Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Aranan PKK şüphelisi yakalandı 30 Aralık 2018

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında yakalama kararı bulunan M.A.İ.’nin Aşağı Sürmeli Mahallesi’nde olduğu bilgisine ulaştı.

İLGİLİ HABERTunceli'de terör örgütü PKK'ya darbeTunceli'de terör örgütü PKK'ya darbe

Savcılık kararıyla mahalledeki bir adrese baskın yapan ekipler, M.A.İ.’yi gözaltına alarak sorgulamak üzere karakola götürdü.  DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Aranan PKK şüphelisi yakalandı

Darbenin kilit isminden albaya tehdit 24 Aralık 2018

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimini Akıncı Üssü’nden yöneten sivil imam Kemal Batmaz, duruşma düzenini bozduğu için kendisini uyaran cezaevinin güvenliğinden sorumlu albayı, “Size sadece şunu söylüyorum, harekete geçtiğimde ne olacağını göreceksin, görüşeceğiz.” diyerek tehdit etti.

Sözde imam Batmaz’ın tehditlerinin yanı sıra, istediği zaman diğer sanıkları harekete geçirerek duruşmanın düzenini bozacağına ilişkin ifadeleri, jandarma görevlilerince tutanağa geçirildi.

Adli makamlara gönderilen tutanağa göre, Batmaz, Akıncı Üssü’ndeki eylemlere ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince görülmesine devem edilen davanın, 14 Aralık’taki duruşmasında gösterilen yere oturmayı reddetti.

Duruşma salonunun arka tarafına geçmek isteyen Batmaz, sanık sayısının fazla olması nedeniyle söz konusu yerde boş sandalye olmadığını söyleyen görevlilere, “Keyfi muamele yapıyorsunuz, ben burada oturacağım.” diye bağırdı.

Duruşma görevlisi jandarma, Batmaz’a, duruşmanın düzenini bozmaması ve gösterilen yere oturması uyarısını tekrarladı.

Davanın diğer sanıkları da Batmaz’ı uyaran görevlilere bağırarak, fiili müdahalede bulunmak istedi.

Duruşma salonlarının güvenliğinden sorumlu Ankara İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Tarık Hekimoğlu’nun müdahalesiyle gerginlik yatıştırıldı.

“Harekete geçtiğimde ne olacağını göreceksin” tehdidi

Albay Hekimoğlu, duruşmanın sonunda, mahkemenin düzenini ve güvenliğini bozacak provokasyonlardan kaçınması için Batmaz’ı uyardı.

Batmaz da kendisine yasaları hatırlatan Albay Hekimoğlu’na yüksek sesle “Ben kurallara uyuyorum ancak her şeyime karışıyorsunuz. Provokasyon böyle olmaz, ben provokasyon yaptığımda salonda neler olacak, göreceksin.” karşılığını verdi.

Albay Hekimoğlu’nun “Ne olacak?” sorusu üzerine Batmaz, “Size sadece şunu söylüyorum, harekete geçtiğimde ne olacağını göreceksin, görüşeceğiz.” diye tehditte bulundu.

Batmaz’ın tehditleri ve istediği zaman diğer sanıkları harekete geçirebileceğine ilişkin ifadeleri hakkında, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca adli, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Müdürlüğünce de idari işlem başlatıldı.

Yorum yok Darbenin kilit isminden albaya tehdit
Etiketler:,
Kategori: Güncel

Son dakika… Uyuşturucu tacirlerine büyük darbe! 20 Aralık 2018

AYRINTILAR GELİYOR…

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Son dakika… Uyuşturucu tacirlerine büyük darbe!

Rehineleri “canlı kalkan” yapmışlar

Dava dosyasına giren bilirkişi raporu ve görüntülere  göre, darbe girişiminin başarısız olduğunu anlayan darbeciler, olay akşamı rehin  aldıkları nöbetçi heyetinden yaklaşık 50 subay ve astsubay ile çok sayıda er ve  erbaşı polisle çatışmaya girdikleri garaj katına indirerek canlı kalkan yaptı.

Polisin operasyonu karşısında duramayan darbeciler, helikopterle tahliye olmak  için Jandarma Genel Komutanlığının 11’inci katına çıktı ancak polisin mukavemeti  sonucu iniş yapamayan helikopter, darbecileri alamadan olay yerinden uzaklaştı.
alcaklar-aa-2

Jandarma Genel  Komutanlığındaki eylemlere ilişkin davanın görüldüğü  Ankara 23. Ağır Ceza  Mahkemesine gönderilen olay gününe ait güvenlik kamera  görüntüleri ve bilirkişi raporu, dava dosyasının delilleri arasına girdi.

Görüntü ve bilirkişi raporuna göre, ihanet  girişiminin ilk saatlerinde darbeciler kendilerinden olmayan nöbetçi heyetindeki  yaklaşık 50 subay ve astsubay ile çok sayıda er ve erbaşı rehin aldı.
alcaklar-aa-3
Darbe girişiminin başarısız olduğunun anlaşılması üzerine karargahın  üç farklı toplantı salonunda alıkonulan askerler, sanık eski yarbay Yusuf Köz’ün  komutasındaki silahlı darbeciler tarafından polisle çatışmanın yaşandığı zemin  katına götürüldü.

Sabah saatlerinde özel hareket polislerinin karargaha operasyon  düzenlemesiyle panik yaşayan darbecilerden bazıları, elleri arkadan kelepçeli,  gözleri bağlı rehineleri bırakar olay yerinden kaçtı.                Bilirkişi raporu ve iddianamedeki bilgilere göre, polisin operasyonu  karşısında duramayan darbeciler, helikopterle tahliye olmak için Jandarma Genel  Komutanlığının 11’inci katına çıktı.
alcaklar-aa-4

Polisin mukavemeti sonucu karargahın çatısına iniş yapamayan  helikopter, darbecileri alamadan olay yerinden uzaklaştı.

Bu gelişmeden sonra darbe eylemlerini yöneten subayların da arasında  bulunduğu darbecilerin polise teslim olduğu anlar kameraya yansırken, zemin katta  kalan diğer darbecilerin ise rehin tutulan askerlerin arasına karıştıkları  bilgisi raporda yer aldı.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Rehineleri “canlı kalkan” yapmışlar

Brunson’ın ‘bölücü’ faaliyetleri gerekçeli kararda! 5 Kasım 2018

Davaya ilişkin kararını 12 Ekim’de veren İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 124 sayfalık gerekçeli kararın yazımını da tamamladı. Gerekçeli kararda Brunson’ın “kazan kazan” prensibiyle hareket ederek Fetullahçı Terör Örgütü’nden (FETÖ) yardım aldığı ve bu örgütle iş birliği içerisinde olduğun, örgütün hiyerarşisinde bulunmadığı ancak örgüte yardım ettiği kaydedildi.

BRUNSON’IN 15 TEMMUZ SONRASI MESAJLARI

Brunson’ın, aralarında FETÖ’nün sözde eski Ege Bölgesi imamı ve firari Bekir Baz ve yardımcısı Murat Safa’nın da bulunduğu çok sayıda örgüt mensubuyla bağlantısına işaret edilen kararda, sanığın 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin hemen ardından 21 Temmuz’da “General Dan” diye yazdığı, “Bir süreden beridir Türkleri sarsacak bazı olayları bekliyorduk” ifadesinin yer aldığı mesajında darbe girişimine ilişkin bazı değerlendirmelerde bulunduğu hatırlatılarak “Söz konusu mesaj içeriğinde yer alan bazı hususların sanığın 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü ile ilgili düşüncelerini ve bu bakış açısının FETÖ ile paralelliğini ortaya koyması bakımından altının çizilmesinde mahkememizce fayda mülahaza edilmiştir.” denildi.

İLGİLİ HABERBrunson gitti hesaplarda dolar biriktiBrunson gitti hesaplarda dolar birikti

Sanığın aynı mesajda “Ve darbe sonrası tasfiye, tek adam yönetimine doğru ivme, bu da başka bir sarsıntı” değerlendirmesinde bulunduğu vurgulanan kararda, şu ifadelere yer verildi:

“Sanığın, darbe sonrası devletin bütün siyasi organları, kendi içindeki terör hücrelerine karşı gelen Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet kuvvetleri, yargı organları ve diğer kamu, kurum ve kuruluşları ile topyekûn ortaya koymuş olduğu tedbirleri tasfiye olarak nitelemesi bir yana demokratik bir sistemde halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla seçilmiş bir hükümete ve dahası tüm siyasi aktörleri içerisinde bulunduran ve bütün Türk milletini temsil eden TBMM’ye karşı gerçekleştirilmiş bir darbe girişiminin başarısızlığından ortaya çıkan sonucu ‘tek adam’ yönetimine doğru bir hız kazanma olarak değerlendirildiği her türlü izahtan yoksundur.”

İLGİLİ HABERBrunson davasında savcıdan flaş hamle!Brunson davasında savcıdan flaş hamle!

“Dua” kod adlı gizli tanık ile açık kimlikleriyle tanık olanların, Brunson’ın görev yaptığı Diriliş Kilisesi’nde Kürt kökenli Suriye veya Türkiye vatandaşlarından oluşan ayrı bir cemaatin bulunduğu, Mesih’in Kürdi veya Kürt kilisesi olarak anılan kiliseleri kontrol ettiğine yönelik ifadelerine yer verilen kararda, sanığın, bu etnisiteye dayalı ayrımcılığı besleyerek YPG/PKK gibi örgütlere yardım sayılabilecek faaliyetler içerisinde bulunduğu değerlendirmesi yapıldı.

“TÜRKİYE’Yİ KATİL DEVLET OLARAK TANIMLADIĞI”

Buna ilişkin bazı tanıkların ifadesine de yer verilen gerekçeli kararda, Diriliş Kilisesi’nde Kürt kökenli cemaatin lideri konumuna getirilen Suriyeli Muhammed Ahmad’in ayinlerde, Türkiye’yi katil devlet olarak tanımladığı, PKK ve YPG’nin terör örgütü olmadıklarını, bunları desteklenmeleri gerektiği konusunun Brunson tarafından bilindiğinin altı çizilirken, sanığın, “Kürt halkının Türkiye’de ezilen halk olduğu, Kürt halkından ziyade PKK’nın özgürlük mücadelesi verdiğini ve buna destek verilmesi gerektiğine” dair konuşmalar yaptığına dikkat çekildi.

KİLİSEDEKİ “BÖLÜCÜ” FAALİYETLER GEREKÇELİ KARARDA

Brunson öncülüğünde kurulan Kürt Kilisesi’nin Suriyeli mültecilerin “dil bilmezlik” sorununu aşmak için oluşturulmuş bir pratikten daha fazla anlam taşıdığına vurgu yapılan gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:

“(Brunson’ın kontrolündeki kilise kastedilerek) YPG/PKK terör örgütleri özgürlük savaşçıları olarak tanıtılmaktadır. Türkiye’nin milli misak ile belirlenen sınırları içerisinde kalan topraklarının en azından bir kısmını Kürdistan olarak kabul eden anlayışı kilise katılanlarına empoze edilmiştir. Halkların kendi kaderlerini tayin etme haklarının bulunduğu şeklindeki evrensel söylemlerin popülist çekiciliği kullanılarak açık açık bu örgütlerin desteklenmesi gerektiğinin dillendirildiği kabul edilmiştir.”

İLGİLİ HABERRahip Brunson özel uçakla Türkiye'den ayrıldıRahip Brunson özel uçakla Türkiye'den ayrıldı

Yazılan gerekçeli kararda, sanığın bunu düşünce açıklamasından öteye taşıyarak dile getirdiği bu düşüncesini hayata geçirmek için terör sorununun yoğunlaştığı bir bölgede adeta siyasi bir aktör gibi Kürt yöneticilerle temas kurduğu kaydedildi.

DİNİ ÖĞRETİLERİ AŞAN GAYELER

Sanığın bölgeden kilisesine sevk edilen bir etnik kitleyi misyonerlik adı altında eğitime aldığı belirtilen kararda, “Geldikleri yerde bu örgütün (YPG/PKK) zulmüne uğramış bazı Suriyeli mültecilerin dahi kilisede PKK terör örgütüne verilen destekten rahatsızlık duyarak kilisedeki toplantılara katılmaktan vazgeçtikleri anlaşılmıştır. Böyle siyasi bir mülahazanın egemen olduğu kilisede sanığın ve destek verdiği kişilerin dini öğreticiliğini aşan gayelerinin olduğu, tıpkı FETÖ ile olduğu gibi ‘kazan kazan’ prensibi ile PKK terör örgütü ve uzantıları ile girdiği iletişim ve etkileşim içinde bu örgütlere yardım ettiği kabul edilmiştir.”

İddianamede Brunson’a isnat edilen “Siyasal ve askeri casusluk” suçlamasına ilişkin yeterli delil bulunmadığını belirtilen kararda, “Sonuç olarak sanık hakkında, ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ eylemi nedeniyle, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220/6 maddesi delaletiyle, TCK’nin 314/2. maddesi uyarınca ve ‘Siyasi veya askeri casusluk’ eylemi nedeniyle TCK’nin 328/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de yukarıda ayrıntıları ve delilleri ile birlikte tartışılan eylemleri bütünün TCK’nin 220/7 maddesinde düzenlenmiş bulunan, ‘Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçunu oluşturacağı kanaatine varılmıştır.” ifadeleri yer aldı.

Önce 5 yıl hapis cezasına çarptırılan Brunson’ın bu cezasının TCK’nin 220/7 maddesinin son cümlesi uyarınca yarı oranında indirime gidilerek 2 yıl 6 aya çekildiği ancak Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) ilgili maddesi gereğince bunun 3 yıl 9 aya yükseltildiği vurgulanan kararda, sanığın, yargılama sırasında gözlenen olumlu tutum ve davranışlarının da göz önünde bulundurularak cezanın 3 yıl 1 ay 15 güne düşürüldüğü belirtildi.

Kararda ayrıca Brunson hakkında 28 Temmuz 2018’de verilen “Konutunu terk etmekten yasaklanması” ve “Yurt dışına çıkmaktan yasaklanması” gibi adli kontrol tedbirlerinin hükümle kaldırıldığı da yer aldı. Terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla 35 yıla kadar hapis cezası istenen Amerikalı din adamı Andrew Craig Brunson, 12 Ekim’de görülen karar duruşmasında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası almış, hakkındaki adli kontrol hükümleri kaldırılarak serbest bırakılmıştı. AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Brunson’ın ‘bölücü’ faaliyetleri gerekçeli kararda!

Nazlı Ilıcak’tan ‘Bülent Arınç’lı temyiz başvurusu 1 Kasım 2018

Nazlı Ilıcak’ın cebir ve şiddet unsuru içeren bir faaliyetinin bulunmadığı da vurgulanarak ‘’Hakkındaki deliller gazetecilik faaliyetinden ibarettir. Basın Kanunu’na göre bile suç oluşturmamaktadır” denildi ve şu görüşlere yer verildi:

ÖZ İLE RÖPORTAJ SAVUNMASI

“Darbe suçunu işlemek için, örgüt üyesi olmak gerekir, buna karşın davanın iddianamesinde Ilıcak’ın örgüt üyesi olmadığı açıkça belirtilmiştir. Yargıtay’ın örgüt üyeliği için koyduğu kıstasların hiçbiri Ilıcak’a uymadığı gibi, Zekeriya Öz ile yaptığı röportaj sırasında da Öz, o tarihte terör örgütü üyesi olarak bilinmemektedir. Serbest dolaşmakta ve Ali Ağaoğlu’nun Dubai seyahatini finanse ettiği iddiasıyla açıkta bulunmaktadır. Zekeriya Öz röportajı bir gazetecilik faaliyetidir. Çekilen fotoğraf da, röportajı değişik bir pozla süsleme amacını taşımaktadır”

CEMAATİN KRİMİNAL YÜZÜ

Temyiz dilekçesinde, Ilıcak’ın attığı bazı tweetler nedeniyle de darbe suçlamasıyla karşı karşıya kaldığı anımsatıldı. 15 Temmuz öncesinde Gülen cemaatinin bir terör örgütü olduğunun “Genel kabul” olmadığı savunulan dilekçede, AKP’li eski Bakan Bülent Arınç’ın “Cemaate terör örgütü diyorlardı da inanmıyordum. 15 Temmuz sonrası anladım” sözlerine de yer verilerek, Ilıcak’ın “Cemaatin kriminal yüzünü, birçok kimse gibi 15 Temmuz sonrası gördüğü” savunuldu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Nazlı Ilıcak’tan ‘Bülent Arınç’lı temyiz başvurusu

Yargıya format atıldı 17 Ekim 2018

İstanbul Barosu, 41 bin 400 avukatıyla dünyanın en büyük ve en etkin baroları arasında. Baroda önümüzdeki hafta sonu ise başkanlık seçimi var. İkisi kadın 10 avukatın yarışacağı seçimde, İstanbul Barosu’nun mevcut başkanı Mehmet Durakoğlu da yeniden aday… Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu’ndan ikinci kez seçime girecek olan Durakoğlu’nun başkanlık dönemi oldukça zordu. Görevi devraldıktan üç ay sonra, 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Ardından da olağanüstü hal (OHAL) süreci… “İstanbul Barosu biat etmez, rica ve minnetle iş yapmaz” diyen Durakoğlu, yargının geldiği noktayı anlatırken çarpıcı tespitlerde bulundu.

‘YARGI DİBE VURMUŞTU’

– Başkanlıkta iki yıl nasıl geçti?

15 Temmuz’dan 3 ay sonra göreve geldim. Görev süremin büyük kısmı OHAL’le geçti. OHAL açık biçimde özgürlükler düzeninden uzaklaşılmasını ifade eder. Yargıç ve savcıların üçte biri görevden azledildi. Dörtte biri de hapse atıldı. Bu büyük bir depremdi. Yargı sarsılmış ve dibe vurmuştu. Böyle bir dönem içinde adalet arayan unsurlardan biriydik. Türkiye’de yargı siyasal stratejilerin parçası olarak kullanılıyor. Çok fazla siyasi davanın yaşandığı bir süreç. Biz, siyasal iktidarın yargı üzerinde oluşturmaya çalıştığı baskılara direnilmesi için çalıştık. Yargı üzerindeki baskı engellenebilirse biz de pek çok alanda mesafe kazanabiliriz diye düşündük.

– Kazanabildiniz mi peki?

Hayır. Bu yüzden de bizim için mücadele etmek dışında bir alan kalmadı. Bu mücadeleyi yapmaya çalıştık ve iki yıllık süreçte özellikle kanun hükmünde görünse bile hukuk hükmünde olmayan KHK’larla yapılan düzenlemelere en sert ve net tepkiyi İstanbul Barosu vermiştir.

‘32 YILLIK HUKUKÇUYUM…’

– OHAL kalktıktan sonra hukuki zeminde neler değişti?

Hiçbir şey değişmedi. İktidarın yargı üzerinde ciddi baskısı var. Öncelikle savunma hakkı kısıtlanıyor. 7145 sayılı yasa, OHAL’i kaldıran değil kalıcılaştıran yasadır. Anayasaya da aykırıdır. Bugün yargıya format atıldı. Bunu görmeden, baro başkanının ya da baroların yargıyı değiştirebileceği gibi bir hisse kapılmasını hayal olarak değerlendiriyorum. 32 yıllık hukukçuyum, hayatımda hiç bu kadar adil yargılanma konuştuğumu hatırlamıyorum.

– Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıyayız?

Yargı önce ‘taraf’ haline gelir. Taraflı yargı da adaleti tesis edemez. Yargı adaleti sağlamayacaksa amacı nedir? Önce Ankara’nın Türkiye’yi hukuk devleti yapmak gibi bir amacının olması gerekiyor. Bu amacı göremiyorsunuz.

‘REJİMİ DEĞİŞTİRDİLER’

– Hiç umut yok mu?

Benim umudumun kaynağında mücadele yatıyor. Yeniden adaysam mücadele geleneğini temsil etmek için burada bulunduğuma inanıyorum. Bazı arkadaşlar bakanlıkla görüşmeler yaparak, Meclis’te lobiler yaparak baskı unsuru olabileceklerini düşünüyorlar. Oysa baskı mücadeleden koparak, rica ile olmaz. Mücadele edenler sonunda mutlaka kazanır. Rejim değiştirmiş, yargıyı kuşatmış bir iktidarın avukatlar için bir şeyler yapabileceğini düşünmek naif bir algıdan ibarettir. Mücadeleyi yükseltmek zorundayız. Bizim seçmenimiz avukatlardır. Süreci doğru değerlendirir, ne yapmak istediğini bilir. Bu konuda benim bir kuşkum yok.

‘RİCA VE MİNNETLE BU İŞ OLMAZ’

– Mesleğin önündeki en büyük engel nedir size göre?

Ben mesleğimizin önündeki en büyük engelin hep Ankara olduğunu düşünürüm. Hukuk siyasettir, siyaset de hukuktur. Birbirinden bağımsız değildir. Bugün, okullarda Atatürk köşesi hâlâ varsa bu İstanbul Barosu’nun açtığı dava sayesinde olmuştur. Bu işlevimiz ortadan kalkarsa sorgulanırız. Mesleki duyarlılıklarımızı rica ve minnetle taşıyabilmemiz mümkün değil. İstanbul Barosu’nun böyle bir geleneği yoktur. Mücadele içinde bu işi götürmemiz gerekiyor. Saygınlığımızı gücümüzden alıyoruz.

MÜCADELEYİ YÜKSELTMELİYİZ İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Rejim değiştirmiş, yargıyı kuşatmış bir iktidarın avukatlar için bir şeyler yapabileceğini düşünmek naif bir algıdır. Mücadeleyi yükseltmek zorundayız” dedi.

MÜCADELEYİ YÜKSELTMELİYİZ
İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Rejim değiştirmiş, yargıyı kuşatmış bir iktidarın avukatlar için bir şeyler yapabileceğini düşünmek naif bir algıdır. Mücadeleyi yükseltmek zorundayız” dedi.

‘SOZCÜ davası medyayı sindirme amacıyla açıldı’

– “Baro daha eylemsel olmalı” eleştirilerine ne diyorsunuz?

15 Temmuz gecesi, ‘nereden gelirse gelsin darbenin lanetleneceği’ konusunda açık tavır alan tek kuruluşuz. Yine “OHAL süreçlerinin sadece FETÖ ile mücadele adı altında değil, muhalefetin sindirilmesi açısından kullanılabileceği endişesini taşımaktayız” dedik. Bu eleştiriyi yapanların kaçırdıkları çok önemli bir ayrıntı var. Bu ülkede siyasal iktidarın, ülkeyi hukuk devleti yapmak ya da yargıyı bağımsız ve tarafsız kılmak gibi bir derdi yok. Tam tersine yargıyı kuşatma peşinde. Özellikle 16 Nisan referandumunun kabul edilmesinden sonra kuvvetler ayrılığı, kuvvetler birliğine dönüştü. Bu tablo avukatları sarstı. Bugün ülkede yurttaşların ancak yüzde 30’u yargıya güveniyor. İktidarın aldığı oyu düşünürseniz oy verenlerin bir bölümü bile yargıya güvenmiyor.

– SÖZCÜ davasının sonucuyla ilgili bir öngörünüz var mı?

Türkiye bir hukuk devleti olsa, yargısı bağımsız tarafsız olsa sizi temin ederim ki bu dava beraatla sonuçlanır. Türkiye bir hukuk devleti olabilmeyi becerebilseydi böyle bir dava açılmazdı bile. Dava açıldıktan sonra anlaşıldı ki bu sadece SÖZCÜ’ye açılan bir dava değil medyanın sindirilmesi için açılan bir davaydı.

15 TEMMUZ'DAN HİÇ DERS ALINMADI Durakoğlu, Hande Zeyrek'in sorularını yanıtladı. Durakoğlu, “15 Temmuz'dan hiç ders alınmadı. Çünkü 15 Temmuz'la ilgili bir tahlil yapmadılar” dedi.

15 TEMMUZ’DAN HİÇ DERS ALINMADI
Durakoğlu, Hande Zeyrek’in sorularını yanıtladı. Durakoğlu, “15 Temmuz’dan hiç ders alınmadı. Çünkü 15 Temmuz’la ilgili bir tahlil yapmadılar” dedi.

‘Parti görevlileri yargıç ve savcı olarak atandı’

– Avukatlık mesleğinde itibar sorunu sıkça gündeme geliyor…

Eğitim sisteminden tutun fakültelerin yetersizliğine kadar çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bir önlem alınması lazım. Mesleğe kabul sınav sisteminin getirilmesi gerek. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’deki kadar kolay avukatlık yok. Yargısı bağımsız ve tarafsız olmayan bir ülkede, yaptığınız şeyin adı tam olarak avukatlık değildir. Biz haz alarak avukatlık yapmak istiyorsak yargının bağımsızlığını temin etmek zorundayız. Bu bizim için bir temel mücadele alanıdır. Bunu yapabilmek için de bu mücadelenin içinde olmak zorundayım.

– Sistem değişirken görüşünüzü istediler mi?

Yeni bir yargı yapılanması ortaya konulurken herhangi bir şekilde iş birliği yapılmak istenmedi. Tersine ‘benden olsun da ne olursa olsun’ anlayışıyla hareket edildi. Parti görevlileri yargıç, savcı olarak atandı. Bakın hakim ve savcı olabilmek için yapılacak yazılı sınavdan 70 almak gerekiyordu. Bu zorunluluğu kaldırdılar. Benden isim istenirse veririm. 80- 87 alan avukatların hakimlik yapmakta hiçbir engelleri olmadığı halde göreve kabul edilmediklerini ama 54 alanın göreve kabul edildiğini biliyorum. İddia ediyorum. Mülakat dedikleri sistemi tamamen politize olmak anlamında kullandılar. Biz siyasal iktidarların bürokraside örgütlenmelerine tanık olduk. Ama yargıda bunu yapamazsınız. Böyle yürümez ve gitmez.

– 15 Temmuz’dan ders alınmadı mı?

Hayır, alınmadı. Çünkü 15 Temmuz’la ilgili bir tahlil yapmadılar. Kendi şeyhini mehdi zanneden sadece FETÖ değildir. Başkaları da aynı şekilde davranıyorlar. Cemaatler üzerinden bürokratik örgütlenme gerçekleştirmeye çalışan bir siyasal anlayışın hukuk devleti oluşturması mümkün değildir.

– İşbirliği talebiniz olmuş muydu?

Tabii ki. Onlardan da talep gelebileceğini düşündük. Ama tam tersi oldu. Çok ilginçtir, FETÖ’nün uygulamaları olarak ortaya çıkan pek çok yöntem başka isimler altında aynı şekilde sergilenmeye devam edildi. Bir elden diğerine geçen ama aynı yöntemlerle devam ettirilen bir süreç yaşanıyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Yargıya format atıldı

İnşaatlerdan ABD malı kullanılmayacak 15 Ağustos 2018

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, dolarda görülen spekülatif hareketlere karşı bir adımın da Çevre ve Şehircilik Bakanlığından geldiği vurgulandı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Bakanlık olarak inşa edilecek yapılarda ABD menşeli inşaat malzemelerinin kullanılmayacağını açıkladı.

Gayrimenkul sektörünü yakından ilgilendiren bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını belirten Bakan Kurum, “Gayrimenkul sektörünün önde gelen temsilcileri, 15 Temmuz’da FETÖ’nün hain darbe girişiminin ardından, vatandaşlarımızın ev sahibi olması için önemli bir fedakarlık örneği gösterdiler. Bugün de ülkemize yönelik yürütülen bu ekonomik kuşatmaya karşı en güçlü şekilde mücadele edecekler ve yeni bir fedakarlık dönemini başlatarak vatandaşlarımızı mağdur etmeden uygun koşullarda konut sahibi yapacaklar” değerlendirmesinde bulundu.

GAYRİMENKUL İÇİN YENİ FAİZ ORANI

Bakan Kurum, “Gayrimenkul sektörünü hareketlendirmek amacıyla uygun faiz oranları ve ödeme koşullarıyla yeni kampanyalar yapılacak. Bu kampanyanın ayrıntıları önümüzdeki günlerde açıklanacak” ifadesini kullandı.

Açıklamada, Bakan Kurum’un gelecek günlerde inşaat, inşaat malzemeleri ve gayrimenkul sektörü temsilcileri ile bir araya geleceği kaydedildi. AA

Yorum yok İnşaatlerdan ABD malı kullanılmayacak

Dokuz Eylül Üniversitesi yeni rektörü Prof. Fatma Seniha Nükhet Hotar kimdir? 15 Temmuz 2018

Resmi Gazete’de yayımlanan atamalara göre 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü ve Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2’nci ve 3’üncü maddeleri uyarınca Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Fatma Seniha Nükhet Hotar atandı. AKP kurucu üyelerinden olan Prof. Fatma Seniha Nükhet Hotar kimdir sorusunun yanıtı ve Dokuz Eylül Üniversitesi yeni rektörü hakkında detaylı bilgi…

FATMA SENİHA NÜKHET HOTAR KİMDİR?

Fatma Seniha Nükhet Hotar 1961 yılında Malatya’da dünyaya geldi.

Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunudur, aynı Fakülte Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi Bölümünde Yüksek Lisans ve Doktora yapmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyeliği ve İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi Ana Bilim Dalı Başkanlığı, Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği, Sivil Düşünce ve Demokrasi Hareketi Derneği Başkan Yardımcılığı, Yerel Gündem 21 Danışma Kurulu Üyeliği ve Resmi Arabuluculuk, XXII. Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyeliği ve Başkanvekilliği yapmıştır. TBMM XXII., XXIII., XXV. ve XXVI. Dönem İzmir Milletvekili idi.

2018 yılının Haziran ayında yapılan genel seçimleri için milletvekili adaylığı için başvuru yapmadı. Bir çocuk annesidir.

14 YIL SONRA GÖREV VERİLMEDİ

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğüne atanan Fatma Seniha Nükhet Hotar 14 yıl boyunca AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Her kongrede MKYK üyesi olarak seçilen İzmir Milletvekili Nükhet Hotar, 2017’de yapılan kongrede MKYK dışı kalmıştı. 2003 yılından 2017 yılına kadar genel başkan yardımcılığı görevini aralıksız sürdüren Hotar, Cumhuriyet tarihi boyunca iktidar partisinde en uzun süreli genel başkan yardımcılığı yapan kadın olmuştu. Malatya’da doğan Hotar, Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden mezun olduktan sonra aynı üniversitede Prof. Dr. unvanı almıştı. Hotar, DEÜ İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi Anabilim Dalı Başkanlığı da yapmıştı.

BİYOGRAFİSİNDEN SİLMEDİ

Hotar, 24 Haziran 2018 seçimlerinde yeniden aday olmamıştı. Hotar’ın TBMM’nin resmi internet sitesindeki biyografisinde de kapatılan derneğin yönetici olduğu “Sivil Düşünce ve Demokrasi Hareketi Derneği Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüttü” ifadeleriyle yer alıyordu.

Yorum yok Dokuz Eylül Üniversitesi yeni rektörü Prof. Fatma Seniha Nükhet Hotar kimdir?

ABD: Kuzey Kore nükleer yapımına gizlice devam ediyor 12 Temmuz 2018

Kuzey Kore ile ABD arasındaki normalleşme sürecine darbe vuracak bir rapor hazırlandı… ABD istihbaratı, Kuzey Kore’nin ülke içerisinde nükleer silah üretimine ve nükleer silahlar için yakıt üretmeye devam ettiğini duyurdu. CIA başta olmak üzere ülkede görev yapan bazı analistler tarafından hazırlanan rapor hakkında ABD basınına konuşan ABD’li üst düzey yetkililer, “Kuzey Kore, son birkaç aydır gizli alanlarda nükleer silah ile ilgili adımlar atıyor. Kim Jong-un bu tesisleri gizlemeye çalışıyor” açıklamasını yaptı.

12 Haziran’da gerçekleşen kritik zirve sonrasında Trump, sosyal medya üzerinden bir açıklama yaparak iki ülkenin orta yolu tercih ettiğini dile getirerek, “Kuzey Kore’den artık bir nükleer tehdit gelmeyecektir” ifadesini kullanmıştı. Kuzey Kore’nin uranyum zenginleştirme üretimini artırdığı ifade edilirken NBC’ye konuşan ABD’li yetkililer uydu görüntüleri sonrasında Kuzey Kore’deki gelişmelerin tespit edildiğini söyledi. ABD, Kuzey Kore’ye iyi niyet göstergesi olarak Ağustos ayında yapılması planlanan geniş kapsamlı askeri tatbikatı askıya almıştı.

NBC’ye konuşan yetkililer, “Raporlara baktığımızda Kuzey Kore’nin elindeki nükleer stoğu bitirdiğine ya da üretimi durdurduğuna yönelik bir veri yok. ABD’yi kandırmaya çalıştıklarına dair çok net kanıtlar var” ifadesini kullandı.

Yorum yok ABD: Kuzey Kore nükleer yapımına gizlice devam ediyor