Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Maduro: Dur Trump elini kana bulayacaksın 19 Şubat 2019

Maduro, İspanya’nın La Sexta televizyonuna verdiği demeçte ülkesindeki durumu değerlendirdi.

“Donald Trump’ın karşısında dursanız ona ne derdiniz?” şeklindeki bir soruya Maduro, “Dur, dur Donald Trump. Elini kana bulayacak hatalar yapıyorsun. Onların istediği, darbelerin, kendi boyundurukları altında çalışan ve doğal zenginliklerimizi kullanan hükümetlerin olduğu 20. yüzyıla dönmek. Bu imkansız. Latin Amerika ve Karayipler ABD’nin arka bahçesi olamaz.” cevabını verdi.

İLGİLİ HABERMaduro'dan flaş seçim açıklaması!Maduro'dan flaş seçim açıklaması!

AB’NİN ÜLTİMATOMUNA YANIT VERDİ

Maduro, Avrupa Birliği ülkelerinden İspanya, Fransa, Almanya, Belçika, Portekiz, Hollanda ve İngiltere’nin “Venezuela’da özgür ve demokratik seçimlere gidilmesi için tarih belirlenmezse kendisini geçici devlet başkanı ilan eden Juan Guaido’yu tanıyacağız.” diyerek verdikleri sürenin 5 Şubat pazartesi günü dolacak olmasıyla ilgili de değerlendirmelerde bulundu.

Venezuela Devlet Başkanı, “Hiç kimsenin ültimatomunu kabul etmiyoruz. Bu benim AB’ye, ‘Katalonya Cumhuriyetini tanımak için size 7 gün veriyorum yoksa önlemler alacağım’ dememe benzer. Uluslararası politika ültimatomlara dayanamaz.” dedi.

Maduro ayrıca, İspanya’da mecliste verilen gensoru ile sağ görüşlü Halk Partisi’ni iktidardan düşürerek 2018 haziran ayında azınlık hükümeti kurarak ülkeyi yöneten Sosyalist İşçi Partisi’nin lideri ve Başbakan Pedro Sanchez’i de eleştirdi.

İLGİLİ HABERTrump'tan İran ve Venezeuala'ya müdahale açıklamasıTrump'tan İran ve Venezeuala'ya müdahale açıklaması

“O BİR SAHTEKAR”

“Pedro Sanchez bir sahtekar.” diyen Maduro, “Hiçbir seçimi kazanmadı. Ben seçildim ve halkın oylarıyla tekrar seçildim. 20 yılda 25 seçimin 23’ünü kazandık. Pedro Sanchez, halkının kendi başkanını seçmesi için seçim ilan etmeli. O seçilmemiş bir başkan. Bu benim düşüncem ve tüm İspanyol halkının da böyle düşündüğüne inanıyorum ve ilan edeceği seçimlerden çok kötü sonuçlar alacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Venezuela Devlet Başkanı, “ülkesinin bağımsızlığı için diyalog, saygı ve karşılıklı anlayışa her zaman açık olduğunu vurgulayarak, ültimatomlara göre seçim (başkanlık) ilan etmeyeceklerini” kaydetti.

“Venezuela iç savaşa gidebilir mi?” şeklinde bir soruya “Bu soruya bugün kimse kesin bir cevap veremez.” karşılığını veren Maduro, “Her şey kuzey imparatorluğunun (ABD) ve onun Batı ittifakının saldırganlık ve çılgınlık düzeyine bağlı. Biz ülkemizde basit bir şekilde yaşıyoruz ve kimsenin iç işlerimize karışmasını istemiyoruz. Ve ülkemizi savunmak için hazırlık yapıyoruz.” diye ekledi.

İLGİLİ HABERVenezuela'daki hükümet ve muhalefet yanlılarından gösterilerVenezuela'daki hükümet ve muhalefet yanlılarından gösteriler

“BARIŞ İSTİYORSAN SAVAŞA HAZIRLAN”

Venezuela halkının evde, iş yerinde, mahallesinde savunma amaçlı olarak bir militan gibi organize olduğunu, askeri eğitim alan ve Silahlı Kuvvetler’in silah sistemine giriş izni bulunanlardan 50 bin savunma birliği kurulması talimatını verdiğini belirten Maduro, sözlerine şöyle devam etti:

“Yerel, bölgesel veya ulusal bir çatışma durumunda halk nereye gideceğini, ne yapacağını ve nasıl savunacağını biliyor. Askeri opsiyon Donald Trump’ın masasında. Bir ülke ne yapmalı? Razı mı olmalı? Bir deyişe göre, ‘Eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan’ denir. Ben bunu başka türlü söylemek istiyorum: Eğer barış istiyorsan kendini savunmaya hazırlan.” AA

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Maduro: Dur Trump elini kana bulayacaksın

2018 yılının en çok satan otomotiv grupları! 16 Şubat 2019

1subatotograf

-Renault, Nissan, Mitsubishi ittifakı

İttifakın kurucusu Carlos Ghosn, zor günler geçiriyor olsa da grubun başarısı temellerin ne kadar sağlam olduğunu bir kez daha otomotiv sektörünü takip edenlerin önüne çıkarıyor. Renault, Nissan ve Mitsubishi Motors ittifakının elde ettiği satış 2018 yılında bir önceki yıla göre %1,4 yükselerek 10,76 milyon adede ulaştı. Dünyada satılan her dokuz otomobil ve hafif ticari araçtan biri ittifaka ait. Nissan, 5,65 milyonluk satışla ittifakın en çok araç satan markası oldu. İttifakın 2010 yılından beri devam eden elektrikli araç liderliği, satışların geçen yıla göre %34 artmasıyla devam etti. 2010 senesinden beri satılan elektrikli araç sayısı: 725 bin!

1548855635_alliance_logo

2017 yılını 10,6 milyonluk rekor satışla tamamlayan ittifak, başarısını 2018 yılında da sürdürerek satışlarını %1,4 artırdı. İttifakın en çok satış adedine ulaştığı pazarlar Çin, ABD, Fransa ve Japonya olurken, İttifak 2018 yılında sadece Çin’de 1,92 milyon adet araç sattı.

2018 yılının en çok satan grubunun 2019 yılındaki durumu ise yeni modellerle daha da pekişebilir. Ancak ittifakın kurucusu olan Carlos Ghosn’un durumunun netleşmemesi ve ittifakta yer alan her markadan uzaklaştırılmış olması kafaları az da olsa karıştırıyor.

-VW Grubu

Alman otomotiv devi Volkswagen grubu ise satışlarını yüzde 0.9’luk artışla devam ettirdi. Dizel motor skandalına rağmen Almanya’daki dizel motorlu Volkswagen satışlarındaki artış dikkat çekici seviyede. Volkswagen’in dizel motorlu araçlarının satışları geçen yıla göre 4 puanlık artışla yüzde 43 seviyesinde çıktı.

vwgroup

Grubun toplam satış rakamı ise 10.83 milyon oldu. Bu rakam Man ve Scania ağır ticari vasıtalarının da satış adetlerini içeriyor. otomobil satışları ise 10.6 milyon adet. Volkswagen Grubu’nun 2019 yılı durumu ise yeni modellerle bu seviyede olacağa benziyor. Bu gruptaki en büyük artışı ise Audi ve VW markalarının ürün gamlarına eklenecek olan elektrik motorlu modellerin gelmesiyle 2020 yılında olacağı tahmin ediliyor.

-Toyota

Toyota Grubu bünyesinde Toyota, Lexus, Daihatsu ve Hino Motors(Ticari araç üreticisi) markalarını barındırıyor. Özellikle Asya ve Amerika pazarında popüler olan bu Toyota ve Lexus tarafından gelen açıklama ise toplam satışların 10.59 milyon adet. Grubun 2019 hedefi ise 10.76 milyon olarak belirtilmiş. Buna en büyük katkıyı şüphesiz ki yeni Corolla sağlayacak. Corolla markanın dünya çapında en çok satan modelleri arasında ilk sırada yer alıyor.

shutterstock_720815413

-PSA Grubu

Bünyesinde Peugeot, Citroen, DS markalarını bünyesinde bulunduran PSA, 2018 yılında Opel ve İngiliz kardeşi Vauxhall markasını da ekibine kattı. General Motors bünyesinde bulunan Opel ve Vauxhall markaları gruba satış adedi bakımından ivme kazandırırken bu iki marka yıllar sonra kârlılıklarını açıkladılar.

2018 yılında satışlarını dünya çapında %6.8 artırarak yeni bir rekora imza atan Groupe PSA, toplamda 3.9 milyon satış adedine ulaştı. İki yıl içinde 70 bölgesel lansman gerçekleştiren Groupe PSA, tüm ana pazarlarda (Fransa, İspanya, İtalya, Büyük Britanya, Almanya) ve Türkiye’nin içinde bulunduğu Orta Doğu/Afrika bölgesinde satışlarını 1 ila 5 puan arasında artırdı. Grup, diğer bölgelerde de stratejik yatırımları ve istikrarlı büyümesi ile dikkat çekerken, hafif ticari araç pazarında elde ettiği 564 binin üzerinde satış adedi ve %18.3 pazar payı ile yeni bir rekora ulaştı.

media-s1

Groupe PSA Avrupa’daki pazar payını %17.1’e, Orta Doğu – Afrika’daki pazar payını Fas (+1.7puan), Tunus (+1puan) Mısır (+3.1puan),Türkiye (0,7 puan) olarak arttırdı. Grup, Güney Doğu Asya’daki satışlarını 2017’ye göre iki katına çıkarırken; Naza Corporation Holdings (Malezya) ile ilk ortak girişim üretimlerini 2019’da Peugeot 3008 ve 5008 ile yapmaya başlayacak.

Bölgenin iki büyük ülkesi olan Brezilya ve Arjantin’de yaşanan ekonomik zorluklar satışları ektilese de Groupe PSA, Pan-Amerika (Şili, Uruguay, Meksika, Kolombiya, Ekvator) bölgesindeki satışlarını %13.3 oranında artırdı. Japonya’daki %9.2 artış Grubu bu bölgenin de en önemli oyuncularından birisi haline getirdi. Bölgede özellikle Ukrayna’da gerçekleşen %7 satış artışı ile desteklenen istikrarlı büyüme devam ediyor.

-Daimler AG

Bünyesinde Mercedes-Benz ve Smart markalarını binek otomobiller olarak bulunduran grup 2018 yılında 2017 yılına göre yüzde 0,6’lık artışla toplamda 2.4 milyon araç satışı gerçekleştirdi. Bunun en büyük kısmını ise 2.3 milyon adetle Mercedes ve Smart markalarının modelleri oluşturuyor.

18c1001_011

Grubun satışına en büyük katkı ise Çin otomotiv pazarından gelmiş. Çin’deki satışlar güçlü artışına 2018 yılında da devam etmiş ve yüzde 11 oranında yükselmiş.

-BMW AG

Münih merkezli firmanın bünyesinde BMW, MINI, BMW Motorrad ve Rolls-Royce markaları bulunuyor. Grup dünya genelinde 2018 yılında satışlarını yüzde 1.1 oranında arttırarak 2 milyon 490 bin 664 adete ulaşmış. BMW ve Rolls-Royce markaları grup içinde satış rekoru kırdılar. BMW ve MINI satışlarını yüzde 38.4 oranında arttırmış durumda.

shutterstock_592671830

Grubun satışlarının artmasında en büyük rolü BMW’nin X Serisi modelleri oluşturuyor. Toplam X Serisi satışları X2 ve X3 modellerinin yenilenmesiyle birlikte yüzde 12.1’lik bir artış yakalamış ve 792 bin 590 olmuş. Toplam BMW satış rakamı ise 2.125.026… Ayrıca BMW’ye en büyük satış katkısı sedan model olan 5 Serisi’nde de gelmiş durumda.

Yeni BMW 7 Serisi

Yeni BMW 7 Serisi

Rolls-Royce markası ise satışlarını yüzde 22.2 oranında arttırmış ve 4107’ye ulaşmış durumda. Lüks markaya en büyük katkı ise yeni SUV modeli olan Cullinan’dan gelmiş. BMW Grubu 2019 yılındaki satışlardan da ümitli. Yeni 3 Serisi’nin tanıtılması ve satışına başlanması markanın dünya genelinde satışlarına olumlu bir katkı sağlamış olacak. Ayrıca yeni 7 Serisi ve X7 SUV modelleri de gelecek yıl içinde ürün gamındaki yerlerini alacaklar.

İLGİLİ HABER2018 yılında tüm dünyada en çok satan otomobiller!2018 yılında tüm dünyada en çok satan otomobiller! ._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok 2018 yılının en çok satan otomotiv grupları!

Emeklilikte yaşa takılanlarda son durum: EYT bekleyişi ne zaman son bulacak? 12 Şubat 2019

EYT’lilerin bekleyişi sürüyor. Emeklilik gün sayısını doldurup yaş sınırının altında kaldıkları için emekli olamayanların gözü yeni EYT yasa teklifinde. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Dürer’in hazırlayıp meclise sunduğu EYT kanun teklifi AKP oyları ile reddedildi. Ardından Bakan Selçuk, “Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili bir çalışmamız yok” diye konuştu.

BAKAN SELÇUK’TAN EYT AÇIKLAMASI

İşte Çalışma ve Aile Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt’un açıklamalarından satır başları:

-3600 ek gösterge çalışmalarımız Devlet Personel Başkanlığı ve bakanlıklarımızla devam ediyor.

-Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili düzenleme gündemimizde yok şu anda. Çocuklarımızın geleceği için gündemimizde yok esasında.

Emeklilikte yaşa takılanlar son durumu merak ediyor! Gözler EYT için yeni yasa teklifinde…

EYT ‘NİN DEVLETE MALİYETİ ASLINDA NE KADAR OLACAK?

Sözcü’ye konuşan, Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, “Yasa çıksa da 4 milyona yakın EYT’linin tamamı emekli olamayacak.700 bini kadarı emekli olabilecek” dedi. “Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, “Emeklilikte yaşa takılanların yıllık maliyetinin 26 Milyar olduğu söyleniyor. Bize göre ise maliyeti 8-10 milyar civarındadır. Dışişleri Bakanı Türkiye’nin yurtdışına 8 Milyar dolar insani yardım yaptığımızı söylüyor. Hatta Amerika bizim kadar olamıyor, Amerika dahi 6-7 milyar insani yardımda bulunuyor diyor. Biz insani yardım olarak diğer dünya ülkelerine 8 milyar dolar yani yaklaşık 45 milyar TL ödeme yapıyoruz ancak, kendi vatandaşımız yasal haklarını istediklerinde kusura bakma sana verecek paramız yok diyoruz” dedi.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Emeklilikte yaşa takılanlarda son durum: EYT bekleyişi ne zaman son bulacak?

Trump’ın özrü kabahatinden büyük… Çocuğun ölümüyle ilgili tweet tepki çekti 9 Şubat 2019

Orta Amerika’dan gelerek Meksika’dan ABD’ye yasa dışı yollarla geçen ve sınırda gözaltına alınan ikinci çocuğun da hayatını kaybetmesi ABD’de tartışmalara neden olmuştu. Trump, gözaltındaki göçmenlerin maruz kaldığı kötü koşullara yönelik eleştiriler üzerine Demokratları suçlayarak kendini savundu.

Twitter üzerinden, "Duvarımız olsaydı kaçmaya çalışmazlardı bile" mesajını paylaşan Trump tepki çekti.

Twitter üzerinden, “Duvarımız olsaydı kaçmaya çalışmazlardı bile” mesajını paylaşan Trump tepki çekti.

Twitter hesabından yaptığı açıklamada Trump, “Sınırda çocukların veya başka herhangi birinin ölümünden Demokratlar ve onların, insanlara bu ülkeye yasadışı yollarla girebileceklerini düşünerek uzun bir yol katetmesine olanak tanıyan acınası göçmen politikaları sorumludur. Bir duvarımız olsaydı giremezlerdi. Denemeyeceklerdi bile” ifadelerini kullandı. Trump, sınırda ölen iki çocuğa ilişkin, “Söz konusu iki çocuk da Sınır Devriye Birlikleri’ne teslim edilmeden önce de hastaydı. Ölen kızın babası onların (Sınır Devriye Birlikleri’nin) suçu olmadığını, kızına günlerce su vermediğini söyledi. Sınır Devriye Birlikleri’nin bir duvara ihtiyacı var ve bu son bulacak” paylaşımında bulundu.

Trump’ın bu açıklamaları büyük tepki çekti. Washington Post yazarı Karen Tumulty köşe yazısında, “Trump yönetiminde dip diye bir şey yok. ABD siyasetinde dibi gördük” yorumunu yaptı. Sosyal medyada da birçok kullanıcı Trump’ın açıklamalarının sert ve anlamsız olduğunu dile getirdi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Trump’ın özrü kabahatinden büyük… Çocuğun ölümüyle ilgili tweet tepki çekti

İran’dan korkutan açıklama: 1300 kilometrelik füzeyi test ettik 5 Şubat 2019

Hatemi, füzenin çok kısa sürede ateş edilmeye hazır hale geldiğini ve alçaktan uçabildiğini belirtirken, silahı “İran İslam Cumhuriyeti’nin kolu” olarak nitelendirdi. Her ne kadar İran 2015’te imzaladığı Nükleer Anlaşma kapsamında nükleer amaçlı testler yapmayacağının taahhütünü verse de daha önce de balistik füzeleri test ettiğini açıklamıştı.

Amerika Birleşik Devletleri bu denemelerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararını çiğnediği konusunda uyarıda bulunmuş, ancak Tahran çalışmaların sadece savunma amaçlı devam ettirildiğini ve Güvenlik Konseyi kararını çiğnemediklerini savunmuştu. ABD geçtiğimiz yıl Nükleer Anlaşma’dan çekildiğini duyurmasının ardından iki ülke arasındaki diplomatik gerginlik artmaya devam ediyor. Diğer yandan başta Avrupa Birliği olmak üzere anlaşmaya taraf olan ülkeler, Washington tarafından İran’a karşı uygulanan ambargoyu dikkate almayacaklarını belirtiyor.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok İran’dan korkutan açıklama: 1300 kilometrelik füzeyi test ettik

Herkes ‘Çingene kızı’nı konuşurken üzerine beton dökülen mozaikse unutuldu 18 Aralık 2018

2014 Ağustosunda Beyler Mahallesi’nde kanalizasyon inşaatı sırasında Roma dönemi taban mozaiği bulundu. Arkeolog ve sanat tarihçileri, iki metre derinlikte ortaya çıkan mozaiğin Roma saray kalıntısına ait olabileceğini öne sürdü.

Ahır olarak kullanılan bir binanın altına kadar uzanan mozaiğin kamulaştırılması için müze yetkilileri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yazılı talepte bulundu. Ancak istimlak yapılmadı. Belediye ekipleri kısa süre önce üstü örtülerek koruma altına alınan bölgeyi 7 Aralık 2015 tarihinde asfaltladı.

Mozaiğin üzerine dökülen beton asfalt kamuoyunun tepkisini çekince, Kültür ve Turizm Bakanlığı harekete geçti. Muhafaza için jeo tekstil malzemelerle üstü kapatılan mozaiğin üzerini kaplayan asfalt kesilerek kaldırıldı.

Etrafı kesilerek üzerindeki beton kaldırılan ve daha sonra kendi haline terk edilen mozaiğin bulunduğu alanın kamulaştırılmasını isteyen İznikliler, “Çingene kızı kadar buradaki mozaiğin de gündemde olmasını istiyoruz. İznik’teki tarihi mozaiğin gün yüzüne çıkarılıp teşhir edilmesini istiyoruz” dediler.
BURSA (İHA)

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Herkes ‘Çingene kızı’nı konuşurken üzerine beton dökülen mozaikse unutuldu

ABD’nin resmi dili nedir? 12 Aralık Hadi ipucu sorusu 13 Aralık 2018

Hadi ipucu sorusunun cevabını araştırıyorsanız doğru adrestesiniz. Son zamanların en popüler bilgi yarışması olan Hadi bu akşam kolay bir soru sordu. Ancak bildiğiniz cevap sizi yanıltabilir. Hadi yarışmasına katılmak için telefonunuzdan Hadi uygulamasını indirmelisiniz. Bu akşamki Hadi ipucu sorusu: ABD’nin resmi dili nedir? İşte yanıt…

12 ARALIK HADİ İPUCU SORUSU: ABD’NİN RESMİ DİLİ NEDİR?

CEVAP: ABD’NİN RESMİ DİLİ YOKTUR

hadi-ipucu-sorusu

Amerikan Nüfus İdaresi’nin yayınladığı son verilere göre, Amerika’da yaşayanlar İngilizce’nin dışında evlerinde Türkçe dahil, 350’ye yakın farklı dil konuşuyor. Bu sayı son yapılan araştırma sonuçlarından 39 dil daha fazla.Yayınlanan nüfus verilerindeki bilgilere göre, Amerika’da evlerde İngilizce en çok konuşulan dil olsa da, İspanyolca, Çince, Fransızca ve Vietnamca dahil, halkın evlerinde konuştuğu dillerden sadece birkaç tanesi.

Daha az yaygınlıkta konuşulan dillerin arasında Pennsylvania Flemenkçesi, Türkçe, Romence bulunuyor. Ayrıca 350 binden fazla kişinin konuştuğu Yupik, Dakota, Apaçi, Keres, Çeroki gibi 150 farklı Yerli Amerikan dili de konuşuluyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok ABD’nin resmi dili nedir? 12 Aralık Hadi ipucu sorusu

Atatürk Havalimanı’nda 27 yılını geçirdi 11 Aralık 2018

Burada birçok çalışan ve yolcuyla tanışan Tepeli, işinden ayrılmak zorunda kalmasına rağmen çok sevdiği havalimanı ortamından bir türlü kopamadı.

Havalimanı çalışanları, bazı basın mensupları ve yöneticilerinin maddi ve manevi desteğiyle 27 yıldır terminalde kalarak burayı evi gibi benimseyen Tepeli, sol ayağındaki damar tıkanıklığı nedeniyle 10 yıldan beri tedavi görüyor.

29 Ekim’de ilk fazı törenle açılan İstanbul Havalimanı’nı sadece televizyondan görmesine rağmen “modern, güvenlikli ve çok büyük” olarak tanımlayan Tepeli, yılbaşı için planlanan taşınmanın ardından havalimanından ayrılacağı için hüzünleniyor.

Paris Charles de Gaulle Havalimanı’nda yaklaşık 18 yıl yaşadığı için, “Terminal” filmine ilham veren İranlı Mehran Karimi Nasseri’ye benzer bir hikayeye sahip olan Tepeli, Atatürk Havalimanı’ndan sonraki yeni hayatı için yetkililerin yardım eli uzatmasını bekliyor.

“Hiç aç ve yalnız bırakmadılar”

Tepeli, ailevi sebepler nedeniyle 1991’de Bursa’dan İstanbul’a geldiğini, bir süre temizlik firmasında çalıştığını söyledi.

Tepeli, bir sene boyunca Kartal’da bir otelde kaldığını ifade ederek, “Bir gün çalıştığım şirketin patronu, ‘Bayram, sana öyle bir iyilik yapacağım ki kalacak yer ve yemek bulma sorunun artık kalmayacak. Bütün ihtiyaçlarını oradan sağlayacaksın.’ dedi ama bana nereye gideceğimi söylemedi. Sonra daha önce hiç bilmediğim ve görmediğim Atatürk Havalimanı’na temizlik elemanı olarak geldim. B kapısındaki terminalde çalışıyordum.” diye konuştu.

İşten ayrılmak zorunda kaldıktan sonra da havalimanında kalmaya devam ettiğini dile getiren Tepeli, emniyet müdürü, amiri, komiser ve memurların kendisine sürekli yardımcı olduğunu belirtti.

Tepeli, havalimanı çalışanlarıyla unutulmaz anılar yaşadıklarını anlatarak, “Beni yakından tanıyan kişiler, çok yardımcı oldular. Allah hepsinden razı olsun.” dedi.

Havalimanında geçirdiği rutin bir günden bahseden Tepeli, ihtiyaçları giderebilmek için sürekli terminalde veya dışarıda dolaştığını, buradaki kişilerin kendisini hiç aç ve yalnız bırakmadığını söyledi.

“Temizlik hassasiyetim var”

Tepeli, terminalde akşam yatmadan önce muhakkak yolcuların kullandıkları lavabolara gittiğini, buradan bolca sabun ve peçete aldığını belirtti.

Bunlarla uyuyacağı yeri titiz bir şekilde sildiğini dile getiren Tepeli, “Terminaldeki koltuklarda kalıyorum. Ancak yatacağım yeri, hijyen için muhakkak silerim. Kıyafetlerimin yerde yatmış gibi kirlenmesini istemem. Temizlik hassasiyetim var.” ifadelerini kullandı.

Atatürk Havalimanı’nın yıl sonunda tarifeli uçak seferlerine kapanacağının anımsatılması üzerine hüzünlenen Tepeli, şöyle devam etti:

“Atatürk Havalimanı’nın kapanmasına çok üzülüyorum. Demek ki devletimizin havalimanı konusunda bir bildiği var ki öyle yapmışlar. İstanbul Havalimanı’nı da haberlerde gördüm. Yapı olarak son sistem olmuş. Adeta Amerika’daki bir havalimanı gibi olduğunu düşünüyorum. Çok büyük, ABD’deki havalimanlarının aynısı. Konfor ve güvenlik olarak son sistemle yapılmış. Bu nedenle Atatürk Havalimanı’ndan ayrılacağım için hüzünlendiğim gibi yenisi için de mutlu oldum.”

Tepeli, Atatürk Havalimanı kapandıktan sonra burada kalmanın mümkün olamayacağını çok iyi bildiğini, bu nedenle başının çaresine bakacağını söyledi.

Bundan sonraki hayatını nasıl devam ettireceğini bilmediğini aktaran Tepeli, “Yaradanımın takdir ettiği olur. Bir şey diyemem. Eğer yetkililerimiz yapabilirse en azından kendime ait bir yer olursa çok iyi olur. Çünkü Atatürk Havalimanı benim evim gibi olmuştu. Burayı çok özleyeceğim. Bursa’daki aileme bu sene bir kere gittim. Geçen sene hariç, hep burada kaldım. Onda da Samsun’daki hastanede sol ayağımı tedavi ettirmek için kaldığım için buraya gelememiştim. Burası benim ailem ve evim gibi oldu. Çünkü, ömrüm boyunca 27 sene ben kendi ailemle kalmamışım. Ailemle en fazla 3-5 ay durmuşumdur.” ifadelerini kullandı.

Tepeli, sol ayağında başlayan damar tıkanıklığı nedeniyle yürümekte zorluklar yaşadığını, evinin olmaması nedeniyle genellikle ayakta tedavi gördüğünü ve ameliyat olamadığını anlattı.

Esnafla arası iyi

Uzun yıllardır havalimanında yaşayan Tepeli, buradaki esnaf tarafından da çok iyi tanınıyor.

Dükkan sahipleri ve çalışanlarla arası iyi olan Tepeli, onları her gördüğünde hatırlarını sormayı ihmal etmiyor.

Dış Hatlar Gidiş Terminali’nde bulunan hediyelik eşya dükkanında çalışan Serdar Demirel, Tepeli’yi 15 senedir tanıdığını ve onunla sürekli karşılaştığını söyledi.

Demirel, Tepeli’nin kahvaltı vakti veya akşamüstü muhakkak dükkana uğradığını dile getirerek, “Bayram Ağabey’in, hiç kimseye bir zararı yok. İnşallah diğer havalimanına da gelir. Orada da hayatını sürdürür.” diye konuştu.

Havalimanı kapanacağını için kendilerinin de üzüldüğünü ifade eden Demirel, esnaf, çalışan ve Tepeli gibi müdavimleriyle burada adeta aile gibi olduklarını kaydetti.

Demirel, Tepeli için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, “Bayram Ağabey’in gençken bir problemi yoktu. Her türlü kendi hayatını sürdürebiliyordu. Şu anda ayağında yarası var. Onunla uğraşıyor. Yetkilerin onunla ilgilenmesini çok isterim.” şeklinde konuştu.

AA

Yorum yok Atatürk Havalimanı’nda 27 yılını geçirdi

Terör nedeniyle en çok kana bulunan 10 ülke açıklandı! 7 Aralık 2018

Londra Merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsü IEP, 2018 yılı Küresel Terör Endeksi (GTI- Global Terrorism Index) raporunu yayınladı. IEP raporunda, 1998-2017 yılları arasındaki terör trendinin analizini yaparak, 2017 yılında yaşanan terör olaylarının da bilançosunu çıkardı.

TERÖRLE MÜCADELENİN MALİYETİ DÜŞTÜ

Enstitü tarafından 6’ncı defa yayınlanan ve küresel terörizm eğilimlerini analiz etmek için en kapsamlı kaynak olarak değerlendirilen rapora göre, 2017’de dünya genelinde, 18 bin 814 kişi terör nedeniyle yaşamını yitirdi. Son 3 yılda sürekli düşüş gösteren terör olaylarındaki ölümler yüzde 44 oranında geriledi. Geçen yıl da bu rakam yüzde 27 olarak tespit edildi.

Küresel terörizmde düşüş yaşandığı tespit edilen rapora göre, 94 ülkede durum iyileşti, ancak 46 ülkede artış yaşandı. İyileşme yaşanan ülkeler endeksinde, 2004’ten bu yana en yüksek rakam belirlendi. Terör olaylarında düşüş olunca, terörün küresel ekonomide açtığı zarar da geriledi. Terörün küresel maliyeti bir önceki yıla oranla yüzde 42’lik bir düşüş göstererek 52 milyar Dolar’a geriledi.

AVRUPA’DA YÜZDE 75 AZALMA VAR

Raporda, ölüm ve maliyet rakamlarındaki gerilemeye rağmen, terörizmin 2017 yılında hala küresel bir olgu olduğu ve 67 ülkede en az bir ölüm olayının gerçekleştiği vurgulandı.

En çok gerileme, çatışmaların halen sürdüğü Ortadoğu’da tespit edildi. Terör saldırılarından etkilenen Fransa, Belçika ve Almanya başta olmak üzere, Avrupa ülkelerinde de gerileme net bir biçimde tespit edildi. Geçen yıl Avrupa’da terör nedeniyle ölümler yüzde 75 oranında azaldı. Yalnızca İspanya’da durum daha da kötüye gitti.

AŞIRI SAĞ ÖRGÜTLERİN EYLEMLERİ ARTIYOR

Kuzey Amerika ve 2013 yılında hiçbir terör kaynaklı ölüm olmayan Batı Avrupa’da, aşırı sağ siyasi terörizm tehdidi yükselişte. Geçen yıl, bu bölgede 31 saldırı gerçekleşti ve bu saldırılarda 17 kişi sağcı terörün kurbanı oldu. Bu bölgede, 2013 ve 2017 yılları arasındaki 4 yılda, aşırı sağ gruplar ve bireyler tarafından 127 saldırı yapıldı, bu saldırılarda 66 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıların çoğunluğu, aşırı sağcı, beyaz milliyetçi ya da Müslüman karşıtı inançları olan ‘yalnız kurt’ olarak nitelenen tek başına hareket eden kişilerce düzenlendi.

TÜRKİYE EN ÇOK GELİŞME GÖSTEREN ÜLKELERDEN

Türkiye, terör nedeniyle yaşanan ölüm olaylarında en çok azalma yaşanan 5 ülke arasına girdi. Türkiye ile birlikte Irak, Yemen, Suriye ve Yemen’de ölüm olayları bir önceki yıla göre önemli ölçüde azaldı. Türkiye, terörden en çok etkilenen ülkeler endeksinde 12’nci sıradan 40’ıncı sıraya geriledi.

VOA Türkçe’ye konuşan raportör ve IEP Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Operasyonları Direktörü Serge Stroobants, bulguları “Terörizmden en çok etkilenen 10 ülkede, terörizmin, hem terör örgütleri, hem de devlet teröründen kaynaklandığı görülüyor” dedi.

Irak ve Suriye ile komşu olan Türiye’nin 2014-2017 yılları arasında oldukça güç bir durumda olduğunu belirten Stroobants, ülkenin bu dönemde büyük terör olaylarıyla sarsıldığını, ancak 2017’de önemli bir gelişme göstererek, en büyük gelişme yaşanan ilk 5 ülke arasında yer aldığını dile getirdi.

Irak, Suriye ve Türkiye’deki ölüm olaylarındaki azalmanın en önemli nedeninin ‘IŞİD’in halen devam eden düşüşü ve örgütün zayıflama kapasitesi’ olduğunu vurgulayan Stroobants, bölgede IŞİD’e atfedilen terör saldırılarındaki ölümlerin yüzde 52 oranında azaldığını vurguladı.

IŞİD’İN GERİLEMESİ ETKİLİ OLDU

Terörle sarsılan Ortadoğu’ya gelince, Koalisyon güçlerinin yerel güçlerle yürüttüğü operasyonlar sonucunda IŞİD’in bitme noktasına gelmesi bölgede terörden ölümleri azalttı. Ancak, buna rağmen, IŞİD halen en çok ölüme yol açan “en kanlı terör örgütü” olmaya devam ediyor. IŞİD’in düşüşüyle, Irak’ta, 2016 ve 2017 yıllarında ölümlerde yüzde 56’lık bir azalma yaşandı.

IŞİD’in, artık ele geçirdiği toprakların ve gelirlerinin tamamına yakınını kaybetmesi, neden olduğu ölüm olaylarında da net bir azalmaya yol açtı. Ancak azalan öldürme kapasitesine rağmen IŞİD, 2017 yılında küresel çapta en ölümcül terörist grup olarak kalmaya devam etti.

Irak’ta ölümler azalırken, Afganistan Irak’ın yerini alarak 2017 yılında en çok ölüm olayı yaşanan ülke oldu. IŞİD’in ardından en kanlı ikinci örgüt olan Taleban, 2017 yılında, sivillere yönelik saldırıların odağını değiştirerek, polis ve askerleri hedef aldı. Taliban, 2017 yılında, 2 bin 419 asker ve polis öldürdü. Bu rakam bir önceki yıl 1782 polisti. Saldırı sayısı da 369’dan 386’ya yükseldi.

EN KANLI 10 ÜLKE AFRİKA VE ORTA DOĞU’DAN

Amerika’nın Sesi’nde yer alan habere göre, GTI’nin terörizmin küresel etkisinin azalmaya başladığını tespit ettiği raporunda, bazı ülkelerde durumun giderek daha da kötüleştiğinin altı çizildi. Terörizmden en çok etkilenen 10 ülke Afganistan, Irak, Nijerya, Somali, Suriye, Pakistan, Mısır, Kongo, Orta Afrika ve Hindistan.

Afganistan, Irak, Nijerya, Somali ve Suriye’de 1000’den, 19 ülkede de 100’den fazla ölüm kaydedildi. Bu 10 ülke, 2017 yılındaki tüm terörizm ölümlerinin yüzde 84’ünü oluşturuyor.

Somali ve Mısır, 2017’de terör ölümlerinde en büyük artış yaşanan iki ülke oldu. Somali’de yalnızca bir tek saldırıda 587 kişi öldürüldü. Ülkede terörizmden ölümler, 2016’dan 2017’ye kadar yüzde 93 arttı. Mısır’da ise tek bir saldırıda 311 kişi yaşamını yitirdi. Küresel boyutta, 67 ülkede birden fazla ölüm kaydedildi, 98 ülkede ise en az bir saldırı gerçekleşti.

GTI raporuna göre, Angola ve İspanya en büyük bozulmayı yaşayan ülkeler oldu. Terör örgütleri, Myanmar’da 166, Filipinler’de 50 ölümle sonuçlanan saldırılar gerçekleştirdi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Terör nedeniyle en çok kana bulunan 10 ülke açıklandı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kaşıkçı makalesi: Emri Kral Selman’ın verdiğine inanmıyorum 4 Kasım 2018

Kaşıkçı cinayetini ‘önceden planlı’ olarak nitelendiren Erdoğan, Suudi Arabistan’ın tetikçileri değil, cinayet emrini vereni yakalaması gerektiği mesajı verdi. Erdoğan, Suudi yetkililerin cinayet konusundaki soruşturmada oyalama taktiklerine başvurduklarına da vurgu yaparak, cinayetten yaklaşık bir hafta sonra İstanbul’dan ülkesine giden başkonsolosun, Suudi Arabistan’da neden tutuklanmadığını da sordu.

BAŞKAN DEVİREN SKANDALA BENZETTİ

Erdoğan’ın yazıda Kaşıkçı cinayetini, ABD’de Başkan deviren Watergate skandalına benzetmesi de dikkat çekti. (ABD’deki bu skandalda, Demokrat Parti’nin Washington’da bulunan Watergate binasında kendilerine hırsız süsü vermiş kişilerce dinleme cihazı yerleştirildiği ortaya çıkarılmış, cihazları yerleştirme emrinin ise bizzat Cumhuriyetçi Başkan Richard Nixon’dan geldiği belirlenmişti. Nixon, olayın ortaya çıkması üzerine Başkanlık görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.)

Erdoğan yazısında, Kaşıkçı cinayeti ile Watergate skandalı arasındaki benzerliği şu ifadelerle kurdu:

“Nasıl Watergate skandalı bir hırsızlık olayından daha büyükse ve 11 Eylül terör saldırıları uçakları kaçıran kişilerden ibaret değilse, Cemal Kaşıkçı cinayetinde de bir avuç güvenlik görevlisinden çok daha fazla kişinin parmağı vardır. Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi üyeleri olarak Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kuklacıları teşhis etmek ve olayı örtbas etmeye çalışan Suudi yetkililerin kime güvenerek bu hareketleri yaptığını ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz.”

‘KASITLI BİR OYALAMA TAKTİĞİ’

Erdoğan’ın yazısında dikkat çeken bir diğer unsur ise, geçen hafta İstanbul’a soruşturmayı derinleştirmek bahanesiyle gelen Suudi Arabistan başsavcısını açıkça eleştirmesi oldu.

Başsavcı’nın Türk yetkililerinin soruşturmaya ilişkin hiçbir sorusuna yanıt vermediğini vurgulayan, bunun yerine Türk yetkilileri Suudi Arabistan’a davet eden başsavcıyı oyalama taktiklerine başvurmakla suçlayan Erdoğan, “Bu hafta İstanbul’a gelerek muhatabıyla görüşen Suudi savcının soruşturmaya destek olmayı ve en basit sorulara bile cevap vermeyi reddetmesi çok üzücüdür. Kendisinin Türk savcıları ek görüşmeler için Suudi Arabistan’a davet etmesi, umutsuz ve kasıtlı bir oyalama taktiği olarak değerlendirilmiştir” dedi.

‘SUUDİ KONSOLOSU NEDEN TUTUKLAMADINIZ?’

Erdoğan’ın soruşturma konusundaki bir diğer vurgusu ise, Kaşıkçı’nın öldürüldüğü İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki en yetkin Suudi görevli olan Suudi Arabistan Başkonsolosu’nun tutuklanmaması konusunda oldu. Erdoğan, “Bazı Suudi yetkililerin, dostluğumuzun gerektirdiği biçimde adalet davasına hizmet etmek yerine Kaşıkçı’nın kurban gittiği planlı cinayetin üstünü örtme çabalarını şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık. 18 şüpheliyi derdest eden Riyad’ın medyaya yalan söyleyen ve kısa bir süre sonra Türkiye’den kaçan Suudi konsolosa yönelik hiçbir adım atmaması endişe vericidir” ifadesini kullandı.

YAZININ TAM METNİ

Erdoğan’ın Washington Post’ta yayınlanan yazısının tam metni şöyle:

“Hikâyeyi hepimiz iyi biliyoruz: Suudi gazeteci ve aile babası Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim günü Suudi Arabistan’ın İstanbul’da bulunan başkonsolosluğuna evlilik işlemleri için girdi. Hiç kimse, kendisini binanın dışında bekleyen nişanlısı bile, O’nu bir daha görmedi.

Türkiye, yaşanan olayı tüm yönleriyle aydınlatmak için geçtiğimiz bir aylık süre zarfında elindeki tüm imkânları seferber etti. Bu gayretlerimiz neticesinde tüm dünya Kaşıkçı’nın soğukkanlı biçimde bir suikast timi tarafından öldürüldüğünü öğrendi. Cinayetin önceden planlandığı kesin olarak ortaya çıktı.

Öte yandan bu detaylardan daha önemsiz olmayan bazı soruların yanıt bulması, bu menfur olayı daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. Kaşıkçı’nın cenazesi nerededir? Suudi yetkililerin cenazeyi teslim ettiklerini öne sürdükleri ‘yerel işbirlikçi’ kimdir? Bu ince ruhlu insanın katil emrini kim vermiştir? Maalesef Suudi makamları bu soruları yanıtlamayı reddetmektedir.

Cinayeti işleyenlerin Suudi Arabistan’da derdest edilen 18 şüphelinin içinde olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde bu şahısların kendilerine verilen ‘Kaşıkçı’yı öldürme ve Türkiye’den ayrılma’ emirlerini yerine getirmek üzere geldiğini de biliyoruz. Son olarak Kaşıkçı’nın katil emrinin Suudi hükümetinin en üst makamlarından geldiğini de iyi biliyoruz.

Bazılarının bu olayı zamanla unutup gidecek bir “problem” olarak gördüğü izlenimini ediniyoruz. Ancak biz, hem Türkiye’de devam eden kriminal soruşturma hem de Kaşıkçı’nın ailesi ve sevdikleri için büyük önem taşıyan bu soruları sormaya devam edeceğiz. Kaşıkçı’nın katlinin üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen cenazesinin nerede olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Kendisi, en azından İslamî usûllere uygun şekilde defnedilmeyi hak etmektedir. O’nun ailesine ve Washington Post gazetesindeki çalışma arkadaşlarının da aralarında olduğu dostlarına, bu onurlu adama veda etme ve saygılarını sunma imkânını vermek boynumuzun borcudur. Dünyanın aynı soruları sormaya devam etmesi amacıyla elimizde bulunan kanıtları Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere tüm dost ve müttefik ülkelerle paylaştık.

Sorularımızın cevaplarını ararken, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın dostça ilişkiler içinde olduğunu vurgulamak isterim. Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi emrini Hadim ül-Haremeyn Kral Salman’ın verdiğine inanmam kesinlikle mümkün değildir. Dolayısıyla bu cinayetin, Suudi Arabistan’ın resmi politikasını yansıttığına inanmak için de herhangi bir sebep bulunmamaktadır. Bu itibarla Kaşıkçı cinayetini iki ülke arasında bir ‘problem’ olarak görmek yanlış olacaktır. Öte yandan Riyad’la uzun yıllara dayanan dostluğumuzun, gözlerimizin önünde işlenen bu planlı cinayeti görmezden geleceğimiz anlamına gelmemektedir. Kaşıkçı’nın öldürülmesinin izahı mümkün değildir. Bu suç Amerika Birleşik Devletleri’nde veya bir başka ülkede işlenseydi, o ülkenin makamları yaşanan olayı aydınlatırlardı. Bizim farklı bir davranış sergilememiz söz konusu değildir.

Hiç kimse bir daha bir NATO müttefikinin topraklarında böyle bir suç işlemeye cüret etmemelidir. Eğer bu uyarı gözardı edenler olursa, çok ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacaklardır. Kaşıkçı cinayeti Konsolosluk İşleri Hakkında Viyana Sözleşmesi’nin açık bir ihlali ve suistimalidir. Sorumluların cezalandırılmaması hâlinde gelecek için çok tehlikeli bir emsal teşkil edecektir.

Bu nedenle bazı Suudi yetkililerin, dostluğumuzun gerektirdiği biçimde adalet davasına hizmet etmek yerine Kaşıkçı’nın kurban gittiği planlı cinayetin üstünü örtme çabalarını şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık. 18 şüpheliyi derdest eden Riyad’ın medyaya yalan söyleyen ve kısa bir süre sonra Türkiye’den kaçan Suudi konsolosa yönelik hiçbir adım atmaması endişe vericidir. Aynı şekilde bu hafta İstanbul’a gelerek muhatabıyla görüşen Suudi savcının soruşturmaya destek olmayı ve en basit sorulara bile cevap vermeyi reddetmesi çok üzücüdür. Kendisinin Türk savcıları ek görüşmeler için Suudi Arabistan’a davet etmesi, umutsuz ve kasıtlı bir oyalama taktiği olarak değerlendirilmiştir.

Nasıl Watergate skandalı bir hırsızlık olayından daha büyükse ve 11 Eylül terör saldırıları uçakları kaçıran kişilerden ibaret değilse, Cemal Kaşıkçı cinayetinde de bir avuç güvenlik görevlisinden çok daha fazla kişinin parmağı vardır. Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi üyeleri olarak Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kuklacıları teşhis etmek ve olayı örtbas etmeye çalışan Suudi yetkililerin kime güvenerek bu hareketleri yaptığını ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kaşıkçı makalesi: Emri Kral Selman’ın verdiğine inanmıyorum