Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Sarı yelekliler 6 aylık ertelemeden memnun olmadı 5 Aralık 2018

Le Figaro gazetesinde yer alan habere göre sarı yelekliler, Philippe’in akaryakıt zamlarına ilişkin yaptığı açıklamayı yetersiz buldu.

Sarı yeleklilerin sözcülerinden Benjamin Cauchy, Philippe’in duyurduğu önlemlerin tatmin edici olmadığını belirtti.

“Fransızlar aptal değil ve ekmek kırıntısı değil ekmeğin kendisini istiyor.” ifadelerini kullanan Cauchy, halkın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan mali ve siyasi politikalarını değiştirmesini talep ettiğini söyledi.

Cauchy, “Bunu yapamıyorsa Fransızları tekrar sandığa götürsün” dedi. Cauchy, cumartesi Paris’te planladıkları eylemi, iptal edilmesi yönündeki çağrılara rağmen düzenleyeceklerini kaydetti.

Sarı yeleklilerin eski sözcülerinden Eric Drouet ise gösterilerin daha da yoğunlaşması gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

Lorient kentindeki sarı yeleklilerden Andre Bourlard, hükümetin aldığı “önlemin” yetersiz kaldığını ifade etti.

Başbakan Philippe, akaryakıt zamlarının yanı sıra elektrik ve gaz zamlarının da 6 aylığına askıya alındığını duyurmuştu.

İLGİLİ HABERFransa Başbakanı: Halkın öfkesini duyduk, 6 ay erteliyoruzFransa Başbakanı: Halkın öfkesini duyduk, 6 ay erteliyoruz

NE OLMUŞTU?

Fransa’da akaryakıt zamlarına ve ekonomik şartların kötüleşmesine tepki olarak 17 Kasım’da başlayan sarı yeleklilerin eylemleri, ülkede son yılların en şiddetli protestosuna dönüştü.

Genellikle şehir merkezlerindeki yüksek kiralar nedeniyle kırsal bölgelere yerleşenlerden oluşan göstericiler, Macron’dan akaryakıt vergilerini düşürmesini ve ekonomik koşulların iyileştirilmesini talep ediyor.

Başkent Paris’in Champs-Elysees Caddesi çevresinde 1 Aralık’ta düzenlenen, binlerce kişinin katıldığı gösteride polisin eylemcilere sert müdahalesi, sokaklarda araçların ve çöp bidonlarının yakılması, iş yerlerinin yağmalanması, sık aralıklarla ses bombalarının patlatılması ve alevlerin yükselmesi kenti “kaosa” sürüklemişti.

Champs-Elysees çevresindeki birçok restoran, kafe ve mağaza, protestolar nedeniyle kepenk indirmiş ve çevrede de 3 ila 4 milyon avroluk hasar oluşmuştu.

Gösterilerin başından bu yana çıkan olaylarda 3 kişi hayatını kaybetmiş, 222’si güvenlik görevlisi bin 43 kişi yaralanmış ve bin 424 kişi gözaltına alınmıştı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Sarı yelekliler 6 aylık ertelemeden memnun olmadı

Sikkelerin Sultanı’na idam! 18 Kasım 2018

İran devlet televizyonunun haberine göre, mahkeme tarafından ‘yeryüzünde fesat çıkarmak’ suçlamasıyla idama mahkum edilen ve kamuoyunda ‘Sikkelerin Sultanı’ olarak bilinen Mazlumin ile iş birlikçisi Kasımi’nin cezaları dün sabaha karşı Tahran’da infaz edildi.

Mazlumin, ülkenin döviz ve altın piyasasını manipüle etmek için iki ton altın stokladığı gerekçesiyle 4 Temmuz’da gözaltına alınmıştı. Mazlumin, yargılandığı davada kendisine yöneltilen ‘ekonomik sistemi bozmaya yönelik yolsuzluk ağı kurmak, bu ağı yönetmek ve ülke çapında büyük oranda yasa dışı şekilde izinsiz para ve döviz işlemleri yapmak üzere yeryüzünde fesat çıkarmak’ suçlamalarının mahkeme heyeti tarafından sabit görülmesi üzerine idama mahkum edilmişti.

Mazlumin’in iş birlikçisi olarak adlandırılan Kasımi de ‘çete üyesi olmak ve yasa dışı işlemlerle ülkenin finansal ve ekonomik sistemini bozmak
yoluyla yeryüzünde fesat çıkarmak’ suçlamasıyla yargılanmış ve ölüm cezasına çarptırılmıştı.

İki mahkumun cezaları 21 Ekim’de Yüksek Mahkeme tarafından onaylanarak kesinleşmişti. Tahran Emniyet Müdürü Hüseyin Rahimi, geçen ay yaptığı açıklamada, altın ve döviz piyasasında yolsuzluk ve manipülasyon yaptıkları gerekçesiyle şu ana kadar 147 kişinin gözaltına alındığını belirtmişti.

Yargı Erki Sözcüsü Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ise döviz piyasasında yolsuzluk ve manipülasyon yaptıkları tespit edilen 45 kişinin tutuklandığını açıklamıştı.

İran Merkez Bankası Döviz Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmed Irakçi de 5 Ağustos’ta yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmıştı.

İLGİLİ HABERMerkez bankalarından fazla altını var... 'Sikkelerin sultanı' gözaltındaMerkez bankalarından fazla altını var… 'Sikkelerin sultanı' gözaltında ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Sikkelerin Sultanı’na idam!

10 yılda adalete yansıyan çocuk istismarı suç sayısı 153 bin 139 18 Ekim 2018

CHP Antalya Milletvekili Aydın Özer’in dikkat çektiği rakamlara göre; 2007’de söz konusu hususlardaki suç sayısı 3 bin 718 iken, 2017’de bu sayı 16 bin 041 oldu.

aydinozer

On yıldaki toplam sayı ise 153 bin 139. “Bu artışı normal karşılamak, dünyanın her yerinde böyle şeyler oluyor, bu tek bizim sorunumuz değil, demek ne kadar yanlışsa, çocuk hakları sorunlarına çözüm olabilecek yöntemleri konuşmamak ve görmezden gelmek de bir o kadar yanlıştır” diyen CHP’li Özer, Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin toplumsal yaşam, hukuk sistemi ve aile içinde çocuğun üstün yararı ve lehine anlayışın geliştirilememesi olduğunu söyledi.

İLGİLİ HABERBakım merkezinde engelli çocuğa cinsel istismar iddiasıBakım merkezinde engelli çocuğa cinsel istismar iddiası

DERNEĞE GÖRE DURUM DAHA DA VAHİM

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin 2016 Çocuk İstismarı Raporu’na göre çocuk istismarı vakalarının son on yılda 700 kat artış göstermesinin önemli bir bilgi olduğunu belirten Özer, “Yargıya yansıyan vaka sayısındaki fark önemlidir. Görülüyor ki, çocuk adalet sisteminin yeni baştan ele alınması, TBMM’de daimi bir çocuk hakkı komisyonunun kurulması gereklidir” dedi. Türkiye’de bağımsız çocuk hakları izlemesi ve ihtilafların ele alınmasının yetersizliğine de dikkat çeken Özer, “Bu nedenle göreve başladığımızda ilk verdiğimiz kanun teklifi Çocuk Hakkı İzleme Komisyonu ismiyle TBMM’de daimi bir komisyon kurulmasına ilişkindi” diye konuştu.

İLGİLİ HABERÇamaşır asan yeğenine cinsel saldırıdan tutuklandı!Çamaşır asan yeğenine cinsel saldırıdan tutuklandı!

ÇOCUK LEHİNE İKİ KANUN TEKLİFİ

CHP’li Özer, ayrıca aile mahkemelerinde mağdur olan çocuklar için de bir kanun teklifi verdiklerini belirterek, “Bizce önemli olan bir başka husus da aile mahkemelerinde ancak mahkeme heyetinin gerekli gördüğü hallerde psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı görevlendirilmesidir. Basına da yansıdığı üzere boşanma davası mağduru çocukların ruhsal durumunun takibinin yapılmaması, hatta kararlara etkisi olabilecek pedagojik görüşlerin alınmaması çocuğun yararına olamaz. Oysa psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı tarafından duruşmaların başından sonuna kadar takip edilmesi hem çocuğun hem de verilecek kararların yararına olur. Adalet sisteminde çocuğun birey olarak ele alınmamasının neticesi çocuk hakkı ihlaline varır. Biz de bu işleyişin yasal olarak düzeltilmesi düşüncesiyle, geçtiğimiz hafta, duruşmalarda psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacının bulunma zorunluluğunu içeren bir kanun teklifi verdik” dedi.

İLGİLİ HABERO da tacizden gözaltına alınmıştı! Tutuklandı...O da tacizden gözaltına alınmıştı! Tutuklandı…

SON ON YILLIK DEĞİŞİM

Adalet Bakanlığı verilerine göre; ceza mahkemelerinde TCK uyarınca karara bağlanan davalardaki çocuğa cinsel istismar suçu ile reşit olmayanla cinsel ilişki suçu sayılarının son on yıllık değişimi şöyle:

2007– 3.718
2008– 4.261
2009– 6.415
2010– 10.900
2011– 14.066
2012– 17.457
2013– 19.754
2014– 22.865
2015– 21.175
2016– 16.487
2017– 16.041

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok 10 yılda adalete yansıyan çocuk istismarı suç sayısı 153 bin 139

İstanbul’daki uluslararası yargı zirvesinde şeffaflık vurgusu 12 Ekim 2018

Apperson ve Jayawickrama, yargıda şeffaflığı ele alan İstanbul Bildirgesi’ndeki “hakimlerin atanma prosedürü şeffaf olmalıdır” ve “Yargı, hakimlerin etik dışı davranışlarına ilişkin şikayetlere şeffaf biçimde karşılık vermelidir” şeklindeki 13 ve 14. ilkelerini değerlendirdi.

“BU İLKELERİN BİZİM İÇİN KILAVUZ İLKELER”

Apperson, ABD’de Federal Yargı mensubu olarak 35 yıl çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:

“13 ve 14. ilkelerin, hakimlerin görevden alınması, haklarında disiplin tedbirleri uygulanması veya atanması ile ilgili olarak her bir ülkenin bu ilkelerden öğreneceği şeyler var. Bu ilkelerin bizim için kılavuz ilkeler, yönlendirici ilkeler olduğuna inanıyorum. Benim görüşüme göre, özellikle hakimlerin seçilmesi sürecinin mümkün olduğunca siyasi süreçlerden uzak tutulması, ayrı tutulması gerekiyor. Özellikle de atanmasıyla ilgili olarak her bir ülkenin öğreneceği şeyler olduğunu düşünüyorum. Bizler de ABD olarak bunları ‘Evet evimize götürebiliriz, bu ilkeleri.’ dedim. Çünkü biz ABD olarak diğer ülkelere model olan anayasası olan bir ülkeyiz, özellikle de Latin Amerika ülkelerine model oluyor ancak buradaki ilkeler, gerçekten evrensel ilkeler ve her bir ülkenin her zaman kendisine bir hedef olarak belirlemesi gereken belirli gerçekleri temsil eden ilkeler. ABD, her zaman açık fikirli bir ülke olmuştur ve bizim tabii ki dünya üzerindeki bütün ülkelerden her zaman öğreneceğimiz başarılı uygulamalar olacaktır. Umuyorum ki bundan sonra her ülke yargısını mümkün olduğunca siyasetten ayrı tutacaktır ki böylece halka eşit fırsatlar sağlayacak şekilde, tarafsız bir şekilde adalete erişim imkanı verebilelim” diye konuştu.

“REFORMLAR HÜKÜMETLER İÇİN DEĞİL, İNSANLAR İÇİN, EN ÖNEMLİ ŞEY”

Apperson, Türkiye’deki şeffaflık konusuna da değinerek, “Türkiye’nin elektronik kayıt sisteminde bildiğim kadarıyla çok iyi bir sistemi var. Mahkeme yönetimiyle ilgili olarak 2009’dan bu yana çalışıyor. Ben de zaten ABD’de bu konuyla ilgili reform sürecinde çalışmalarda bulundum, daha da şeffaflaştırılmasına yönelik olarak. 10-15 sene süren bir süreç oldu. Türkiye’de de tabii ki belirli hedefler belirlendi, reform gerçekleştirilmek üzere. Bu tür reformlara geçişler biraz zaman alır. Umuyoruz ki siyasetçiler bundan sonra bu hedeflerin yerine getirilmesinde öncü rol alırlar, çalışmalara devam ederler ama belirlenen hedefler çok iyi” dedi.

Apperson, “Bu reformlar hükümetler için değil, insanlar için, en önemli şey. Benim adanmışlığım, burada yapılan çalışmaların adanmışlığı, aslında bu yapılan reformlar halk için, insanlar için yapılan reformlar. Dolayısıyla aslında insanların adalete erişimini ve aynı zamanda eşitliğini ülke liderlerinin ne kadar çok önemsediğinin bir göstergesi” dedi.

“ŞEFFAFLIĞIN TANIMI YAPILDI”

Birleşmiş Milletler Yargıda Dürüstlük Grubu Koordinatörü Prof. Dr. Nihal Jayawickrama ise İstanbul Bildirgesi´ni değerlendirerek, “Yargı sistemleri açısından en önemli unsur olan şeffaflık Türk Yargıtay´ı projesi gerçekleştirene kadar hiç çalışılmamış bir konuydu. Şimdiye kadar şeffaflığın tanımı hiç yapılmamıştı. Başka uluslararası belgelerde, bağımsızlıkla ilgili yolsuzlukla mücadeleyle ilgili tanımlamalar varken bu konuda olmamıştı. Türkiye Yargıtay´ı bu projeyi gerçekleştirip bununla ilgili çalışmalar yapana kadar şeffaflıkla ilgili detaylı herhangi bir çalışma yoktu. Böylelikle şeffaflığın tanımı yapıldı. Böylelikle bu konumunun ne kadar geniş kapsamlı olduğu anlaşıldı” diye konuştu.

İstanbul Bildirgesi’nde 15 ilke yer aldığını vurgulayan Jayawickrama, “Adaletin idaresi büyük ölçüde iyileşecek eğer bu ilkler uygulanabilirse. Dünyanın her yerinde bu ilkelerin uygulanabilmesini ve uluslararası bir belge haline gelmesini umut ediyoruz” diye sordu.

Gülseli KENARLI – İbrahim MAŞE  / İSTANBUL, (DHA)

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok İstanbul’daki uluslararası yargı zirvesinde şeffaflık vurgusu

Korkunç gerçek 12 yıl sonra ortaya çıktı 8 Eylül 2018

Eskişehir’de öldürdüğü arkadaşını 12 yıl boyunca kuyuda saklayan katil zanlısının yargılanmasına devam edildi. Dava 4 Ekim’e ertelendi. 

Ekişehir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın duruşmasına tutuklu sanık Ayhan Demir (53), öldürülen Hasan Çiloğlu’nun (47) annesi Ayşe Çiloğlu, babası Mustafa Çiloğlu, oğlu Mustafa Çiloğlu ve avukatlar katıldı. Tutuklu sanık Demir yaptığı savunmada pişman olduğunu söyleyerek, “Nasıl oldu anlamıyorum. Aramız çok iyiydi. Tekrar cezaevine girmekten korktum. Kimseye anlatamadım. Çok üzgünüm” ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti dosyadaki eksiklerin giderilmesi için davayı 4 Ekim’e erteledi. 

Olay 

Olay 2006 yılı Nisan ayında Odunpazarı ilçesi Kanal Sokak’ta yaşandı. Maktul Ayhan Demir ile sanık Hasan Çiloğlu aynı evde alkol almaya başladı. Daha sonra aralarında çıkan tartışmadan dolayı Ayhan Demir, Hasan Çiloğlu’nun boğazını cam ile kesti. Öldürdüğü arkadaşını bahçesinde bulunan kuyuda 12 yıl boyunca saklayan Demir, Çiloğlu’nun ailesinin bir televizyon kanalında oğlunu araması üzerine emniyet güçleri tarafından yakalandı. Olayı itiraf eden Ayhan Demir, emniyet güçlerince yakalandı. 

Yorum yok Korkunç gerçek 12 yıl sonra ortaya çıktı
Kategori: 3. Sayfa

Kerkük’te sivil itaatsizlik çağrısı! 21 Ağustos 2018

Kerkük’te, ITC çatısı altındaki partilerin toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında üye Ahmed el-Beyati tarafından ITC’nin yazılı açıklamasını okudu.

Açıklamada, Federal Mahkeme de dahil yargı erkinin, özellikle Kerkük’te kesin delillerle gösterilen seçimdeki hile ve hackerlık faaliyetleri konusundaki yüzlerce şikayet hakkında gerekeni yapmadığı, bunun da seçim sonuçlarının düzeltilmemesine neden olduğu kaydedildi.

İLGİLİ HABERKerkük petrolü için görüşmeler sürüyorKerkük petrolü için görüşmeler sürüyor

“Sonuçların onaylanması, Türkmenlerin uzun yıllardır maruz kaldığı yok sayma ve baskı yoluyla bir ayrım olarak nitelenebilir.” denilerek, Türkmen topluluğunun bu sonuçları kesin olarak reddettiğini göstermek ve çalınan oylarını geri almak için sokaklara inerek, sivil itaatsizlik ve barışçıl eylemler düzenleyeceği ifade edildi.

Irak’ta 12 Mayıs’ta yapılan genel seçimlere hile iddiaları ve düşük katılım damgasını vurmuştu. Kerkük’teki Türkmen ve Araplar, oylarının Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lehine çalındığını belirtmiş ve oyların elle yeniden sayılmasını istemişti.

İLGİLİ HABERKerkük'teki seçim merkezi kuşatma altındaKerkük'teki seçim merkezi kuşatma altında

Tartışmalar üzerine oylar yeniden elle sayılsa da yarışı kazanan partilerin sıralamasında değişiklik olmadığı açıklanmıştı.

Kerkük’te Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) birinci, Arap İttifakı ikinci, Kerkük Türkmen Cephesi listesi ise üçüncülüğü elde etmişti.  AA

Yorum yok Kerkük’te sivil itaatsizlik çağrısı!
Kategori: Dünya

Büyükada davasında tahliye kararı 16 Ağustos 2018

Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı avukat Taner Kılıç, 6 Haziran 2017’de İzmir’de FETÖ üyeliği suçlamasıyla gözaltına alınarak tutuklandı. Kılıç’ın tutuklanmasının ardından aralarında Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser’in de bulunduğu 11 hak savunucusu, Temmuz 2017’de Büyükada’da yaptıkları stresle mücadele ve veri güvenliği toplantısının basılmasıyla gözaltına alınıp tutuklandı.

Kılıç hakkındaki dosya ilk duruşması 25 Ekim 2017’de İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Büyükada davası ile birleştirildi. Kılıç’a yöneltilen suçlamalar arasında ByLock kullanıcısı olduğu iddiası yer alıyordu. Bu iddia ile ilgili adli bilişim uzmanı Koray Peksayar 13 Temmuz 2017 tarihli raporunda Kılıç’ın telefonuna ByLock kurulduğuna veya kurulup kaldırıldığına ilişkin bir ize rastlanmadığını belirtti. Peksayar, davanın 22 Kasım 2017’deki duruşmasında da tanık olarak dinlendi ve Kılıç’ın telefonuna hiçbir şekilde ByLock yüklenmediğini ifade etti.

“ByLock yoktur”

21 Haziran 2018’deki son duruşmadan günler önce Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, mahkemeye Kılıç ile ilgili ByLock suçlamasına ilişkin raporu gönderdi. Raporda Kılıç’ın ByLock kullandığına dair herhangi bir bilgi yer almadı. Ancak mahkeme bu raporu eksik bularak ‘ByLock yoktur’ yazan ek rapor istedi. Ek raporda “ByLock yok ve telefona yüklenmiş veya silinmiş de değil” denildi. Kılıç, bu rapora karşın yine serbest bırakılmadı çünkü mahkeme bu defa da emniyete Kılıç’ın telefonunun fabrika ayarlarına döndürülüp döndürülmediğini sordu. Oysa adli bilişim uzmanı Koray Peksayar, duruşmadaki tanıklığında telefonun fabrika ayarlarına döndürülmediğini söylemişti.

Cezaevinden çıkmadan tutuklanmıştı

Kılıç, 31 Ocak 2018’de görülen duruşmada tahliye edilmişti. Duruşma savcısı Caner Babaloğlu da Kılıç’ın ByLock kullanıcısı olduğunu iddia ederek karara itiraz edince Kılıç, tutulduğu Şakran Cezaevi’nden çıkamadan yeniden tutuklanmıştı. Kılıç, duruşmalarda 8 kişilik koğuşta 24 kişi kaldıklarını söylemişti.

Taner Kılıç’a 15 yıl hapis isteniyordu

Büyükada’da yapılan toplantıya ilişkin hazırlanan iddianamede, Ali Ghravi, Günal Kurşun, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser, İlknur Üstün, Muhammet Şeyhmus Özbekli, Nalan Erkem, Nejat Taştan, Özlem Dalkıran, Peter Frank Steudtner, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi yöneticilerinden Taner Kılıç ile Veli Acu, “şüpheli” sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, Taner Kılıç hakkında, “silahlı terör örgütü FETÖ üyesi olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar, diğer şüpheliler hakkında ise “silahlı terör örgütüne yardım etme” suçundan 5 yıldan onar yıla kadar hapis cezası isteniyor. Kılıç ile ilgili, Büyükada’daki toplantıyı organize ettiği ancak FETÖ’nün şifreli haberleşme programı “ByLock” kullandığı gerekçesiyle İzmir’de gözaltına alınınca toplantıya katılamadığı ifade ediliyordu.

 

Yorum yok Büyükada davasında tahliye kararı

Gar katliamı davasında karar yarına kaldı! 3 Ağustos 2018

Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki salonda görülen duruşmada tutuklu sanıklardan 17’sinin mütalaaya karşı savunması tamamlandı.

İLGİLİ HABERAnkara'da 'gar katliamı' davası duruşması öncesi yoğun güvenlik önlemiAnkara'da 'gar katliamı' davası duruşması öncesi yoğun güvenlik önlemi

Bugün karar çıkması beklenen davada, sanık savunmaları tamamlanmadığı için, duruşma yarına ertelendi. İki sanığın da savunmalarının alınmasının ardından, mahkemenin yarın kararını açıklaması bekleniyor.   DHA

Yorum yok Gar katliamı davasında karar yarına kaldı!

FETÖ tutuklusu yönetmene istenen ceza belli oldu 13 Temmuz 2018

İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada tutuklu sanık Ali Avcı hazır bulundu. Duruşma savcısı Avcı hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

SAVCI, ÖRGÜT ÜYELİĞİNDEN CEZA İSTEDİ

Mütalaada Avcı’nın çektiği filmde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başına silah dayatıldığı ve ailesinin öldürüldüğüne ilişkin sahnelerin yer aldığı belirtilerek, örgütün de bu amacı taşıdığı ifade edildi. Savcı, ‘örgüt yöneticiliği’ suçuna ilişkin yeterli delil olmadığını belirterek, Avcı’nın “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etti.

fetocu-yonetmene-istenen-ceza-belli-oldu-2“REİS FİLMİYLE AK PARTİYE YÜZDE 3 OY KAZANDIRDIM”

Daha sonra mütalaaya ilişkin söz verilmesi üzerine Avcı, hapisanede sürekli neden burda olduğunu düşündüğünü ancak bir türlü anlam veremediğini ifade ederek, “Hakkımda 6 suçlama var. Bunların hepsine karşı suçsuz olduğumu ispat ettiğimi düşünüyorum” dedi. FETÖ’ye dair hiçbir çalışmasının olmadığını ileri süren Avcı, “Reis” filmiyle Ak Parti yüzde 3 oy kazandırdığını iddia etti. Avcı, “Örgüte üye olan bir kişi bunu yapmaz” diye konuştu.

“FİLMDE OĞLUM, ERDOĞAN’IN TORUNUNU OYNADI”

“Uyanış” filminde kendi oğlunu da oynattığını dile getiren Avcı, Tayyip beyin torunu rolünde oynayan oğluma neden tutuklandığımı anlatamıyorum” ifadesinde bulundu.
Mahkeme Ali Avcı’nın tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Yorum yok FETÖ tutuklusu yönetmene istenen ceza belli oldu

Ünlü sanatçıdan ırkçılık eleştirileri sonrası çarpıcı hamle! 1 Temmuz 2018

Ünlü sanatçının ekibinden yapılan açıklamada, iptallere gerekçe olarak “lojistik sıkıntılar” gösterildi.

Tam ismi Steven Patrick Morrissey olan sanatçı, Haziran ayının başında aşırı sağcı çizgideki İngiliz Savunma Birliği eski lideri Tommy Robinson’a destek açıklaması ile gündeme gelmişti.

Morrissey, mahkeme kurallarına uymadığı gerekçesiyle cezaevine konulan Robinson’a yapılanları “şok edici bir muamele” olarak tanımlamıştı.

Sanatçı, ırkçı ve İslam karşıtı yorumlar yaptığı suçlamalarıyla birçok kez karşı karşıya kaldı. Konser iptali kararı, Morrissey’in menajerinin, İngiltere’nin Manchester kentinde sanatçının konseri vereceği mekana yakın bir noktada yapılacak ırkçılık karşıtı gösteriyi hedef alması sonrası alındı.

Sanatçının menajeri Peter Katsis, sosyal medya hesabından bu protestoyu hedef alarak, “bu kişilerin eski Morrissey hayranları olduğu iddiasını” kabul etmediklerini söylemişti.

morrissey-shutter-1

59 yaşındaki ünlü şarkıcı, aralarında “helal kesim ehliyeti ancak IŞİD taraftarlarınca verilebilir” gibi yorumları nedeniyle birden fazla kez İslam karşıtlığı ile suçlanmıştı.

Morrissey kişisel internet sayfasında yaptığı açıklamada, “ırkçılıktan ve faşizmden iğrendiğini” söyleyerek “Müslüman arkadaşları için her şeyi yapabileceğini” ifade etti. Sonrasında ise siyasi parti olarak “For Britain”i (İngiltere İçin) desteklediğini duyurdu.

Bu siyasi parti, internet sitesinde politik amaçlarını, “İngiliz kültürünü korumak”, “İngiltere’nin İslamileşmesini durdumak” olarak sıralıyor.

Morrissey geçen yıl da Alman Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, mültecilerin Almanya’yı “Avrupa’nın tecavüz başkenti haline getirdiğini” söylemişti.

Yorum yok Ünlü sanatçıdan ırkçılık eleştirileri sonrası çarpıcı hamle!