideki çıbanlarda ilk yapılacak iş kabukları kaldırmaktır. Cerahatlenme veya sulanma geçinceye kadar antiseptik sıvılarla pansuman yapmak lazımdır. Çıban olan bölgeye günde birkaç defa sıcak sulu kompreslerin uygulanması faydalı olur. Daha sonra antibiyotikli merhemler kullanılır. Başlamakta olan çıbanlarda kara merhem kullanmak çok defa çıbanın bir an önce yumuşamasını sağlar. Çok gergin ve derin şirpençeleri cerrahi olarak açmak hastayı rahatlatır.

Hastaya ayrıca antibiyotik de verilmelidir. Sık sık tekrarlayan çıban durumunda buna sebep olabilecek durumlar araştırılmalıdır. Şeker hastalığı, aşırı zayıflık, Kaşıntı yapan durumlar (parazit, müzmin iltihabi odaklar, allerjiler vb.), derinin uzun süre suya maruz kalarak yumuşaması, vücudun bağışıklık sisteminin bozuk olması çıbanların ortaya çıkmasını kolaylaştırır.

İLGİLİ HABERVücudunuzdaki sivilceleri sakın sıkmayın!Vücudunuzdaki sivilceleri sakın sıkmayın!

Yorum yok Şirpençe nedir? Şirpençe hastalığının nedenleri, belirtileri ve tedavisi…

Sıcak kemoterapi nedir? (Periton cerrahisi ve intraperitoneal kemoterapi nedir?)

RÖPORTAJ: BİRGAN BİLEKE

Doktor olmaya karar verdiğiniz ilk anı bizimle paylaşır mısınız?
Ben doktor ruhuyla doğmuşum. Daha 5 yaşlarında küçücük bir çocukken oyunlarımı doktor olarak kurup hayatımın mesleğini doktor olarak tanımlamışım. O zamanlar oyuncak bebeklerimin muayenelerini yapardım. Yaralanan tüm hayvanları iyileştirmeye çalışır, akvaryumumuzda ölen balıkların içini ciddiyetle inceleyerek analizler yapardım. Çokbilmiş bir çocuktum. Üniversite sınavında da tek tercihim tıp fakülteleri oldu.

emel-canbay

Tıpta branş olarak genel cerrahi ve moleküler onkolojiyi seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Tıp fakültesinde öğrenciyken yanı başımızdaki ülkede Çernobil olayı yaşandı. O dönemde bilim insanları, kadınlarda en sık görülen meme kanserinin ve dünyada 3. sıklıkla görülen kolon ve rektum kanserlerinin, tiroit kanserlerinin ve diğer kanserlerin çok sık görüleceğini belirtmişti. Çünkü gezegenimizde oluşan lokal bir olay atmosfer yoluyla tüm gezegenin etrafını sarabiliyor. Herkes de bundan nasibini alıyor. Öncelikle kanserin şifresinin DNA yazılımlarında gizli olduğunu bildiğimiz için bir bilim insanı olarak onkolojinin moleküler temelini anlamaya ve sonrasında da çözüme yönelmeyi hedefledim. Bu amaçla önce başladığım temel bilim yolunu klinik ve cerrahiyle birleştirerek çözüleceğini gördüm. Genel cerrahi gibi çok geniş bir konunun içerisinde, onkoloji alanında moleküler temelli bilgiyi rehber ederek bir cerrahi yapılabileceğini düşündüm.

OBJEKTİF ÇÖZÜM ARAYIŞLI BİLİM İNSANI

Türkiye’de eğitim aldıktan sonra Londra, İngiltere ve İtalya’da tıp eğitimine devam etmiş olmanın size getirdiği artılar neler?
İngiltere’de tıp eğitimi aldıktan sonra doktoramı meme kanseri biyolojisi üzerine ve şu anda akıllı ilaçlar denilen moleküller üzerine tamamladım. Meme kanseri açısından sık görülen ülkeler arasında yer alan ülkemde meme cerrahı olarak çalışabilmemin temeli buradan gelir. İtalya’da da, günümüzde immün tedavi ya da aşı tedavisi denilen konularda çalıştım. Tıp eğitimi ve bilimsel çalışmalar evrensel olduğundan, ülke dışında da bu eğitimlere devam etmek insanı objektif, çözüm arayışlı bilim insanı yapıyor.

Biraz da Japonya bursunuzdan bahseder misiniz?
İtalya’da, Milano’da katıldığım bir kanser konferansında konuşmacı olarak Japonya’dan gelen, periton metastazları konusunda çalışan Yutaka Yonemura’nın verdiği bir konuşma sonrası sorularım ilgisini çekti. Bana “Bu konuyu merak ediyor musunuz?” diye sordu ve özgeçmişimi istedi. Bu istek, Japonya’da periton kanseri konusundaki çalışmalarımın başlangıç noktası oldu. Japon Sağlık Bakanlığı’ndan verilen bursla bu konuda eğitim almaya hak kazandım.

Yutaka Yonemura kimdir?
Yutaka Yonemura, karın zarına yayılan mide kanseri ve kolon (bağırsak) kanseri ve yumurtalık kanseri, karın zarından başlayan mezotelyoma gibi hastalıklarda ve appendiks (psödomiksoma peritonei) kanseri üzerine uzmanlaşmış ve bu konuda moleküler çalışmalar yürüten bilim insanı. Ayrıca Japonya’da Periton Kanser Tedavi Merkezi’ni kuran bir cerrahtır.

Daha sonra Washington’da Paul H.Sugarbaker’in yanında çalışmışsınız. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
Sıcak kemoterapi, karın içi kemoterapi ve Periton Cerrrahisi’nin duayeni Paul H. Sugarbaker’dan el almak benim için ayrı bir onur. Kısa süreli olmak üzere Washington da bulunduğum sürede yaptığımız cerrahiyle ve konu üzerindeki çalışmaları tekrar gözden geçirip hastalarımıza nasıl daha fazla yardımcı olabiliriz diye uzun zaman harcadık. Orada hem Doğu’nun (Japonya), hem de Batı’nın (Amerika) karın içi kanserleri konusunda yaklaşımlarını karşılaştırma, değerlendirme ve bir senteze varabilme olanağını elde ettim. Ülkemizdeki Periton Kanseri Tedavi Merkezi’ni Japonya ile afiliye olarak kurulmasında ve yürütülmesinde sonsuz destek ve yardımları oldu.

İÇTEN GELEN BİR SEVGİ PATLAMASI

emel-canbay-1

Tedavi konusunda başarılı sonuçlar elde etmenizin yanı sıra, onlarla yakından ilgilenme tarzınız da oldukça ilgi çekici. Doktor olmasaydınız bu duygunuza hitap eden hangi mesleği seçerdiniz?
Bu kesinlikle içten gelen bir sevgi patlaması… Her zaman, “Eğer hastalarımın yerinde ben olsam ne isterdim?” diye düşündüğüm için onlarla hep birlikte büyük bir aile oluyoruz. Tüm hastalara her zaman sağlık ve şifa diliyorum. Sonsuz sevgi ve onlara hizmet vermek benim için onur verici. Doktor olmasaydım yine insanlara sevgi ve güvenle hizmet veren bir öğretmen olurdum.

Tıp bilgisi olmayan birine açıklamanız gerekirse, periton cerrahisi ve intraperitoneal kemoterapi nedir?
Bizim ilkemiz olan cümle şu: “İnsanları kanser ve cerrahisi değil, gözle görülemeyen tümörler öldürür”. Bu nedenle organ dışına ya da duvarına çıkmış tümörlerin alınmasından sonra eklenilecek ameliyat masasındaki işlemler hayat kurtarır. Bu iş kısaca bunun başarılması işlemidir. Bu işlem dünyada özel merkezlerde ve ülkemizde de özelleşmiş merkezlerde uygulanılabilen bir yöntemdir.

“Ameliyat masasındaki işlemler” dediğiniz, gözle görülmeyen kanser hücrelerini ameliyat sırasında sıcak kemoterapiyle yıkayarak temizlemek hastaya ne gibi avantajlar sağlıyor?
Kanserde ölüm, gözle görülemeyen tümör hücreleri nedeniyle oluyor. Standart ameliyatlardan sonra hastalığın tekrarlamasının en sık sebebi de bu. Bu tümör hücreleri zaten birkaç ay sonra herkesin görebileceği büyüklüğe ulaşıyor ve vücudu istila ediyor. Bu tümörlerin hasta tarafından fark edilmesi ise genellikle ameliyat ve tedavilerinden sonraki 12-18. aya tekabül ediyor. Bu nedenle tümörlü dokular ve karın zarı alındıktan sonra bu gözle görülemeyen tümör hücreleri için eklenilecek bir sıcak kemoterapi işlemiyle, hastaların sağ kalma süresi uzuyor ve tedavi olanağı sağlanıyor.

İDEAL HASTA GRUBU…

Sıcak kemoterapi uygulamasına uygun hasta olmak için hangi özelliklere sahip olmak gerek?
Hastalığın tanısı konulduktan sonra ameliyat edilmeden değerlendirilebilen ve tedaviye alınan hastalar en uygun hastalardır. Tümörün tamamen temizlenebildiği hasta grubu, ideal hasta grubudur, Temizlenemediği durumlarda dahi uygulanan sıcak kemoterapi kesinlikle yaşam süresini uzatır – asiti, karın içinde su toplanmasını kontrol eder- ve hatta tedavi için bir şans verebilir. Yumurtalık kanseri, appendiks kanseri, kolon ve kalın bağırsak kanseri ve mide kanseri ile karın zarından başlayan mezotelyoma gibi direkt karın zarı kanserleri bu yöntemle tedavi edilebilir. Bu yöntemle özellikle yumurtalık ve appendiksin kanseri tedavisinde çok iyi sonuçlar alıyoruz.

Tıpta, özellikle de kanser gibi ciddi bir olayken tedavi konusunda yeni bir yöntemi hastalara anlatmakta en çok zorlandığınız an hangisi oldu?
Ne yazık ki, “O bir şeyler yapıyor ama bilgimiz dahilinde değil” denilmesi ve “Sıcak kemoterapi tedavisi son aşama tedavidir” denilmesi beni çok zorluyor. Başlangıcı 30 yıl önceye dayanan sıcak kemoterapi bilgisinin günümüz tıbbında yeni bir bilgiymiş gibi sunulması da problem. En zoru da, bu işlemden yarar görebilecek hastaların tedaviden fayda göremeyecekleri yollar ve yöntemlerle zaman kaybetmesi, zamanı bu şekilde harcayıp da son dönemde bana ulaşan hastalarıma benim de yardım edemeyeceğim an’lar.

sicak-kemoterapi-nedir-shutter

Kanser tedavisiyle ilgili yeni gelişmeler konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Son yıllarda özellikle 30 yıldır karın içi organlardan başlayan tümörlerin tedavisinde çok şey değişti:
– Artık tek bir tarifle bir kanser türü tedavi edilemiyor. Adı aynı da olsa her hastanın tedavisi birbirinin aynısı olamıyor.
– Her hastaya, hastanın tümörünün özelliklerine ve hastanın kendisinin özelliklerine göre tedavi seçeneği sunuluyor. Bu durum gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde ‘hasta hakları’ olarak tanımlanıyor.
– Karın içi kanser tedavilerinde son yıllarda kullanılan yöntem, zaman planlaması ve yollar da değişti. Artık ameliyat masasındayken uygulanan ilaçlı ısıtılmış ya da basınçlı ilaç uygulamalarıyla önlenebilir ölüm sebeplerinin önüne geçmeyi hedefliyoruz ve başarıyoruz.

GERÇEK BAŞARI BİR İNSANIN HAYATINA DOĞRU ŞEKİLDE DOKUNABİLMEK

Kullandığınız tedavi konusunda eleştiri alıyor musunuz?
Ülkemiz insanı bu konudaki yenilikleri çok sıkı takip ediyor. Özellikle Amerika’dan ya da Japonya’dan ya da diğer ülkelerden bu konuda yazdığım uluslararası kitaplar, yayınlar ve yaptığım konuşmalar nedeniyle bilakis bu tedavi için gelenler ve yöntemi öğrenmeye çalışanlar oluyor.

Adınız ve başarınız dünya çapında duyulmuş durumda. Bu, size neler hissettiriyor?
Gerçek başarı bir insanın hayatına doğru bir şekilde dokunabilmek ve ona yardım edebilmek. Bunu tüm hastalarıma ve ailelerine yapabildiğim için kendimi çok iyi hissediyorum. Yapabileceğimiz daha çok şey var ama bu işin çözülebildiğini görmek beni çok umutlandırıyor.

Türkiye’de Sağlık Bakanı olsanız, ilk olarak neleri değiştirirsiniz?
1-Ülkemizde kanser tedavileriyle ilgili gelinen son noktaların yalın bir dille hastalara aktarılmasını ve toplumun hasta hakları hakkında bilgi sahibi olmasını sağlardım.
2-Ülkemizde başlatılan kanser taramalarını daha etkili ve ulaşılabilir hale getirirdim.
3-Gerçekten ihtiyacı olan karın zarı kanseri olan ve ya karın zarı kanseri gelişebilme riski olan hastaların modern tedavi seçeneklerinden faydalanabilir hale getirilmesi ve direkt eğitimini alan merkezlere hastalara zarar vermeden yönlendirilmesini ve bunun sağlık güvencesinde olabilmesini sağlardım.
4-Toplumda yıpratılan sağlık çalışanı algısının layığını oluşturmak için gerekli çalışmaları başlatırdım.
5-İşlevsel bir sağlık sistemi kurup, bu sistemi bireysel egemenlik alanlarından arındırırdım.
6-Kanser cerrahlarını, kanser tedavi merkezlerini, kanser araştırmalarını ulusal kanser araştırma merkezi olarak kanser tedavi merkezleri alanında kurardım. Çünkü konumu nedeniyle ülkemiz Japonya ve Amerika’dan daha şanslı.
7-Kanser Tedavi Merkezleri arasında koordinasyon ve rotasyon sistemlerini geliştirerek bireysel egemenlik alanlarını çözerdim.

İLGİLİ HABERKanserle savaşta büyük umut: İmmünoterapiKanserle savaşta büyük umut: İmmünoterapi

Yorum yok Sıcak kemoterapi nedir? (Periton cerrahisi ve intraperitoneal kemoterapi nedir?)