Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Maduro: Dur Trump elini kana bulayacaksın 19 Şubat 2019

Maduro, İspanya’nın La Sexta televizyonuna verdiği demeçte ülkesindeki durumu değerlendirdi.

“Donald Trump’ın karşısında dursanız ona ne derdiniz?” şeklindeki bir soruya Maduro, “Dur, dur Donald Trump. Elini kana bulayacak hatalar yapıyorsun. Onların istediği, darbelerin, kendi boyundurukları altında çalışan ve doğal zenginliklerimizi kullanan hükümetlerin olduğu 20. yüzyıla dönmek. Bu imkansız. Latin Amerika ve Karayipler ABD’nin arka bahçesi olamaz.” cevabını verdi.

İLGİLİ HABERMaduro'dan flaş seçim açıklaması!Maduro'dan flaş seçim açıklaması!

AB’NİN ÜLTİMATOMUNA YANIT VERDİ

Maduro, Avrupa Birliği ülkelerinden İspanya, Fransa, Almanya, Belçika, Portekiz, Hollanda ve İngiltere’nin “Venezuela’da özgür ve demokratik seçimlere gidilmesi için tarih belirlenmezse kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido’yu tanıyacağız.” diyerek verdikleri sürenin 5 Şubat pazartesi günü dolacak olmasıyla ilgili de değerlendirmelerde bulundu.

Venezuela Devlet Başkanı, “Hiç kimsenin ültimatomunu kabul etmiyoruz. Bu benim AB’ye, ‘Katalonya Cumhuriyetini tanımak için size 7 gün veriyorum yoksa önlemler alacağım’ dememe benzer. Uluslararası politika ültimatomlara dayanamaz.” dedi.

Maduro ayrıca, İspanya’da mecliste verilen gensoru ile sağ görüşlü Halk Partisi’ni iktidardan düşürerek 2018 haziran ayında azınlık hükümeti kurarak ülkeyi yöneten Sosyalist İşçi Partisi’nin lideri ve Başbakan Pedro Sanchez’i de eleştirdi.

İLGİLİ HABERTrump'tan İran ve Venezeuala'ya müdahale açıklamasıTrump'tan İran ve Venezeuala'ya müdahale açıklaması

“O BİR SAHTEKAR”

“Pedro Sanchez bir sahtekar.” diyen Maduro, “Hiçbir seçimi kazanmadı. Ben seçildim ve halkın oylarıyla tekrar seçildim. 20 yılda 25 seçimin 23’ünü kazandık. Pedro Sanchez, halkının kendi başkanını seçmesi için seçim ilan etmeli. O seçilmemiş bir başkan. Bu benim düşüncem ve tüm İspanyol halkının da böyle düşündüğüne inanıyorum ve ilan edeceği seçimlerden çok kötü sonuçlar alacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Venezuela Devlet Başkanı, “ülkesinin bağımsızlığı için diyalog, saygı ve karşılıklı anlayışa her zaman açık olduğunu vurgulayarak, ültimatomlara göre seçim (başkanlık) ilan etmeyeceklerini” kaydetti.

“Venezuela iç savaşa gidebilir mi?” şeklinde bir soruya “Bu soruya bugün kimse kesin bir cevap veremez.” karşılığını veren Maduro, “Her şey kuzey imparatorluğunun (ABD) ve onun Batı ittifakının saldırganlık ve çılgınlık düzeyine bağlı. Biz ülkemizde basit bir şekilde yaşıyoruz ve kimsenin iç işlerimize karışmasını istemiyoruz. Ve ülkemizi savunmak için hazırlık yapıyoruz.” diye ekledi.

İLGİLİ HABERVenezuela'daki hükümet ve muhalefet yanlılarından gösterilerVenezuela'daki hükümet ve muhalefet yanlılarından gösteriler

“BARIŞ İSTİYORSAN SAVAŞA HAZIRLAN”

Venezuela halkının evde, iş yerinde, mahallesinde savunma amaçlı olarak bir militan gibi organize olduğunu, askeri eğitim alan ve Silahlı Kuvvetler’in silah sistemine giriş izni bulunanlardan 50 bin savunma birliği kurulması talimatını verdiğini belirten Maduro, sözlerine şöyle devam etti:

“Yerel, bölgesel veya ulusal bir çatışma durumunda halk nereye gideceğini, ne yapacağını ve nasıl savunacağını biliyor. Askeri opsiyon Donald Trump’ın masasında. Bir ülke ne yapmalı? Razı mı olmalı? Bir deyişe göre, ‘Eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan’ denir. Ben bunu başka türlü söylemek istiyorum: Eğer barış istiyorsan kendini savunmaya hazırlan.” AA

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Maduro: Dur Trump elini kana bulayacaksın

2018 yılının en çok satan otomotiv grupları! 16 Şubat 2019

1subatotograf

-Renault, Nissan, Mitsubishi ittifakı

İttifakın kurucusu Carlos Ghosn, zor günler geçiriyor olsa da grubun başarısı temellerin ne kadar sağlam olduğunu bir kez daha otomotiv sektörünü takip edenlerin önüne çıkarıyor. Renault, Nissan ve Mitsubishi Motors ittifakının elde ettiği satış 2018 yılında bir önceki yıla göre %1,4 yükselerek 10,76 milyon adede ulaştı. Dünyada satılan her dokuz otomobil ve hafif ticari araçtan biri ittifaka ait. Nissan, 5,65 milyonluk satışla ittifakın en çok araç satan markası oldu. İttifakın 2010 yılından beri devam eden elektrikli araç liderliği, satışların geçen yıla göre %34 artmasıyla devam etti. 2010 senesinden beri satılan elektrikli araç sayısı: 725 bin!

1548855635_alliance_logo

2017 yılını 10,6 milyonluk rekor satışla tamamlayan ittifak, başarısını 2018 yılında da sürdürerek satışlarını %1,4 artırdı. İttifakın en çok satış adedine ulaştığı pazarlar Çin, ABD, Fransa ve Japonya olurken, İttifak 2018 yılında sadece Çin’de 1,92 milyon adet araç sattı.

2018 yılının en çok satan grubunun 2019 yılındaki durumu ise yeni modellerle daha da pekişebilir. Ancak ittifakın kurucusu olan Carlos Ghosn’un durumunun netleşmemesi ve ittifakta yer alan her markadan uzaklaştırılmış olması kafaları az da olsa karıştırıyor.

-VW Grubu

Alman otomotiv devi Volkswagen grubu ise satışlarını yüzde 0.9’luk artışla devam ettirdi. Dizel motor skandalına rağmen Almanya’daki dizel motorlu Volkswagen satışlarındaki artış dikkat çekici seviyede. Volkswagen’in dizel motorlu araçlarının satışları geçen yıla göre 4 puanlık artışla yüzde 43 seviyesinde çıktı.

vwgroup

Grubun toplam satış rakamı ise 10.83 milyon oldu. Bu rakam Man ve Scania ağır ticari vasıtalarının da satış adetlerini içeriyor. otomobil satışları ise 10.6 milyon adet. Volkswagen Grubu’nun 2019 yılı durumu ise yeni modellerle bu seviyede olacağa benziyor. Bu gruptaki en büyük artışı ise Audi ve VW markalarının ürün gamlarına eklenecek olan elektrik motorlu modellerin gelmesiyle 2020 yılında olacağı tahmin ediliyor.

-Toyota

Toyota Grubu bünyesinde Toyota, Lexus, Daihatsu ve Hino Motors(Ticari araç üreticisi) markalarını barındırıyor. Özellikle Asya ve Amerika pazarında popüler olan bu Toyota ve Lexus tarafından gelen açıklama ise toplam satışların 10.59 milyon adet. Grubun 2019 hedefi ise 10.76 milyon olarak belirtilmiş. Buna en büyük katkıyı şüphesiz ki yeni Corolla sağlayacak. Corolla markanın dünya çapında en çok satan modelleri arasında ilk sırada yer alıyor.

shutterstock_720815413

-PSA Grubu

Bünyesinde Peugeot, Citroen, DS markalarını bünyesinde bulunduran PSA, 2018 yılında Opel ve İngiliz kardeşi Vauxhall markasını da ekibine kattı. General Motors bünyesinde bulunan Opel ve Vauxhall markaları gruba satış adedi bakımından ivme kazandırırken bu iki marka yıllar sonra kârlılıklarını açıkladılar.

2018 yılında satışlarını dünya çapında %6.8 artırarak yeni bir rekora imza atan Groupe PSA, toplamda 3.9 milyon satış adedine ulaştı. İki yıl içinde 70 bölgesel lansman gerçekleştiren Groupe PSA, tüm ana pazarlarda (Fransa, İspanya, İtalya, Büyük Britanya, Almanya) ve Türkiye’nin içinde bulunduğu Orta Doğu/Afrika bölgesinde satışlarını 1 ila 5 puan arasında artırdı. Grup, diğer bölgelerde de stratejik yatırımları ve istikrarlı büyümesi ile dikkat çekerken, hafif ticari araç pazarında elde ettiği 564 binin üzerinde satış adedi ve %18.3 pazar payı ile yeni bir rekora ulaştı.

media-s1

Groupe PSA Avrupa’daki pazar payını %17.1’e, Orta Doğu – Afrika’daki pazar payını Fas (+1.7puan), Tunus (+1puan) Mısır (+3.1puan),Türkiye (0,7 puan) olarak arttırdı. Grup, Güney Doğu Asya’daki satışlarını 2017’ye göre iki katına çıkarırken; Naza Corporation Holdings (Malezya) ile ilk ortak girişim üretimlerini 2019’da Peugeot 3008 ve 5008 ile yapmaya başlayacak.

Bölgenin iki büyük ülkesi olan Brezilya ve Arjantin’de yaşanan ekonomik zorluklar satışları ektilese de Groupe PSA, Pan-Amerika (Şili, Uruguay, Meksika, Kolombiya, Ekvator) bölgesindeki satışlarını %13.3 oranında artırdı. Japonya’daki %9.2 artış Grubu bu bölgenin de en önemli oyuncularından birisi haline getirdi. Bölgede özellikle Ukrayna’da gerçekleşen %7 satış artışı ile desteklenen istikrarlı büyüme devam ediyor.

-Daimler AG

Bünyesinde Mercedes-Benz ve Smart markalarını binek otomobiller olarak bulunduran grup 2018 yılında 2017 yılına göre yüzde 0,6’lık artışla toplamda 2.4 milyon araç satışı gerçekleştirdi. Bunun en büyük kısmını ise 2.3 milyon adetle Mercedes ve Smart markalarının modelleri oluşturuyor.

18c1001_011

Grubun satışına en büyük katkı ise Çin otomotiv pazarından gelmiş. Çin’deki satışlar güçlü artışına 2018 yılında da devam etmiş ve yüzde 11 oranında yükselmiş.

-BMW AG

Münih merkezli firmanın bünyesinde BMW, MINI, BMW Motorrad ve Rolls-Royce markaları bulunuyor. Grup dünya genelinde 2018 yılında satışlarını yüzde 1.1 oranında arttırarak 2 milyon 490 bin 664 adete ulaşmış. BMW ve Rolls-Royce markaları grup içinde satış rekoru kırdılar. BMW ve MINI satışlarını yüzde 38.4 oranında arttırmış durumda.

shutterstock_592671830

Grubun satışlarının artmasında en büyük rolü BMW’nin X Serisi modelleri oluşturuyor. Toplam X Serisi satışları X2 ve X3 modellerinin yenilenmesiyle birlikte yüzde 12.1’lik bir artış yakalamış ve 792 bin 590 olmuş. Toplam BMW satış rakamı ise 2.125.026… Ayrıca BMW’ye en büyük satış katkısı sedan model olan 5 Serisi’nde de gelmiş durumda.

Yeni BMW 7 Serisi

Yeni BMW 7 Serisi

Rolls-Royce markası ise satışlarını yüzde 22.2 oranında arttırmış ve 4107’ye ulaşmış durumda. Lüks markaya en büyük katkı ise yeni SUV modeli olan Cullinan’dan gelmiş. BMW Grubu 2019 yılındaki satışlardan da ümitli. Yeni 3 Serisi’nin tanıtılması ve satışına başlanması markanın dünya genelinde satışlarına olumlu bir katkı sağlamış olacak. Ayrıca yeni 7 Serisi ve X7 SUV modelleri de gelecek yıl içinde ürün gamındaki yerlerini alacaklar.

İLGİLİ HABER2018 yılında tüm dünyada en çok satan otomobiller!2018 yılında tüm dünyada en çok satan otomobiller! ._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok 2018 yılının en çok satan otomotiv grupları!

Terör nedeniyle en çok kana bulunan 10 ülke açıklandı! 7 Aralık 2018

Londra Merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsü IEP, 2018 yılı Küresel Terör Endeksi (GTI- Global Terrorism Index) raporunu yayınladı. IEP raporunda, 1998-2017 yılları arasındaki terör trendinin analizini yaparak, 2017 yılında yaşanan terör olaylarının da bilançosunu çıkardı.

TERÖRLE MÜCADELENİN MALİYETİ DÜŞTÜ

Enstitü tarafından 6’ncı defa yayınlanan ve küresel terörizm eğilimlerini analiz etmek için en kapsamlı kaynak olarak değerlendirilen rapora göre, 2017’de dünya genelinde, 18 bin 814 kişi terör nedeniyle yaşamını yitirdi. Son 3 yılda sürekli düşüş gösteren terör olaylarındaki ölümler yüzde 44 oranında geriledi. Geçen yıl da bu rakam yüzde 27 olarak tespit edildi.

Küresel terörizmde düşüş yaşandığı tespit edilen rapora göre, 94 ülkede durum iyileşti, ancak 46 ülkede artış yaşandı. İyileşme yaşanan ülkeler endeksinde, 2004’ten bu yana en yüksek rakam belirlendi. Terör olaylarında düşüş olunca, terörün küresel ekonomide açtığı zarar da geriledi. Terörün küresel maliyeti bir önceki yıla oranla yüzde 42’lik bir düşüş göstererek 52 milyar Dolar’a geriledi.

AVRUPA’DA YÜZDE 75 AZALMA VAR

Raporda, ölüm ve maliyet rakamlarındaki gerilemeye rağmen, terörizmin 2017 yılında hala küresel bir olgu olduğu ve 67 ülkede en az bir ölüm olayının gerçekleştiği vurgulandı.

En çok gerileme, çatışmaların halen sürdüğü Ortadoğu’da tespit edildi. Terör saldırılarından etkilenen Fransa, Belçika ve Almanya başta olmak üzere, Avrupa ülkelerinde de gerileme net bir biçimde tespit edildi. Geçen yıl Avrupa’da terör nedeniyle ölümler yüzde 75 oranında azaldı. Yalnızca İspanya’da durum daha da kötüye gitti.

AŞIRI SAĞ ÖRGÜTLERİN EYLEMLERİ ARTIYOR

Kuzey Amerika ve 2013 yılında hiçbir terör kaynaklı ölüm olmayan Batı Avrupa’da, aşırı sağ siyasi terörizm tehdidi yükselişte. Geçen yıl, bu bölgede 31 saldırı gerçekleşti ve bu saldırılarda 17 kişi sağcı terörün kurbanı oldu. Bu bölgede, 2013 ve 2017 yılları arasındaki 4 yılda, aşırı sağ gruplar ve bireyler tarafından 127 saldırı yapıldı, bu saldırılarda 66 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıların çoğunluğu, aşırı sağcı, beyaz milliyetçi ya da Müslüman karşıtı inançları olan ‘yalnız kurt’ olarak nitelenen tek başına hareket eden kişilerce düzenlendi.

TÜRKİYE EN ÇOK GELİŞME GÖSTEREN ÜLKELERDEN

Türkiye, terör nedeniyle yaşanan ölüm olaylarında en çok azalma yaşanan 5 ülke arasına girdi. Türkiye ile birlikte Irak, Yemen, Suriye ve Yemen’de ölüm olayları bir önceki yıla göre önemli ölçüde azaldı. Türkiye, terörden en çok etkilenen ülkeler endeksinde 12’nci sıradan 40’ıncı sıraya geriledi.

VOA Türkçe’ye konuşan raportör ve IEP Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Operasyonları Direktörü Serge Stroobants, bulguları “Terörizmden en çok etkilenen 10 ülkede, terörizmin, hem terör örgütleri, hem de devlet teröründen kaynaklandığı görülüyor” dedi.

Irak ve Suriye ile komşu olan Türiye’nin 2014-2017 yılları arasında oldukça güç bir durumda olduğunu belirten Stroobants, ülkenin bu dönemde büyük terör olaylarıyla sarsıldığını, ancak 2017’de önemli bir gelişme göstererek, en büyük gelişme yaşanan ilk 5 ülke arasında yer aldığını dile getirdi.

Irak, Suriye ve Türkiye’deki ölüm olaylarındaki azalmanın en önemli nedeninin ‘IŞİD’in halen devam eden düşüşü ve örgütün zayıflama kapasitesi’ olduğunu vurgulayan Stroobants, bölgede IŞİD’e atfedilen terör saldırılarındaki ölümlerin yüzde 52 oranında azaldığını vurguladı.

IŞİD’İN GERİLEMESİ ETKİLİ OLDU

Terörle sarsılan Ortadoğu’ya gelince, Koalisyon güçlerinin yerel güçlerle yürüttüğü operasyonlar sonucunda IŞİD’in bitme noktasına gelmesi bölgede terörden ölümleri azalttı. Ancak, buna rağmen, IŞİD halen en çok ölüme yol açan “en kanlı terör örgütü” olmaya devam ediyor. IŞİD’in düşüşüyle, Irak’ta, 2016 ve 2017 yıllarında ölümlerde yüzde 56’lık bir azalma yaşandı.

IŞİD’in, artık ele geçirdiği toprakların ve gelirlerinin tamamına yakınını kaybetmesi, neden olduğu ölüm olaylarında da net bir azalmaya yol açtı. Ancak azalan öldürme kapasitesine rağmen IŞİD, 2017 yılında küresel çapta en ölümcül terörist grup olarak kalmaya devam etti.

Irak’ta ölümler azalırken, Afganistan Irak’ın yerini alarak 2017 yılında en çok ölüm olayı yaşanan ülke oldu. IŞİD’in ardından en kanlı ikinci örgüt olan Taleban, 2017 yılında, sivillere yönelik saldırıların odağını değiştirerek, polis ve askerleri hedef aldı. Taliban, 2017 yılında, 2 bin 419 asker ve polis öldürdü. Bu rakam bir önceki yıl 1782 polisti. Saldırı sayısı da 369’dan 386’ya yükseldi.

EN KANLI 10 ÜLKE AFRİKA VE ORTA DOĞU’DAN

Amerika’nın Sesi’nde yer alan habere göre, GTI’nin terörizmin küresel etkisinin azalmaya başladığını tespit ettiği raporunda, bazı ülkelerde durumun giderek daha da kötüleştiğinin altı çizildi. Terörizmden en çok etkilenen 10 ülke Afganistan, Irak, Nijerya, Somali, Suriye, Pakistan, Mısır, Kongo, Orta Afrika ve Hindistan.

Afganistan, Irak, Nijerya, Somali ve Suriye’de 1000’den, 19 ülkede de 100’den fazla ölüm kaydedildi. Bu 10 ülke, 2017 yılındaki tüm terörizm ölümlerinin yüzde 84’ünü oluşturuyor.

Somali ve Mısır, 2017’de terör ölümlerinde en büyük artış yaşanan iki ülke oldu. Somali’de yalnızca bir tek saldırıda 587 kişi öldürüldü. Ülkede terörizmden ölümler, 2016’dan 2017’ye kadar yüzde 93 arttı. Mısır’da ise tek bir saldırıda 311 kişi yaşamını yitirdi. Küresel boyutta, 67 ülkede birden fazla ölüm kaydedildi, 98 ülkede ise en az bir saldırı gerçekleşti.

GTI raporuna göre, Angola ve İspanya en büyük bozulmayı yaşayan ülkeler oldu. Terör örgütleri, Myanmar’da 166, Filipinler’de 50 ölümle sonuçlanan saldırılar gerçekleştirdi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Terör nedeniyle en çok kana bulunan 10 ülke açıklandı!

‘Fiyat artışlarıyla asgari ücretlinin onurlu yaşam sürmesi mümkün değil’ 28 Kasım 2018

ATSO Aralık ayı meclis toplantısı, ATSO Meclis Başkanı Süleyman Özer, Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, yönetim kurulu ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleşti. ATSO Başkanı Davut Çetin, hem ülke hem kent ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

NEFES KREDİSİNE 7.5 MİLYONLUK İLAVE

‘Nefes Kredisi’ paketinde bu ay güzel bir gelişme olduğunu belirten Davut Çetin, Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle 7.5 milyon liralık ilave kredi imkanının üyelerin hizmetine sunulduğunu açıkladı. Çetin, bu ilaveyle son kredi paketinin 25 milyon liraya, son iki yıldaki kredi imkanınınsa toplam 150 milyon liraya yükseldiğini söyledi.

VISITBERLİN ÖRNEĞİ

Almanya’nın Berlin ve Hannover kentlerinde yapılan iş görüşmelerine ilişkin açıklamada bulunan Davut Çetin, dünyanın en büyük fuar şirketlerinden biri olan DeutscheMesse yetkililerinin Antalya’da konuk edileceği ve kente büyük değer katacak ortak bir fuar planlandığını anlattı. Antalya’dan ilk 500’deki şirketlerin ve Almanya ile ticari ilişkileri olan firmaların katılımının da yararlı olduğunu belirten Çetin, 23 milyon Euro bütçeli ve kentin pazarlamasını yapan Berlin Turizm ve Kongre Merkezi’ni (VisitBerlin) Antalya için örnek gösterdi. Bütçeye belediye, oteller, taksiciler herkesin katkı verdiğini dile getiren Çetin, “Kentin mottosundan, cep telefonu uygulamalarına kadar destinasyon tanıtımına dönük her türlü adım buradan atılıyor. Dünya dijitalleşirken, sosyal medya, yapay zeka uygulamaları kent pazarlamasının önemli bir unsuru haline gelirken bizim mevcut dağınık pazarlama yapısını, broşürlerle fuarları dolaşma yöntemini değiştirmemiz gerekiyor. Herkesin elini taşın altına koyduğu güçlü bir fonlama ile destinasyon yönetimini hayata geçirmemiz artık bir zorunluluk haline gelmiştir” diye konuştu.

ODA BAŞKANLARI YASASINA ELEŞTİRİ

Oda başkanlarının seçimde aday olması ve kazanamayanların görevine geri dönmesine yönelik yeni yasayı da eleştiren Çetin, “Oda olarak sektörleri, kent ekonomisini ileri götürmek için çalışıyoruz. Aslında bu konuların Türkiye’nin siyasi gündeminde de yer alması gerekmektedir. Fakat geçen hafta TBMM farklı bir yasayı kabul etti. Buna göre oda ve borsalarda görev alanlar, seçimde aday olup kazanamadıkları takdirde yeniden görevine dönebilecek. Türkiye’nin başka ihtiyacı yokmuş gibi, bu konularla uğraşılmasına gerek yoktur. Başka yere seçilmek isteyen istifa eder, böylece kurumlar daha fazla yıpranmaz. Bir ülkede herkesin devamlı olarak siyasete bu kadar meyilli olması, her yerde siyaset konuşulması normal bir durum değildir. Elbette siyaset demokrasinin olmazsa olmazıdır, fakat siyaset kurumlara ve ekonomiye girmemelidir, arada bir mesafe, bir çizgi olmalıdır” dedi.

SEBZE MEYVEDEKİ ARTIŞ ARZ-TALEBE BAĞLI

Sebze ve meyve fiyatında artışı toptancı hallerdeki komisyonculara, soğan fiyatındaki artışı tüccara bağlamanın doğru olmadığını da kaydeden ATSO Başkanı, fiyatın arz ve talebe bağlı olduğunu, arz yetmezse fiyatın artacağını söyledi. Fiyatlar düştüğü için ürünün toplanmadığı zamanların da olduğuna dikkati çeken Çetin, “Ürünleri depolamak sadece soğanda olan bir iş değildir, elma gibi birçok meyve de depolanmaktadır. Sebze meyve fiyatlarının yükselmesini toptancı hallere bağlamak doğru değildir. Komisyoncunun komisyonu bellidir, ayrıca komisyonculuğun üretici finansmanındaki önemini de hepimiz biliyoruz. Domates gibi sebzelerde fiyat artıyorsa temelinde maliyetler vardır. Şu anda Antalya hallerinde domates, biber, patlıcan ortalama 2.5 lira. Salatalık fiyatı 1 TL civarında, ağustos bolluğunda bile bu fiyatlar 2 liraya yakındı. Sebze ve meyvede üretici fiyatlarımız düşüktür, hatta bizim üreticiye ve ihracata daha fazla destek olmamız gereklidir. Şu anda Rusya ve Ukrayna’ya sevkiyatta TIR kotaları dolmak üzeredir. Navlun maliyetleri de çok yükselmiştir. Bu konunun hızla ele alınması ve kota artışı gereklidir” diye konuştu.

ASGARİ ÜCRETLİNİN ONURLU BİR YAŞAM SÜRMESİ MÜMKÜN DEĞİL

KOBİ’lerin yüksek işçi maliyetleri, enflasyonun yüzde 25, gıda enflasyonunun yüzde 30’a yaklaştığına da dikkat çeken Davut Çetin, pirinç, bebek maması ve bezi, ekmek, makarna, et, süt, peynir, yumurta, ayçiçek yağı, sebze ve meyve, salça, su, elektrik, doğalgaz, kömür, mobilya, beyaz eşya, kırtasiye, otobüs, dolmuş, taksi ve servis ücretleri gibi birçok üründe yüzde 93.5’a kadar zamlar olduğunu anlattı. Bu fiyat artışlarıyla asgari ücretlinin onurlu bir yaşam sürmesinin mümkün olmadığını belirten Davut Çetin, “Dolayısıyla asgari ücretin de artırılması gerektiğini kimse inkar edemez. Gelişmiş ülkelerin ekonomilerinde insan emeği değerli, sanayi malı daha ucuzdur. Türkiye ekonomisinde ise malzeme daha pahalı, insan daha ucuzdur. Ülke olarak ucuz emeğe dayanan bir ekonomi olarak gelişemeyiz. Ucuz işgücü, halkın alım gücünün düşük kalmasına, Türkiye’de ekonominin büyümemesine neden olmaktadır. Asgari ücret artırılmalıdır, fakat elbette ki, bu artış için işverenin SGK prim maliyetleri düşürülmelidir” diye konuştu.

DHA

Yorum yok ‘Fiyat artışlarıyla asgari ücretlinin onurlu yaşam sürmesi mümkün değil’

Merkel merakla beklenen kararı duyurdu: Üzüldüm ama… 22 Kasım 2018

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Federal Mecliste bütçe görüşmeleri kapsamında yaptığı konuşmada, İngiltere’nin AB’den ayrılacağına üzüldüklerini ancak bu konuda İngiltere’nin kararına saygı duyduklarını ifade etti.

Brexit anlaşmasının pazar günü imzalanmasının beklendiğine işaret eden Merkel, “Alman hükümeti olarak anlaşmayı onaylayacağız” dedi.

Anlaşmaya ilişkin İspanya’nın çekinceleri olduğuna dikkati çeken Merkel, “Bu konuyu nasıl çözeceğimizi söyleyemeyeceğim. Pazar gününe kadar çözüm bulunmasını ümit ediyorum” dedi.

Merkel, Federal Mecliste bütçe görüşmeleri kapsamında konuştu.

Merkel, Federal Mecliste bütçe görüşmeleri kapsamında konuştu.

Kuzey İrlanda ile İrlanda arasındaki sınır sorununun da zor bir konu olduğunu ifade eden Merkel, İngiltere’nin gümrük birliğini tek taraflı sonlandıramayacağını, İngiltere’nin gümrük birliğinden çıkış tarihini AB ile belirlemesi gerektiğini vurguladı.

Merkel, İngiltere ile gelecekte de iyi ilişkilere sahip olmayı istediklerini belirterek bu ülke ile uluslararası alanda dost ve partner kalmak için çaba harcayacağının altını çizdi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Merkel merakla beklenen kararı duyurdu: Üzüldüm ama…

Erdoğan: Bunu ancak eroin alan biri yapar 20 Kasım 2018

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1. Dünya Savaşı’nı bitiren ateşkesin 100. Yıldönümü törenleri için gittiği Paris’ten dönüşünde, kendisini izleyen gazetecilerin sorularını cevapladı.

HERHALDE EROİN ALMIŞ

Erdoğan, gazetecilerin sorularına şu cevapları verdi:

Kral Selman değil ama üst düzey: “Kaşıkçı cinayetini konuşurken görüşmemize Merkel ile Macron’u da dahil ettik. Bu cinayetin önceden planlanmış olduğu; emrin Suud’daki üst makamlardan geldiği ortada. Kendisine sonsuz saygı duyduğum Hadim’ül-Harameyn Kral Selman hakkında benim bu tür bir şey düşünmem asla mümkün değil. Ancak biz, talimatı verenin kim olduğunun da ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Katilleri sağda solda aramaya gerek olmadığını Sayın Trump’a da söyledim. Katiller bu 18’in (cinayet öncesi Türkiye’ye gelen 15 kişi de dahil, Suudi Arabistan’da görevden alınanlar) içindedir. Cinayet talimatını kimin verdiği de ortaya çıkarılmalıdır. Kaşıkçı’nın cesedinin akıbeti ne oldu? Gömüldü ise nereye defnedildi? Yoksa parçalanıp kaçırıldı mı? Bizler uluslararası düzeyde de bu olayın takipçisi olacağız.”

Ses kayıtlarını hepsine dinlettik: “Biz bu cinayetle ilgili ses kayıtlarını bizden isteyenlerin hepsine dinlettik. İstihbarat örgütümüz hiçbir şeyi saklamadı. Suudiler dahil, ABD, Fransa, Kanada, Almanya, İngiltere kim istediyse hepsine dinlettik. Kayıt gerçekten bir felaket. Hatta Suudilerin istihbaratçısı, kaydı dinlediğinde, ‘Herhalde bu eroin almış; bunu ancak eroin alan birisi yapar’ diyecek kadar şok oldu.”

Liderler ciddi rahatsız oldu: “(Ses kayıtlarının dinleyen liderlerin) Reflekslerinden hareketle, bu cinayetten çok ciddi manada rahatsız olduklarını hissediyorum. Sayın Trump’ta, Sayın Merkel’de ve Sayın Makron’da da bunu müşahede ettim. Kendi istihbaratlarının verdiği bilgilerle bu işi çok daha farklı bir konuma oturtacaklardır. ABD Kongresi de, bu konuda CIA’dan bilgilendirme istedi. Bu bilgilendirme yapılınca bakışın değişeceğini düşünüyorum.”

HALKBANK KONUSU

“Daha önceki telefon görüşmemizden sonra Sayın Trump, 24 saat içinde Hazine Maliye Bakanı’na talimatı verdi ve bakan da bizim Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Bey’i aradı. Bu konunun halli ile ilgili olarak neler yapılabileceği konusunu görüştüler. Fakat daha sonra farklı bir gelişme olunca, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Bey Sayın Pompeo ile görüştü. Washington’dan New York’a kaydırılması söz konusuydu. Ben dün akşam söyleyince Trump, ‘Ben döner dönmez talimatı vereceğim. Ben bu işin bittiğini zannediyorum, niye bu kadar uzadı’ dedi.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Erdoğan: Bunu ancak eroin alan biri yapar

Tekstil ihracatı Cumhuriyet rekorunu kırdı 11 Kasım 2018

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, “İTHİB olarak sadece ekim ayı içerisinde 175 ülkeye gerçekleştirdiğimiz 939 milyon dolarlık ihracat ile Cumhuriyet tarihi rekoru kırdık. 2018 yılı ekim ayı ihracatı tüm zamanların en yüksek ekim ayı ihracat rakamı oldu.” ifadelerini kullandı.

İTHİB’den yapılan açıklamaya göre, birlik, sadece ekim ayı içerisinde 175 ülkeye gerçekleştirdiği 939 milyon dolarlık ihracat ile Cumhuriyet tarihi rekoru kırdı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz, tekstil ve hammaddeleri sektöründe ekim ayı cumhuriyet rekoru kırdıklarını belirterek, “İTHİB olarak sadece ekim ayı içerisinde 175 ülkeye gerçekleştirdiğimiz 939 milyon dolarlık ihracat ile Cumhuriyet tarihi rekoru kırdık. 2018 yılı ekim ayı ihracatı tüm zamanların en yüksek ekim ayı ihracat rakamı oldu. 2018 yılının sonuna kadar bu rakamların artacağını düşünüyorum. Türk tekstil sektörü olarak dünya modasına yön verebilecek güce sahibiz. Türkiye için dış ticaret açığını azaltmak önemli, bunun için de ihracatımızı daha da artırmalıyız.” ifadelerini kullandı.

198 ÜLKEYE TEKSTİL VEYA HAMMADDE İHRACATI

Tekstil sektörü olarak Ocak-Ekim 2018 döneminde gerçekleştirdikleri 8,8 milyar dolarlık ihracatı değerlendiren Öksüz, “Sektörümüz Ocak-Ekim 2018 döneminde 8,8 milyar dolarlık ihracat ile bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,4’lük artış yakaladı. 1 Ocak-31 Ekim döneminde 198 ülkeye tekstil ve hammaddeleri ihracatı gerçekleştirdik. İhracat gerçekleştirdiğimiz 198 ülkenin yüzde 73’ünde tekstil ve hammaddeleri ihracatımız arttı. Mevcut pazarlarımızda ihracatımızı artırdığımız gibi hayata geçirdiğimiz projelerle yeni pazarlara açılmaya başladığımız bir dönem oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Öksüz, modaya yön veren ülkelerin, en çok ihracat gerçekleştirdikleri ülkeler arasında olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Ocak-Ekim 2018 döneminde sektörümüz İtalya’ya yüzde 1,5’lik artışla 747 milyon dolar, Almanya’ya yüzde 3’lük artışla 726 milyon dolar, ABD’ye yüzde 2,2’lik artışla 501 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Gerçekleştirdiğimiz ihracatın yarısını Avrupa Birliği oluşturuyor. Avrupa Birliği’ne aynı dönemde yüzde 2,5’luk artışla 4,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Dünya tekstil piyasasını domine eden bu ülkelere yaptığımız ihracat Türk tekstil sektörünün ne kadar güçlü olduğunun somut bir göstergesi. Ülkemizin en çok ihracat gerçekleştiren 6’ncı sektörüyüz ve ülkemizin genel ihracatından aldığımız pay da yüzde 7’lere yaklaştı. Her iki alanda da bu payı artırabilmek için katma değeri yüksek ürün ihraç etmemiz, yeni açıldığımız pazarlarda da payımızı artırmamız gerekiyor.”

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Tekstil ihracatı Cumhuriyet rekorunu kırdı

Brunson’ın ‘bölücü’ faaliyetleri gerekçeli kararda! 5 Kasım 2018

Davaya ilişkin kararını 12 Ekim’de veren İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 124 sayfalık gerekçeli kararın yazımını da tamamladı. Gerekçeli kararda Brunson’ın “kazan kazan” prensibiyle hareket ederek Fetullahçı Terör Örgütü’nden (FETÖ) yardım aldığı ve bu örgütle iş birliği içerisinde olduğun, örgütün hiyerarşisinde bulunmadığı ancak örgüte yardım ettiği kaydedildi.

BRUNSON’IN 15 TEMMUZ SONRASI MESAJLARI

Brunson’ın, aralarında FETÖ’nün sözde eski Ege Bölgesi imamı ve firari Bekir Baz ve yardımcısı Murat Safa’nın da bulunduğu çok sayıda örgüt mensubuyla bağlantısına işaret edilen kararda, sanığın 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin hemen ardından 21 Temmuz’da “General Dan” diye yazdığı, “Bir süreden beridir Türkleri sarsacak bazı olayları bekliyorduk” ifadesinin yer aldığı mesajında darbe girişimine ilişkin bazı değerlendirmelerde bulunduğu hatırlatılarak “Söz konusu mesaj içeriğinde yer alan bazı hususların sanığın 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü ile ilgili düşüncelerini ve bu bakış açısının FETÖ ile paralelliğini ortaya koyması bakımından altının çizilmesinde mahkememizce fayda mülahaza edilmiştir.” denildi.

İLGİLİ HABERBrunson gitti hesaplarda dolar biriktiBrunson gitti hesaplarda dolar birikti

Sanığın aynı mesajda “Ve darbe sonrası tasfiye, tek adam yönetimine doğru ivme, bu da başka bir sarsıntı” değerlendirmesinde bulunduğu vurgulanan kararda, şu ifadelere yer verildi:

“Sanığın, darbe sonrası devletin bütün siyasi organları, kendi içindeki terör hücrelerine karşı gelen Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet kuvvetleri, yargı organları ve diğer kamu, kurum ve kuruluşları ile topyekûn ortaya koymuş olduğu tedbirleri tasfiye olarak nitelemesi bir yana demokratik bir sistemde halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla seçilmiş bir hükümete ve dahası tüm siyasi aktörleri içerisinde bulunduran ve bütün Türk milletini temsil eden TBMM’ye karşı gerçekleştirilmiş bir darbe girişiminin başarısızlığından ortaya çıkan sonucu ‘tek adam’ yönetimine doğru bir hız kazanma olarak değerlendirildiği her türlü izahtan yoksundur.”

İLGİLİ HABERBrunson davasında savcıdan flaş hamle!Brunson davasında savcıdan flaş hamle!

“Dua” kod adlı gizli tanık ile açık kimlikleriyle tanık olanların, Brunson’ın görev yaptığı Diriliş Kilisesi’nde Kürt kökenli Suriye veya Türkiye vatandaşlarından oluşan ayrı bir cemaatin bulunduğu, Mesih’in Kürdi veya Kürt kilisesi olarak anılan kiliseleri kontrol ettiğine yönelik ifadelerine yer verilen kararda, sanığın, bu etnisiteye dayalı ayrımcılığı besleyerek YPG/PKK gibi örgütlere yardım sayılabilecek faaliyetler içerisinde bulunduğu değerlendirmesi yapıldı.

“TÜRKİYE’Yİ KATİL DEVLET OLARAK TANIMLADIĞI”

Buna ilişkin bazı tanıkların ifadesine de yer verilen gerekçeli kararda, Diriliş Kilisesi’nde Kürt kökenli cemaatin lideri konumuna getirilen Suriyeli Muhammed Ahmad’in ayinlerde, Türkiye’yi katil devlet olarak tanımladığı, PKK ve YPG’nin terör örgütü olmadıklarını, bunları desteklenmeleri gerektiği konusunun Brunson tarafından bilindiğinin altı çizilirken, sanığın, “Kürt halkının Türkiye’de ezilen halk olduğu, Kürt halkından ziyade PKK’nın özgürlük mücadelesi verdiğini ve buna destek verilmesi gerektiğine” dair konuşmalar yaptığına dikkat çekildi.

KİLİSEDEKİ “BÖLÜCÜ” FAALİYETLER GEREKÇELİ KARARDA

Brunson öncülüğünde kurulan Kürt Kilisesi’nin Suriyeli mültecilerin “dil bilmezlik” sorununu aşmak için oluşturulmuş bir pratikten daha fazla anlam taşıdığına vurgu yapılan gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:

“(Brunson’ın kontrolündeki kilise kastedilerek) YPG/PKK terör örgütleri özgürlük savaşçıları olarak tanıtılmaktadır. Türkiye’nin milli misak ile belirlenen sınırları içerisinde kalan topraklarının en azından bir kısmını Kürdistan olarak kabul eden anlayışı kilise katılanlarına empoze edilmiştir. Halkların kendi kaderlerini tayin etme haklarının bulunduğu şeklindeki evrensel söylemlerin popülist çekiciliği kullanılarak açık açık bu örgütlerin desteklenmesi gerektiğinin dillendirildiği kabul edilmiştir.”

İLGİLİ HABERRahip Brunson özel uçakla Türkiye'den ayrıldıRahip Brunson özel uçakla Türkiye'den ayrıldı

Yazılan gerekçeli kararda, sanığın bunu düşünce açıklamasından öteye taşıyarak dile getirdiği bu düşüncesini hayata geçirmek için terör sorununun yoğunlaştığı bir bölgede adeta siyasi bir aktör gibi Kürt yöneticilerle temas kurduğu kaydedildi.

DİNİ ÖĞRETİLERİ AŞAN GAYELER

Sanığın bölgeden kilisesine sevk edilen bir etnik kitleyi misyonerlik adı altında eğitime aldığı belirtilen kararda, “Geldikleri yerde bu örgütün (YPG/PKK) zulmüne uğramış bazı Suriyeli mültecilerin dahi kilisede PKK terör örgütüne verilen destekten rahatsızlık duyarak kilisedeki toplantılara katılmaktan vazgeçtikleri anlaşılmıştır. Böyle siyasi bir mülahazanın egemen olduğu kilisede sanığın ve destek verdiği kişilerin dini öğreticiliğini aşan gayelerinin olduğu, tıpkı FETÖ ile olduğu gibi ‘kazan kazan’ prensibi ile PKK terör örgütü ve uzantıları ile girdiği iletişim ve etkileşim içinde bu örgütlere yardım ettiği kabul edilmiştir.”

İddianamede Brunson’a isnat edilen “Siyasal ve askeri casusluk” suçlamasına ilişkin yeterli delil bulunmadığını belirtilen kararda, “Sonuç olarak sanık hakkında, ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ eylemi nedeniyle, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220/6 maddesi delaletiyle, TCK’nin 314/2. maddesi uyarınca ve ‘Siyasi veya askeri casusluk’ eylemi nedeniyle TCK’nin 328/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de yukarıda ayrıntıları ve delilleri ile birlikte tartışılan eylemleri bütünün TCK’nin 220/7 maddesinde düzenlenmiş bulunan, ‘Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçunu oluşturacağı kanaatine varılmıştır.” ifadeleri yer aldı.

Önce 5 yıl hapis cezasına çarptırılan Brunson’ın bu cezasının TCK’nin 220/7 maddesinin son cümlesi uyarınca yarı oranında indirime gidilerek 2 yıl 6 aya çekildiği ancak Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) ilgili maddesi gereğince bunun 3 yıl 9 aya yükseltildiği vurgulanan kararda, sanığın, yargılama sırasında gözlenen olumlu tutum ve davranışlarının da göz önünde bulundurularak cezanın 3 yıl 1 ay 15 güne düşürüldüğü belirtildi.

Kararda ayrıca Brunson hakkında 28 Temmuz 2018’de verilen “Konutunu terk etmekten yasaklanması” ve “Yurt dışına çıkmaktan yasaklanması” gibi adli kontrol tedbirlerinin hükümle kaldırıldığı da yer aldı. Terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla 35 yıla kadar hapis cezası istenen Amerikalı din adamı Andrew Craig Brunson, 12 Ekim’de görülen karar duruşmasında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası almış, hakkındaki adli kontrol hükümleri kaldırılarak serbest bırakılmıştı. AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Brunson’ın ‘bölücü’ faaliyetleri gerekçeli kararda!

Dev fuara 60 bin kişinin katılması bekleniyor 29 Ekim 2018

HOSTECH by TUSİD, “23.Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarı”, CNR Holding kuruluşu İstanbul Fuarcılık ve TUSİD (Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane Servis ve İkram Ekipmanları Sanayicileri ve İşadamları Derneği) iş birliği ile 28 Ekim’e kadar CNR EXPO Yeşilköy‘de açık olacak. Sektör temsilcileri olan otel ve ağırlama profesyonelleri, endüstriyel yemek üreticileri, pastane ve fırın işletmecileri, kuru temizleme ve çamaşırhane işletmecileri, kafeterya ve kantin işletmecileri ile kafe ve bar işletmecileri 80 bin metrekareye yayılan alanda yeni ürünlerini sergiliyor.

HEDEF DAHA FAZLA TİCARET

CNR Holding Genel Koordinatörü Cem Şenel, fuarın dünyada kendi alanında en büyük iki fuardan biri olduğuna dikkat çekerek, bu yıl Orta Doğu, BDT Ülkeleri, Körfez Bölgesi, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Batı Avrupa’dan 60 bin profesyonel ziyaretçi beklediklerini söyledi.

Fuarda, Türkiye’de lider konumundaki firmaların yanında dünyanın en önemli 800 üreticisinin yer aldığına işaret eden Şenel, “Başta Türkiye olmak üzere Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere, Hindistan, İsrail, Polonya, İran, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan, Ukrayna, Rusya ve Yunanistan’ın da aralarında bulunduğu 60 farklı ülkeden sektör alıcıları katılımcılara hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabiliyor, yeni alım, iş geliştirme ve ortaklık fırsatlarını yakalama şansı buluyor. Fuarın ilk iki günü gerçekleşen B2B eşleştirme programı sayesinde ürün gruplarına göre kategorize edilen katılımcılar özel bir alan içerisinde uluslararası alım heyetleri ile ikili görüşme imkanına sahip oluyorlar.” dedi.

DÜNYADA İLK ÜÇ İÇERİSİNDEYİZ

Türk endüstriyel mutfak sektörünün, üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği, kalite anlayışı ve uluslarası rekabet gücü ile kendini ispatladığını ve dünyada ilk üç içerisine yükseldiğini belirten TUSİD Başkanı Ahmet Gürkaynak, “Ülkemizde son yıllarda gelişen Ar-Ge/inovasyon anlayışı, devletimizin sağladığı destekler ve sektör mensuplarının olağanüstü gayretleriyle Türk endüstriyel mutfak sektörünün önümüzdeki yıllarda 1.sıraya yükselmesi kaçınılmazdır.” dedi.

“İmalat yapan üyelerimizin büyük çoğunluğunun üretimlerinin en az yüzde 35-40’ını ihraç ettiğini biliyoruz. Bu yıl katılımcılarla birlikte toplamda yaklaşık 1500 uluslararası firma temsilcisinin fuarımızı ziyaret edeceğini tahmin ediyoruz. Eminim ki bu rakam her bir üreticimiz için ihracatımızın yüzde 50 üzeri rakamlara ulaşmasını sağlayacaktır.”

4.5 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT

Fuarın açılışında konuşma yapan İstanbul Demir ve Demirdışı Mamuller İhracatçı Birliği (İDDMİB) Başkanı Tahsin Öztiryaki de tüm mutfak sektörünün 4.5 milyar dolar ihracat ve 1.3 milyar dolar ithalat yapan bir sektör olduğunun altını çizdi. Sektör olarak daha çok katma değere, marka olmaya ihtiyaç duyduklarını ifade eden Öztiryaki, “Ürettiğimizin yüzde 50’sini ihraç etmemiz gerekiyor. Bu şekilde ilerlesek kendi dövizimizi ülkemize getireceğiz. Sadece endüstriyel mutfak sektöründe ise ihracatta yüzde 15 civarında bir artışla 2 milyar dolar seviyelerinde bu seneyi kapatacağız.” dedi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Dev fuara 60 bin kişinin katılması bekleniyor

Bilim-Kurgu filmleri gerçek oluyor !

İnsan uzvuna ya da organına yerleştirilen biyoçip pazarının, yedi yıl içinde katlanarak 2.3 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

“Biyohacking” olarak adlandırılan yöntem ile, insan biyolojisi modifiye edilerek insanın enerjisini artırmak, daha iyi hissetmesini sağlamak ve daha üretken olabilmesi amaçlanıyor.
 
Bu yöntemle, vücuduna biyoçip yerleştiren 100 bin dolayında insan olduğu tahmin ediliyor. Bu kişiler daha çok biyoçiplerini, şifrelerini saklamak, kişisel verileri saklı tutmak ve kilitli araçları anahtar kullanmayı gerektirmeden açmak için kullanıyor.
 
Almanya’daki biyohacking ürünlerinin satışını yapan Digiwell şirketinin CEO’su Patrick Kramer, Bloomberg’e insan vücuduna yerleştirilen mikro çiplere ilişkin bilgi verdi.
 
“2 BİN KİŞİYE BİYOÇİP YERLEŞTİRDİK” 
 
Kramer, son 18 ay içinde 2 bin kişiye biyoçip yerleştirdiklerini söyledi. Bu işlemde, pirinç tanesi büyüklüğündeki mikroçip insan derisinin altına yerleştiriliyor.
 
Bu işlem diğer bir deyişle insan ve makine birleşimi olarak insan vücudunun bir kısmının veya tamamının elektromekanik aletlerle değiştirilmesi olarak biliniyor. Bu değişime cyborg adı veriliyor.
 
Danışmanlık şirketi Gartner Inc. ise kendi kendine uygulanan biyohacking işleminin yeni bir teknolojik trend olduğunu ifade ediyor.
Diğer bir araştırma şirketi OG ise biyohacking olarak pazarın biyonik bacaklar ve bilgisayar beyinlerle birlikte önümüzdeki yedi yıl içersinde on katına çıkarak 2.3 milyar dolara çıkabileceğini tahmin ediyor. Makine etiği konusunda uzman olan İsviçre’deki Nortwestern Üniversitesi’nden Prof. Oliver Bendel bu trendin henüz başında olduklarını söylüyor.
 
BİYOÇİP TAKMA BEDELİ 30 DOLAR 
 
Almanya’nın Hamburg kentinde biyohacking ürünlerin ticaret ve kurulumunu yapan şirketDigiwell, bir biyoçip’in 40 ile 250 dolar arasında olduğunu ve bu çipin vücuda yerleştirilmesi için de 30 dolar ücret aldıklarını  açıkladı.
 
Digiwell’in müşterilerinden biri olan bir avukat, kilitli bir kasada sakladığı çok gizli dosyalarına ulaşmak için eline bir mikroçip yerleştirmiş. Digiwell, kolları olmayan bir gence kapıları açmak için ayağına mikroçip yerleştirdiklerini söylüyor. Şirketin bir başka müşterisi de parkinson hastası olan yaşlı bir adam. Kendisi anahtarlarını sürekli unuttuğu için kapıları açmak için eline mikroçip yerleştirilmesini istemiş.
 
“MİLYONLARCA YIL BEKLEYEMEYİZ” 
 
Şirketin CEO’su Kramer, “İnsanlık, beyinlerin ve bedenlerin gelişmesi için milyonlarca yıl bekleyemez.Biz ise bunu kendimiz yapıyoruz” dedi.
 
Bloomberg’e göre, 2023 yılına kadar bin dolar değerinde bir diz üstü bilgisayar insan beyni, 25 yıl sonra da insan yüzünün tamamı hızında iletişim kurabilecek.
 
CYBORG’LAR İNSANLARIN YERİNİ Mİ ALACAK? 
 
Biyohacking insan bedeninin kabiliyetlerini ve yapabileceklerini artırmayı amaçlayan sosyal bir hareket ve açık bir yenilik olarak tanımlanıyor.
 
Bu teknoloji, yakın gelecekte bir insanı robot benzerlerine (cyborg) dönüştürebilir. Bazı teknolojiler laboratuarlarda henüz test edilmezken bu teknolojinin uzun vadede insan sağlığına herhangi bir zararı olup olmadığı ise henüz bilinmiyor.
 
Biyohacking yeni neslin olağanüstü teknolojisi gibi görünse de fazla bilinmeyenleri olduğundan çok fazla soru işareti de barındırıyor.

Biyohacking’a karşı çıkarak bu teknolojiyi etik bulmayanlar da var. Bu kişiler insanın kendisi için neyin en iyi olacağını yine kendilerinin karar verebileceklerini ve geleneksel yöntemlerle de insanların enerjilerini artırabileceklerini ve kendilerini iyi hissedebileceklerini savunuyor. 

Yorum yok Bilim-Kurgu filmleri gerçek oluyor !
Etiketler:, , ,
Kategori: Bilim