Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Bir tanzimi sorduk bin ah işittik! 20 Şubat 2019

HABER: Uğur Enç /İsmail Akın/ Mehmet Ali Kayacı

Sözcü muhabirleri Kocaeli, Antalya ve Konya’da çiftçinin nabzını tuttu. Tanzim satışla ilgili görüşlerini aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açılan tanzim satış yerleri ile fiyatların yarıya indiğini daha da ineceğini belirterek önümüzdeki günlerde pirinç, bulgur ve mercimek satışının da yapılacağını belirtmişti.  Bu açıklamaların ardından tüketicilerin ürünlere daha ucuza ulaşmasından memnun olan üreticiler, çözüm yolunun da tanzim olmadığını belirterek, üreticinin doğrudan desteklenmesini ve ürünlerin tekelleşmeden tüketiciye ulaşması gerektiğini söylüyor.

ÜRETİM POTANSİYELİMİZİ HAREKETE GEÇİRMELİYİZ

Tanzim satışlarının bu şekilde yapılmasına genel manada karşı olduklarını belirten Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, meyve ve sebzede üreticiler birliğinin çatısı altında 5-6 tane üretici olursa özellik Bursa, İzmir, Antalya, Mersin ve Adana’da üyelerinden aldığı sebzeleri getirip özellikle satış yerleri kurarak pazarcılara, manavlara satılması halinde ticarette fiyat regülasyonu olacağını söyledi. Yıllardan beri aynı şeyi söylediklerini belirten Kiraz, “bakliyata gelirsek aynı şeyi düşünüyorum. Özellikle çiftçilere destek verilmesi gerekiyor. Aracılar çok fazla var ise işte bakliyatta daha çok tekelleşme var özellikle birkaç kişi topluyor. Ama esas mesele girdilerin pahalılığı. Tarımda çiftçilerin kullandığı mazot, gübre, tohum, kimyasal ilaç, elektrik, işçilik bunların pahalılığı üretimden kar edememenin sebebidir” diye konuştu.

Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz

TARIM ALANLARI TARIM DIŞINA ÇIKMAMALI

Türkiye’de 5 milyon sulanabilir arazinin bulunduğunu belirten Kiraz, bu arazilerin yetmediğini belirterek şunları ifade etti; “Özellikle endüstride yetmiyor. Pamukta yüzde 50 açığımız var, mısırda zaman zaman 3 milyon ton dışarıdan alıyoruz yetmiyor, soya fasulyesi özellikle hayvan yeminde yüzde 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Türkiye’de kullandığımız 100 birim malın 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Birinci maddemiz sulanabilir alanlarımızı artıramazsak bu sorun ithalat devam eder. Aynı şekilde hayvancılık 300 bin ton açık var. Biz eğer damızlık hayvanla küçük aile şirketlerine bir sistem kuramazsak her yıl artan nüfusa göre yılda 15 bin ton açığımız olacak. Sonuç olarak, tarım alanlarında da bir azalma var ve bunu durdurmamız lazım. Tarım alanları tarım dışına çıkmamalı.”

TANK YAPIYORDUK DOMATES SATIYORUZ

Çiftçinin günü kurtarabilmek için ofis veya alıcılar ne dediyse ona uymak zorunda kaldığını belirten Konyalı Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş ise, Tunceli Ovacık’ı örnek gösterdi. Akbaş, “Tamam, benim Cumhurbaşkanının yanında olduğum yerler var ama mesela 2-3 liraya nohut olur mu? Örnek veriyorum, şuan borsada 3-4 liraya gidiyor. Burada aradakiler ciddi manada kazanıyor ona katılıyorum. Ama çiftçiye de kazandırmıyor. Çiftçiden 3-4 liraya alacaksınız yine 3-4 liraya satacaksınız yine ezilen çiftçi olur arada. Hükümetin tanzim satış yerleri ile uğraşmak yerine hani uçak yapıyorduk, tank yapıyorduk, oradan vites düşürüp domates, salatalık satması bana garip geliyor. Devlet, 16-17 senede şunu yapabilirdi. Tunceli Ovacık’taki başkan tek başına yaptı bunu. Devlet desteği kullanmış olabilir ama bunu yaptı. Ziraat odaları gösteriş, orada olmak için varlar. Bu şekilde bir şeyler yapılabilirdi” dedi.

Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş

GÜBRE SİSTEMİ MAZOTTA UYGULANABİLİR

Çiftçinin aldığı desteğinin gecikmeli verilmesinden şikayet eden Akbaş, “Ürünü şimdi ofise vereceğiz, ofis fiyatı dipten vuruyor. Tüccar geliyor onun o fiyatı verdiğini bildiği için tüccar da çok düşük rakamlara alıyor. 800-900 liraya buğday topladılar, şuan 1.400 lira buğday. Çiftçinin kabahati ne? Ne yapıyor çiftçi, bankadan başak kartla döndürmeye çalışıyor. Ülkenin yüzde 80-90’ı bu şekilde kendini döndürüyor. Gübre sektöründe çok güzel bir sistem kuruldu. Nereden nasıl alacağına dair, ihtiyaca göre veriliyor. Aynı şekilde mazot gübre desteği yerine böyle bir sistem kuracaksın, çiftçiyi de rahatlatacaksın. Neden, çünkü mazot, gübre desteğini alıyor çiftçi, 2018 Kasım ayında aldığı desteği tam bir yıl sonra alıyor. Aradaki açık nereden kapanıyor, bankadan alınan kredi ile. Bu sorunun çözülmesi ve ilk olarak üretimin desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.

TANZİM İYİ TEKELLEŞME KÖTÜ

Tanzim satışının iyi bir şey olduğunu ifade eden Konyalı çiftçi Murat Olgun, “Nohutun en iyisi şuan çiftçide 3 lira ama markete gittiğinizde 12 lira. Aracılar kazanıyor. Mersin’de bir tekelleşme olmuş onlar piyasaya yön veriyorlar. Türk mallarını piyasadan toplamıyorlar, çiftçiyi boğuyorlar. Mal çekildikten sonra baklagilleri 8-10 liraya veriyorlar. Mercimeğin en iyisi şuan 3 lira ama piyasada 6-7 lira, yazık değil mi tüketiciye. Mesela Kanada’nın ülkemizde ajanları var. Türkiye’de çiftçi hangi ürünü ekiyorsa (mercimek, nohut, fasulye) baklagillerde Kanada beşinci ayda eker, biz beşinci ayda biçeriz. Bakıyorlar ki, elimizde çok az yükleniyorlar ekmeye. Bunun gibi, Arjantin, Avustralya, Hindistan var. Baklagillerin dünya çapındaki merkezi Mersin’dir. Rusya, Ukrayna balkan ülkelerinden Mersin’e gelecek. Dünyada en çok tüketen Hindistan ama maalesef en lezzetli ürünler bizde iken bu spekülatörler yüzünden çiftçi olarak bizler sıkıntıya düşüyoruz” dedi.

Çiftçi Murat Olgun

“GEMİLERE MAZOTU KAÇTAN VERİYORSANIZ ONDAN VERİN”

Çiftçinin elinde 100 bin ton, ofisin elinde ise 97 bin ton nohut olduğunu belirten Olgun, “Geçen yıl Arjantin’den Hindistan’a giden malı almayanlar Mersin’de serbest bölgeye getirdiler ve serbest bölgede Türkiye izin vermedi. İzin vermeyince 40 bin ton mal duruyor. Aynı zamanda da Kanada’dan getirdikleri mercimek ve fasulyeyi Orta Anadolu’da toplamış gibi kayıt dışı Mersin Ticaret Borsası’nda makbuz keserek yurt içinde üretilmiş gibi piyasaya arz ediyorlar. Biz şunu istiyoruz, gemilere mazotu kaçtan veriyorsanız ondan verir, başka bir şey istemiyoruz. Ülkemizde bir sürü tohum firmaları var ve proje bazı yeni çeşit geliştiriyorlar. Türkiye’de maalesef 30 yıllık çeşitler ilk onda. Yüzde 70’ini yabancı çeşitler sırtlıyor. Ne hikmetse bizim tohum çeşitliliği onları geçemiyor. Bunu anlamış da değiliz” dedi.

ÜRETİM ARTARSA TANZİME GEREK KALMAZ

Tanzim satış yerlerinden memnun olan bir başka Konyalı çiftçi Mustafa Özkaya ise, “Fiyatların bugün için çiftçiyi etkileyeceğini düşünmüyorum. Hasat zamanı olan Temmuz-Ağustos gibi olmadığı için etkileyeceğini pek düşünmüyorum. Maliyet ya da girdiler düşerse üretim artacaktır, üretim artarsa zaten bu tanzim gibi şeylere gerek kalmaz. Eğer maliyeti düşürür üretimi desteklerlerse, arz talep dengesi de kendiliğinden oluşur” diye konuştu.

ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNİ BAKANLIK NE EKTİĞİNİ BİLMİYOR

Konya Altınekin Ziraat Odası Başkanı Bekir Kağnıcıoğlu’da bakliyatın tanzim satış yerinde sunulmasının çiftçiye zararı olmayacağını belirterek, çiftçiden 5’e alıp 7’ye satılırsa bir sorun oluşturmayacağını söyleyerek şunları ifade etti; “Borsadan uygun fiyata alıyor yüksek kar farkı koyarak kazanç elde ediyorlar. Üretime daha fazla destek verilmesi gerekir. Daha fazla üretmeli, üretmekten zarar gelmez. Tarımda bir programsızlık var. Bu sene mesela soğan para ediyor herkes soğan ekecek bu sefer. Bölge bölge desteklerin olması gerekir. Çiftçi nereden para kazanacaksa onu ekiyor, bunun yerine bölgesel destekle beraber çiftçi ne ekeceğini bilebilmeli. Böyle olursa, bakanlıkta ne üretileceğini bilir planlama ona göre yapılır. Hükümet burada şu an doğru olanı yapıyor. Sistem oturana kadar uzun vadeli olması gerekir. Parayı çiftçi kazansa problem yok, aracılar kazandığı için sorunlar yaşanıyor.”

KOCAELİ PAZARCILAR ODASI BAŞKANI: SEBZE BULDUĞUMUZA DUA EDELİM

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim ise yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçiliğin büyük zarar gördüğünü söyledi. Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim” diye konuştu.

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim

Son günlerde artan sebze fiyatlarına karşı iktidar tanzim satış noktaları oluşturdu. Ankara ve İstanbul’daki tanzim satış noktalarında pazar fiyatlarından ucuza ürün satışı yapılıyor. Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim, artan sebze fiyatları ve tanzim satış noktalarıyla ilgili konuştu. Sebzelerin mevsiminde tüketilmediği için mevsim haricinde yüksek fiyatlara alıcı bulduğunu ifade eden Serim, çiftçiliğe gerekli önem verilmemesi nedeniyle yakında parayla bile olsa sebze, meyve satın alınamayacağını belirtti.

“KIŞIN DOMATES BULABİLİYORSANIZ FİYATINA DA KATLANACAKSINIZ”

Tanzim satış noktalarının uzun soluklu olmayacağını söyleyen Ahmet Serim konuyla ilgili şöyle konuştu: “Meyve ve sebzeciliği en iyi pazarcı esnafı yapar. Ben bu işe 40 yılımı verdim. Ürün az olursa pahalı, çok olursa ucuz olur. Komisyoncunun fiyatı yükseltme tasarrufu olmaz. Bir domatesin ömrü belli, bunun fiyatını yüksek tutabilir misiniz? Domatesi değer kazanması için bekletemezsiniz. Akdeniz’deki ağır kış şartları nedeniyle fiyatlar yüksek. Kışın patlıcan ve biber yemeyin. İlle de yiyecekseniz yaz aylarından hazırlayın. Pazarcıyım, ama patlıcan, biber, araka, bezelye ve taze fasulyeyi yaz aylarında konserve yapıp kışın tüketiyoruz. Eskiden sebzeyi 5’nci aydan itibaren satabilirdik. Ürün ancak o zaman yetişirdi. Şimdi 12 ay boyunca her şey var. Kışın ortasında domates, salatalık, patlıcan bulabiliyorsanız, fiyatına da katlanacaksınız.”

“KİMSE ÇOCUĞUNUN ÇİFTÇİ OLMASINI İSTEMİYOR”

“Aç kalmak istemiyorsak çiftçiliğin bir meslek olduğunu anlamamız lazım” diyen Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim. Kandıralı bir genç belediyeye asgari ücretle işe girmek istiyor. Halbuki 2 tosun büyütse, bir yılda 40 bin lira kazanacak. Çiftçilik yapsa da keza aynı oranda kazanır. Ama gidip asgari ücretle çalışmak istiyor. Kandıra topraklarının 4’te 3’ünde ürün yetiştirilmiyor. Köylerde topraktan altın fışkırıyor, bunu artık görmemiz gerekiyor.”

“CUMHURBAŞKANIMIZI BİRİLERİ YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR”

Cumhurbaşkanımızı galiba birileri yanlış yönlendiriyor diye konuşan Serim, “Haftaya Ankara’ya gideceğiz ve federasyon olarak Cumhurbaşkanımızla görüşüp durumu anlatacağız. Ardından kendi aramızda da bir toplantı yaparak son sürecin nasıl atlatacağımızı konuşacağız. Bu durumu bir zincir olarak düşünmeliyiz. Zincirlerden biri koparsa tüm süreç dağılır. Sebzeciliği Allah’tan başkası endeksleyemez ne belediye başkanları, ne bakan yapamaz. Hava iyi ise ürün iyi alınır, kötüyse ürün yetişmez. Ürün bolsa ucuza yeriz, ürün azsa pahalıya.” dedi.

FAHRİ DURAN: SEÇİME KADAR TANZİM’DEN ZARAR EDERLER

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran da tanzim satışlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Devletin Tanzim satışlardan zarar ettiğini ve bu durumun yerel seçimlere kadar süreceğini söyleyen Duran, “Komisyonculuk zaten gözden çıkarıldı. Muhtemelen Antalya ve Mersin çiftçisi de gözden çıkarıldı. 15-20 milyonluk metropollerde şov yapılıyor.”dedi.

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran, tanzim satışlarıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Seçim manifestosunu komisyoncular üzerinden kurarak her şeye dip yaptırmak isteniyor, tüccarın devletle rekabet edecek durumu yok. Tüccar üreticiden kaça alıyorsa, devlette o paraya alıyor. Ama satarken ucuz satıyor. Tüccar ve marketçi halden pahalı aldığı mal karşılığında devletle rekabet edemez pozisyona gelecek. Bu adamların birde handikapları var. SSK’lı işçileri var, stopaj ve vergi yatırıyorlar. Dükkanların kiraları var. Pazar yerlerinin kiraları var. İster istemez perakende de devletle rekabet edemediğinden dolayı o da fiyatını aşağı çekmek zorunda kalacak. Buda üretici bölgelerindeki fiyatlara otomatikman yansıyacak. “

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran

“YEREL SEÇİME KADAR TANZİMDEN ZARAR EDECEKLER”

Tüccarın, devletle rekabet edemeyeceğini söyleyen Duran, “Devlet bir bakıyorsunuz, Halk Bankası’ndan bir gecede dolar satıyor, zarar ediyor, Osmangazi Köprüsü’ndeki zararı belli. Diğer özelleştirmelerdeki zararları görüyorsunuz. Devlet zarar ediyor her halükarda. Yerel seçimlere kadar bundan da zarar edecektir. Popülist politikalarına da devam edecektir, Ankara ve İstanbul’da. Bu durum Bursa’ya da, İzmir’e de yansır zamanla. Nüfusu 2 milyonun üzerinde olan her yere yansır diye düşünüyorum” diye konuştu.

1 TL 20 KURUŞLUK BİR FARKLA SATIYORLAR.

Tanzim satışı için kendilerinden yardım istendiğini belirten Duran, “Müstahsilden alamadıkları için yardım istediler. Arkadaşlara yardımcı olmak için hale sokup, komisyoncu arkadaşlardan mal alabilirsiniz dedik. Geldiler 2 tır mal yaptılar. Ama komisyoncudan almalarına rağmen kendi ortakları (Tarım ve Kredi Kooperatifi) üzerinden almış gibi kayıtlara geçti. Benim bölgemdeki aldıkları fiyatlarla ve maliyetlerle, navlundur, plastik kasadır, işçiliği içine koydukları vakit satışı arasında yaklaşık, 1 -1 TL 20 kuruşluk bir farkla malı satıyorlar. “ dedi.

 

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Bir tanzimi sorduk bin ah işittik!

Ünlü oyuncu itiraf etti: Esrara başladım 12 Eylül 2018

Üçüncü kez kansere yakalanan İngiliz asıllı Avustralyalı oyuncu ve şarkıcı Olivia Newton-John, tıbbi amaçlı esrar kullanmaya başladığını açıkladı.

Grease filminin yıldızı 69 yaşındaki oyuncu, Avustralya televizyonuna kanseri doğal yöntemlerle yeneceğini inandığını söyledi.

Newton-John’a ilk meme kanseri teşhisi 1992’de konuldu. Hastalığı 2013’te geri döndü. Geçen yıl da oyuncunun bel bölgesinde bir tümör bulundu. Dördüncü aşama meme kanserinin bel kemiğine sıçradığı söyleniyor.

ABD’de yaşayan Olivia Newton John, Avustralya’da da California’daki gibi tıbbi amaçlı esrar kullanımına izin verilmesi çağrısında bulundu ve “Hayalim, Avustralya’da da tüm kanser hastalarının esrara erişiminin olması” dedi.

Dört kez Grammy ödülü kazanan Newton John’un radyoterapi de yaptırdığı belirtiliyor.

Yorum yok Ünlü oyuncu itiraf etti: Esrara başladım
Kategori: Güncel

BM “mutluluk raporu” yayınladı: Türkiye Libya ve Moldova’nın gerisinde kaldı 11 Eylül 2018

Vatikan’da bulunan Papalık Bilim Akademisi’nde bugün açıklanan rapora göre dünyanın en mutlu ülkesi Finlandiya. Finlandiya’yı sırasıyla Norveç, Danimarka, İzlanda, İsviçre, Hollanda, Kanada, Yeni Zelanda, İsveç ve Avustralya takip ediyor.

Rapora göre en mutsuz ülke ise listenin sonunda yer alan Burundi. Burundi’yi Orta Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan, Tanzanya, Yemen, Ruanda, Suriye, Liberya, Haiti ve Malavi izliyor. Geçtiğimiz yıl aynı listede 69’uncu sırada yer alan Türkiye ise Belarus ile Pakistan’ın arasında, 74. sırada yer aldı.

Sıralamada Türkiye 74'üncü sırada yer aldı.

Sıralamada Türkiye 74’üncü sırada yer aldı. Libya, Kosova, Kazakistan gibi ülkeler Türkiye’nin üstünde yer aldı.

Mutluluk seviyesini belirlemek için, kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla, sosyal destek, sağlıklı ömür beklentisi, yaşam tercihlerini yapabilme özgürlüğü, cömertlik, yolsuzluk algısı gibi kriterler değerlendirildi. Örneğin “sosyal destek” göstergesi olarak katılımcılara “Bir sorun yaşadığınızda, ihtiyacınız olduğunda güvenebileceğiniz akraba ya da arkadaşlarınız var mı?” sorusu soruldu. Yolsuzluk algısını belirlemek için de hem ülke yönetiminde hem de iş yerinde yolsuzluğun yaygın olup olmadığı soruldu.

Raporda ayrıca, bu ülkelerde yaşayan yabancıların mutluluk seviyesi de sıralandı. Başka ülkelerde doğanların en mutlu olduğu ülke yine Finlandiya oldu. Bu sıralamada sonuncu Suriye olurken, Türkiye 53. oldu.

Yorum yok BM “mutluluk raporu” yayınladı: Türkiye Libya ve Moldova’nın gerisinde kaldı

Kimyasal Hadım nedir? İşte Kimyasal Hadım veya kastrasyon hakkında detaylı bilgi… 9 Temmuz 2018

Dünyanın çeşitli ülkelerinde cinsel istismar suçu işleyen mahkumlara uygulanan Kastrasyon nasıl yapılacak? Son zamanlarda sayıları giderek artan çocuk cinsel istismar vakalarının ardından gündeme tekrardan gelen Kimyasal Hadım nedir, kimlere uygulanacak? Kimyasal Hadım ya da diğer bir ifadeyle Cinsel Kastrasyon, istismara yönelik suçlarda kullanılması planlanan yöntemler arasında yer alıyor. Birçok platformda sık sık gündeme getirilen Kimyasal Hadım (Cinsel Kastrasyon), son günlerde vatandaşlar tarafından da araştırılmaya başlandı. n, ‘Cinsel kastrasyon dediğimiz tedbiri de bütün yönleriyle yeni dönemde devreye sokacağız.’ sözleri ardından ‘cinsel kastrasyon (kimyasal hadım) nedir?’ soruları sıklaştı. İşte, cinsel saldırı suçlarında kullanılmak üzere tasarlanan kimyasal hadım hakkında merak edilenler…

KİMYASAL HADIM NASIL YAPILIYOR?

Kimyasal hadım yönteminde çeşitli kimyasallar kullanılarak yapılan hadım etme işleminde mahkumlara belirli aralıklarla ilaç veriliyor. Kimyasal hadım yönteminde diğer hadım şekillerinde olduğu gibi penis ve testisler kesilmiyor. Haplar ve iğneler sayesinde cinsel saldırı suçunda bulunan suçlunun testosteron hormonu azaltılıyor ve cinsel isteği ortadan kaldırılıyor.

HANGİ ÜLKELERDE UYGULANIYOR?

Kimyasal hadım; Birleşik Krallık, Polonya, Moldova, Estonya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Hindistan, İsrail, Rusya, Güney Kore gibi ülkelerde yakın zamanlarda çeşitli cinsel saldırı vakalarında kullanıldı.

Yorum yok Kimyasal Hadım nedir? İşte Kimyasal Hadım veya kastrasyon hakkında detaylı bilgi…

Derin dondurucudaki meyveleri tüketmeyin! Yediği donmuş nardan öldü! 13 Haziran 2018

Avustralya Sağlık Bakanlığı yetkilileri, 64 yaşındaki adı açıklanmayan kadının “nadir ve trajik” olarak niteledikleri ölümü sonrası halka derin dondurucularındaki meyveleri tüketmeme çağrısında bulundu. BBC Türkçe’nin haberine göre; Güney Avustralya eyaletinde donmuş nar taneleri bağlantılı 20 vaka görüldüğü ancak diğer kişilerin sağlık durumlarının iyi olduğu açıklandı.

Creative Gourmet adlı şirket tarafından ülke genelinde şimdiye kadar 2 bin paket ürün satıldığı belirtiliyor.

BELİRTİLER ANCAK 15-50 İÇİNDE ORTAYA ÇIKIYOR

Hepatit A, genellikle dışkı, cinsel ilişki ve virüs bulaşmış yiyecek ve nesnelere temas yoluyla bulaşıyor ve karaciğere zarar veriyor.

Hastalığın belirtileri 15-50 gün arasında ortaya çıkıyor. Hastalarda mide bulantısı, yüksek ateş ve ciltte sararma görülüyor.

ŞİRKETİN İLK VUKUATI DEĞİL

Geçen yıl da donmuş böğürtlenlerden kaynaklanan sarılık salgını nedeniyle aynı şirketin bazı ürünleri toplatılmıştı.

Avustralya’da Mart ayında listeria bakterisi bulaşmış kavun yiyen yedi kişi hayatını kaybetmişti.

Yorum yok Derin dondurucudaki meyveleri tüketmeyin! Yediği donmuş nardan öldü!

NASA’da çalışan Sırrı Oğuz ‘Mars’a ilk yolculuk 2 yıl gecikebilir’ 6 Mayıs 2018

İnönü Üniversitesi tarafından Malatyalı İşadamları Derneği (MİAD), Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Yeşilyurt Belediyesi’nin desteğiyle üçüncüsü düzenlenen ROBOCOT 2018 Bilim Şenliği’ne bu yıl Avrupa, Amerika, Asya ve Avustralya kıtalarından Türk bilim insanları katıldı.

NASA, MIT, OXFORD VE SİLİKON VADİSİNDEN KATILIM

NASA’nın ve Mars programının kadrolu tek Türk yöneticisi Sırrı Oğuz, Japonya Osaka University’den Ayonix kurucusu Sadi Vural, Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Dortmund University of Technology’den Prof. Yılmaz Uygun,  İsviçre Fribourg University’den Prof. Dr. Ali Coşkun, Oxford University’den Emre Eren Korkmaz ile Avustralya CSIRO’dan Dr. Hilkat Özgün Robocot Malatya 2018’de bilgi ve birikimlerini gençlerle paylaştı.

Robocot 2018 için Malatya’ya gelen Sırrı Oğuz, sistem sorumlusu olduğu Orion Projesi ve Mars Programı hakkında değerlendirmelerde bulundu. Mars’a yolculuğun zamanı geldiğinde yapılacağını belirten Oğuz, “Ancak birçok kişinin sandığı gibi işimiz hiç de kolay değil. Mars’a gidecek aracın insansız uçuşlarını 2021’de başlatarak hazırlık çalışmaları sonrası ilk büyük adımı atacağız. Bu çok önemli bir aşama. Ardından 2022’de ise insanlı uçuşlara geçeceğiz. Ancak uzay aracının hazır olması her şeyi çözmüyor. Mars görevine gidecek astronotlar 6 ay boyunca yer çekimsiz ortamda seyahat edecekler. Yolculuk boyunca radyasyona maruz kalacaklar. Bütün bu sorunların çözümü elbette zaman alıyor. Bu nedenlerle NASA’nın 2030’da öngörülen Mars yolculuğu kanaatimce bir-iki yıllık rötarla ancak 2031 veya 2032’de yapılabilecek” şeklinde konuştu.

İHA

NASA’nın ve Mars programının kadrolu tek Türk yöneticisi Sırrı Oğuz – İHA

“TÜRKİYE DAHA AKTİF OLMALI”

Sırrı Oğuz, Türkiye’yi de bilim için, insanlık için yapılan ve yapılacak projelerde görmek istediğinin altını çizdi. 15 ülkenin ortaklığı ile devam eden Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) projesini hatırlatan Oğuz, “Bu projede yer alan ülkelerin üniversitelerinde uzay çalışmaları ile ilgili çok ciddi bir eğitim veriliyor. Ben Türkiye’nin de bir gün uzay projelerinde aktif olarak yer almasını çok isterim. Bu ülkenin yetiştirdiği bir bilim insanı olarak bilgi ve deneyimlerimi paylaşmaktan da ayrıca büyük onur duyarım “ ifadelerini kullandı.

İHA

İHA

“BEYİN GÖÇÜ DEĞİL BEYİN GÜCÜ”

Avustralya Hükümeti Bilimsel Araştırma Merkezi’nde (CSIRO) görevli Dr. Hilkat Özgün ise son günlerde sıkça gündeme gelen  ‘beyin göçü’ tartışmalarını değerlendirdi. Bilim insanlarının ve akademisyenlerin yurt dışını tercih etmesini ‘beyin göçü’ yerine ‘beyin gücü’ olarak değerlendirdiğini vurgulayan Özgün, “Bizler yurt dışında edindiğimiz bilgi ve deneyimi ülkemize taşıyoruz. Ben enerji depolama alanında çalışıyorum ve bu konuda TÜBİTAK ile sürekli işbirliği halindeyiz” dedi.

Avustralya’nın yükseköğrenim için tüm dünyadan öğrencilere kapılarını açtığını hatırlatan Hilkat Özgün, Türkiye’den bu ülkeye öğrenci olarak gidenlerin yüzde 80’inin eğitimi değil, bir şekilde ülkede kalmayı hedeflediklerine dikkat çekti. Özgün,  Türkiye’den Avustralya’yı tercih eden öğrencilere ülkedeki eğitim fırsatlarını değerlendirmelerini önerdi.

Oxford Üniversitesi Öğretim üyelerinden Dr. Emre Korkmaz ise, Türkiye’de eğitimin değerinin henüz tam olarak anlaşılamadığının altını çizdi. Çin, Birleşik Arap Emirlikleri gibi birçok ülkede hükümetlerin Oxford Üniversitesi ile özel işbirliği anlaşmaları yaptığını anlatan Korkmaz, “Bir tarafta böyle örnekler varken  diğer tarafta çok zorlu bir süreci geçerek yüksek lisans ya da doktora için Türkiye’den Oxford’a gelen arkadaşlarımız, ülkemizde burs bulmakta zorlanıyorlar. Biz burada onlar için internet üzerinden destek kampanyaları düzenliyoruz”  ifadelerine yer verdi.

İLGİLİ HABER1.1 trilyon dolar uzaya akacak1.1 trilyon dolar uzaya akacak
“SUYU GECE YAKALAYIP GÜNDÜZ KULLANACAĞIZ”
Robocot 2018’in konuklarından İsviçre Fribourg Universitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Coşkun ise dünyanın ve Türkiye’nin bir başka sorunu olan küresel iklim değişikliğine dikkat çekti. Türkiye’nin su fakiri bir ülke olduğunu hatırlatan Coşkun,  “Gece nemli saatlerde atmosferden etkin bir şekilde suyu yakalayıp gündüz hava ısındığında kullanabileceğimiz bir proje geliştiriyoruz” dedi.

Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) ve Dortmund University of Technology’den Prof. Yılmaz Uygun da ‘endüstri 4.0’ın bir fırsat olarak değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Prof. Uygun, “Ancak bunun için Türkiye’de yeterli alt yapı, ekosistem yok. Ülkemizi gelişmiş ülkelerle karşılaştırdığımızda bizim en önemli eksikliğimiz, dezavantajımız olarak öne çıkıyor. Bu nedenle endüstri 4.0’a uygun alt yapıyı oluşturup ardından üretime geçmeliyiz” diye konuştu. İHA

Yorum yok NASA’da çalışan Sırrı Oğuz ‘Mars’a ilk yolculuk 2 yıl gecikebilir’