Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Yeniden katil kene alarmı! Bir kişi hayatını kaybetti 15 Nisan 2019

Karabük’te Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle hastaneye kaldırılan kişi yaşamını yitirdi.

Alınan bilgiye göre, Zobran köyünde besicilik yapan Yücel Kader (37), 8 Nisan’da ateş, bulantı ve istifra şikayetiyle Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Hastanede serum takılan Kader, tedavisinin ardından taburcu edildi.

KENE ÇIKARDIĞINI SÖYLEDİ

Şikayetleri devam eden Kader, iki gün sonra yeniden hastaneye başvurarak 7 aylık bebeğindeki keneyi çıkarttığını, hastalığının bundan kaynaklanmış olabileceğini söyleyince yoğun bakıma alındı.

KURTARILAMADI

Ankara Hıfzıssıhha Laboratuvarı’na gönderilen KKKA test sonucu pozitif çıkan Kader, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Kader’in “Hamza” ismindeki bebeği de KKKA şüphesiyle Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.

Baba Kader’in cenazesi, Horasanlı Camisi’ndeki namazın ardından Karabük Mahallesi Mezarlığı’nda önlem alınarak toprağa verildi.

7 AYLIK BEBEK TEDAVİ ALTINDA

İl Sağlık Müdürü Ahmet Sarı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yücel Kader’in grip şikayetiyle hastaneye başvurduğunu söyledi.

Sonraki başvurusunda bebeğindeki keneyi çıkarttığını söylemesi üzerine KKKA şüphesiyle tedaviye alındığını anlatan Sarı, “Test sonuçları pozitif geldi. Bütün müdahalelere rağmen hastayı kaybettik. Bebeğinin durumu iyi ama onu da KKKA şüphesiyle tedavi altına aldık.” diye konuştu.

Yorum yok Yeniden katil kene alarmı! Bir kişi hayatını kaybetti
Etiketler:, , ,
Kategori: 3. Sayfa

Terör nedeniyle en çok kana bulunan 10 ülke açıklandı! 7 Aralık 2018

Londra Merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsü IEP, 2018 yılı Küresel Terör Endeksi (GTI- Global Terrorism Index) raporunu yayınladı. IEP raporunda, 1998-2017 yılları arasındaki terör trendinin analizini yaparak, 2017 yılında yaşanan terör olaylarının da bilançosunu çıkardı.

TERÖRLE MÜCADELENİN MALİYETİ DÜŞTÜ

Enstitü tarafından 6’ncı defa yayınlanan ve küresel terörizm eğilimlerini analiz etmek için en kapsamlı kaynak olarak değerlendirilen rapora göre, 2017’de dünya genelinde, 18 bin 814 kişi terör nedeniyle yaşamını yitirdi. Son 3 yılda sürekli düşüş gösteren terör olaylarındaki ölümler yüzde 44 oranında geriledi. Geçen yıl da bu rakam yüzde 27 olarak tespit edildi.

Küresel terörizmde düşüş yaşandığı tespit edilen rapora göre, 94 ülkede durum iyileşti, ancak 46 ülkede artış yaşandı. İyileşme yaşanan ülkeler endeksinde, 2004’ten bu yana en yüksek rakam belirlendi. Terör olaylarında düşüş olunca, terörün küresel ekonomide açtığı zarar da geriledi. Terörün küresel maliyeti bir önceki yıla oranla yüzde 42’lik bir düşüş göstererek 52 milyar Dolar’a geriledi.

AVRUPA’DA YÜZDE 75 AZALMA VAR

Raporda, ölüm ve maliyet rakamlarındaki gerilemeye rağmen, terörizmin 2017 yılında hala küresel bir olgu olduğu ve 67 ülkede en az bir ölüm olayının gerçekleştiği vurgulandı.

En çok gerileme, çatışmaların halen sürdüğü Ortadoğu’da tespit edildi. Terör saldırılarından etkilenen Fransa, Belçika ve Almanya başta olmak üzere, Avrupa ülkelerinde de gerileme net bir biçimde tespit edildi. Geçen yıl Avrupa’da terör nedeniyle ölümler yüzde 75 oranında azaldı. Yalnızca İspanya’da durum daha da kötüye gitti.

AŞIRI SAĞ ÖRGÜTLERİN EYLEMLERİ ARTIYOR

Kuzey Amerika ve 2013 yılında hiçbir terör kaynaklı ölüm olmayan Batı Avrupa’da, aşırı sağ siyasi terörizm tehdidi yükselişte. Geçen yıl, bu bölgede 31 saldırı gerçekleşti ve bu saldırılarda 17 kişi sağcı terörün kurbanı oldu. Bu bölgede, 2013 ve 2017 yılları arasındaki 4 yılda, aşırı sağ gruplar ve bireyler tarafından 127 saldırı yapıldı, bu saldırılarda 66 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıların çoğunluğu, aşırı sağcı, beyaz milliyetçi ya da Müslüman karşıtı inançları olan ‘yalnız kurt’ olarak nitelenen tek başına hareket eden kişilerce düzenlendi.

TÜRKİYE EN ÇOK GELİŞME GÖSTEREN ÜLKELERDEN

Türkiye, terör nedeniyle yaşanan ölüm olaylarında en çok azalma yaşanan 5 ülke arasına girdi. Türkiye ile birlikte Irak, Yemen, Suriye ve Yemen’de ölüm olayları bir önceki yıla göre önemli ölçüde azaldı. Türkiye, terörden en çok etkilenen ülkeler endeksinde 12’nci sıradan 40’ıncı sıraya geriledi.

VOA Türkçe’ye konuşan raportör ve IEP Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Operasyonları Direktörü Serge Stroobants, bulguları “Terörizmden en çok etkilenen 10 ülkede, terörizmin, hem terör örgütleri, hem de devlet teröründen kaynaklandığı görülüyor” dedi.

Irak ve Suriye ile komşu olan Türiye’nin 2014-2017 yılları arasında oldukça güç bir durumda olduğunu belirten Stroobants, ülkenin bu dönemde büyük terör olaylarıyla sarsıldığını, ancak 2017’de önemli bir gelişme göstererek, en büyük gelişme yaşanan ilk 5 ülke arasında yer aldığını dile getirdi.

Irak, Suriye ve Türkiye’deki ölüm olaylarındaki azalmanın en önemli nedeninin ‘IŞİD’in halen devam eden düşüşü ve örgütün zayıflama kapasitesi’ olduğunu vurgulayan Stroobants, bölgede IŞİD’e atfedilen terör saldırılarındaki ölümlerin yüzde 52 oranında azaldığını vurguladı.

IŞİD’İN GERİLEMESİ ETKİLİ OLDU

Terörle sarsılan Ortadoğu’ya gelince, Koalisyon güçlerinin yerel güçlerle yürüttüğü operasyonlar sonucunda IŞİD’in bitme noktasına gelmesi bölgede terörden ölümleri azalttı. Ancak, buna rağmen, IŞİD halen en çok ölüme yol açan “en kanlı terör örgütü” olmaya devam ediyor. IŞİD’in düşüşüyle, Irak’ta, 2016 ve 2017 yıllarında ölümlerde yüzde 56’lık bir azalma yaşandı.

IŞİD’in, artık ele geçirdiği toprakların ve gelirlerinin tamamına yakınını kaybetmesi, neden olduğu ölüm olaylarında da net bir azalmaya yol açtı. Ancak azalan öldürme kapasitesine rağmen IŞİD, 2017 yılında küresel çapta en ölümcül terörist grup olarak kalmaya devam etti.

Irak’ta ölümler azalırken, Afganistan Irak’ın yerini alarak 2017 yılında en çok ölüm olayı yaşanan ülke oldu. IŞİD’in ardından en kanlı ikinci örgüt olan Taleban, 2017 yılında, sivillere yönelik saldırıların odağını değiştirerek, polis ve askerleri hedef aldı. Taliban, 2017 yılında, 2 bin 419 asker ve polis öldürdü. Bu rakam bir önceki yıl 1782 polisti. Saldırı sayısı da 369’dan 386’ya yükseldi.

EN KANLI 10 ÜLKE AFRİKA VE ORTA DOĞU’DAN

Amerika’nın Sesi’nde yer alan habere göre, GTI’nin terörizmin küresel etkisinin azalmaya başladığını tespit ettiği raporunda, bazı ülkelerde durumun giderek daha da kötüleştiğinin altı çizildi. Terörizmden en çok etkilenen 10 ülke Afganistan, Irak, Nijerya, Somali, Suriye, Pakistan, Mısır, Kongo, Orta Afrika ve Hindistan.

Afganistan, Irak, Nijerya, Somali ve Suriye’de 1000’den, 19 ülkede de 100’den fazla ölüm kaydedildi. Bu 10 ülke, 2017 yılındaki tüm terörizm ölümlerinin yüzde 84’ünü oluşturuyor.

Somali ve Mısır, 2017’de terör ölümlerinde en büyük artış yaşanan iki ülke oldu. Somali’de yalnızca bir tek saldırıda 587 kişi öldürüldü. Ülkede terörizmden ölümler, 2016’dan 2017’ye kadar yüzde 93 arttı. Mısır’da ise tek bir saldırıda 311 kişi yaşamını yitirdi. Küresel boyutta, 67 ülkede birden fazla ölüm kaydedildi, 98 ülkede ise en az bir saldırı gerçekleşti.

GTI raporuna göre, Angola ve İspanya en büyük bozulmayı yaşayan ülkeler oldu. Terör örgütleri, Myanmar’da 166, Filipinler’de 50 ölümle sonuçlanan saldırılar gerçekleştirdi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Terör nedeniyle en çok kana bulunan 10 ülke açıklandı!

Gönüllü mezarcı el arabasının içinde ölü bulundu

Karacasu’ya bağlı Karşıyaka Kabristanlığının üst bölümünde mezarlıklar arası ulaşımı sağlayan toprak yolda meydana gelen olayda, mezarlıkta gönüllü olarak çevre düzenlemesi çalışmalarında gönüllü olarak çalışan 82 yaşındaki Eşref Gölükçetin, çam fidanlarını taşıdığı el arabasının içinde hareketsiz bir şekilde yattığını gören ziyaretçiler, 112 Acil Servis ekiplerine haber verdi.

supheli-iha21_6791152

Öldüğü tespit edilen Gölükçetin’in cenazesi Karacasu Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

İLGİLİ HABERİstanbul Beyoğlu'nda eğlence mekanında şüpheli ölüm!İstanbul Beyoğlu'nda eğlence mekanında şüpheli ölüm!

GÖNÜLLÜ OLARAK MEZARLIKLARLA İLGİLENİYORDU

Mezarlıkta hayatını kaybeden Eşref Gölükçetin’in hemen her gün Karşıyaka Mezarlığı’na gelerek yakınlarının mezarlarını ziyaret ettiği, diğer mezarların da gönüllü olarak bakımını yaptığı öğrenildi.

supheli-iha1_6791155

El arabasıyla taşıdığı çam fidanlarını dikemeden hayatını kaybeden, Gölükçetin’in 4 çocuk babası olduğu bildirildi. İHA

İLGİLİ HABERŞüpheli ölüm! Başından vurulmuş halde bulunduŞüpheli ölüm! Başından vurulmuş halde bulundu

Yorum yok Gönüllü mezarcı el arabasının içinde ölü bulundu
Kategori: Gündem

Sikkelerin Sultanı’na idam! 18 Kasım 2018

İran devlet televizyonunun haberine göre, mahkeme tarafından ‘yeryüzünde fesat çıkarmak’ suçlamasıyla idama mahkum edilen ve kamuoyunda ‘Sikkelerin Sultanı’ olarak bilinen Mazlumin ile iş birlikçisi Kasımi’nin cezaları dün sabaha karşı Tahran’da infaz edildi.

Mazlumin, ülkenin döviz ve altın piyasasını manipüle etmek için iki ton altın stokladığı gerekçesiyle 4 Temmuz’da gözaltına alınmıştı. Mazlumin, yargılandığı davada kendisine yöneltilen ‘ekonomik sistemi bozmaya yönelik yolsuzluk ağı kurmak, bu ağı yönetmek ve ülke çapında büyük oranda yasa dışı şekilde izinsiz para ve döviz işlemleri yapmak üzere yeryüzünde fesat çıkarmak’ suçlamalarının mahkeme heyeti tarafından sabit görülmesi üzerine idama mahkum edilmişti.

Mazlumin’in iş birlikçisi olarak adlandırılan Kasımi de ‘çete üyesi olmak ve yasa dışı işlemlerle ülkenin finansal ve ekonomik sistemini bozmak
yoluyla yeryüzünde fesat çıkarmak’ suçlamasıyla yargılanmış ve ölüm cezasına çarptırılmıştı.

İki mahkumun cezaları 21 Ekim’de Yüksek Mahkeme tarafından onaylanarak kesinleşmişti. Tahran Emniyet Müdürü Hüseyin Rahimi, geçen ay yaptığı açıklamada, altın ve döviz piyasasında yolsuzluk ve manipülasyon yaptıkları gerekçesiyle şu ana kadar 147 kişinin gözaltına alındığını belirtmişti.

Yargı Erki Sözcüsü Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ise döviz piyasasında yolsuzluk ve manipülasyon yaptıkları tespit edilen 45 kişinin tutuklandığını açıklamıştı.

İran Merkez Bankası Döviz Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmed Irakçi de 5 Ağustos’ta yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmıştı.

İLGİLİ HABERMerkez bankalarından fazla altını var... 'Sikkelerin sultanı' gözaltındaMerkez bankalarından fazla altını var… 'Sikkelerin sultanı' gözaltında ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Sikkelerin Sultanı’na idam!

Atatürk’e benzemeyen heykelde düzeltme çalışmaları başladı 15 Kasım 2018

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 80’inci ölüm yıl dönümü olan 10 Kasım’da yeni görünümüne kavuşan Buca’daki Çevik Bir Meydanı’na, dikilmesinin ardından tartışmalara neden olan Atatürk heykelinde düzeltme çalışmaları başladı.

resim1_6662227resim2_6662222

Özellikle yüzü Atatürk’e benzemediği için eleştirilen heykel belediye tarafından KDV’siz fiyatı 60 bin TL’ye yaptırılmıştı. Vatandaşların eleştirileri üzerine hareket geçen Buca Belediyesi, heykeltraşı yenileme için yönlendirdi. Heykeltıraşın çalışabilmesi için etrafına iskele kurulan 6 buçuk metrelik heykelin çevresi de brandayla kapatıldı. Çalışmanın yaklaşık 10 gün sürmesi bekleniyor.

 

Davut CAN/İZMİR, (DHA)

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Atatürk’e benzemeyen heykelde düzeltme çalışmaları başladı

Bu köyde yaşayan herkesin soyadı ‘Sarı’ 14 Kasım 2018

Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı Yazlık köyünde yaşayanların hepsinin soyadlarının ‘Sarı’ ve Ahmet, Mehmet, Ali gibi isimlerin de birden fazla olması nedeniyle herkes birbirini lakapla çağırıyor. Evraklarda ve resmi işlerde karışıklığın yaşanabildiği mahallede, kimi zaman fıkraları aratmayan olaylar da yaşanıyor.

Herhangi bir nedenden dolayı bir kişinin karakola çağrılması, aynı adı taşıyan ne kadar kişi varsa toplu şekilde karakola gitmelerine neden oluyor. Aynı adı taşıyan iki kadından birinin ölmesi ve iki kere ölüm beyanının gönderilmesi de mahallelinin mahkemeye gitmesine dahi neden olabiliyor. Uzaktan da olsa birbirleriyle akraba olan köy halkı, alıştığı bu durumu garipsemezken, ilk defa böyle bir olayla karşılaşanlar şaşırıyor.

“Jandarma bir Ahmet istiyor, karakola beş Ahmet birden gidiyor”

Mahalle Muhtarı İsmet Sarı, mahallede 135 hane bulunduğunu söyledi. Komple ‘Sarı’ soyadlarının, atalarından geldiğini anlatan muhtar İsmet Sarı, zaman zaman sıkıntıların da yaşandığını dile getirdi. Muhtar Sarı, “Jandarma bir Ahmet çağırıyor, baba adları belirtilmediği için beş Ahmet birden karakola gidiyor, üç Mehmet savcılığa gidiyor. Zaman zaman bu aksamalar oluyor. Daha sonra gittikleri mercilerde ve karakollarda baba adları, doğum tarihleri ve anne adları öğrenilince kim olduğu anlaşılıyor” dedi.
Muhtar Sarı, mahallenin komple aynı soyadı taşımasının ara sıra da olsa sıkıntılar doğurabileceğini belirterek, aynı isimlere sahip kişilerde bu tarz olayların daha çok görüldüğünü aktardı.

Vefat eden kadınla aynı ismi taşıyan bir kişi, kayıtlara ölü olarak geçti, muhtar, nüfus müdürü ve vatandaşlar mahkemelik oldu

Yaklaşık 500 hanenin bulunduğu ve herkesin aynı soyadı taşıdığı mahallede, kimi zaman fıkraları aratmayacak olaylar da oluyor. Mahalle Muhtarı İsmet Sarı, başından geçen trajikomik anıyı şu şekilde anlatıyor:  “Yeni muhtar olduğum zaman Lütfiye Sarı diye bir bayan vefat etti. Ben de nüfus dairesi müdürlüğünden kadının ölüm beyanını verdim. Hastane de bir ölüm beyanı göndermiş. O sırada mahallede sağ olan bir Lütfiye Sarı daha vardı, her ikisi kayıtlara ölü olarak geçti. Daha sonra daha sonra sağ olan Lütfiye Sarı’nın oğlu bazı evrakları düzenlerken ona ‘Senin annen ölü’ diyorlar. Meğer çift ölüm beyanı verildiği için sağ olan insan da kayıtlara ölü olarak geçmiş. Bunun üzerine nüfus müdürümüz, mahalle muhtarı olarak ben, Lütfiye Sarı’nın eşi ile birlikte Lütfiye Sarı’yı alıp hakim karşısına çıkıp, kadının hayatta olduğunu ispatlayıp, tekrar kadını hayata döndürdük. Cenaze de bile karışıklık oldu. Onların baba adları da tutuyordu, ikisinin baba adı da Ahmet’ti. Bu yüzden mahkemelik olduk ve kadının yaşadığını ispatladık.”

Muhtar Sarı ayrıca, kimi zaman evraklarda da karışıklık olduğunu, ifade ederek, kimi zaman zorlandıklarını da kaydetti.
Mahalle sakinlerinden Hamide Sarı, herkesin soyadının aynı olduğunu ifade ederek, “Eskiden dedelerimizden gelen bir soyadı. Bu mahalle komple Sarı. İsimler karışıyor ama baba ve anne isimlerinden tanınıyor” dedi.

“Herkesin bir lakabı var”

Mehmet Sarı isimli vatandaş da mahallede kafile olduklarını vurgulayarak, “Genelde dedelerimizin ve büyüklerimizin isimleri ile ayrıldığımız için pek fazla karışıklık olmuyor. Herkesin bir lakabı var ona göre ayrıldığı için karışıklık yaşanmıyor” ifadelerini kullandı.

“Ölüler de aynı, diriler de aynı”

Mahallede yaşayan Adnan Sarı ise soy adın kendilerine atalarından gelme olduğunu hatırlatarak, “Biz burada tek bir kabileyiz ve akrabayız. Elektrik faturalarında karışıklık yaşanıyor ama hane numarasından kime ait olduğunu çıkartıyoruz. Bu mezarlıklardaki soyisimler de hep aynı şekilde Sarı. Burada herkesin bir lakabı var, lakaba göre kim olduğu anlaşılıyor. Mahallede ölüler de Sarı, diriler de aynı şekilde Sarı soyadı taşıyor” diye konuştu.
İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Bu köyde yaşayan herkesin soyadı ‘Sarı’
Kategori: Gündem

Feci ölüm! Çocuğuyla birlikte 6’ıncı kattan düştü 11 Ekim 2018

Olay, Efendibey Mahallesi Tokmak Sokak’taki bir apartmanda meydana geldi. Apartmanın 6’ıncı katında oturan Zeynep Ceylan, iddiaya göre kucağındaki kızı Züleyha ile birlikte henüz bilinmeyen bir nedenle düştü.

Balkondan düşen kadın hayatını kaybetti. DHA

Balkondan düşen kadın hayatını kaybetti. DHA

ANNE OLAY YERİNDE HAYATINI KAYBETTİ

İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekibi, beton zemine çakılan Zeynep Ceylan’ın öldüğünü belirledi. Ağır yaralanan küçük kız ise ambulans ile Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Züleyha Ceylan’ın sağlık durumunun ağır olduğu öğrenilirken, polis olayla ilgili soruşturma başlattı  DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Feci ölüm! Çocuğuyla birlikte 6’ıncı kattan düştü
Kategori: Gündem

İzmir’de şantiyede korkunç ölüm! İlk iş gününde canından oldu! 14 Eylül 2018

Alınan bilgiye göre, Zeytinova Mahallesi’nde bir beton şirketinin şantiyesinde çalışan Rıdvan Can (19), beton mikserinin içinde temizlik yaptığı sırada, makine bir anda çalıştı.

Can’ın makinenin içinde sıkıştığını gören vatandaşlar, durumu polis ve sağlık ekiplerini bildirdi.

Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı incelemede Can’ın hayatını kaybettiği belirlendi.

Can’ın cesedi, kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi.

Jandarma ekipleri, şantiyede çalışan bazı işçilerin ifadeleri doğrultusunda makine operatörü A.S’yi gözaltına aldı.

Soruşturma sürdürülüyor.

AA

Yorum yok İzmir’de şantiyede korkunç ölüm! İlk iş gününde canından oldu!
Etiketler:, , ,
Kategori: Gündem

Sıcak kemoterapi nedir? (Periton cerrahisi ve intraperitoneal kemoterapi nedir?) 17 Ağustos 2018

RÖPORTAJ: BİRGAN BİLEKE

Doktor olmaya karar verdiğiniz ilk anı bizimle paylaşır mısınız?
Ben doktor ruhuyla doğmuşum. Daha 5 yaşlarında küçücük bir çocukken oyunlarımı doktor olarak kurup hayatımın mesleğini doktor olarak tanımlamışım. O zamanlar oyuncak bebeklerimin muayenelerini yapardım. Yaralanan tüm hayvanları iyileştirmeye çalışır, akvaryumumuzda ölen balıkların içini ciddiyetle inceleyerek analizler yapardım. Çokbilmiş bir çocuktum. Üniversite sınavında da tek tercihim tıp fakülteleri oldu.

emel-canbay

Tıpta branş olarak genel cerrahi ve moleküler onkolojiyi seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Tıp fakültesinde öğrenciyken yanı başımızdaki ülkede Çernobil olayı yaşandı. O dönemde bilim insanları, kadınlarda en sık görülen meme kanserinin ve dünyada 3. sıklıkla görülen kolon ve rektum kanserlerinin, tiroit kanserlerinin ve diğer kanserlerin çok sık görüleceğini belirtmişti. Çünkü gezegenimizde oluşan lokal bir olay atmosfer yoluyla tüm gezegenin etrafını sarabiliyor. Herkes de bundan nasibini alıyor. Öncelikle kanserin şifresinin DNA yazılımlarında gizli olduğunu bildiğimiz için bir bilim insanı olarak onkolojinin moleküler temelini anlamaya ve sonrasında da çözüme yönelmeyi hedefledim. Bu amaçla önce başladığım temel bilim yolunu klinik ve cerrahiyle birleştirerek çözüleceğini gördüm. Genel cerrahi gibi çok geniş bir konunun içerisinde, onkoloji alanında moleküler temelli bilgiyi rehber ederek bir cerrahi yapılabileceğini düşündüm.

OBJEKTİF ÇÖZÜM ARAYIŞLI BİLİM İNSANI

Türkiye’de eğitim aldıktan sonra Londra, İngiltere ve İtalya’da tıp eğitimine devam etmiş olmanın size getirdiği artılar neler?
İngiltere’de tıp eğitimi aldıktan sonra doktoramı meme kanseri biyolojisi üzerine ve şu anda akıllı ilaçlar denilen moleküller üzerine tamamladım. Meme kanseri açısından sık görülen ülkeler arasında yer alan ülkemde meme cerrahı olarak çalışabilmemin temeli buradan gelir. İtalya’da da, günümüzde immün tedavi ya da aşı tedavisi denilen konularda çalıştım. Tıp eğitimi ve bilimsel çalışmalar evrensel olduğundan, ülke dışında da bu eğitimlere devam etmek insanı objektif, çözüm arayışlı bilim insanı yapıyor.

Biraz da Japonya bursunuzdan bahseder misiniz?
İtalya’da, Milano’da katıldığım bir kanser konferansında konuşmacı olarak Japonya’dan gelen, periton metastazları konusunda çalışan Yutaka Yonemura’nın verdiği bir konuşma sonrası sorularım ilgisini çekti. Bana “Bu konuyu merak ediyor musunuz?” diye sordu ve özgeçmişimi istedi. Bu istek, Japonya’da periton kanseri konusundaki çalışmalarımın başlangıç noktası oldu. Japon Sağlık Bakanlığı’ndan verilen bursla bu konuda eğitim almaya hak kazandım.

Yutaka Yonemura kimdir?
Yutaka Yonemura, karın zarına yayılan mide kanseri ve kolon (bağırsak) kanseri ve yumurtalık kanseri, karın zarından başlayan mezotelyoma gibi hastalıklarda ve appendiks (psödomiksoma peritonei) kanseri üzerine uzmanlaşmış ve bu konuda moleküler çalışmalar yürüten bilim insanı. Ayrıca Japonya’da Periton Kanser Tedavi Merkezi’ni kuran bir cerrahtır.

Daha sonra Washington’da Paul H.Sugarbaker’in yanında çalışmışsınız. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
Sıcak kemoterapi, karın içi kemoterapi ve Periton Cerrrahisi’nin duayeni Paul H. Sugarbaker’dan el almak benim için ayrı bir onur. Kısa süreli olmak üzere Washington da bulunduğum sürede yaptığımız cerrahiyle ve konu üzerindeki çalışmaları tekrar gözden geçirip hastalarımıza nasıl daha fazla yardımcı olabiliriz diye uzun zaman harcadık. Orada hem Doğu’nun (Japonya), hem de Batı’nın (Amerika) karın içi kanserleri konusunda yaklaşımlarını karşılaştırma, değerlendirme ve bir senteze varabilme olanağını elde ettim. Ülkemizdeki Periton Kanseri Tedavi Merkezi’ni Japonya ile afiliye olarak kurulmasında ve yürütülmesinde sonsuz destek ve yardımları oldu.

İÇTEN GELEN BİR SEVGİ PATLAMASI

emel-canbay-1

Tedavi konusunda başarılı sonuçlar elde etmenizin yanı sıra, onlarla yakından ilgilenme tarzınız da oldukça ilgi çekici. Doktor olmasaydınız bu duygunuza hitap eden hangi mesleği seçerdiniz?
Bu kesinlikle içten gelen bir sevgi patlaması… Her zaman, “Eğer hastalarımın yerinde ben olsam ne isterdim?” diye düşündüğüm için onlarla hep birlikte büyük bir aile oluyoruz. Tüm hastalara her zaman sağlık ve şifa diliyorum. Sonsuz sevgi ve onlara hizmet vermek benim için onur verici. Doktor olmasaydım yine insanlara sevgi ve güvenle hizmet veren bir öğretmen olurdum.

Tıp bilgisi olmayan birine açıklamanız gerekirse, periton cerrahisi ve intraperitoneal kemoterapi nedir?
Bizim ilkemiz olan cümle şu: “İnsanları kanser ve cerrahisi değil, gözle görülemeyen tümörler öldürür”. Bu nedenle organ dışına ya da duvarına çıkmış tümörlerin alınmasından sonra eklenilecek ameliyat masasındaki işlemler hayat kurtarır. Bu iş kısaca bunun başarılması işlemidir. Bu işlem dünyada özel merkezlerde ve ülkemizde de özelleşmiş merkezlerde uygulanılabilen bir yöntemdir.

“Ameliyat masasındaki işlemler” dediğiniz, gözle görülmeyen kanser hücrelerini ameliyat sırasında sıcak kemoterapiyle yıkayarak temizlemek hastaya ne gibi avantajlar sağlıyor?
Kanserde ölüm, gözle görülemeyen tümör hücreleri nedeniyle oluyor. Standart ameliyatlardan sonra hastalığın tekrarlamasının en sık sebebi de bu. Bu tümör hücreleri zaten birkaç ay sonra herkesin görebileceği büyüklüğe ulaşıyor ve vücudu istila ediyor. Bu tümörlerin hasta tarafından fark edilmesi ise genellikle ameliyat ve tedavilerinden sonraki 12-18. aya tekabül ediyor. Bu nedenle tümörlü dokular ve karın zarı alındıktan sonra bu gözle görülemeyen tümör hücreleri için eklenilecek bir sıcak kemoterapi işlemiyle, hastaların sağ kalma süresi uzuyor ve tedavi olanağı sağlanıyor.

İDEAL HASTA GRUBU…

Sıcak kemoterapi uygulamasına uygun hasta olmak için hangi özelliklere sahip olmak gerek?
Hastalığın tanısı konulduktan sonra ameliyat edilmeden değerlendirilebilen ve tedaviye alınan hastalar en uygun hastalardır. Tümörün tamamen temizlenebildiği hasta grubu, ideal hasta grubudur, Temizlenemediği durumlarda dahi uygulanan sıcak kemoterapi kesinlikle yaşam süresini uzatır – asiti, karın içinde su toplanmasını kontrol eder- ve hatta tedavi için bir şans verebilir. Yumurtalık kanseri, appendiks kanseri, kolon ve kalın bağırsak kanseri ve mide kanseri ile karın zarından başlayan mezotelyoma gibi direkt karın zarı kanserleri bu yöntemle tedavi edilebilir. Bu yöntemle özellikle yumurtalık ve appendiksin kanseri tedavisinde çok iyi sonuçlar alıyoruz.

Tıpta, özellikle de kanser gibi ciddi bir olayken tedavi konusunda yeni bir yöntemi hastalara anlatmakta en çok zorlandığınız an hangisi oldu?
Ne yazık ki, “O bir şeyler yapıyor ama bilgimiz dahilinde değil” denilmesi ve “Sıcak kemoterapi tedavisi son aşama tedavidir” denilmesi beni çok zorluyor. Başlangıcı 30 yıl önceye dayanan sıcak kemoterapi bilgisinin günümüz tıbbında yeni bir bilgiymiş gibi sunulması da problem. En zoru da, bu işlemden yarar görebilecek hastaların tedaviden fayda göremeyecekleri yollar ve yöntemlerle zaman kaybetmesi, zamanı bu şekilde harcayıp da son dönemde bana ulaşan hastalarıma benim de yardım edemeyeceğim an’lar.

sicak-kemoterapi-nedir-shutter

Kanser tedavisiyle ilgili yeni gelişmeler konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Son yıllarda özellikle 30 yıldır karın içi organlardan başlayan tümörlerin tedavisinde çok şey değişti:
– Artık tek bir tarifle bir kanser türü tedavi edilemiyor. Adı aynı da olsa her hastanın tedavisi birbirinin aynısı olamıyor.
– Her hastaya, hastanın tümörünün özelliklerine ve hastanın kendisinin özelliklerine göre tedavi seçeneği sunuluyor. Bu durum gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde ‘hasta hakları’ olarak tanımlanıyor.
– Karın içi kanser tedavilerinde son yıllarda kullanılan yöntem, zaman planlaması ve yollar da değişti. Artık ameliyat masasındayken uygulanan ilaçlı ısıtılmış ya da basınçlı ilaç uygulamalarıyla önlenebilir ölüm sebeplerinin önüne geçmeyi hedefliyoruz ve başarıyoruz.

GERÇEK BAŞARI BİR İNSANIN HAYATINA DOĞRU ŞEKİLDE DOKUNABİLMEK

Kullandığınız tedavi konusunda eleştiri alıyor musunuz?
Ülkemiz insanı bu konudaki yenilikleri çok sıkı takip ediyor. Özellikle Amerika’dan ya da Japonya’dan ya da diğer ülkelerden bu konuda yazdığım uluslararası kitaplar, yayınlar ve yaptığım konuşmalar nedeniyle bilakis bu tedavi için gelenler ve yöntemi öğrenmeye çalışanlar oluyor.

Adınız ve başarınız dünya çapında duyulmuş durumda. Bu, size neler hissettiriyor?
Gerçek başarı bir insanın hayatına doğru bir şekilde dokunabilmek ve ona yardım edebilmek. Bunu tüm hastalarıma ve ailelerine yapabildiğim için kendimi çok iyi hissediyorum. Yapabileceğimiz daha çok şey var ama bu işin çözülebildiğini görmek beni çok umutlandırıyor.

Türkiye’de Sağlık Bakanı olsanız, ilk olarak neleri değiştirirsiniz?
1-Ülkemizde kanser tedavileriyle ilgili gelinen son noktaların yalın bir dille hastalara aktarılmasını ve toplumun hasta hakları hakkında bilgi sahibi olmasını sağlardım.
2-Ülkemizde başlatılan kanser taramalarını daha etkili ve ulaşılabilir hale getirirdim.
3-Gerçekten ihtiyacı olan karın zarı kanseri olan ve ya karın zarı kanseri gelişebilme riski olan hastaların modern tedavi seçeneklerinden faydalanabilir hale getirilmesi ve direkt eğitimini alan merkezlere hastalara zarar vermeden yönlendirilmesini ve bunun sağlık güvencesinde olabilmesini sağlardım.
4-Toplumda yıpratılan sağlık çalışanı algısının layığını oluşturmak için gerekli çalışmaları başlatırdım.
5-İşlevsel bir sağlık sistemi kurup, bu sistemi bireysel egemenlik alanlarından arındırırdım.
6-Kanser cerrahlarını, kanser tedavi merkezlerini, kanser araştırmalarını ulusal kanser araştırma merkezi olarak kanser tedavi merkezleri alanında kurardım. Çünkü konumu nedeniyle ülkemiz Japonya ve Amerika’dan daha şanslı.
7-Kanser Tedavi Merkezleri arasında koordinasyon ve rotasyon sistemlerini geliştirerek bireysel egemenlik alanlarını çözerdim.

İLGİLİ HABERKanserle savaşta büyük umut: İmmünoterapiKanserle savaşta büyük umut: İmmünoterapi

Yorum yok Sıcak kemoterapi nedir? (Periton cerrahisi ve intraperitoneal kemoterapi nedir?)

Suriyeli hamile kadın evinden ölü bulundu 3 Ağustos 2018

Suriye’de yaşanan iç savaştan kaçarak İstanbul’a gelen Abdullah Cüneyd,  Melek İsmail (41) ve Delal Ahmet (23) isimli iki eşi ile birlikte Sultangazi’ye yerleşti.

25 Haziran Günü Arnavutköy’de işyerine giden Abdullah Cüneyd öğlen saatlerinde eşi Delal Ahmet’i aradı fakat ulaşamadı. Akrabalarında olan diğer eşini arayarak  Delal Ahmet’e ulaşamadığını söyleyen Abdullah Cüneyd eve gidince acı tabloyla karşılaştı. Evde eşini baygın halde bulan Abdullah Cüneyd ağlayan 4 yaşındaki oğlu A.C.’yi sakinleştirerek sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri Delal Ahmet’in öldüğünü belirlemesi üzerine Türkçe bilmeyen Abdullah Cüneyd kendisine yardımcı olması için amcasının oğlu Nasır Cüneyd’i çağırarak polis merkezine gitti.

ÖLÜM SEBEBİ ARAŞTIRILIYOR

Eşinin ölümünü şüpheli bulan koca polis ekiplerinden yardım istedi. Olayla ilgili çalışma başlatılan soruşturma kapsamında yaklaşık 7 buçuk aylık hamile olan Delal Ahmet’in cansız bedeni inceleme için Adli Tıp Kurumuna götürülürken, ailenin ise bilgisine başvuruldu.

YASAK AŞK IDDIASI

Yapılan sorgulamalarda Abdullah Cüneyd’in ilk eşi olan Melek Cüneyd, Delal Ahmet’in akrabaları Nasır Cüneyd ile ilişkisi olduğunu belirtmesi üzerine polis ekipleri araştırmalarını derinleştirdi.

4 YAŞINDAKİ ÇOCUK “ANNEMİ NASIR CÜNEYD ÖLDÜRDÜ” DEDİ

Delal Ahmet ile birlikte evde bulunan 4 yaşındaki oğlu A.C.’nin pedagog eşliğinde ifadesi alındı. Çocuk, annesinin Nasır Cüneyd tarafından boğarak öldürüldüğünü anlattı.

TEK ŞÜPHELİ “CİNAYET İŞLEMEDİM” DEDİ

Alınan ifadeler üzerine polis ekipleri önceki gün Nasır Cüneyd’i gözaltına aldı. Emniyette yapılan sorgulamalarda Nasır Cüneyd’in Delal Ahmet’le ilişkilerinin olduğunu ama cinayet işlemediğini söylediği öne sürüldü.

Delal Ahmet’in ölüm sebebinin kesin tespiti için Adli Tıp raporununun beklendiği öğrenilirken, emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli Nasır Cüneyd sevk edildiği mahkemece tutuklandı.

Yorum yok Suriyeli hamile kadın evinden ölü bulundu