Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Ağız Yarası Nedenleri 8 Şubat 2019

Bu nedenle de, kişiden kişiye geçmemektedir. Ağız yaralarına sahip olan biriyle öpüşmek ya da bardakları veya çatal bıçakları ortak olarak kullanmak, bu yaraların size de geçmesine yol açmamaktadır.

Ağızda meydana gelen ufak hasarlar bile ağız yaralarına neden olabilmektedir. Yemek yediğinizde, yanağınızı yanlışlıkla ısırarak ya da diş fırçasını yanlış kullanarak ağız içinde hasarlara meydana gelmesine sebebiyet verebilirsiniz.

Tekrarlayan ağız yaralarının nedeni genellikle bilinmemektedir. Bununla birlikte, bir takım faktörler tekrarlayan ağız yarası riskini artırabilmektedir. Ağız yaralarını tetikleyen faktörler şunlardır:

·         Stres ve anksiyete

·         Ağız travması (örneğin, aşırı diş fırçalama ya da keskin veya sert gıdalar çiğneme)

·         Hormonal değişiklikler

Bazı kadınlar özellikle adet dönemlerinde ağız yaraları geliştirmektedir. Bu, adet döngüsü sırasında vücudunuzdaki hormon düzeylerinde meydana gelen değişikliklerden kaynaklanmaktadır.

Bazı gıdalar yemek de ağız yaralarının gelişme olasılığını artırabilmektedir. Ağız yarası riskini arttırdığı düşünülen bazı gıdalar şunlar olabilmektedir:

·         Çikolata

·         Kahve

·         Yer fıstığı

·         Badem

·         Çilek

·         Peynir

·         Domates

·         Buğday unu

Tekrarlayan ağız yaralarına sahip olan kişilerin yaklaşık olarak % 40 kadarında ağız yaralarıyla mücadele eden bir aile bireyi bulunmaktadır.

Sigarayı Bırakmak

Kişi sigarayı bıraktığında, ağız yarası geliştirme riski normalden daha fazla olabilmektedir. Bu vücudun normal bir reaksiyonudur. Vücut, sigara geçmişinden kaynaklanan kimyasallardaki değişimlerle mücadele etmektedir.

Sigarayı bıraktıktan sonra ağızda çıkan yaraların artması geçici bir durumdur. Bunun sigarayı bırakmanızı engellemesine izin vermemelisiniz. Sigara içmenin uzun vadeli sağlığa olan zararları, ağız yaralarının yaşattığı kısa süreli rahatsızlıktan çok daha büyüktür.

Altta Yatan Başka Tıbbi Nedenler

Tekrarlayan ağız yaralarının altında yatan başka bir tıbbi durum mevcut olabilmektedir. Ağız yaralarının sürekli olarak çıkmasına neden olabilecek tıbbi durumlardan bazıları şunlardır:

Vitamin B12 eksikliği: B12 vitamini, kırmızı kan hücrelerinin yapılmasına yardımcı olmakta ve vücudun sinir sistemini sağlıklı tutmaktadır. Dolayısıyla, B12 vitamini eksikliği yorgunluk, nefes darlığı ve ağız yaralarına neden olabilmektedir.

Demir eksikliği: Demir eksikliği durumunda, kırmızı kan hücreleri yeteri kadar oksijeni taşıyamamaktadır. Bu da daha yorgun ve uyuşuk hissetmeye yol açmaktadır. Baş dönmesine de neden olan demir eksikliği, bazen ağız yaralarının gelişmesine sebebiyet verebilmektedir.

Çölyak hastalığı: Çölyak hastalığı, buğday, çavdar ve arpa gibi gıdalarda bulunan gluten isimli bir proteine karşı hassasiyete sahip olma durumudur. Durum, ince bağırsağın iltihaplanmasına neden olmaktadır. Ağız yarası da çölyak hastalığı olan erişkinlerde yaygın olarak ortaya çıkan bir belirtidir.

Crohn: Crohn hastalığı bağırsak iltihaplanmasına neden olan bir hastalıktır. Ağızda yaraların gelişmesine yol açabilmektedir.

Reaktif artrit: Reaktif artrit, vücuttaki başka bir enfeksiyona karşı oluşan bir reaksiyondur. Bazen ağza yayılan iltihaplanmaya da neden olarak ağız yaralarını tetikleyebilmektedir.

Zayıf bir bağışıklık sistemi: Vücudun bağışıklık sistemine saldıran veya bastıran herhangi bir durum ağız yarasının gelişmesine neden olabilmektedir. Örneğin, HIV gibi bağışıklık-baskılayıcı bir hastalık durumunda ağız yaraları ortaya çıkabilmektedir.

İlaca Karşı Reaksiyon

Bazı durumlarda ağız yaraları, alınan bir ilaca tepki olarak ortaya çıkabilmektedir. Ağız yarasına neden olabilecek bazı ilaçlar şunlardır:

·         Non steroid antiinflamatuar ilaçlar: İbuprofen ve aspirin gibi ağrı kesici ilaçlar ağız yarasını tetikleyebilmektedir. (16 yaşın altındaki çocuklara aspirin verilmemelidir.)

·         Nicorandil: Nicorandil bazen anjin tedavisinde kullanılan bir ilaçtır ve ağız yarasına neden olabilmektedir.

·         Beta blokerler: Beta blokerler, anjin, kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve anormal kalp ritimleri gibi kalbi ve kan akışını etkileyen çeşitli koşulları tedavi etmek için kullanılmaktadır ve ağız yarasına neden olabilmektedir.

İlacın kullanılmaya başlamasıyla ya da dozaj artırılmasıyla ağız yaraları ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, bu genellikle geçici bir durumdur. İlaç nedeniyle ağız yarası problemi yaşıyorsanız, bu konuda doktorunuzdan tavsiye alabilirsiniz.

Diğer Nedenler

Ağız yarasına daha az sıklıkla neden olan diğer durumlar şunlar olabilmektedir:

Herpes simpleks enfeksiyonu: Ağızda ve cinsel organlarda yaraların oluşmasına neden olabilen bu virüs, ağızda da yaraların gelişmesine yol açabilmektedir.

Anemi: Az sayıda kırmızı kan hücresi üretilmesiyle ortaya çıkan anemi, ağız yaralarına neden olabilmektedir.

Bazı cilt koşulları: Liken planus (deride düz, mavi veya mor renkli cilt lezyonlarının bulunması) ve anjina bülloza hemorajika (patlarlarsa ülsere dönüşen kan dolu kabarcıklar) gibi cilt koşulları ağız yaralarına neden olabilmektedir.

Gastrointestinal hastalıklar: İrritabl bağırsak sendromu ve gastroözofageal reflü hastalığı ağız yarasını tetikleyebilmektedir.

Farenjit: Boğaz ağrısı ile karakterize olan farenjit, ağız yarasına da yol açabilmektedir.

Suçiçeği: Hafif ama son derece bulaşıcı bir durum olan suçiçeği, kaşıntılı bir döküntü oluşturmaktadır. Sonuç olarak, ağız içinde çıkan yaraları da tetikleyebilmektedir.

El, ayak ve ağız hastalığı: Enterovirüs olarak bilinen bir çeşit virüsün neden olduğu yaygın ve hafif bir hastalıktır.

Ağız Yarası Nedir?

Ağız içinde meydana gelen yaralar, yemek yemeyi ya da konuşmayı oldukça zorlaştırabilen yaralardır. Genellikle, zararsız olan ağız yaraları, ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle ortaya çıkmadıysa, bir ya da iki hafta içinde kendiliğinden iyileşmektedir.

Ağız Yarası Tedavisi

Ağız yarası nasıl geçer? Ağız yaraları genellikle herhangi bir tedaviye ihtiyaç duyulmadan kendi kendine iyileşmektedir. Diğer yandan, iyileşmesini hızlandırmak ve ağrıları hafifletmek için şu yöntemler etkili olabilmektedir:

·         Dişleri ve dili dikkatli fırçalamak

·         Yaşam tarzı değişiklikleri

·         İlaç tedavisi

Ağız Yarası İçin Hangi Doktora Gidilir?

Ağız yarası tanısı ve tedavisi için bir kulak, burun, boğaz uzmanına (KBB) başvurabilirsiniz. Ağız yaraları diş problemleri nedeniyle ortaya çıkıyorsa, bir diş doktorundan da yardım alabilirsiniz.

 

Yorum yok Ağız Yarası Nedenleri

Eşini hastaneden almaya giden doktoru, hasta yakınları darp etti 21 Aralık 2018

Mardin’in Midyat İlçe Devlet Hastanesi’nde görev yapan göz doktoru Yaşar Dağ, doktor olan eşini almak için gittiği sağlık merkezinde, hasta yakınları tarafından dövüldü. Hastanede tedaviye alınan göz altı ve burun kemiği ile el parmağı kırılan Yaşar Dağ, tedaviye alınırken, olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı.

Midyat Devlet Hastanesi’nde görevli göz doktoru ve aynı zamanda Midyat Zahuran Derneği Başkanı olan Yaşar Dağ, dün saat 16.30 sıralarında aile hekimi olan eşi İmen Dağ’ı almak için çalıştığı Midyat Bağlar Aile Sağlık Merkezi’ne gitti. Yaşar Dağ, burada eşiyle hasta yakınlarının tartıştığını görüp, müdahale etti. Yaşar Dağ, hasta yakınları tarafından darbedildi. Aldığı darbelerle yaralanan Dağ, çağrılan ambulansla Midyat Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Doktor Yaşar Dağ’ın tedavisi sürerken, olayı duyan meslektaşları ve yakınları hastaneye akın etti.

mardin-dha

Polis ekipleri, olaya karıştıkları iddiasıyla S.Ç., E.Ç. ve İ.E.’yi gözaltına aldı.

Midyat Devlet Hastanesi önünde toplanan doktor Yaşar Dağ’ın meslektaşları ve yakınları, basın açıklaması yaparak, olaya tepki gösterdi. Dağ’ın ağabeyi Celal Dağ, “Kendisi bana telefon açtı, ‘bize saldırıyorlar, dövdüler’ diye. Ben de gittim, kardeşime bir bakayım dedim. Ağzı burnu kan revan içindeydi. Biz onu ambulansa getirirken, oradan yine saldırdılar. Ben bu olayı kınıyorum, bunların yanında kalmasın, devletimizden çok rica ediyoruz” dedi.

Yaşar Dağ’ın akrabası öğretmen Hazni Acar da, “Doktor Yaşar Dağ’ın eşi İmen Dağ, sağlık ocağında yeni göreve başlamış. Söz konusu olan kişiler, ilaç yazdırmaya gidiyorlar, yanlarında hastaları yok. Doktor hanım yasal haklarına dayanarak, ‘hasta olmadan ben ilaç yazamam’ demiş. Bu yasal hakkı. Oradaki kişiler, doktor hanıma hakaret ediyorlar. Doktor Bey tesadüfen mesai bitiminde eşini almaya gidiyor. Eşini almaya gittiği sırada olayla karşılaşıyor. Olayı sorgularken, saldırganlar, doktor beye saldırıp darp ediyorlar. Ambulansa haber verildiği sırada yakınları ve çevredeki insanlar yardım ettiği sırada tekrar bu saldırganlar doktor ambulanstayken bile doktora saldırmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

Hastaneye gelen Aile Hekimi Mehmet Nafi Güneş de saldırıya uğrayan doktor Yaşar Dağ’ın sağlık durumuyla ilgili bilgi verdi. Doktor Güneş, “Göz altı kemiği kırık durumda, burun kemiği kırık durumda, el parmağı kırık durumdaydı. Çok kötü bir şekilde 3-4 kişi tarafından darp edilmiş. Doktor Yaşar Hocamız, devlet hastanesinde göz hekimimiz. Eşini almaya geldiği sırada bu tartışmayla karşılaşıyor ve bu şekilde olaya müdahil olmuş oluyor. Yani Yaşar hocamız olmasa bayan doktor arkadaşımız darp edilecekti” dedi.

Şüphelilerin sorgusunun sürdüğü bildirildi.

DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Eşini hastaneden almaya giden doktoru, hasta yakınları darp etti

Obezite Cerrahisinde Tüp Mide Ameliyatları 17 Aralık 2018

Tüp mide, laparoskopik olarak uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Bu yöntem sayesinde midenin bir kısmı alınır. Midenin bir kısmının alınması durumu hastaların daha az yemek yeme ve daha az açlık hissetmesine neden olur. Tüketilen besin, sindirim sisteminin farklı bölgelerinden her zamanki doğal sırasından geçer ve böylece vücut içinde tamamen emilir. Tüp mide ameliyatları hastaların ameliyata uygun olması ve ameliyat sonrası birkaç noktaya dikkat edilmesi durumunda riskli bir yöntem değildir. Bu yöntem genellikle orta riskli bir ameliyat olarak görülmektedir. Vücut kitle endeksi 35 ve üzeri olan kişilerde tüp mide ameliyatları uygulanmaktadır. Bu yöntem herkese uygun bir yöntem değildir.

Uyku apnesi,
Yüksek tansiyon,
Sindirim sistemi problemleri,
Kalp hastalıkları,
Karaciğer yağlanması,

Şeker hastası olan kişilere tüp mide yöntemi uygulanmaktadır.

TÜP MİDE AMELİYATLARI SONRASI BESLENMEYE DİKKAT

Tüp mide ameliyatları kişinin kilo vermesine yardımcı olduğu gibi hormonların düzenlenmesine de yardımcı olmaktadır. Genellikle kendi çabalarıyla kilo veremeyenlerin başvurduğu tüp mide ameliyatları sonrasında beslenme ve egzersize dikkat etmek gerekmektedir. Ameliyat sonrasında hastalar sıvı ve katı gıdaya kademeli olarak geçiş yapmalıdır. Hastalar ilk önce sıvı gıda ile beslenmelidir. Ameliyattan sonraki 2 hafta gıdalar püre olarak tüketilmelidir. Bu sürecin sonunda ise katı gıdaya geçiş yapılabilir.

Tüp mide ameliyatlarından sonra temel amaç obeziteye neden olan etkenlerin ortadan kaldırılmasını sağlamaktır. Hastanın ameliyat sonrası eski alışkanlıklarını devam ettirmesi kilo kaybını zorlaştırır ya da verilen kiloların tekrar alınmasına neden olur. Ameliyat sonrasında kişiye özel olarak hazırlanan diyet listesine uyulması gerekmektedir. Lokmaları yavaş bir şekilde çiğnemek ve yavaş yemek yeme alışkanlığının kazanılması gerekmektedir. Obezite cerrahisinde ameliyat kadar ameliyat sonrası da oldukça önemlidir. Hastanın ameliyat sonrasında da aynı kararlılığa sahip olması, düzenli doktor kontrollerini yaptırması ve verilen diyet programına uyması son derece önemli ve dikkat edilmesi gereken bir konudur.

Yorum yok Obezite Cerrahisinde Tüp Mide Ameliyatları

Aile hekimi değiştirme işlemi nasıl yapılır? 8 Aralık 2018

Aile hekimi değiştirme işlemi, e-Nabız portalı ve e-devlet e nabız sistemi üzerinden gerçekleştirilebiliyor. İşte aile hekimi değiştirme işlemi…

Aile hekimini değiştirmek için Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği Aile hekimi değiştirme başvuru formunu doldurmanız gerekmektedir. Formda ikametgah sebebiyle değişiklik yapıyorsanız bununla ilgili seçeneği işaretliyorsunuz. Şayet aile hekiminden şikayetçiyseniz ve bunun için değişiklik istiyorsanız ‘kendi isteği’ kısmını seçebilirsiniz. Bu formu yeni ikametgahınızın yakınında bulunan tercih ettiğiniz bir sağlık ocağına iletmeniz de yeterli olacaktır. Yaklaşık 15 gün içinde aile hekiminiz yeniden belirlenmiş oluyor. Aynı yöntemle şikayetçi olduğunuz aile hekimini değiştirebilirsiniz.

AİLE HEKİMİ DEĞİŞTİRME DİLEKÇESİ FORMU

Aile Hekimi değiştirme işlemi için internetten dilekçe veya form indirip imzalayarak Aile Hekimlerine verme zorunluluğunuz bulunmamaktadır. Tercih ettiğiniz Aile Hekimine bu talebinizi ilettiğinizde kendisi bilgisayar ortamında “Aile Hekimliği Tercih/Değiştirme Formu”nu tanzim edip size verecektir.
(Aile hekimi tercih formunu fotoğrafın üzerine tıklayıp büyüterek yazdırabilirsiniz. Bazı illerde Aile Hekimi Değiştirme işlemlerinde kişilerden kimlik fotokopisi istenmekte olup söz konusu talep hatalıdır. Değiştirme formunda ıslak imzanız ve cep telefonunuzun bulunması yeterlidir.)

AİLE HEKİMİ DEĞİŞTİRME BAŞVURUSU NASIL YAPILIR?

Aile hekimi değişikliği başvurusu, e-Devlet üzerinden gerçekleştirilebilmektedir. Bu işlem yapılırken bazı kriterlerin sağlanmış olması da gerekmekte. Aile hekimi değiştirme işlemi için gerekli kriterler ise şöyledir;

– Kayıtlı vatandaş sayısı 4.000’den fazla olan bir aile hekimine geçiş yapamazsınız.

– 3 ay içerisinde en fazla 1 defa geçiş yapabilirsiniz.

– Geçiş tarihleri her ayın 5′ i ile 21 arasında yapılan değişiklikler aynı gün gece 23:59’da gerçekleşir. Ayın 21′ inden sonraki ayın 5′ ine kadar olan değişiklik talepleri sonraki ayın 5′ inde gece 23:59′ da gerçekleşir.

– İstemeniz durumunda değişiklik taleplerini gerçekleşme zamanına kadar iptal edebilirsiniz. Değişiklik gerçekleştikten sonra iptal işlemi yapılamaz..

– Aile hekimi listesinde 3.500 altı nüfusu olan aile hekimleri yeşil renk, 3500-4.000 arası nüfusu olan aile hekimleri sarı renk, 4.000 üzeri nüfusu olan aile hekimleri kırmızı renk ile gösterilmektedir. Aile hekimi seçiminde 4.000 üzeri nüfusu olan aile hekimi seçimine izin verilmez.

AİLE HEKİMİNİZ DEĞİŞMİŞ OLABİLİR

Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde yer alan “Bakanlık kendi planlaması dahilinde, hastaların kaydını istediği hekimden silip kendi uygun gördüğü hekime alabilir.” şeklindeki ifadeye dikkat çeken İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Hukuk Genel Sekreteri Dr. Mustafa Tamur, bu uygulamanın hastalar ve hekimler için sıkıntıya yol açabileceğine değindi.

AİLE HEKİMİ DEĞİŞTİRME İŞLEMİ

Aile hekimi değiştirme online olarak E-Devlet sistemi üzerinden, E-Nabız sistemine giriş yapılarak tamamlanmaktadır. E-Devlet’te aile hekimi değiştirme işlemi için izlemeniz gereken adımlar şu şekildedir;

– E-Nabız sistemine kaydınız varsa https://enabiz.gov.tr/ adresi üzerinden giriş yaparak, ‘Aile Hekimi Değiştir’ seçeneğine tıklamanız yeterlidir. Hangi aile hekimindeyim sorusunun cevabını da burada öğrenebilirsiniz. Aile hekiminizin ismi bu seçenekte yazmakta olup kutucuğun altında ‘Aile Hekimi Değiştir’ seçeneği bulunmaktadır.

– Seçeneğe tıkladığınızda, akabinde açılacak olan sayfada geçiş yapmak istediğiniz hekimi görüntüleyebilmeniz için konum bilgileri girilmesi istenecektir.

– İl, ilçe bilgilerini girdikten sonra ilgili bölgede yer alan aile sağlığı merkezleri görüntülenebilir. Geçiş yapmak istediğiniz merkezi seçtiğinizde sayfanın altında geçiş yapabileceğiniz, uygun hekimler ve merkezler sıralanacaktır.

– İstediğiniz hekimin yanınızdaki kutucuğu işaretleyerek, sayanın altında yer alan ‘Aile Hekimi Değiştir’ butonuna tıklamanız yeterlidir.

– E-Nabız sistemine kaydınız bulunmuyorsa, kayıt olmak için izlemeniz gereken adımlar şu şekildedir;

– E-Devlet sistemi üzerinden kayıt olabilirsiniz. Bunun için öncelikle E-Devlet sistemine giriş yapmanız gerekecektir. E-Devlet şifresi ve T.C no ile girişinizi yapabilirsiniz. E-Devlet şifreniz yoksa PTT şubelerine giderek alabilirsiniz. Şifreyi almak için 2 TL ödemeniz ve kimliğinizi ibraz etmeniz yeterlidir. Herhangi bir sebepten dolayı şifrenizi ikinci kez alıyorsanız ödemeniz gereken tutar 4 TL olacaktır. Şifre size kapalı bir zarf içerisinde teslim edilmektedir.

– (https://www.turkiye.gov.tr/saglik-bakanligi-e-nabiz-kisisel-saglik-sistemi) adresine giriş yapmanız gerekmektedir.

-Sayfa açıldığında ekranda göreceğiniz ‘Kimliğimi Şimdi Doğrula’ butonuna tıklayın.

– Açılan sayfada T.C kimlik no ve şifrenizi girerek sisteme giriş yapın.

– Giriş yaptıktan sonra E-Nabız uygulaması ile ilgili bilgileri göreceksiniz. Sayfanın altında yer alan ‘Uygulamaya Git’ butonuna tıklayın.

– Otomatik olarak https://enabiz.gov.tr adresine yönlendirileceksiniz. Burada gerekli bilgileri girdikten ve şifrenizi belirledikten sonra kayıt işleminiz tamamlanmış olacaktır.

– Sonrasında yukarıdaki adımları takip ederek, aile hekimi geçiş işleminizi tamamlayabilirsiniz.
İLGİLİ HABERAile hekimi sorgulama nasıl yapılır?Aile hekimi sorgulama nasıl yapılır?

Yorum yok Aile hekimi değiştirme işlemi nasıl yapılır?

Bulimia hastalığının nedenleri ve belirtileri: Bulimia nedir? İşte tedavisi… 21 Kasım 2018

Özellikle 18-24 yaş arası genç kadınlarda, özgüveni az olan, kendilerini çoğunlukla vücut ve kiloları üzerinden tanımlayan, sık sık perhiz yapan ve sosyal çevrelerinden az destek gören kişilerde görülen bulumia hastalığı hakkında merak edilenler haberimizde… Bulimia nervoza hastalığı nedir? Bulimia hastalığının nedenleri, belirtileri ve tedavisi…

BULİMİA NEDİR?

Bulimia, kişinin düzenli olarak yemek yemeye karşı kontrolünü yitirdiğini hissettiği çok fazla miktarda yiyecek yediği düzenli bir yeme bozukluğudur. Kişi daha sonra kilo alımını önlemek için kusma ya da laksatifler (temizleme) gibi farklı yollar kullanır. Bulimia olan birçok kişi aynı zamanda da anoreksiye sahiptir.

Bulimia hastalığı çoğunlukla yetişkinlik döneminin ilk zamanlarında görülür. Bulimia hastalarının %90’ını kadınlar oluşturur. Kadınlar arasındaki sıklığının %1 ile 2 arasında olduğu bilinmektedir. Mağdur kişiler, bedenlerini beğenmek adına çok fazla perhiz yaparlar, aynı zamanda giderek şiddetlenen açlık hisleriyle ve yeme krizleriyle de savaşmak zorundadırlar. Bulimia hastalığının aşırı zayıflığın devamında oluşması da seyrek rastlanan bir durum değildir. Bu durumlarda aşırı zayıflık hastalığının semptomları azalır ve vücut ağırlığı normale döner. Ancak sonrasında, hastanın yine kusma, müshil ilacı gibi yöntemlerle karşı koyduğu yeme krizleri baş gösterir. Yeme davranışında normal ve bulimik dönemler sık sık yer değiştirir.

Bulimia, kolay tedavi edilebilen bir ruhsal hastalıktır. Mağdurların yaklaşık üçte biri psikoterapi ile tekrar tamamen normal bir yeme davranışına kavuşuyor. Mağdurların diğer bir kısmında ise en azından semptomlarda iyileşme sağlanabiliyor.

BULİMİA NERVOZA BELİRTİLERİ

– Kısa sürede aşırı ve hızlı yeme
– Gizlice yeme
– Yediklerini kusma
– Depresyon
– Kalp atışlarında düzensizlik
– Sinirlilik hali, agresif tepkiler gösterme
– Madde kötüye kullanımı
– Kiloda ani artma ya da azalma
– İntihar eğilimi
– Aşırı egzersiz
– Çok yedikten hemen ertesi gün hiç yemek yememe
– Aşırı yemek yedikten sora kusacak bir ortama bulamamasından kaynaklanan aşırı sinirlilik hali

BULİMİA NERVOZANIN NEDENLERİ

Bulimia nervoza’nın kesin nedeni şu anda bilinmemektedir; Bununla birlikte, genetik, çevresel, psikolojik ve kültürel etkiler de dahil olmak üzere bu yeme bozukluğunun gelişimine birçok faktörün katkıda bulunduğu düşünülmektedir.

BULIMIA NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Bilişsel davranış terapisi esasına göre yapılan bir psikoterapinin özellikle etkili olduğu gözlemlenmiştir. Eğer bir davranış terapisi mümkün değilse, psikodinamik yaklaşıma göre bir tedavi de düşünülebilir. Yaklaşık her üç bulimik hastadan biri, psikoterapi ile kalıcı olarak iyileştirilebiliyor. Önemli olan, tedaviyi yapan terapistlerin yeme bozuklukları alanında hususi bilgilerinin ve önemli tecrübelerinin olmasıdır. Yaşı küçük hastalarda çoğunlukla, hastaların da görüşü alınarak hasta yakınları zaman zaman terapiye dahil edilir.

Ayakta psikoterapide mağdurlar genelde psikoterapistle haftalık görüşmeler yapar. Tedaviyi yapan hekimle anlaşarak tedaviyi tamamlaması açısından bazı durumlarda ilaç alınması gerekli olabilir. Bunlar antidepresanlar ve anksiyete önleyiciler olabilir. Ayakta tedavi tek başına yeterli olmazsa, bir hastanenin uzmanlaşmış bölümünde yataklı tedavi tavsiye edilir.

Tedavi asıl olarak bireyin kendini kabullenmesiyle ve benlik saygısını kazanmasıyla amacına ulaşır.

İLGİLİ HABERZayıflamak isteyenlerin doğru bildiği 6 yanlışZayıflamak isteyenlerin doğru bildiği 6 yanlış ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Bulimia hastalığının nedenleri ve belirtileri: Bulimia nedir? İşte tedavisi…

Rahminde sargı bezi unutulan kadının ölümüne neden olan doktor ve hemşireye ceza 2 Kasım 2018

İzmir’de, 2 yıl önce sezaryenle doğum yapan Harika Kanık (22), rahminde unutulan sargı bezi yüzünden vücudu iltihaplanınca yaşamını yitirdi. Kusurlu bulunan doktor Ü.Ç. ile ameliyathane hemşiresi H.C., ‘taksirle ölüme neden olmak’ suçundan 2 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı. Üç ay süreyle mesleklerinden de ihraç edilen iki sanıkla ilgili hapis cezasında indirim de uygulanmadı. Karar duruşmasında ifade veren hemşire H.C., “Ben ameliyata girmedim. Çalıştığımız dönemde doktorlarla birlikte ameliyata giren personelin yerine, ameliyata girmiş gibi yasal olmayan bir şekilde bizim ismimiz yazılıyordu. Ameliyata giren personel ehliyetsizdi ve ameliyata girmesi yasal olmadığı için böyle bir yola başvuruyorlardı” dedi.

izmir-sargi-bezi-dogum-dha

Buca’da oturan Harika Kanık, çocukluk aşkı, özel güvenlik görevlisi Figani Kanık (26) ile evlendikten sonra hamile kaldı, 13 Nisan 2016 tarihinde özel hastanede doğum yaptı. Sezaryenle yapılan doğumun ardından kızını kucağına alan genç kadının karnındaki ağrı ve halsizliği bir türlü geçmedi. Birkaç kez gittiği doğumu yaptıran kadın doğum uzmanı Dr. Ü.Ç., iddiaya göre ağrıların sezaryenden kaynaklandığını belirterek, ağrı kesici almasını söyleyip kadını evine gönderdi. Bu sorundan kurtulmak için çare arayan Harika Kanık’ın rahatsızlığına teşhis konulamadı. Doğumu yaptıran Dr. Ü.Ç., son olarak Kanık’ı, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gönderdi. Burada tedaviye alınan Harika Kanık’ın kanında yüksek miktarda iltihap bulundu. İltihabın tedavi uygulanmasına rağmen düşmemesi üzerine Harika Kanık ameliyata alındı.

SARGI BEZİ UNUTULMUŞ

Özel hastanede doğumu gerçekleştiren Ü.Ç.’nin, Harika Kanık’ın rahminde sargı bezini unuttuğu, bunun zaman içerisinde rahim duvarına yapışmasıyla oranın parçası gibi algılandığı, zehirlenme ve ardından vücutta iltihaplanmaya neden olduğu saptandı. Farklı bölümlerde uzmanlaşmış cerrahların çağırıldığı 6 saat süren ameliyatta, Harika Kanık’ın rahminin tamamı ile idrar kesesinin bir bölümü alındı. Operasyondan sonra yoğun bakım ünitesine alınıp uyutulan Kanık, vücuduna yayılan iltihabın organlarında yarattığı tahribatın tedavi edilememesi üzerine, ameliyattan 8 gün sonra 23 Ekim 2016 tarihinde hayatını kaybetti.

MESLEKTAŞLARI DA KUSURLU BULDU

Bu arada aile adına avukatları Nilüfer Atılgan Balcı, İzmir Tabib Odası’na da şikayette bulundu. Bunun üzerine oluşturulan kurul, yapılan araştırma ve incelemelerin ardından Dr. Ü.Ç.’yi, 3 ay meslekten men etti. Kararlarının gerekçe bölümünde de “Ameliyat bölgesinde yabancı cisim unutulması ciddi bir özensizlik olarak değerlendirilmiş, hastanın vefatı ile sonuçlanmış süreçte Ü.Ç.’nin hata ve ihmali olduğu kanaatine varılmıştır” denildi.

İNDİRİMSİZ CEZA ALDILAR

Sürdürülen soruşturma kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu, doğumu yaptıran doktor Ü.Ç. ile malzeme sayımından sorumlu olan ameliyathane hemşiresi H.C.’yi kusurlu buldu. Bunun ardından Dr. Ü.Ç. ile hemşire H.C. hakkında taksirle ölüme neden olmaktan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle İzmir 29’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Doktor Ü.Ç. ile hemşiresi H.C., yargılama sonunda 2 yıl 6’ar ay hapis cezasına çarptırıldı, 3 ay süreyle mesleklerinden de ihraç edildi. İki sanıkla ilgili hapis cezası kararında indirim de uygulanmadı.

DURUŞMADA SKANDALI ANLATTI

Karar duruşmasında olaya dair çarpıcı açıklamalarda bulunan hemşire H.C., skandalın nasıl yaşandığını da gözler önüne serip, “Ben ameliyata girmedim. Defterdeki yazılar bana ait değil. Çalıştığımız dönemde doktorlarla birlikte ameliyata giren personelin yerine, ameliyata girmiş gibi yasal olmayan bir şekilde bizim ismimiz yazılıyordu. Ameliyata giren personel ehliyetsizdi ve ameliyata girmesi yasal olmadığı için böyle bir yola başvuruyorlardı” dedi.

DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Rahminde sargı bezi unutulan kadının ölümüne neden olan doktor ve hemşireye ceza

Sağlık Bakanı’ndan o iddialara yanıt geldi 11 Ekim 2018

Bakan Koca, tıbbi malzeme alınmaması sebebiyle hastanelerde ameliyatların durduğu ve piyasada bazı ilaçların bulunamadığına dair medyada yer alan iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

“Kur artışı nedeniyle sağlık harcamalarında kısıntıya gidildiği veya idareler tarafından bu tarz talimatlar verildiği iddialarının aslı yoktur” ifadesini kullanan Bakan Koca, AKP hükümetleri olarak ‘Sağlıkta tasarruf olmaz’ düşüncesiyle vatandaşların en iyi seviyede sağlık hizmetine erişimi için eldeki imkanların tamamının seferber edildiğini vurguladı.

Koca, vatandaşların ilaçlarını eczanelerden temin edebilmesiyle başlayan kolaylıklar zincirinin, sağlık kurumlarının halkın kullanımına açılmasıyla devam ettiğini belirterek, sağlık kurumlarının altyapısı ve kalitesinin iyileştirildiğini ve tüm dünyaya örnek olarak gösterilen bir sağlık dönüşümüne imza atıldığını bildirdi.

İLGİLİ HABERSağlıkta geldiğimiz nokta: Aciller dışında ameliyat yasakSağlıkta geldiğimiz nokta: Aciller dışında ameliyat yasak

“İSRAFIN ENGELLENMESİ İÇİN”

Bakan Koca, “Tasarruf gerekçesi ile sağlık hizmetlerinde herhangi bir aksamaya müsamaha göstermemiz mümkün değildir. Ancak bu yaklaşım, israftan kaçınılmayacağı anlamına gelmemektedir. Mevcut ekonomik şartlar içerisinde, israf kalemlerinin engellenmesi konusunda kurumlarımızın, diğer tüm kamu kurumları gibi birtakım tedbirler almaya çalışması da gereklidir” değerlendirmesini yaptı.

Kurdaki artış nedeniyle ithal edilen bazı ilaçların piyasada bulunamadığına dair haberlerin de çeşitli mecralarda yayınlandığını anımsatan Koca, şunları kaydetti:

“Mevcut durumu istismar ederek ilaç ve tıbbi malzemeye erişimi engelleyecek her türlü teşebbüs ve kamuoyunda erişimin engellendiği algısını oluşturacak faaliyetleri Bakanlığımız titizlikle takip etmektedir. Bütün ilaçların piyasada bulunması konusunda saha ekiplerimiz her zaman olduğu gibi denetimlerine devam etmektedir. Tedavi alternatifi ya da eşdeğeri olmaması sebebiyle piyasada bulunması kritik önemde olan bir ürünün sadece fiyatı nedeniyle piyasada bulunmaz hale gelmesine asla müsaade etmemekteyiz. Halk sağlığı için gerekli olan bir ilacın bulunmaması halinde Bakanlığımız gerekli tedbirleri uygulamaya sokarak hastalarımızın mağduriyetine izin vermeyecektir.

Sağlık Bakanlığı olarak ekonomik dalgalanmaların herhangi bir şekilde sağlık hizmetlerini, dolayısıyla vatandaşlarımızın sağlığını etkilememesi için gerekli tedbirleri aldığımız hususunda kamuoyunu bilgilendiririz.”

NE OLMUŞTU?

Sosyal medyada çıkan ‘doktorlara acil durum dışında ameliyat yapmama talimatı verildi’ şeklindeki haberlere göre, Ordu Devlet Hastanesi, KATÜ Tıp Fakültesi Hastanesi, Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi gibi birçok devlet hastanesinde malzeme sıkıntısı nedeniyle acil olmayan ameliyatların ertelenmesi yönünde talimat verildiği öne sürülmüştü.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Sağlık Bakanı’ndan o iddialara yanıt geldi

Damar yolu açtığı hasta tarafından darp edildi 22 Eylül 2018

Hatay’ın İskenderun ilçesinde bir sağlık personeli, acil serviste alkollü olduğu belirtilen bir hasta tarafından darp edildi.

Edinilen bilgiye göre, İskenderun Devlet Hastanesi Acil Servisine 112 sağlık ekipleri tarafından getirilen Sinan O.’ya sağlık çalışanı Yusuf Yörük damar yolu açmak için kabine geçti. Alkollü olduğu belirtilen Sinan O., hastane çalışanlarına bir anda tepki gösterdi. Hastane malzemelerine zarar veren şahsı sağlık çalışanları durdurmaya çalışınca tartışma çıktı. İddiaya göre tartışmanın büyümesiyle sağlık çalışanı Yörük, Sinan O. tarafından darp edildi. Güvenlik görevlilerinin araya girmesiyle son bulan olayda Yusuf Yörük yaralandı.

KÜFRETTİ VE VURDU

Acil servise gece geç saatlerde 112 tarafından getirilen alkollü hasta tarafından darp edildiğini belirten sağlık çalışanı Yusuf Yörük, “Şu anda çok yorgun ve bitkin durumda. Hasta sarhoş olduğu için erkek personel olarak ben damar yolunu açmak için kabine geçtim. Damar yolunu açtığım esnada şahıs sedyeden atlayarak hastanenin malına zarar vermeye başladı. Ben de hastane malzemesine zarar gelmemesi için sedyeyi tuttum. Bana döndü ve küfretmeye başladı ve ardından bana vurarak darp etti” dedi.

Sağlık çalışanlarına yönelik saldırılara bir anlam veremediklerini ifade eden Yörük, “Gelen hastalara annemiz, babamız, kardeşimiz ve bacımız gibi davranıyoruz. Kimseye art niyetimiz yok. Gereken hizmetin en üst seviyesini veriyoruz. Ama karşılığında da biz bunu alıyoruz” diye konuştu.

Olayın ardından sağlık çalışanını darp ettiği iddia edilen Sinan O. gözaltına alındı.

İHA

İLGİLİ HABERSağlıkta ‘beyaz kod' nedir? Ne işe yararSağlıkta ‘beyaz kod’ nedir? Ne işe yarar

Yorum yok Damar yolu açtığı hasta tarafından darp edildi
Kategori: Sağlık

Hastalığı yüzünden dışarı çıkamıyordu. İşte son hali… 20 Eylül 2018

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde 23 yıldır sedefle mücadele eden 42 yaşındaki Musa Sümbül, vücudunu saran hastalığından büyük oran kurtuldu.

Sümbül, gazetecilere yaptığı açıklamada, yaklaşık iki ay önce sedefle mücadelesinin haberlere konu olmasının ardından Ankara’dan bir doktorun kendisine ulaştığını söyledi.

musa-sumbul-aa-2

Konaklama ve yol masraflarının da doktor tarafından karşılandığını anlatan Sümbül, “Sedef, vücudumun neredeyse tamamını ve yüzümü kaplamıştı. Dışarıya çıkamıyordum. İnsanlar korkuyordu. Telefonla çok kişi aradı yardımcı olmak için. Ankara’da bir doktor 50 gün tedavi uyguladı.” dedi.

Tedaviden sonra hastalığından büyük oranda kurtulduğunu ifade eden Sümbül, sokağa çıktığında olumlu tepki aldığını dile getirdi.

musa-sumbul-aa-1

Tedavinin altı ay süreceğini aktaran Sümbül, “Artık rahatça dışarıya çıkabiliyorum. Eskiden beni görenler korkup kaçıyordu. Artık beni görenler yanıma geliyor, tokalaşıyor, sarılıyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Şimdi hayata karşı umutluyum. Tedavimin ardından çalışıp yuva kurmak istiyorum.” diye konuştu.

musa-sumbul-aa-3 musa-sumbul-aa

AA

İLGİLİ HABERSedef hastalığı yüzünden sosyal hayatı yokSedef hastalığı yüzünden sosyal hayatı yok

Yorum yok Hastalığı yüzünden dışarı çıkamıyordu. İşte son hali…
Kategori: Sağlık

DEHB belirtileri nelerdir? 17 Eylül 2018

Dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellikle karakterize nörogelişimsel bir bozukluk olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), en çok okul hayatında belirgin hale geliyor. Erkek çocuklarında kızlara göre daha sık görülen bozukluğun tedavisi mümkün. Uzmanlar erken teşhisin önemine işaret ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, okul döneminde anlaşılan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun tedavi edilebildiğini söyledi.

İLK HAFTA ÇOK ÖNEMLİ

Bu hafta ilkokul 1. Sınıf öğrencileri için okula uyum haftasının başladığını hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, şunları söyledi:
“Okula daha rahat alışabilmeleri için Milli Eğitim Bakanlığı’nın normal eğitim takviminden 1 hafta erken okula gitmeye başlamaları; okulda normalden daha kısa süre kalmaları; öğretmenleri, arkadaşları ve okul ortamını tanımaya fırsatlarının olması ve ebeveynlerin onlara daha rahat eşlik etmesi sağlanıyor.

okul-cocuk-shutter

Bu süreç çocukların okul ile ilgili kaygı ve korkularını azaltarak birçoğunun okula daha rahat uyum sağlamasını ve sorunsuz bir başlangıç yapmalarını sağlaması açısından çok önemli. Okula uygun zihinsel, davranışsal ve duygusal gelişim düzeyine gelen çocukların ilköğretime başlayabildiğini ancak okula başlayan her çocuğun bu gelişim alanlarında yeteri kadar beceri kazanmış olmayabildiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Okula başlama için zihinsel gelişim düzeyi ne kadar önemliyse sosyal uyum becerileri ve davranışları kontrol becerisi de o kadar önemli bir yer tutuyor.”

ÖĞRENME İLE İLGİLİ SORUNLAR ORTAYA ÇIKABİLİR

İlkokul ile birlikte akademik öğrenme ve sosyal uyum davranışlarının önemli hale geldiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Çocuklarda okul öncesi dönemde var olan ancak bir şekilde idare edilen bazı sorunlar bu dönemde gün yüzüne çıkabiliyor. Bunlardan birincisi öğrenmeyle ilişkili problemler; özellikle dikkat, derse adaptasyon, konsantrasyon ve öğrenme ile ilgili sorunlar çocukların akademik başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Sınıf içerisinde oturmakta, sınıf kurallarına uyumda sorun yaşama ile kendini gösteren hiperaktivite ve dürtüsel davranışlar ise davranış bozukluğu ile kendini gösterebilir. Bu tarz davranış ve sorunlar sadece çocuğun akademik yönden olumsuz etkilenmesine yol açmaz, bunun yanında arkadaşları tarafından dışlanmasına ve sınıfın “günah keçisi” ilan edilmelerine ve bu etki yoluyla özgüven sorunları ve depresyona sebep olabilir” uyarısında bulundu.

DEHB OKULDA BELLİ OLUYOR

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB); dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ile karakterize nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “DEHB, çocuklarda en sık görülen psikiyatrik durumlardan biridir. Erkek çocuklarında kızlara göre daha sık görülür. Belirtileri erken çocukluk döneminde başlasa da en çok okul hayatında belirgin hale gelmeye başlar” uyarısında bulundu.

DEHB BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, DEHB’nin belirtileri ile ilgili şu bilgileri verdi: “Bu çocuklarda görülen belirtiler; dikkat eksikliği, derse odaklanma ve dikkatin sürdürülmesinde problem, unutkanlık, eşya kaybetme, dış uyaranlarla (gürültü, kalabalık gibi) dikkatin çabuk dağılması, kendisiyle konuşulurken dinlemiyormuş gibi görünme, dikkatsiz hatalar yapma,  ders sırasında konuşma, sınıfta oturmakta güçlük çekme, sürekli yerinden kalkma isteği, sonucunu düşünmeden yapılan hareketler, sabırsızlık ve lafa dalma olarak sıralanabilir.”

DEHB tanısı alan bir çocukta bu belirtilerin hepsinin aynı zamanda bulunmayabileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Bu hastalık için alt tipler tanımlanmıştır. Birinci grupta ‘sadece dikkat eksikliği’ görülmektedir. Bu çocuklar sessiz ve sakin oldukları için genellikle okuldan hiç şikâyet gelmez. Ancak dalgın olduklarından okuldan akademik bir kazanç sağlayamazlar ve genellikle hiperaktif olan gruba göre daha geç tanı alırlar. İkinci grup ‘hiperaktivitesi olan ancak dikkatte bozulma görülmeyen grup’tur. Üçüncüsü ise ‘hem dikkat eksikliği hem de hiperaktivitenin bir arada görüldüğü çocuklar’dır” diye konuştu.

DEHB TEDAVİSİ VAR MI?

DEHB’nin nedeni ve tedavisi hakkında yapılan birçok bilimsel çalışma olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Tedavisi mümkün ve oldukça yüz güldürücüdür. Öncelikle bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından çocuğun DEHB olup olmadığı belirlenmelidir. Tedavi çocuğu hayati risk taşıyabilecek kazalardan koruyabilmek, gerçek akademik performansını ortaya koyma şansını sunmak, aşırı hareketlilik ve dürtüselliğinin kontrol altına alınması, tedavi edilmediğinde oluşabilecek riskli durumlardan korumak için gereklidir” tavsiyesinde bulundu.

İLGİLİ HABERVitamin eksikliği, çocuğun başarısını olumsuz etkiliyorVitamin eksikliği, çocuğun başarısını olumsuz etkiliyor

Yorum yok DEHB belirtileri nelerdir?