Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Bir tanzimi sorduk bin ah işittik! 20 Şubat 2019

HABER: Uğur Enç /İsmail Akın/ Mehmet Ali Kayacı

Sözcü muhabirleri Kocaeli, Antalya ve Konya’da çiftçinin nabzını tuttu. Tanzim satışla ilgili görüşlerini aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açılan tanzim satış yerleri ile fiyatların yarıya indiğini daha da ineceğini belirterek önümüzdeki günlerde pirinç, bulgur ve mercimek satışının da yapılacağını belirtmişti.  Bu açıklamaların ardından tüketicilerin ürünlere daha ucuza ulaşmasından memnun olan üreticiler, çözüm yolunun da tanzim olmadığını belirterek, üreticinin doğrudan desteklenmesini ve ürünlerin tekelleşmeden tüketiciye ulaşması gerektiğini söylüyor.

ÜRETİM POTANSİYELİMİZİ HAREKETE GEÇİRMELİYİZ

Tanzim satışlarının bu şekilde yapılmasına genel manada karşı olduklarını belirten Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, meyve ve sebzede üreticiler birliğinin çatısı altında 5-6 tane üretici olursa özellik Bursa, İzmir, Antalya, Mersin ve Adana’da üyelerinden aldığı sebzeleri getirip özellikle satış yerleri kurarak pazarcılara, manavlara satılması halinde ticarette fiyat regülasyonu olacağını söyledi. Yıllardan beri aynı şeyi söylediklerini belirten Kiraz, “bakliyata gelirsek aynı şeyi düşünüyorum. Özellikle çiftçilere destek verilmesi gerekiyor. Aracılar çok fazla var ise işte bakliyatta daha çok tekelleşme var özellikle birkaç kişi topluyor. Ama esas mesele girdilerin pahalılığı. Tarımda çiftçilerin kullandığı mazot, gübre, tohum, kimyasal ilaç, elektrik, işçilik bunların pahalılığı üretimden kar edememenin sebebidir” diye konuştu.

Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz

TARIM ALANLARI TARIM DIŞINA ÇIKMAMALI

Türkiye’de 5 milyon sulanabilir arazinin bulunduğunu belirten Kiraz, bu arazilerin yetmediğini belirterek şunları ifade etti; “Özellikle endüstride yetmiyor. Pamukta yüzde 50 açığımız var, mısırda zaman zaman 3 milyon ton dışarıdan alıyoruz yetmiyor, soya fasulyesi özellikle hayvan yeminde yüzde 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Türkiye’de kullandığımız 100 birim malın 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Birinci maddemiz sulanabilir alanlarımızı artıramazsak bu sorun ithalat devam eder. Aynı şekilde hayvancılık 300 bin ton açık var. Biz eğer damızlık hayvanla küçük aile şirketlerine bir sistem kuramazsak her yıl artan nüfusa göre yılda 15 bin ton açığımız olacak. Sonuç olarak, tarım alanlarında da bir azalma var ve bunu durdurmamız lazım. Tarım alanları tarım dışına çıkmamalı.”

TANK YAPIYORDUK DOMATES SATIYORUZ

Çiftçinin günü kurtarabilmek için ofis veya alıcılar ne dediyse ona uymak zorunda kaldığını belirten Konyalı Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş ise, Tunceli Ovacık’ı örnek gösterdi. Akbaş, “Tamam, benim Cumhurbaşkanının yanında olduğum yerler var ama mesela 2-3 liraya nohut olur mu? Örnek veriyorum, şuan borsada 3-4 liraya gidiyor. Burada aradakiler ciddi manada kazanıyor ona katılıyorum. Ama çiftçiye de kazandırmıyor. Çiftçiden 3-4 liraya alacaksınız yine 3-4 liraya satacaksınız yine ezilen çiftçi olur arada. Hükümetin tanzim satış yerleri ile uğraşmak yerine hani uçak yapıyorduk, tank yapıyorduk, oradan vites düşürüp domates, salatalık satması bana garip geliyor. Devlet, 16-17 senede şunu yapabilirdi. Tunceli Ovacık’taki başkan tek başına yaptı bunu. Devlet desteği kullanmış olabilir ama bunu yaptı. Ziraat odaları gösteriş, orada olmak için varlar. Bu şekilde bir şeyler yapılabilirdi” dedi.

Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş

GÜBRE SİSTEMİ MAZOTTA UYGULANABİLİR

Çiftçinin aldığı desteğinin gecikmeli verilmesinden şikayet eden Akbaş, “Ürünü şimdi ofise vereceğiz, ofis fiyatı dipten vuruyor. Tüccar geliyor onun o fiyatı verdiğini bildiği için tüccar da çok düşük rakamlara alıyor. 800-900 liraya buğday topladılar, şuan 1.400 lira buğday. Çiftçinin kabahati ne? Ne yapıyor çiftçi, bankadan başak kartla döndürmeye çalışıyor. Ülkenin yüzde 80-90’ı bu şekilde kendini döndürüyor. Gübre sektöründe çok güzel bir sistem kuruldu. Nereden nasıl alacağına dair, ihtiyaca göre veriliyor. Aynı şekilde mazot gübre desteği yerine böyle bir sistem kuracaksın, çiftçiyi de rahatlatacaksın. Neden, çünkü mazot, gübre desteğini alıyor çiftçi, 2018 Kasım ayında aldığı desteği tam bir yıl sonra alıyor. Aradaki açık nereden kapanıyor, bankadan alınan kredi ile. Bu sorunun çözülmesi ve ilk olarak üretimin desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.

TANZİM İYİ TEKELLEŞME KÖTÜ

Tanzim satışının iyi bir şey olduğunu ifade eden Konyalı çiftçi Murat Olgun, “Nohutun en iyisi şuan çiftçide 3 lira ama markete gittiğinizde 12 lira. Aracılar kazanıyor. Mersin’de bir tekelleşme olmuş onlar piyasaya yön veriyorlar. Türk mallarını piyasadan toplamıyorlar, çiftçiyi boğuyorlar. Mal çekildikten sonra baklagilleri 8-10 liraya veriyorlar. Mercimeğin en iyisi şuan 3 lira ama piyasada 6-7 lira, yazık değil mi tüketiciye. Mesela Kanada’nın ülkemizde ajanları var. Türkiye’de çiftçi hangi ürünü ekiyorsa (mercimek, nohut, fasulye) baklagillerde Kanada beşinci ayda eker, biz beşinci ayda biçeriz. Bakıyorlar ki, elimizde çok az yükleniyorlar ekmeye. Bunun gibi, Arjantin, Avustralya, Hindistan var. Baklagillerin dünya çapındaki merkezi Mersin’dir. Rusya, Ukrayna balkan ülkelerinden Mersin’e gelecek. Dünyada en çok tüketen Hindistan ama maalesef en lezzetli ürünler bizde iken bu spekülatörler yüzünden çiftçi olarak bizler sıkıntıya düşüyoruz” dedi.

Çiftçi Murat Olgun

“GEMİLERE MAZOTU KAÇTAN VERİYORSANIZ ONDAN VERİN”

Çiftçinin elinde 100 bin ton, ofisin elinde ise 97 bin ton nohut olduğunu belirten Olgun, “Geçen yıl Arjantin’den Hindistan’a giden malı almayanlar Mersin’de serbest bölgeye getirdiler ve serbest bölgede Türkiye izin vermedi. İzin vermeyince 40 bin ton mal duruyor. Aynı zamanda da Kanada’dan getirdikleri mercimek ve fasulyeyi Orta Anadolu’da toplamış gibi kayıt dışı Mersin Ticaret Borsası’nda makbuz keserek yurt içinde üretilmiş gibi piyasaya arz ediyorlar. Biz şunu istiyoruz, gemilere mazotu kaçtan veriyorsanız ondan verir, başka bir şey istemiyoruz. Ülkemizde bir sürü tohum firmaları var ve proje bazı yeni çeşit geliştiriyorlar. Türkiye’de maalesef 30 yıllık çeşitler ilk onda. Yüzde 70’ini yabancı çeşitler sırtlıyor. Ne hikmetse bizim tohum çeşitliliği onları geçemiyor. Bunu anlamış da değiliz” dedi.

ÜRETİM ARTARSA TANZİME GEREK KALMAZ

Tanzim satış yerlerinden memnun olan bir başka Konyalı çiftçi Mustafa Özkaya ise, “Fiyatların bugün için çiftçiyi etkileyeceğini düşünmüyorum. Hasat zamanı olan Temmuz-Ağustos gibi olmadığı için etkileyeceğini pek düşünmüyorum. Maliyet ya da girdiler düşerse üretim artacaktır, üretim artarsa zaten bu tanzim gibi şeylere gerek kalmaz. Eğer maliyeti düşürür üretimi desteklerlerse, arz talep dengesi de kendiliğinden oluşur” diye konuştu.

ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNİ BAKANLIK NE EKTİĞİNİ BİLMİYOR

Konya Altınekin Ziraat Odası Başkanı Bekir Kağnıcıoğlu’da bakliyatın tanzim satış yerinde sunulmasının çiftçiye zararı olmayacağını belirterek, çiftçiden 5’e alıp 7’ye satılırsa bir sorun oluşturmayacağını söyleyerek şunları ifade etti; “Borsadan uygun fiyata alıyor yüksek kar farkı koyarak kazanç elde ediyorlar. Üretime daha fazla destek verilmesi gerekir. Daha fazla üretmeli, üretmekten zarar gelmez. Tarımda bir programsızlık var. Bu sene mesela soğan para ediyor herkes soğan ekecek bu sefer. Bölge bölge desteklerin olması gerekir. Çiftçi nereden para kazanacaksa onu ekiyor, bunun yerine bölgesel destekle beraber çiftçi ne ekeceğini bilebilmeli. Böyle olursa, bakanlıkta ne üretileceğini bilir planlama ona göre yapılır. Hükümet burada şu an doğru olanı yapıyor. Sistem oturana kadar uzun vadeli olması gerekir. Parayı çiftçi kazansa problem yok, aracılar kazandığı için sorunlar yaşanıyor.”

KOCAELİ PAZARCILAR ODASI BAŞKANI: SEBZE BULDUĞUMUZA DUA EDELİM

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim ise yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçiliğin büyük zarar gördüğünü söyledi. Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim” diye konuştu.

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim

Son günlerde artan sebze fiyatlarına karşı iktidar tanzim satış noktaları oluşturdu. Ankara ve İstanbul’daki tanzim satış noktalarında pazar fiyatlarından ucuza ürün satışı yapılıyor. Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim, artan sebze fiyatları ve tanzim satış noktalarıyla ilgili konuştu. Sebzelerin mevsiminde tüketilmediği için mevsim haricinde yüksek fiyatlara alıcı bulduğunu ifade eden Serim, çiftçiliğe gerekli önem verilmemesi nedeniyle yakında parayla bile olsa sebze, meyve satın alınamayacağını belirtti.

“KIŞIN DOMATES BULABİLİYORSANIZ FİYATINA DA KATLANACAKSINIZ”

Tanzim satış noktalarının uzun soluklu olmayacağını söyleyen Ahmet Serim konuyla ilgili şöyle konuştu: “Meyve ve sebzeciliği en iyi pazarcı esnafı yapar. Ben bu işe 40 yılımı verdim. Ürün az olursa pahalı, çok olursa ucuz olur. Komisyoncunun fiyatı yükseltme tasarrufu olmaz. Bir domatesin ömrü belli, bunun fiyatını yüksek tutabilir misiniz? Domatesi değer kazanması için bekletemezsiniz. Akdeniz’deki ağır kış şartları nedeniyle fiyatlar yüksek. Kışın patlıcan ve biber yemeyin. İlle de yiyecekseniz yaz aylarından hazırlayın. Pazarcıyım, ama patlıcan, biber, araka, bezelye ve taze fasulyeyi yaz aylarında konserve yapıp kışın tüketiyoruz. Eskiden sebzeyi 5’nci aydan itibaren satabilirdik. Ürün ancak o zaman yetişirdi. Şimdi 12 ay boyunca her şey var. Kışın ortasında domates, salatalık, patlıcan bulabiliyorsanız, fiyatına da katlanacaksınız.”

“KİMSE ÇOCUĞUNUN ÇİFTÇİ OLMASINI İSTEMİYOR”

“Aç kalmak istemiyorsak çiftçiliğin bir meslek olduğunu anlamamız lazım” diyen Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim. Kandıralı bir genç belediyeye asgari ücretle işe girmek istiyor. Halbuki 2 tosun büyütse, bir yılda 40 bin lira kazanacak. Çiftçilik yapsa da keza aynı oranda kazanır. Ama gidip asgari ücretle çalışmak istiyor. Kandıra topraklarının 4’te 3’ünde ürün yetiştirilmiyor. Köylerde topraktan altın fışkırıyor, bunu artık görmemiz gerekiyor.”

“CUMHURBAŞKANIMIZI BİRİLERİ YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR”

Cumhurbaşkanımızı galiba birileri yanlış yönlendiriyor diye konuşan Serim, “Haftaya Ankara’ya gideceğiz ve federasyon olarak Cumhurbaşkanımızla görüşüp durumu anlatacağız. Ardından kendi aramızda da bir toplantı yaparak son sürecin nasıl atlatacağımızı konuşacağız. Bu durumu bir zincir olarak düşünmeliyiz. Zincirlerden biri koparsa tüm süreç dağılır. Sebzeciliği Allah’tan başkası endeksleyemez ne belediye başkanları, ne bakan yapamaz. Hava iyi ise ürün iyi alınır, kötüyse ürün yetişmez. Ürün bolsa ucuza yeriz, ürün azsa pahalıya.” dedi.

FAHRİ DURAN: SEÇİME KADAR TANZİM’DEN ZARAR EDERLER

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran da tanzim satışlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Devletin Tanzim satışlardan zarar ettiğini ve bu durumun yerel seçimlere kadar süreceğini söyleyen Duran, “Komisyonculuk zaten gözden çıkarıldı. Muhtemelen Antalya ve Mersin çiftçisi de gözden çıkarıldı. 15-20 milyonluk metropollerde şov yapılıyor.”dedi.

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran, tanzim satışlarıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Seçim manifestosunu komisyoncular üzerinden kurarak her şeye dip yaptırmak isteniyor, tüccarın devletle rekabet edecek durumu yok. Tüccar üreticiden kaça alıyorsa, devlette o paraya alıyor. Ama satarken ucuz satıyor. Tüccar ve marketçi halden pahalı aldığı mal karşılığında devletle rekabet edemez pozisyona gelecek. Bu adamların birde handikapları var. SSK’lı işçileri var, stopaj ve vergi yatırıyorlar. Dükkanların kiraları var. Pazar yerlerinin kiraları var. İster istemez perakende de devletle rekabet edemediğinden dolayı o da fiyatını aşağı çekmek zorunda kalacak. Buda üretici bölgelerindeki fiyatlara otomatikman yansıyacak. “

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran

“YEREL SEÇİME KADAR TANZİMDEN ZARAR EDECEKLER”

Tüccarın, devletle rekabet edemeyeceğini söyleyen Duran, “Devlet bir bakıyorsunuz, Halk Bankası’ndan bir gecede dolar satıyor, zarar ediyor, Osmangazi Köprüsü’ndeki zararı belli. Diğer özelleştirmelerdeki zararları görüyorsunuz. Devlet zarar ediyor her halükarda. Yerel seçimlere kadar bundan da zarar edecektir. Popülist politikalarına da devam edecektir, Ankara ve İstanbul’da. Bu durum Bursa’ya da, İzmir’e de yansır zamanla. Nüfusu 2 milyonun üzerinde olan her yere yansır diye düşünüyorum” diye konuştu.

1 TL 20 KURUŞLUK BİR FARKLA SATIYORLAR.

Tanzim satışı için kendilerinden yardım istendiğini belirten Duran, “Müstahsilden alamadıkları için yardım istediler. Arkadaşlara yardımcı olmak için hale sokup, komisyoncu arkadaşlardan mal alabilirsiniz dedik. Geldiler 2 tır mal yaptılar. Ama komisyoncudan almalarına rağmen kendi ortakları (Tarım ve Kredi Kooperatifi) üzerinden almış gibi kayıtlara geçti. Benim bölgemdeki aldıkları fiyatlarla ve maliyetlerle, navlundur, plastik kasadır, işçiliği içine koydukları vakit satışı arasında yaklaşık, 1 -1 TL 20 kuruşluk bir farkla malı satıyorlar. “ dedi.

 

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Bir tanzimi sorduk bin ah işittik!

Ramazan’da dengeli tüketmeniz gereken 4 besin grubu 13 Haziran 2018

Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Orhan Sezgin, ramazan ayı boyunca günlük öğün sayısının azalması ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle iftarda psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine girildiğini, bunun da hazımsızlık başta olmak üzere sindirim sisteminde bazı sağlık problemlerine yol açtığını anlattı.

İftarda yağlı, ağır gıdaların tüketilmesinin kan şekerini hızla yükselttiğine ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına neden olabildiğine işaret eden Sezgin, iftar yemeğine dikkat etmek, aşırıya kaçmamak, yeterli ve dengeli beslenme ilkelerini unutmamak gerektiğini vurguladı.

HANGİ EKMEĞİ TÜKETMELİ?

ekmek-shutter

Sezgin, ramazan süresince iftar ve sahur olan iki ana öğünde dört temel besin grubunu oluşturan “süt ve süt ürünleri”, “et-yumurta-kurubaklagiller”, “sebze ve meyve” ile “ekmek ve tahıllar”ın dengeli biçimde tüketilmesi gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“İftarda hafif bir çorba, ardından sebze yemekleri ve haşlama veya ızgara, bir parça kırmızı veya beyaz et tercihen yenilmeli. Yavaş yemeye özen göstermeli, ardından eğer tatlı yemek isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Taze veya kuru meyveler, şerbetler yerine taze sıkılmış meyve suyu, az şekerli limonata gibi içecekler tercih
edilmelidir. Sahur yemeğinde yine dengeli bir beslenme biçimini uygulamakta fayda var. Su tüketimi iftardan sahura kadar düzenli olmalı. Sucuk, salam, sosis vb. yağlı besinlerden, börek vb. hamur işi gıdalardan uzak durulmalıdır. Ekmek olaraktam buğday unlu, kepekli ya da çavdar ekmeği tercih edilmesi, kan şekerini kontrol altında tutar ve tokluk hissi verir.”

Besinlerin iyi çiğnenmesi ve yemekler hızlı yenilmemesi gerektiğini vurgulayan Sezgin, “Hazımsızlık çekmemek için iyice çiğnenen gıdaları yavaş bir tempo ile yemek, hava yutulmasını ve buna bağlı oluşabilecek karında şişkinlik ve rahatsızlık hissini de azaltacaktır.” ifadesini kullandı.

Sezgin, diyabet, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanların doktorlarına danışarak oruç tutmalarında sakınca olup olmadığına dikkat etmeleri gerektiğini belirtti.

AA

İLGİLİ HABERRamazan'da spor uyarısı... Ne zaman yapmalı?Ramazan'da spor uyarısı… Ne zaman yapmalı?İLGİLİ HABERRamazanda aşırı sigara tüketimi kalp krizini tetikliyorRamazanda aşırı sigara tüketimi kalp krizini tetikliyor

Yorum yok Ramazan’da dengeli tüketmeniz gereken 4 besin grubu

Erdoğan olanı biteni açık açık anlatmalı 8 Haziran 2018

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim mitinglerinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a şu soruyu yöneltti: “Sana bir soru; herkese FETÖ’cü dedin, sen 2001’de partiyi kurarken icazet almak için Pensilvanya’ya gittin mi gitmedin mi? Kiminle gittiğini biliyorum ona zarar gelmemesi için söylemiyorum…”

“Ben icazeti Pensilvanya’dan değil, milletimden aldım” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnce hakkında hem suç duyurusunda bulundu, hem de 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

AKP’nin kurucularından, eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ise tanıklığını SÖZCÜ’ye anlattı. CHP’nin Konya Milletvekili adayı Şener, İnce’nin “Kiminle gittiğini biliyorum ona zarar gelmemesi için söylemiyorum” dediği isimleri de açıkladı: “Erdoğan’ın, AK Parti kuruluş çalışmalarına başlamadan gidilen ABD seyahatinde Ahmet Ergün, Ali İbiş ve Turhan Çömez vardı…”

KONYA 1’İNCİ SIRA ADAYI

Seçim çalışmaları için Konya Karapınar’da bulunan Şener’e eşlik ediyoruz. Sabah erken saatlerde başlayan esnaf ziyaretleri, gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürüyor. Biz konuşuyoruz, esnaf dinliyor. Şener esnafın durumunu anlatırken, esnaf araya giriyor, “Sayın bakanım bunu da söyleyin, gazeteci bey siz de şu derdimizi de yazın” diyor. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllarca milletvekili seçildiği Konya’da,  Erbakan hükümetinin Maliye Bakanı Abdüllatif Şener, CHP’nin Konya’dan birinci sıradaki adayı. Son seçimde AKP’nin oyların yüzde 75’ini, CHP’nin yüzde 9’unu aldığı Konya’da, CHP bir milletvekili çıkarırken, bu kez hedef 4 milletvekili çıkarmak.

KONYA'DA CHP'YE İLGİ BÜYÜK, HEDEF 4 MİLLETVEKİLİ 1977 seçimlerinde, Konya'da en fazla oyu yüzde 31'le CHP'nin aldığını hatırlatan Abdüllatif Şener, “Seçimden sonra da sürekli çalışmak, insanlara bir alternatif olduğunu göstermek lazım. Bundan sonra Konya'da bunu yapacağız. CHP'ye karşı, bizlere karşı büyük bir ilgi var. Hedefimiz Konya'dan 4 milletvekili çıkarmak” dedi

KONYA’DA CHP’YE İLGİ BÜYÜK, HEDEF 4 MİLLETVEKİLİ
1977 seçimlerinde, Konya’da en fazla oyu yüzde 31’le CHP’nin aldığını hatırlatan Abdüllatif Şener, “Seçimden sonra da sürekli çalışmak, insanlara bir alternatif olduğunu göstermek lazım. Bundan sonra Konya’da bunu yapacağız. CHP’ye karşı, bizlere karşı büyük bir ilgi var. Hedefimiz Konya’dan 4 milletvekili çıkarmak” dedi.

KONYA, DEĞİŞİM İSTİYOR

1977 seçimlerinde, Konya’da en fazla oyu yüzde 31’le CHP almış. Yani, Konya’nın en büyük partisi CHP, önceki seçimde ancak bir milletvekili çıkarabilmişti.  Şener, bu durumu ve yapılması gerekeni şöyle anlatıyor:

“Konya’nın üzerinde muhalefetin çok iyi çalışması lazım.1977’den günümüze kadar sürekli olarak oy potansiyelinde düşme var. İşte, bunu tekrar yükseltmek için çalışıyoruz. Örneğin, önceki gün Beyşehir’deydik. CHP’ye karşı, bizlere karşı korkunç bir ilgi vardı. Bu ilginin ne kadarı sandığa yansır? Ne kadarı oy olarak gelir? Bilmiyorum ama bizi gördükleri zaman yüzleri gülmeyen, kucaklamayan hiç kimseye rastlamadık.”

O İSİMLERİ AÇIKLADI

Şener’e, FETÖ soruşturmaları kapsamında mağduriyet yaşadığını öne süren “Ne olacak bizim durumumuz?” diye soranlar da oluyor. Yargıtay’ın bu konudaki kararının genelleşmesi gerektiğini belirten Şener, Muharrem İnce’nin ‘icazet’ iddiasına sözü getiriyor. Ve sosyal medyadan da paylaştığı şu görüşleri dile getiriyor: “Erdoğan, ABD’ye gitti mi, gitmedi mi? Bir polemiktir almış başını gidiyor! Sayın Erdoğan olanı-biteni açıkça anlatmak yerine, niçin ‘ispat edin’ diye zorlar, anlamıyorum. Elbette onun ABD ziyaretleri, önceki başbakanların da, cumhurbaşkanlarının da toplam ziyaretinden fazladır. AK Parti 2001 Ağustos’unda kuruldu. Kuruluş çalışmalarına bir yıl önce yoğunlaşılmıştı. Ve onun öncesinde Erdoğan’ın bir ABD ziyareti var; Mayıs 2000’de… Erdoğan’ın o kritik ABD seyahati…AK Parti kuruluş çalışmalarına başlamadan önce apar topar gidilen ABD seyahati… Yanında kimler mi var? Ahmet Ergün, Ali İbiş ve Turhan Çömez… Bu seyahatte bir Pensilvanya durağı var mı dersiniz?”

RANT MAHALLE YAPTILAR

Konya, büyükşehir yapılınca tam 250 belde belediyesi kapatıldı, köyler mahalleye dönüştürüldü. AKP’nin içini çok iyi bilen Abdüllatif Şener, neden böyle yapıldığını şöyle açıkladı:

“Evet, Konya’da tam 250 tane belde belediyesi kapatılmış. Hepsini ‘Büyükşehir’e bağlıyoruz’ diye belediyelerin köküne kibrit suyu ekmişler. Köy statüsünü kaldırıp mahalleye dönüştürdüler. Yani, köy muhtarlığını mahalle muhtarlığına çevirmişler. Burada önemli bir strateji var: ‘Köy muhtarlığı’ dediğiniz zaman, köy tüzel kişiliğine ait bütün gayrimenkullerin ve varlıkların, bir takım yer altı, yer üstü zenginliklerinin köy tüzel kişiliğine ait olması vardır. Bunun yönetimi de muhtardadır. Köy muhtarı ile mahalle muhtarı aynı değil. Ona nezaret eder, köy halkı ona sahip çıkar. İktidarın bir takım avanesi, yandaşları orayı yağmalamak için giremez. Belediyeler de aynı şekildedir. Beldelerdeki belediyeler bunlarda devlet tüzel kişiliğini temsil eder. O beldenin kaynaklarına dışarıdan el koymak mümkün değildir. Bazı özel kanunları var, örneğin meralar özelleştirilemez. Bir tarafta yasa değişikliği yapmak suretiyle, bir tarafta ülkedeki köylerdeki, beldelerdeki bu ekonomik değerleri çözüp, burayı yağmalamak maksadıyla belediyeler kaldırıldı. Bir bakıyorsunuz ki bir yerlerden birileri gelip, bütün arazileri satın alıyor. Yani yandaşlara yeni yağma alanı oluşturulmak için belediyeler kaldırıldı. CHP olarak bu iktidarın getirdiği bu yapıyı düzelteceğiz.”

GÜÇLÜK ÇIKARIYORLAR

Parti çalışmalarının engellendiğine örnek verirken. “Parti binamızın önündeki bayrakları bile indiriyorlar” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Seçim büroları için kiralık yerler arıyorsun. Kiralamayı engelliyorlar. Çay bahçesi gibi bir seçim bürosu kiraladık. Polis ve zabıta gelip afişlerimizi asamayacağımızı söyledi. Kira sözleşmesini önlerine koyduğumuzda, ‘Nasıl olmuş. Nasıl verdiler?’ diyorlar…”

13enver2Esnaf da çiftçi de iktidar politikalarıyla bitirilmiş

Abdüllatif Şener’in esnaf ziyaretlerinde dinlediği ve gördüğü piyasada korkunç bir durgunluğun olmasıydı. Konuştuğu bir esnaf, “Hükümet, emeklilere yüzde 5 zam veriyor ama arkasından Bağ-Kur primlerini yüzde 35-40 artırıyor. Dolayısıyla piyasadaki parayı devlet çekiyor, durgunluğu devlet tetikliyor, hatta piyasayı batırıyor” diyor. Şener, o sözleri başıyla onaylıyor ve bu kez sözü o alıyor:“Evet, piyasayı öldüren bir sistem var. Konya, kırsal bir bölgedir. Burada aynı zamanda çiftçinin de büyük sorunları var. Mazot 3.70 kuruştan 5.77 kuruşa çıkmış. Fiyatı neredeyse ikiye katlanmış. Gübre fiyatları yüzde 20 civarında artmış. Ama buğday fiyatı yerinde sayıyor. İlan edilen taban fiyatın bile altında ürün satılıyor. Süreçte, esnafa giden parayı kısıtlayan politika uygulanıyor ama bununla birlikte  enflasyon artıyor, esnafın kullandığı girdilerin fiyatı yükseliyor. 431 bin esnafın kepenk kapatması ne demektir? Esnaf bitirilmiş.”

13enver1 13enver4

SATILAN ÜRÜNLER HEP İTHAL

Konya milletvekili adayı Şener, bu kez, telefon satılan bir işyerinde. Ürünleri inceliyor, hemen tamamı ithal. Şener, “Cumhurbaşkanı, ‘yerliyiz’ diyor ama sattığımız ürünler hep yabancı” diyor ve şöyle devam ediyor: “Türkiye, ithalata dayalı bir ekonomi haline gelmiş. Yıllık 250 milyar dolara çıkan bir ithalat yapısı var. Türkiye de bazı yıllar biraz düşüyor, sonra yükseliyor ama bu şu demektir; en azından milli gelirin 3’te 1’ine denk düşecek bir ithalat var. Bu ithal politikaları, dolara dayalı olarak işlediği takdirde daha önceki sattığı fiyata satamaz oluyor. Çünkü maliyetler, alış fiyatları, sattığı fiyatları ikide bir geçiyor. Fazla yükseltildiği yani maliyetleri tamamen müşteriye yansıtmaya çalıştığında da talep düşüyor.”

ABD’de Erdoğan’a eşlik ettiği iddia edilen Çömez: Yorum yapmak istemiyorumTurhan Çömez

Turhan Çömez

CHP adayı Abdüllatif Şener, AKP’nin kuruluş aşamasında Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye yaptığı geziye, Ali İbiş, Ahmet Ergün ve Turhan Çömez’in de katıldığını belirtti. Ancak Çömez ve İbiş, Şener’in iddiasını ne doğruladı ne de yalanladı.   Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında soruşturma açıldığı dönemde yurtdışına giden ve bir daha dönmeyen eski AKP milletvekili Çömez, “Bir değerlendirme ve yorum yapmak istemediğini” belirtti.

‘DOĞRU BULMUYORUM’

AKP’den bir dönem milletvekilliği yapan, üniversite mütevelli heyeti başkanlığı görevinde de bulunan Ali İbiş, yakın çevresine “Bu iddialar nereden çıkıyor anlamadım. Seçim öncesinde böyle bir şeyin gündeme getirilmesini doğru bulmuyorum” dedi. Aynı gezide bulunduğu belirtilen ve Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen işadamı Ahmet Ergün’e ise ulaşılamadı.

Ali İbiş

Ali İbiş

Yorum yok Erdoğan olanı biteni açık açık anlatmalı