Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Kiracılar için olumlu düzenleme 10 Aralık 2018

Torba teklifin Meclis Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri sırasında milyonlarca kiracıyı ilgilendiren artış oranı için önemli bir gelişme yaşandı. Kira artışlarının her yıl ÜFE yerine TÜFE oranında arttırılmasını öngören madde üzerinde söz alan CHP Milletvekili Abdüllatif Şener, teklifin kiracıyı koruma amacı güttüğünü ancak ileride ÜFE’nin daha düşük çıkması halinde bu amaca ulaşılamayacağını belirterek, “Bu yılı düşünerek böyle bir düzenleme yapılması doğru değil. Gelecek yıl TÜFE yüksek çıkarsa bu kez ‘ÜFE’yle belirlenir’ teklifi mi getireceksiniz?” diye sordu.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da TÜFE ya da ÜFE’nin tercih edilmesi konusunda bakanlık ya da Cumhurbaşkanlığına yetki verilmesi önerisini getirirken, AKP Milletvekilleri Cemal Öztürk ve İsmail Güneş, maddenin hem kiracı hem de gayrimenkul sahiplerini gözetmesi gerektiğini, bu anlayışla yetkinin Hazine ve Maliye Bakanlığı veya Cumhurbaşkanlığına devredilmesi gerektiğini söylediler.

GENEL KURULDA DEĞİŞECEK

Teklif sahibi AKP Milletvekili Ziya Altunyaldız, ÜFE ve TÜFE’nin ileriki yıllarda daha farklı oluşabileceği yönündeki eleştirilerine kendisinin de katıldığını belirtti ve “Kiralara uygulanacak artış oranı olarak ÜFE ile TÜFE’nin ortalaması alınacak şekilde ya da düşük olan endeksin baz alınması şeklinde bir değişiklik yapabiliriz. Bu maddenin, Genel Kurula kadar bu şekilde kabul edilmesini öneriyorum. Bu madde üzerinde önerge için çalışarak Genel Kurula gelmek isteriz” dedi.

Bu açıklama üzerine madde mevcut haliyle, yani kira artışlarında ÜFE yerine TÜFE kullanılacak şekilde komisyondan geçti. Maddenin Meclis Genel Kurulunda Altunyaldız’ın ifade ettiği şekilde değiştirilmesi bekleniyor. Yasanın kiracıları koruyacak şekilde düzeltilmesi halinde her yıl konut ve işyeri kiralarına yapılacak artışlarda ya ÜFE ile TÜFE’nin ortalaması ya da bu iki endeksten en düşük olan endeks kullanılacak.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Kiracılar için olumlu düzenleme

EYT yine AKP-MHP engeline takıldı 5 Aralık 2018

İYİ Parti’nin emeklilikte yaşa takılanlar için hazırlanan kanun tasarısı yine AKP ve MHP engeline takıldı. İYİ Parti’nin tasarının Meclis gündemine alınması için Muğla Milletvekili Metin Ergun imzası ile verdiği dilekçenin ardından Meclis Genel Kurulu’nda yapılan oylamada AKP ve MHP’nin ‘ret’ oyu verdiği tasarının bir kez daha Meclis’ten döndüğü bildirildi.

ekran

İYİ Parti TBMM grubuna ait resmi Twitter hesabından konuya ilişkin yapılan paylaşımda “Muğla Milletvekilimiz @MetinErgun48 tarafından #EmeklilikteYașaTakılanlar ile ilgili verilen Kanun teklifinin meclis gündemine alınması, meclis genel kurulunda yapılan oylama sonucunda Ak Parti ve MHP’nin hayır oyları ile reddedilmiştir” ifadelerine yer verildi.

ekran-a

“BU HAKLI MÜCADELE DEVAM EDECEKTİR”

Tasarının reddedilmesinin ardından konuyu Meclis gündemine taşıyan Muğla Milletvekili Metin Ergun Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Değerli EYT’li kardeşim hiçbir şey bitmiş değildir. En başından beri söylediğimiz gibi her türlü uzlaşıya açığız. Bu haklı mücadele devam edecektir” dedi.

ekran-alint

İYİ Parti’nin, EYT’lilere ilişkin verdiği kanun teklifi daha önce de AKP ve MHP oylarıyla reddedilmişti. Tasarının gündeme geldiği oturumda MHP’nin önce lehte, daha sonraki oturumda ise ‘ret’ oyu kullanması dikkat çekmişti. Oturuma verilen arada MHP ile AKP arasında yaşanan sıcak temas tartışmaları da beraberinde getirmişti. Söz konusu oturumun ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dönemin Grup Başkanvekili Erhan Usta’yı görevden almıştı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok EYT yine AKP-MHP engeline takıldı

‘Fiyat artışlarıyla asgari ücretlinin onurlu yaşam sürmesi mümkün değil’ 28 Kasım 2018

ATSO Aralık ayı meclis toplantısı, ATSO Meclis Başkanı Süleyman Özer, Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, yönetim kurulu ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleşti. ATSO Başkanı Davut Çetin, hem ülke hem kent ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

NEFES KREDİSİNE 7.5 MİLYONLUK İLAVE

‘Nefes Kredisi’ paketinde bu ay güzel bir gelişme olduğunu belirten Davut Çetin, Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle 7.5 milyon liralık ilave kredi imkanının üyelerin hizmetine sunulduğunu açıkladı. Çetin, bu ilaveyle son kredi paketinin 25 milyon liraya, son iki yıldaki kredi imkanınınsa toplam 150 milyon liraya yükseldiğini söyledi.

VISITBERLİN ÖRNEĞİ

Almanya’nın Berlin ve Hannover kentlerinde yapılan iş görüşmelerine ilişkin açıklamada bulunan Davut Çetin, dünyanın en büyük fuar şirketlerinden biri olan DeutscheMesse yetkililerinin Antalya’da konuk edileceği ve kente büyük değer katacak ortak bir fuar planlandığını anlattı. Antalya’dan ilk 500’deki şirketlerin ve Almanya ile ticari ilişkileri olan firmaların katılımının da yararlı olduğunu belirten Çetin, 23 milyon Euro bütçeli ve kentin pazarlamasını yapan Berlin Turizm ve Kongre Merkezi’ni (VisitBerlin) Antalya için örnek gösterdi. Bütçeye belediye, oteller, taksiciler herkesin katkı verdiğini dile getiren Çetin, “Kentin mottosundan, cep telefonu uygulamalarına kadar destinasyon tanıtımına dönük her türlü adım buradan atılıyor. Dünya dijitalleşirken, sosyal medya, yapay zeka uygulamaları kent pazarlamasının önemli bir unsuru haline gelirken bizim mevcut dağınık pazarlama yapısını, broşürlerle fuarları dolaşma yöntemini değiştirmemiz gerekiyor. Herkesin elini taşın altına koyduğu güçlü bir fonlama ile destinasyon yönetimini hayata geçirmemiz artık bir zorunluluk haline gelmiştir” diye konuştu.

ODA BAŞKANLARI YASASINA ELEŞTİRİ

Oda başkanlarının seçimde aday olması ve kazanamayanların görevine geri dönmesine yönelik yeni yasayı da eleştiren Çetin, “Oda olarak sektörleri, kent ekonomisini ileri götürmek için çalışıyoruz. Aslında bu konuların Türkiye’nin siyasi gündeminde de yer alması gerekmektedir. Fakat geçen hafta TBMM farklı bir yasayı kabul etti. Buna göre oda ve borsalarda görev alanlar, seçimde aday olup kazanamadıkları takdirde yeniden görevine dönebilecek. Türkiye’nin başka ihtiyacı yokmuş gibi, bu konularla uğraşılmasına gerek yoktur. Başka yere seçilmek isteyen istifa eder, böylece kurumlar daha fazla yıpranmaz. Bir ülkede herkesin devamlı olarak siyasete bu kadar meyilli olması, her yerde siyaset konuşulması normal bir durum değildir. Elbette siyaset demokrasinin olmazsa olmazıdır, fakat siyaset kurumlara ve ekonomiye girmemelidir, arada bir mesafe, bir çizgi olmalıdır” dedi.

SEBZE MEYVEDEKİ ARTIŞ ARZ-TALEBE BAĞLI

Sebze ve meyve fiyatında artışı toptancı hallerdeki komisyonculara, soğan fiyatındaki artışı tüccara bağlamanın doğru olmadığını da kaydeden ATSO Başkanı, fiyatın arz ve talebe bağlı olduğunu, arz yetmezse fiyatın artacağını söyledi. Fiyatlar düştüğü için ürünün toplanmadığı zamanların da olduğuna dikkati çeken Çetin, “Ürünleri depolamak sadece soğanda olan bir iş değildir, elma gibi birçok meyve de depolanmaktadır. Sebze meyve fiyatlarının yükselmesini toptancı hallere bağlamak doğru değildir. Komisyoncunun komisyonu bellidir, ayrıca komisyonculuğun üretici finansmanındaki önemini de hepimiz biliyoruz. Domates gibi sebzelerde fiyat artıyorsa temelinde maliyetler vardır. Şu anda Antalya hallerinde domates, biber, patlıcan ortalama 2.5 lira. Salatalık fiyatı 1 TL civarında, ağustos bolluğunda bile bu fiyatlar 2 liraya yakındı. Sebze ve meyvede üretici fiyatlarımız düşüktür, hatta bizim üreticiye ve ihracata daha fazla destek olmamız gereklidir. Şu anda Rusya ve Ukrayna’ya sevkiyatta TIR kotaları dolmak üzeredir. Navlun maliyetleri de çok yükselmiştir. Bu konunun hızla ele alınması ve kota artışı gereklidir” diye konuştu.

ASGARİ ÜCRETLİNİN ONURLU BİR YAŞAM SÜRMESİ MÜMKÜN DEĞİL

KOBİ’lerin yüksek işçi maliyetleri, enflasyonun yüzde 25, gıda enflasyonunun yüzde 30’a yaklaştığına da dikkat çeken Davut Çetin, pirinç, bebek maması ve bezi, ekmek, makarna, et, süt, peynir, yumurta, ayçiçek yağı, sebze ve meyve, salça, su, elektrik, doğalgaz, kömür, mobilya, beyaz eşya, kırtasiye, otobüs, dolmuş, taksi ve servis ücretleri gibi birçok üründe yüzde 93.5’a kadar zamlar olduğunu anlattı. Bu fiyat artışlarıyla asgari ücretlinin onurlu bir yaşam sürmesinin mümkün olmadığını belirten Davut Çetin, “Dolayısıyla asgari ücretin de artırılması gerektiğini kimse inkar edemez. Gelişmiş ülkelerin ekonomilerinde insan emeği değerli, sanayi malı daha ucuzdur. Türkiye ekonomisinde ise malzeme daha pahalı, insan daha ucuzdur. Ülke olarak ucuz emeğe dayanan bir ekonomi olarak gelişemeyiz. Ucuz işgücü, halkın alım gücünün düşük kalmasına, Türkiye’de ekonominin büyümemesine neden olmaktadır. Asgari ücret artırılmalıdır, fakat elbette ki, bu artış için işverenin SGK prim maliyetleri düşürülmelidir” diye konuştu.

DHA

Yorum yok ‘Fiyat artışlarıyla asgari ücretlinin onurlu yaşam sürmesi mümkün değil’

Yeni Havalimanı toplu taşıma ihalesi ile ilgili çarpıcı iddia… 27 Kasım 2018

29 Ekim 2018 tarihinde açılışı yapılan İstanbul Yeni Havalimanı’na yolcu taşımak için İETT tarafından gerçekleştirilen bagajlı lüks toplu taşıma ihalesi ile tartışma devam ediyor. İlki kamu yararı taşımadığı gerekçesi ile iptal edilen “Bagajlı Lüks Taşımacılık” ihalesinin ikincisini 755 milyon 823 bin TL’lik teklifi sunan İBB şirketlerinden İstanbul Otobüs A.Ş kazanmıştı. İhale sürecini yakından takip eden İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı, 3. Havalimanı toplu taşıma hizmet alımı işinin adrese teslim bir ihale olduğunu ve ihaleye fesat karıştırıldığını öne sürüyor.

İddiasını 16 Kasım 2018 günü gerçekleştirilen İETT Genel Kurulu’nda gündeme getiren Balyalı, iptal edilen ihale ile yeni çıkılan ihalenin şartnamesi arasında 3 fark olduğuna dikkat çekerek “Katılımcı firmalardan en az 260 milyon ciro, tahmini bedelin yüzde 3’ü oranında geçici teminat ve firmanın kendisine ait 130 adet en az 12 metrelik otobüsü olması isteniyordu” dedi. 15 gün arayla yapılan ikinci ihaleye bu şartların eklenmesinin soru işaretleri yarattığını belirten Balyalı, İETT’nin bu ihaleye farklı firmaların girmesini engellemek için bu maddeleri koyduğunu savundu.

İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı

İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı

130 DEĞİL, 5-10 OTOBÜSÜ OLABİLİR

Balyalı, ihaleyi kazanan Otobüs A.Ş’nin elinde şartnamede yer alan 130 otobüsün bilançolarda gözükmediğini ifade ederek iddiasını şöyle gerekçelendirdi:

“Otobüs A.Ş.’nin internet sitesinde yayınladığı 2016 yılı ve 9 aylık yayınlanmış olan 2017 yılı bilançosundaki rakamlara göre şirketin 130 tane değil olsa olsa kendine ait 5 ya da 10 tane otobüsü olabilir. Otobüs A.Ş. bu ihaleyi elinde otobüs olmadan kazandıysa bu bir skandaldır. Eğer Otobüs A.Ş.’nin elinde 130 tane otobüs var ve bilançolarda gözükmüyorsa bu da başka bir skandaldır.”

Balyalı, Otobüs A.Ş.’nin elinde 3. Havalimanı taşımasını yapacak otobüsünün olmadığını, şirketin genel müdürünün ihaleden sonra “Bu işi nasıl yapacaksınız” diye soran basın mensuplarına verdiği “Bakacağız, ya kiralarız ya işlettiririz” yanıt ile de kanıtlandığını söyledi.

SÖZCÜ

SÖZCÜ

TAŞIMAYI OTOBÜS A.Ş YAPMIYOR

Balyalı, 3. Havalimanı taşımasını şu an Otobüs A.Ş’nin değil onun taşeronunun yaptığını, taşeronunun elinde de o kadar otobüs bulunmadığını kaydederek “Taşeron firma da şehirlerarası otobüs işletmeciliği yapan Karadenizli bir firmadan ihtiyacı olan otobüsleri kiralıyor” dedi. İhale sonucuna göre bu işten İETT’nin para kazanacağını, Otobüs A.Ş’nin kar edeceğini, taşeron firmaların da kazançlı çıkacağını dile getiren Balyalı “Eğer havalimanı taşıma işi o kadar karlıysa İETT niye bunu kendi yapmadı da başkasına verdi? Bence bu ihalede Otobüs A.Ş üçüncü kişilere iş verebilmek için İBB yönetimi tarafından paravan olarak kullanılmış ve kanuna karşı hile yapılmıştır” dedi. Balyalı bu ihalenin derhal iptal edilerek taşıma işini İETT’nin üstlenmesi gerektiğini vurgulayarak ihaleyle ilgili sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Balyalı’nın iddialarına yanıt veren AKP Grup Sözcüsü Ömer Şahan da “Bizim ihalelerimizde yanlış olmaz, denetime açıktır. Otobüs A.Ş’nin elinde 130 otobüs yok 149 otobüs var. İETT daha fazla kazansın, İstanbullulara daha iyi hizmet verilsin diye ihale yenilendi. İhale girecek firmalar bu işi yapacak kabiliyette olsun diye teknik şartlar getirilmiştir. İlk ihaleyi 475 milyonluk teklif ile alan firmanın yanında bir firma daha teklif verebilmiş. İkinci ihaleye Bursa’nın toplu taşıma şirketi bile girdi. Otobüs A.Ş 755 milyon teklif vermiş. İstanbullu daha çok kazanacak bundan niye rahatsız oluyorsunuz?” demekle yetindi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Yeni Havalimanı toplu taşıma ihalesi ile ilgili çarpıcı iddia…

Son dakika… Öztürk Yılmaz ihraç edildi 23 Kasım 2018

Katıldığı bir canlı yayın programında Türkçe ezan tartışmasını başlatan ve “izin almadan televizyon programına çıktığı” gerekçesiyle disipline sevk edilen CHP Ardahan milletvekili Öztürk Yılmaz, bu karara sert tepki göstermiş, CHP lideri Kılıçdaroğlu’na “İstifa etmiyorum. Sıkıysa at beni rezil ol, kepaze ol. Partiyi yönetemiyorsun, defolup gideceksin” demişti.

Bu sözlerinin ardından bir kez daha disipline sevk edilen Öztürk Yılmaz için karar verildi. Ardahan milletvekili Öztürk Yılmaz, CHP’den ihraç edildi.

FOTO:CHP - Öztürk Yılmaz, bizzat Kılıçdaroğlu tarafından partiye kabul edilmiş ve MYK'ya alınmıştı.

FOTO:CHP – Öztürk Yılmaz, bizzat Kılıçdaroğlu tarafından partiye kabul edilmiş ve MYK’ya alınmıştı.

BÜYÜKELÇİLİKTEN İSTİFA EDİP CHP’YE KATILMIŞTI

11 Haziran 2014 tarihinde IŞİD tarafından Musul Başkonsolosluğu’na yapılan baskın sonrası 43 kişiyle birlikte 101 gün boyunca alıkonulan Öztürk Yılmaz, 20 Eylül 2014 tarihinde 43 personeli ile birlikte serbest bırakılmıştı. 2 Temmuz 2015 tarihinde Büyükelçiler Kararnamesi ile Türkiye’nin Tacikistan Büyükelçisi olarak atanan Yılmaz, 3 Eylül 2015 tarihinde bu görevinden istifa ederek CHP’ye katımıştı.

26. dönem TBMM seçimlerinde CHP’den Ardahan milletvekili olarak seçilen Öztürk Yılmaz, 24 Ocak 2016’da CHP Dış İlişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmişti.
Daha sonra bu koltuğunu kaybeden Yılmaz, 24 Haziran 2018 seçimlerinde yeniden Ardahan milletvekili olarak Meclis’e girmişti.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Son dakika… Öztürk Yılmaz ihraç edildi

İstanbul’un başkan adayını İstanbullular belirleyecek 14 Kasım 2018

Yerel seçimlerde en büyük yarışın yaşanacağı büyükşehirlerin başında gelen İstanbul’da partilerin adaylarının kimler olacağı tartışılıyor… CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu işi çok sıkı tuttuklarını, veri analizleriyle 39 ilçenin adeta MR’ını çektiklerini anlattı. Kaftancıoğlu herkesin merakla beklediği İstanbul adayını CHP İstanbul örgütünün ve halkın belirleyeceğini söyledi.

‘RAKAMLAR ORTADA’

– Daha önce “Giderayak İstanbul’a ihanetten vazgeçin” dediniz. Gideceklerinden nasıl bu kadar eminsiniz?

Bunu, yaptığımız kamuoyu araştırmaları ve rakamlar bize gösteriyor. 10 ay önce göreve geldiğim gün yerel seçim için çalışmalara başlamıştım. İstanbul’un 39 ilçesinin MR’ını çekiyoruz. Seçmen yapısını, davranışını, sorunlarını, ilçe belediyelerinden memnuniyetlerini ve beklentilerini araştırdık. CHP’ye oy verme davranışları nasıl gelişebilir, nasıl bir aday profili olmalı gibi verilerle bütün ilçelerimizi değerlendiriyoruz. Akademik masamız var. Bu masada da İstanbul’a yapılan ihanetlerin nasıl üstesinden geleceğimiz ve bu kenti nasıl yöneteceğimize dair çalışma yürütülüyor. İstanbul örgütünün tüm katmanlarında yaptığımız çalıştaylarla bu masalar entegre bir şekilde ilerliyor.

‘2019'DA DAHA ÇOK KADIN ADAY GÖRECEĞİZ' Yerel seçim hazırlıklarına başlayan CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, kenti sokak sokak geziyor. Halkın derdini dinliyor. Kaftancıoğlu, “Her bölgede bir kadın belediye başkanı olması İstanbul için kazanımdır. Hedefimiz bu” diyor.

‘2019’DA DAHA ÇOK KADIN ADAY GÖRECEĞİZ’
Yerel seçim hazırlıklarına başlayan CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, kenti sokak sokak geziyor. Halkın derdini dinliyor. Kaftancıoğlu, “Her bölgede bir kadın belediye başkanı olması İstanbul için kazanımdır. Hedefimiz bu” diyor.

‘ZİHNİYET DEĞİŞMELİ’

– Veri analizlerinden çıkan sonuç nedir?

28 ilçenin analizleri tamamlandı. 39 ilçenin 25’i AKP’li belediyeler tarafından yönetiliyor. AKP’li belediyelerin yönettiği ilçelerde şunu görüyoruz ki artık AKP’ye oy veren seçmen rahatlıkla memnuniyetsizliğini ifade ediyor. Sorunlarının yöneticiler tarafından görülmediğinin farkındalar. AKP’lilerin de yaptıkları araştırmalarda bunu gördüklerini biliyoruz. O yüzden “Biz belediye başkanlarımızı değiştireceğiz” yönünde bir mesaj paylaşıyorlar. Oysa siz zihniyeti değiştirmezseniz, sadece rant odaklı yerel yöneticilik yaparsanız sorunları çözemezsiniz. Güzel olan ise insanlar bunların farkında.

– CHP’li belediyelerde durum nasıl?

CHP’nin 14 belediyesi var. Bizim belediyelerimizde yaşayan insanların memnuniyet oranıyla AKP’li belediyelerdeki memnuniyet oranı arasında ciddi fark olduğunu gördük. İnsanlar artık mahallesinde kendisini yerinden edecek olan değil yaşam konforunu artıracak olan bir anlayışa oy vereceğini söylüyor.

– CHP İstanbul’da sürpriz bir aday açıklayabilir mi?

Bu süreci tüm İstanbul örgütüyle ve elbette kamuoyu araştırmalarında desteklenen isimlerle yürüteceğiz. İstanbul adayını İstanbul örgütü ve İstanbul halkı belirleyecek. Şu ana kadar 8 yerel yönetim çalıştayı yaptık. Örgütün tüm katmanlarıyla fikir alışverişinde bulunduk. Vatandaşların da saha ölçümleriyle düşüncelerini alıyoruz. İlçeleri 6 ana bölüme ayırdık. Hangi profilde adayların doğru olduğunu isimleri de ekleyerek genel merkeze sunacağız.

“KİM OLURSA OLSUN’

– AKP’de İstanbul için Binali Yıldırım ismi konuşuluyor.

Kim gelirse gelsin biz kendi adayımızla ve yapacaklarımızla ilgileniyoruz. Kente yaraşır, kent kimliğini yeniden ortaya çıkaracak, kenti ve geleceği kurtarmaya yönelik bir adayla ortaya çıkacağız. AKP’nin adayı kim olursa olsun Tayyip Erdoğan’ın adaymış gibi yansıtılacağını tahmin ediyoruz. Bizim için adaylarının kim olacağının önemi yok. Ölçümlerde gördük ki AKP’ye ve liderine oy vereceğini söyleyen seçmenlerin aday Tayyip Erdoğan bile olsa sonuca etkisi olmayacak. AKP’ye yerelde oy veren seçmenlerin yüzde 17’lik kısmı “Ben başka partiye oy verebilirim” diyor. Bizim gündemimiz sadece İstanbul olacak.

Sorunların başında trafik ekonomi ve barınma var

–  Veri analiz çalışmalarında İstanbullunun en büyük şikayeti ne çıkıyor?

Biz ekonomi olacağını düşünmüştük ama analizlerde İstanbul’da en büyük sıkıntının trafik olduğu ortaya çıktı. Bu sorunun çözülmesini istiyorlar. İkinci sırada ise ekonomik kaygılar geliyor. Üçüncü sırada da İstanbul halkının ciddi bir barınma sorunu olduğunu görüyoruz.

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ Masasındaki dosyaları gösteren Canan Kaftancıoğlu, “Bu projeleri hayata geçirirlerse kent yok olur. Köprüden önceki son çıkıştayız” dedi.

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Masasındaki dosyaları gösteren Canan Kaftancıoğlu, “Bu projeleri hayata geçirirlerse kent yok olur. Köprüden önceki son çıkıştayız” dedi.

‘KENT ANAYASASI OLACAK’

– “Adayım Sensin İstanbul” sloganıyla başlattığınız çalışma neler içeriyor?

“Adayım Sensin İstanbul” diye video yayınladık. İstanbul’da yaşayan herkesin kentin yönetiminde kendisini görecekleri ve süreç içinde olacaklarını göstermek istedik. 24 Haziran’daki umut öfkeye dönüştü. Öfkeyi umuda dönüştürmenin yolu seçmende bir merak uyandırmaktadır. Yerel seçimlere AKP’den daha önce çalışmaya başladığımız seçmenler görsün istedik. “Adayım Sensin İstanbul” internet adresinde ise “İstanbul Kent Anayasası” taslağı var. İstanbul halkının da o anayasaya katkılarını önerilerini alıp son halini oluşturacağız.

– Masanızdaki dosyalarda neler var…

İstanbul’da yapılmak istenen projeler. Kenti yok etmeye doğru götürüyorlar. İstanbul’daki askeri alanlar tek tek imara açılıyor ve emsal değişiklikleriyle bir rant yaratılıyor. Yatay mimari methiyeleri düzüp Kuzey Ormanları ve 3. köprü çevresini imara açmayı, yeni rant alanları yaratmayı amaçlıyorlar. Bu projeleri hayata geçirirlerse artık kentte nefes alınabilir hiçbir yer kalmayacak. Her yer beton yığınına dönüşecek. Zaten olduğu kadar oldu ama bu seçim kentin kurtulması anlamında köprüden önceki son çıkış diyorum.

‘HODRİ MEYDAN DİYORUM’

– Sayıştay raporlarındaki usulsüzlükleri mahkemeye taşıdınız. CHP’li belediyelerde de sıkıntı olduğu konuşuluyor.

“Senin hırsızın, benim hırsızım” olmaz. Sayıştay raporunu incelediğimizde korkunç bir yolsuzluk olduğunu görüyoruz. CHP’li belediyelerde aksaklıklar olduğunda da aynı şeyi söyleriz. Kim bu kente karşı suç işliyorsa, halkın bir kuruşuna göz dikiyorsa, parti ayırımı yapmadan bunun üzerine gidelim. Biz AKP gibi aksaklıkları ortaya çıkaranı görevden almayı değil gereğini yapmayı biliriz. Ancak CHP’li belediyeleri yıpratmak için göstermelik, delilsiz iftiraları kabul etmemiz mümkün değildir.

Araştırmalara göre AKP ile İstanbul’da başa başız

– Bazen araştırmalarda sapmalar olabiliyor…

Bu yerel seçimlerde fırsat aralıklarının çok geniş olduğunu düşünüyorum. Diğerlerine göre çok farklı. Şu anda biz AKP ile İstanbul’da başa başız. Zaten o yüzden geçen gün kendi resmi anket şirketleri de “AKP ittifak yapmazsa İstanbul’da kaybedebilir” dedi. Onlar da bu rakamları görüyorlar. Ciddi bir endişeden kaynaklı gider ayak bütün yarım kalan rant projelerini de hayata geçirmeye çalışıyorlar.

OY HIRSIZLIĞINA İZİN VERMEYİZ Canan Kaftancıoğlu, Hande Zeyrek'in sorularını yanıtladı. “24 Haziran'da oy hırsızlığına izin vermedik. Yerel seçimde de vermeyiz” dedi.

OY HIRSIZLIĞINA İZİN VERMEYİZ
Canan Kaftancıoğlu, Hande Zeyrek’in sorularını yanıtladı. “24 Haziran’da oy hırsızlığına izin vermedik. Yerel seçimde de vermeyiz” dedi.

– Başa baş gidiyorsa o farkı aşacak olan etken nedir?

Bugünden hazırlanıyor olmamızın büyük önemi var. Bugüne kadar aday adaylarına “İl başkanıyla aran nasıl? Genel Merkez’de tanıdığın var mı?” denirmiş. Şimdi ben İstanbul İl Başkanı’yım ve bir tane adayım yok. 39 ilçede ve İstanbul’da en doğru adayları çıkarma gibi bir zorunluluğumuz var. Bunu da hayata geçirmek için bir yerel yönetim komisyonu kurduk. Adaylar buraya geliyorlar. İstanbul’a dair yapacaklarını, hayallerini, projelerini anlatıyorlar. Her gün yaklaşık 100 meclis üyesi aday adayıyla projeleri, adaylık gerekçeleri ve geçmişte yaptıkları çalışmalar hakkında görüşme yapıyoruz. Bu görüşmelerle en doğru adayların tespit edilmesi ve belirlenmesi sağlanacak.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok İstanbul’un başkan adayını İstanbullular belirleyecek

CHP, Sayıştay raporundaki iddiaları savcılığa taşıdı 7 Kasım 2018

Sayıştay’ın 2017 denetim raporlarında başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ ve İETT olmak üzere bazı kamu kurumlarında usulsüzlük ve yolsuzlukların yaşandığının ortaya çıkması üzerine, CHP İstanbul İl Başkanlığı, raporlarda adı geçen kurum ve yöneticileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile CHP belediye meclis üyeleri bugün İstanbul Adliyesi’ne gelerek Sayıştay’ın raporlarında belirtilen usulsüzlük ve yolsuzluklara ilişkin basın açıklaması yaptı.

Sayıştay’ın incelemesi sonucu başta İBB, İSKİ ve İETT’de saptanan usulsüzlüklerin açıklanan tutarının 753 milyon TL olduğunu vurgulayan Kaftancıoğlu, asgari ücretten hesaplandığında bu rakamla bir yıl boyunca 30 bin işsiz gencin istihdam edilebileceğini söyledi.

KAFTANCIOĞLU: SAYIŞTAY, İSTANBUL’UN NASIL YAĞMALANDIĞINI ORTAYA ÇIKARDI

Sayıştay’ın ortaya koyduğu detaylı bulguların AKP yönetiminde İstanbul’da kamu kaynaklarının nasıl yağmalandığını ve İstanbul’un ehil olmayan ellerde yönetilemez hale geldiğini dile getiren Kaftancıoğlu, Sayıştay’ın bu ciddi iddialarının soruşturulması için savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.

Kaftancıoğlu, Sayıştay raporlarına geçen bazı bulguları da açıkladı:

“İHALE KANUNA AYKIRI DAVRANILDI”

Kaftancıoğlu’nun Sayıştay raporlarına dayandırdığı bilgilere göre, ihale kanununa aykırı işlemler yapıldı. Pek çok ihalede yaklaşık maliyetler olması gerekenin üstünde hesaplanarak kamu zarara uğratıldı. İhale kapsamında değerlendirilmeyecek işler de bir iş kalemi olarak tanımlandı. Bu kapsamda şehir içi ve şehirler arası kültürel ve sosyal görevlerde 900 bin kilometre yol kat edilerek iş kalemi olarak eklendi.

“İBB’YE AİT 2 BİN 378 ADET TAŞINMAZ İŞGAL EDİLDİ”

Sayıştay raporuna göre, İBB’ye ait 2378 adet taşınmaz kanuna aykırı olarak işgal edildi. Üstelik bu işgal edilen yerlerden kiralar da toplanamadı. 2017 yılında yaklaşık 208 milyon TL’lik alacağın sadece 44 milyon TL’si tahsil edildi. 2017’de İstanbulkart yoluyla sosyal yardım alan 140 bin 179 aileye yaklaşık 147,5 milyon TL yardım yapıldı. Ancak aileler bu kartla sadece anlaşmalı 9 market zincirinde kullanabildi.

“İSPARKLARIN ÇOĞU RUHSATSIZ”

İspark tarafından işletilen 225 otoparkın sadece 52 tanesinin ruhsatlı olduğu, İspark dışında kalan 719 adet otoparkın ise ruhsatsız olduğu tespit edildi. Yine, Bayrampaşa Otogarı’nda 868 iş yerinden sadece 300 tanesinin ruhsatlı olduğu tespit edildi.

KİPTAŞ İBB’YE KAR PAYINI ÖDEMEDİ

KİPTAŞ’ın 2016 yılı faaliyeti nedeniyle İBB’ye aktarması gereken 219 milyon TL’lik net kar payı 2017 yılı sonuna gelindiğinde aktarılmamış, önceki yılların karıyla birlikte yaklaşık 266,5 milyon TL’nin hala tahsil edilemediği belirlendi.

“ÖZEL ŞİRKETLER KAMU TAŞINMAZLARINI BEDELSİZ KULLANDI”

İBB, İSKİ ve İETT’nin çok sayıdaki taşınmazı özel şirket olan elektrik dağıtım şirketlerine bedelsiz tahsil edildi. İETT mülkiyetinde bulunan ve kayıtlı değeri 157 milyon TL olan taşınmazın söz konusu şirketlerin fiili kullanımında olduğu, İETT’ye herhangi bir bedel ödenmediği kaydedildi.
canan-kaftancioglu-2-sozcu

“İSKİ, KAÇAK KULLANIM BEDELİNİ KURALA UYAN ABONEDEN TAHSİL ETTİ”

Yine Sayıştay raporlarında, İSKİ’nin su fiyatlandırmasına ait tarifelerinin gerçekçi ve şeffaf bir biçimde tespit edilmediği belirtildi. Tarife içinde yer alması gereken tutarlar bakım bedeli adı altında tekrar tahsil edildi. Kaçak su kullanımı da tarife içine sokularak, kaçak kullanılan su bedelleri kurallara uyan abonelerden alındı.

SUÇ DUYURUSUNDA ESKİ BAŞKAN TOPBAŞ DA YER ALDI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda İBB eski Başkanı Kadir Topbaş, İBB Başkanı Mevlüt Uysal, İSKİ Genel Müdürü Fatih Turan, İETT eski – yeni Genel Müdür Ahmet Bağış ve Arif Emecan ile ilgili birim yöneticileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlarından dava açılması talep edildi.

Suç duyurusu dilekçesi İBB CHP Grubu adına Meclis Üyesi/Grup Başkanvekili Ertuğrul Gülsever tarafından savcılığa verildi.

İLGİLİ HABERİSPARK otoparklarının çoğu ruhsatsız!İSPARK otoparklarının çoğu ruhsatsız! ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok CHP, Sayıştay raporundaki iddiaları savcılığa taşıdı

Kuru soğan Ocak ayından itibaren yine el yakacak 2 Kasım 2018

Kuru soğanda çıkan hastalığın, ilerleyen zamanlarda soğan fiyatlarını olumsuz etkileyeceği ön görülüyor. Antalya Ticaret Borsası (ATB) Meclis Üyesi Cüneyt Doğan Ocak-Şubat aylarında soğan fiyatlarında artış olacağını belirtirken, Antalya Hal esnafı Mesut Başar ise soğanların yüzde 40’ında hastalık olduğunu söyledi.

Dün yapılan Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ekim ayı olağan meclis toplantısında, soğanda yaşanması beklenen fiyat artışları konuşuldu. ATB Başkanı Ali Çandır konuyla ilgili, “Soğanda rekoltenin düşük olması nedeniyle Ağustos-Eylül aylarında üreticiden 1,1-1,2 TL’den alım yapılmıştı. Ancak alınan soğanların meydana gelen çürüme ve kararma sonrası ülkemiz genelinde yüzde 80 civarında bir ürün kaybı yaşandığını tahmin ediyoruz. Bu nedenle Ocak ayının sonu ve Şubat ayında ortasında 8-10 TL’ye soğan yersek tüketiciler şaşırmamalıdır. Bu yıl soğanın yokluğu acı olabilir. Hatırlayacağınız üzere haziran ayının başında ülke gündeminde epeyce yer aldı” açıklamasını yapmıştı.
Hasadın bittiğini ifade eden ATB Meclis Üyesi Cüneyt Doğan, malların artık depoda olduğunu söyledi. Ankara’nın Polatlı ilçesinden gelen soğanlarda çürüme olduğunu duyduklarını dile getiren Doğan, “Bu kesin bir şey değil. Öngörü olarak söyleyebiliriz. Depodaki malların çürümesinden dolayı ise Ocak, Şubat aylarında soğan fiyatlarında artış olacağını öngörüyoruz. Yakın zamanda artış yok. Şu saatten sonra yapılacak bir şey yok, hasatlar bitti. Sadece, eğer bu hastalık seneye de çıkarsa ancak ona tedbir alınabilir. Daha önce bu hastalık görünmedi. İlk defa ortaya çıktı” dedi.

“Hastalık görüntüde gizli”

Antalya Patates-Soğan Hali’nde bulunan bir iş yerinin sahibi Mesut Başar soğanda hastalık olduğunu kaydetti. Başar, “Bu yıl iklim değişti. Bir yıl içinde yaptığımız hasadı 140 günde yaptık. İklimler bir ay önce geldi. Mallarımız 1 ay önce yetişmeye başladı, gününü doldurmadı. Küf hastalığında dışarıdan soğana baktığında hiçbir şey yok. Ama içini açtığınızda köylülerin arasında söylenen göbek çürümesi oluyor. Dışından fark etmememiz mümkün değil. Görüntüde gizli ve bu sene hat safhada” ifadelerini kaydetti.

Soğanların yüzde 40’ında hastalık iddiası

Soğanların yüzde 40’ında hastalık olduğunu ileri süren Başar, bunun çok ciddi bir rakam olduğuna dikkat çekti. Ocak ayında soğanlarda ciddi sıkıntılar olabileceğini dile getiren Başar şöyle konuştu:

“Bizim işlerimizde maliyet olmaz. Bizde arz ve talep vardır. Bu paraya mal olmuş olmaz. Hallerde bir sıkıntı olmaz. Hallerde üreticiden aldığı malın üzerine cüzi bir miktar koyarak satabilir. Pazarlar denetlenirse bu sıkıntı belki önlenebilir. Çünkü bizden çıkan faturalarla pazardaki şirketler arasındaki fark göz önüne alınırsa, fiyat artışı normal şekilde kalacaktır. Şu tarihten itibaren yüzde 40 azalma var. Soğan toplandı şuan depolarda, ama kendi kendini imha ediyor. Vatandaş alır, gördüğü anda çöpe atar. Yiyemez onu kullanamaz. İçinde belirgin bir çürük olur”

İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Kuru soğan Ocak ayından itibaren yine el yakacak

Yargıya format atıldı 17 Ekim 2018

İstanbul Barosu, 41 bin 400 avukatıyla dünyanın en büyük ve en etkin baroları arasında. Baroda önümüzdeki hafta sonu ise başkanlık seçimi var. İkisi kadın 10 avukatın yarışacağı seçimde, İstanbul Barosu’nun mevcut başkanı Mehmet Durakoğlu da yeniden aday… Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu’ndan ikinci kez seçime girecek olan Durakoğlu’nun başkanlık dönemi oldukça zordu. Görevi devraldıktan üç ay sonra, 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Ardından da olağanüstü hal (OHAL) süreci… “İstanbul Barosu biat etmez, rica ve minnetle iş yapmaz” diyen Durakoğlu, yargının geldiği noktayı anlatırken çarpıcı tespitlerde bulundu.

‘YARGI DİBE VURMUŞTU’

– Başkanlıkta iki yıl nasıl geçti?

15 Temmuz’dan 3 ay sonra göreve geldim. Görev süremin büyük kısmı OHAL’le geçti. OHAL açık biçimde özgürlükler düzeninden uzaklaşılmasını ifade eder. Yargıç ve savcıların üçte biri görevden azledildi. Dörtte biri de hapse atıldı. Bu büyük bir depremdi. Yargı sarsılmış ve dibe vurmuştu. Böyle bir dönem içinde adalet arayan unsurlardan biriydik. Türkiye’de yargı siyasal stratejilerin parçası olarak kullanılıyor. Çok fazla siyasi davanın yaşandığı bir süreç. Biz, siyasal iktidarın yargı üzerinde oluşturmaya çalıştığı baskılara direnilmesi için çalıştık. Yargı üzerindeki baskı engellenebilirse biz de pek çok alanda mesafe kazanabiliriz diye düşündük.

– Kazanabildiniz mi peki?

Hayır. Bu yüzden de bizim için mücadele etmek dışında bir alan kalmadı. Bu mücadeleyi yapmaya çalıştık ve iki yıllık süreçte özellikle kanun hükmünde görünse bile hukuk hükmünde olmayan KHK’larla yapılan düzenlemelere en sert ve net tepkiyi İstanbul Barosu vermiştir.

‘32 YILLIK HUKUKÇUYUM…’

– OHAL kalktıktan sonra hukuki zeminde neler değişti?

Hiçbir şey değişmedi. İktidarın yargı üzerinde ciddi baskısı var. Öncelikle savunma hakkı kısıtlanıyor. 7145 sayılı yasa, OHAL’i kaldıran değil kalıcılaştıran yasadır. Anayasaya da aykırıdır. Bugün yargıya format atıldı. Bunu görmeden, baro başkanının ya da baroların yargıyı değiştirebileceği gibi bir hisse kapılmasını hayal olarak değerlendiriyorum. 32 yıllık hukukçuyum, hayatımda hiç bu kadar adil yargılanma konuştuğumu hatırlamıyorum.

– Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıyayız?

Yargı önce ‘taraf’ haline gelir. Taraflı yargı da adaleti tesis edemez. Yargı adaleti sağlamayacaksa amacı nedir? Önce Ankara’nın Türkiye’yi hukuk devleti yapmak gibi bir amacının olması gerekiyor. Bu amacı göremiyorsunuz.

‘REJİMİ DEĞİŞTİRDİLER’

– Hiç umut yok mu?

Benim umudumun kaynağında mücadele yatıyor. Yeniden adaysam mücadele geleneğini temsil etmek için burada bulunduğuma inanıyorum. Bazı arkadaşlar bakanlıkla görüşmeler yaparak, Meclis’te lobiler yaparak baskı unsuru olabileceklerini düşünüyorlar. Oysa baskı mücadeleden koparak, rica ile olmaz. Mücadele edenler sonunda mutlaka kazanır. Rejim değiştirmiş, yargıyı kuşatmış bir iktidarın avukatlar için bir şeyler yapabileceğini düşünmek naif bir algıdan ibarettir. Mücadeleyi yükseltmek zorundayız. Bizim seçmenimiz avukatlardır. Süreci doğru değerlendirir, ne yapmak istediğini bilir. Bu konuda benim bir kuşkum yok.

‘RİCA VE MİNNETLE BU İŞ OLMAZ’

– Mesleğin önündeki en büyük engel nedir size göre?

Ben mesleğimizin önündeki en büyük engelin hep Ankara olduğunu düşünürüm. Hukuk siyasettir, siyaset de hukuktur. Birbirinden bağımsız değildir. Bugün, okullarda Atatürk köşesi hâlâ varsa bu İstanbul Barosu’nun açtığı dava sayesinde olmuştur. Bu işlevimiz ortadan kalkarsa sorgulanırız. Mesleki duyarlılıklarımızı rica ve minnetle taşıyabilmemiz mümkün değil. İstanbul Barosu’nun böyle bir geleneği yoktur. Mücadele içinde bu işi götürmemiz gerekiyor. Saygınlığımızı gücümüzden alıyoruz.

MÜCADELEYİ YÜKSELTMELİYİZ İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Rejim değiştirmiş, yargıyı kuşatmış bir iktidarın avukatlar için bir şeyler yapabileceğini düşünmek naif bir algıdır. Mücadeleyi yükseltmek zorundayız” dedi.

MÜCADELEYİ YÜKSELTMELİYİZ
İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Rejim değiştirmiş, yargıyı kuşatmış bir iktidarın avukatlar için bir şeyler yapabileceğini düşünmek naif bir algıdır. Mücadeleyi yükseltmek zorundayız” dedi.

‘SOZCÜ davası medyayı sindirme amacıyla açıldı’

– “Baro daha eylemsel olmalı” eleştirilerine ne diyorsunuz?

15 Temmuz gecesi, ‘nereden gelirse gelsin darbenin lanetleneceği’ konusunda açık tavır alan tek kuruluşuz. Yine “OHAL süreçlerinin sadece FETÖ ile mücadele adı altında değil, muhalefetin sindirilmesi açısından kullanılabileceği endişesini taşımaktayız” dedik. Bu eleştiriyi yapanların kaçırdıkları çok önemli bir ayrıntı var. Bu ülkede siyasal iktidarın, ülkeyi hukuk devleti yapmak ya da yargıyı bağımsız ve tarafsız kılmak gibi bir derdi yok. Tam tersine yargıyı kuşatma peşinde. Özellikle 16 Nisan referandumunun kabul edilmesinden sonra kuvvetler ayrılığı, kuvvetler birliğine dönüştü. Bu tablo avukatları sarstı. Bugün ülkede yurttaşların ancak yüzde 30’u yargıya güveniyor. İktidarın aldığı oyu düşünürseniz oy verenlerin bir bölümü bile yargıya güvenmiyor.

– SÖZCÜ davasının sonucuyla ilgili bir öngörünüz var mı?

Türkiye bir hukuk devleti olsa, yargısı bağımsız tarafsız olsa sizi temin ederim ki bu dava beraatla sonuçlanır. Türkiye bir hukuk devleti olabilmeyi becerebilseydi böyle bir dava açılmazdı bile. Dava açıldıktan sonra anlaşıldı ki bu sadece SÖZCÜ’ye açılan bir dava değil medyanın sindirilmesi için açılan bir davaydı.

15 TEMMUZ'DAN HİÇ DERS ALINMADI Durakoğlu, Hande Zeyrek'in sorularını yanıtladı. Durakoğlu, “15 Temmuz'dan hiç ders alınmadı. Çünkü 15 Temmuz'la ilgili bir tahlil yapmadılar” dedi.

15 TEMMUZ’DAN HİÇ DERS ALINMADI
Durakoğlu, Hande Zeyrek’in sorularını yanıtladı. Durakoğlu, “15 Temmuz’dan hiç ders alınmadı. Çünkü 15 Temmuz’la ilgili bir tahlil yapmadılar” dedi.

‘Parti görevlileri yargıç ve savcı olarak atandı’

– Avukatlık mesleğinde itibar sorunu sıkça gündeme geliyor…

Eğitim sisteminden tutun fakültelerin yetersizliğine kadar çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bir önlem alınması lazım. Mesleğe kabul sınav sisteminin getirilmesi gerek. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’deki kadar kolay avukatlık yok. Yargısı bağımsız ve tarafsız olmayan bir ülkede, yaptığınız şeyin adı tam olarak avukatlık değildir. Biz haz alarak avukatlık yapmak istiyorsak yargının bağımsızlığını temin etmek zorundayız. Bu bizim için bir temel mücadele alanıdır. Bunu yapabilmek için de bu mücadelenin içinde olmak zorundayım.

– Sistem değişirken görüşünüzü istediler mi?

Yeni bir yargı yapılanması ortaya konulurken herhangi bir şekilde iş birliği yapılmak istenmedi. Tersine ‘benden olsun da ne olursa olsun’ anlayışıyla hareket edildi. Parti görevlileri yargıç, savcı olarak atandı. Bakın hakim ve savcı olabilmek için yapılacak yazılı sınavdan 70 almak gerekiyordu. Bu zorunluluğu kaldırdılar. Benden isim istenirse veririm. 80- 87 alan avukatların hakimlik yapmakta hiçbir engelleri olmadığı halde göreve kabul edilmediklerini ama 54 alanın göreve kabul edildiğini biliyorum. İddia ediyorum. Mülakat dedikleri sistemi tamamen politize olmak anlamında kullandılar. Biz siyasal iktidarların bürokraside örgütlenmelerine tanık olduk. Ama yargıda bunu yapamazsınız. Böyle yürümez ve gitmez.

– 15 Temmuz’dan ders alınmadı mı?

Hayır, alınmadı. Çünkü 15 Temmuz’la ilgili bir tahlil yapmadılar. Kendi şeyhini mehdi zanneden sadece FETÖ değildir. Başkaları da aynı şekilde davranıyorlar. Cemaatler üzerinden bürokratik örgütlenme gerçekleştirmeye çalışan bir siyasal anlayışın hukuk devleti oluşturması mümkün değildir.

– İşbirliği talebiniz olmuş muydu?

Tabii ki. Onlardan da talep gelebileceğini düşündük. Ama tam tersi oldu. Çok ilginçtir, FETÖ’nün uygulamaları olarak ortaya çıkan pek çok yöntem başka isimler altında aynı şekilde sergilenmeye devam edildi. Bir elden diğerine geçen ama aynı yöntemlerle devam ettirilen bir süreç yaşanıyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Yargıya format atıldı

‘Emeklilikte yaşa takılanlar’ yasası AKP’ye rağmen Meclis’ten geçebilir 15 Ekim 2018

TBMM’de halen görev yapan 596 milletvekilinden 290’ı AKP’den. Dolayısıyla, diğer partilerin sandalye sayısı, yasa teklifini geçirmeye yetiyor.  MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin talimatıyla verdiği Emeklilikte Yaşa takılanların durumuyla ilgili yasa teklifiyle birlikte, CHP’li Gürsel Tekin’in ve HDP’lilerin verdikleri aynı konudaki toplam 5 yasa teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’na gönderilmiş durumda. Komisyon çalışmalarının ardından teklifin Genel Kurul’da önümüzdeki günlerde oylanması bekleniyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok ‘Emeklilikte yaşa takılanlar’ yasası AKP’ye rağmen Meclis’ten geçebilir