Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Kanal İstanbul’un hukuki statüsü açıklandı: İç su yolu 5 Aralık 2018

Kanal İstanbul’un statüsünün ne olacağı sorusuna yanıt, Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan’dan geldi.  İyi Parti Bursa Milletvekili Ahmet Erozan’ın soru önergesini yanıtlayan Turhan, Kanal İstanbul’un “uluslararası ulaşıma açık” olacağını, ancak geçiş rejiminin “iç su yolu” olması nedeniyle, Türkiye’nin yetkisinde kalacağını kaydetti. Turhan, soru önergesine yanıtında şöyle dedi;

“Uluslararası ulaşıma açık bir iç suyolu olarak planlanan Kanal İstanbul Projesi’nin geçiş rejiminin, uluslararası hukuk temelinde Türkiye’nin kendi iç hukukuyla düzenlenebilmesi ve Türkiye’nin bir iç suyolu olması hasebiyle buradaki geçiş koşullarının belirlenmesi, ülkemizin münhasır yetkisinde bulunmaktadır.”

Turhan, Kanal İstanbul’dan tanker, konteyner, yolcu ve ticaret gemilerinin geçiş yapacağını da kaydederek, şu ifadeyi kullandı; “Kanal İstanbul’dan tanker, kanteyner, yolcu vb ticari gemilerin geçmesi öngörülmektedir. Geçişine izin verilecek gemi tip ve sınıflarına göre alınaak ücretlendirme işlemleri hakkındaki çalışmalar ile seyir emniyetine yönelik teknik ve idari çalışmalar da devam etmektedir”

Turhan’ın yanıtı, Montrö ile yabancı savaş gemilerinin geçişine kontrollü izin verilen İstanbul Boğazı’nın aksine, Kanal İstanbul’dan yabancı savaş gemisi geçişinin olmayacağını da ortaya koydu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Kanal İstanbul’un hukuki statüsü açıklandı: İç su yolu

Erdoğan: ‘Kadına ayrımcılık yapmamız mümkün değil’ 26 Kasım 2018

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan yaşlılara sunulan hizmetlere ilişkin olarak “Yaşlılarımızın ve engellilerimizin evde bakımını teşvik ederek hayatlarını daha huzur içinde geçirmelerini sağlıyoruz. Araştırın, bakın; bizim yaşlılarımıza verdiğimiz önemi veren başka bir ülke daha yok. Biz bir numarayız” dedi. Erdoğan, adalet kavramına da değinerek, “Adalet demek, herkese hakkını vermek demek, bir şeyi herkese vermek demektir. Herkese her şeyi eşit vermek anlamına gelmiyor. Büyük ile küçüğü aynı teraziye koyamazsınız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde konuştu. Erdoğan burada yaptığı açıklamada kadının toplum ve aile içindeki önemine vurgu yaptı. Erdoğan ayrıca kadınları korumak için alınan önlemler, gerçekleştirilen çalışmalara değindi. Sorunların tartışarak çözülebileceğini söyleyen Erdoğan, “Kadın hakları, çocuk hakları hatta hayvan hakları tartışmalarının arkasında yaşanmış çok fazla ihlaller, yanlışlar vardır. Bizim tarihimizde hamdolsun acı kırılmalar bulamazsınız. İnancımız da, kültürümüz de buna izin vermez. Eksiklerimiz varsa konuşmamız doğaldır. Bunu yaparken hareket noktamız, kendi tarihimiz, kendi kültürümüz değil de batı dünyası olursa doğru yere varamayız.” dedi.

Erdoğan, yaşlılara ve engellilere sunulan ev hizmeti konusunda ise, “Araştırın, bakın; dünyada bir numarayız” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Kadın ailenin hem ayrılmaz bir parçası hem de lokomotifidir. Aile, kadın ve erkeğin ortaklığında devam eden hayati bir meseledir. Öyle sanıldığı gibi geçim işlerinin erkeğe ev işlerinin kadınlara yüklenmesi söz konusu değildir. Aile toplumunun güçlü olmadığı bir ülkenin geleceği kadın için de, erkek için de karanlıktır.”

“Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü sözü bizim her alanda rehberimizdir. Kadınları ve erkekleri belli yükümlülükler içinde tutma anlayışı sonradan ortaya çıkmıştır. Kadına ayrımcılık yapmamız mümkün değildir. Fıtratın gereği tüm yaratılanlara aynı bakmaktır. Köklerimizde de cinsiyet ayrımı yoktur. Konuşmama dikkat ederseniz, hanımefendiler, beyefendiler diye başladım. Bizde efendi kavramı hem unvan hem isimdir. Mecazi anlamı da ağır başlı demektir. Bu kavram çok güzel göndermelere sahiptir.”

“Kadın hakları, çocuk hakları hatta hayvan hakları tartışmalarının arkasında yaşanmış çok fazla ihlaller, yanlışlar vardır. Bizim tarihimizde hamdolsun acı kırılmalar bulamazsınız. İnancımız da, kültürümüz de buna izin vermez. Eksiklerimiz varsa konuşmamız doğaldır. Bunu yaparken hareket noktamız, kendi tarihimiz, kendi kültürümüz değil de batı dünyası olursa doğru yere varamayız. Dün kadını meta anlayışı olarak kullananların, bugün eşitlik adı altında meta olarak kullanması bizim için şaşırtıcı değildir. Türkiye’nin son 200 yılında kadın hakları meselesinde de savrulmalar yaşadık. Asırlar boyunca insanların ayaklarına, boyunlarına zincir vurarak satanların kodları bize ait değildir. Cenneti annelerin ayaklarının altına seren, kadınlara sultan yakıştırması yapan bir milletin böyle bir referansı olamaz. Biz yanlışlarımızı kendi içimizde tartışarak doğru bulacağız. Ülkemizdeki kadın hareketlerinin yaptıklarının doğru bulunmamasının arkasında hareket noktası yatar.”

“Dezavantajlı kesimin bir yerlere gelebilmesi için çok emek harcadık. Siyasetin her alanında kadınlarımıza yer açmaktan, onlarla yürümekten şahsım adına hep şeref duydum. İlk Beyoğlu’ndaki seçim kampanyamızdan bu yana kadınlarımızın neler yapabileceğini gördük. Meclis’in yüzde 17,5’ini kadınlar oluşturuyor. Bu sayı yeterli değildir.”

“Kadınlara sadece iş hayatında adalet sağlamakla kalmadık. Kadına şiddetin her türlüsünü en ağır şekilde cezalandırma yoluna gittik. Dul kalan kadınlarımızı özellikle gözettik. Hiçbir kadınımızın korunaksız kalmaması için önlemlerimizi aldık. Okullaşmada cinsiyet ayrımını neredeyse sıfırladık. Ailenin korunması için de çok önemli adımlar attık. Aile sosyal destek programları, aile öğretim programlarını hayata geçirdik. Gençlerimize çeyiz desteği ile yardımcı oluyoruz. Yaşlılarımızın ve engellilerimizin evde bakımını teşvik ederek hayatlarını daha huzur içinde geçirmelerini sağlıyoruz. Araştırın, bakın; bizim yaşlılarımıza verdiğimiz önemi veren başka bir ülke daha yok. Biz bir numarayız.”

“Adalet kavramı hep peşinden koşulan, tartışılan bir alan olarak dikkat çekiyor. Partimizi kurarken adaleti özellikle partimizin adına koyduk. Adalet demek, herkese hakkını vermek demek, bir şeyi herkese vermek demektir. Herkese her şeyi eşit vermek anlamına gelmiyor. Büyük ile küçüğü aynı teraziye koyamazsınız. Güçlü ile güçsüzü aynı maratonda koşturamazsınız. Kadınla, erkeği 100 metrede koşturmak olur mu? Fıtrata uygun olan kadının kadınla, erkeğin erkekle koşmasıdır. Zalimle, mazlumu aynı apartmana koyamazsınız.”

“Her şeyi yerli yerine koymazsak, zulüm yoluna girmiş oluruz. Adalet hakların adil şekilde dağıtılması demektir. Kadını ve erkeği aynı çizgiden başlamaya zorlamak adil görünmüyor. Ülkemizde de bu konuda geçmişte yapılan yanlışlar var. İdeolojik tartışmalarda kadının sembol olarak kullanılması bizi hep rahatsız etmiştir.”

Yorum yok Erdoğan: ‘Kadına ayrımcılık yapmamız mümkün değil’

Erdoğan AK Parti grup toplantısında konuşuyor – Canlı 12 Kasım 2018

Ayrıntılar geliyor…

Yorum yok Erdoğan AK Parti grup toplantısında konuşuyor – Canlı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kaşıkçı makalesi: Emri Kral Selman’ın verdiğine inanmıyorum 4 Kasım 2018

Kaşıkçı cinayetini ‘önceden planlı’ olarak nitelendiren Erdoğan, Suudi Arabistan’ın tetikçileri değil, cinayet emrini vereni yakalaması gerektiği mesajı verdi. Erdoğan, Suudi yetkililerin cinayet konusundaki soruşturmada oyalama taktiklerine başvurduklarına da vurgu yaparak, cinayetten yaklaşık bir hafta sonra İstanbul’dan ülkesine giden başkonsolosun, Suudi Arabistan’da neden tutuklanmadığını da sordu.

BAŞKAN DEVİREN SKANDALA BENZETTİ

Erdoğan’ın yazıda Kaşıkçı cinayetini, ABD’de Başkan deviren Watergate skandalına benzetmesi de dikkat çekti. (ABD’deki bu skandalda, Demokrat Parti’nin Washington’da bulunan Watergate binasında kendilerine hırsız süsü vermiş kişilerce dinleme cihazı yerleştirildiği ortaya çıkarılmış, cihazları yerleştirme emrinin ise bizzat Cumhuriyetçi Başkan Richard Nixon’dan geldiği belirlenmişti. Nixon, olayın ortaya çıkması üzerine Başkanlık görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.)

Erdoğan yazısında, Kaşıkçı cinayeti ile Watergate skandalı arasındaki benzerliği şu ifadelerle kurdu:

“Nasıl Watergate skandalı bir hırsızlık olayından daha büyükse ve 11 Eylül terör saldırıları uçakları kaçıran kişilerden ibaret değilse, Cemal Kaşıkçı cinayetinde de bir avuç güvenlik görevlisinden çok daha fazla kişinin parmağı vardır. Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi üyeleri olarak Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kuklacıları teşhis etmek ve olayı örtbas etmeye çalışan Suudi yetkililerin kime güvenerek bu hareketleri yaptığını ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz.”

‘KASITLI BİR OYALAMA TAKTİĞİ’

Erdoğan’ın yazısında dikkat çeken bir diğer unsur ise, geçen hafta İstanbul’a soruşturmayı derinleştirmek bahanesiyle gelen Suudi Arabistan başsavcısını açıkça eleştirmesi oldu.

Başsavcı’nın Türk yetkililerinin soruşturmaya ilişkin hiçbir sorusuna yanıt vermediğini vurgulayan, bunun yerine Türk yetkilileri Suudi Arabistan’a davet eden başsavcıyı oyalama taktiklerine başvurmakla suçlayan Erdoğan, “Bu hafta İstanbul’a gelerek muhatabıyla görüşen Suudi savcının soruşturmaya destek olmayı ve en basit sorulara bile cevap vermeyi reddetmesi çok üzücüdür. Kendisinin Türk savcıları ek görüşmeler için Suudi Arabistan’a davet etmesi, umutsuz ve kasıtlı bir oyalama taktiği olarak değerlendirilmiştir” dedi.

‘SUUDİ KONSOLOSU NEDEN TUTUKLAMADINIZ?’

Erdoğan’ın soruşturma konusundaki bir diğer vurgusu ise, Kaşıkçı’nın öldürüldüğü İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki en yetkin Suudi görevli olan Suudi Arabistan Başkonsolosu’nun tutuklanmaması konusunda oldu. Erdoğan, “Bazı Suudi yetkililerin, dostluğumuzun gerektirdiği biçimde adalet davasına hizmet etmek yerine Kaşıkçı’nın kurban gittiği planlı cinayetin üstünü örtme çabalarını şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık. 18 şüpheliyi derdest eden Riyad’ın medyaya yalan söyleyen ve kısa bir süre sonra Türkiye’den kaçan Suudi konsolosa yönelik hiçbir adım atmaması endişe vericidir” ifadesini kullandı.

YAZININ TAM METNİ

Erdoğan’ın Washington Post’ta yayınlanan yazısının tam metni şöyle:

“Hikâyeyi hepimiz iyi biliyoruz: Suudi gazeteci ve aile babası Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim günü Suudi Arabistan’ın İstanbul’da bulunan başkonsolosluğuna evlilik işlemleri için girdi. Hiç kimse, kendisini binanın dışında bekleyen nişanlısı bile, O’nu bir daha görmedi.

Türkiye, yaşanan olayı tüm yönleriyle aydınlatmak için geçtiğimiz bir aylık süre zarfında elindeki tüm imkânları seferber etti. Bu gayretlerimiz neticesinde tüm dünya Kaşıkçı’nın soğukkanlı biçimde bir suikast timi tarafından öldürüldüğünü öğrendi. Cinayetin önceden planlandığı kesin olarak ortaya çıktı.

Öte yandan bu detaylardan daha önemsiz olmayan bazı soruların yanıt bulması, bu menfur olayı daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. Kaşıkçı’nın cenazesi nerededir? Suudi yetkililerin cenazeyi teslim ettiklerini öne sürdükleri ‘yerel işbirlikçi’ kimdir? Bu ince ruhlu insanın katil emrini kim vermiştir? Maalesef Suudi makamları bu soruları yanıtlamayı reddetmektedir.

Cinayeti işleyenlerin Suudi Arabistan’da derdest edilen 18 şüphelinin içinde olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde bu şahısların kendilerine verilen ‘Kaşıkçı’yı öldürme ve Türkiye’den ayrılma’ emirlerini yerine getirmek üzere geldiğini de biliyoruz. Son olarak Kaşıkçı’nın katil emrinin Suudi hükümetinin en üst makamlarından geldiğini de iyi biliyoruz.

Bazılarının bu olayı zamanla unutup gidecek bir “problem” olarak gördüğü izlenimini ediniyoruz. Ancak biz, hem Türkiye’de devam eden kriminal soruşturma hem de Kaşıkçı’nın ailesi ve sevdikleri için büyük önem taşıyan bu soruları sormaya devam edeceğiz. Kaşıkçı’nın katlinin üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen cenazesinin nerede olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Kendisi, en azından İslamî usûllere uygun şekilde defnedilmeyi hak etmektedir. O’nun ailesine ve Washington Post gazetesindeki çalışma arkadaşlarının da aralarında olduğu dostlarına, bu onurlu adama veda etme ve saygılarını sunma imkânını vermek boynumuzun borcudur. Dünyanın aynı soruları sormaya devam etmesi amacıyla elimizde bulunan kanıtları Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere tüm dost ve müttefik ülkelerle paylaştık.

Sorularımızın cevaplarını ararken, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın dostça ilişkiler içinde olduğunu vurgulamak isterim. Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi emrini Hadim ül-Haremeyn Kral Salman’ın verdiğine inanmam kesinlikle mümkün değildir. Dolayısıyla bu cinayetin, Suudi Arabistan’ın resmi politikasını yansıttığına inanmak için de herhangi bir sebep bulunmamaktadır. Bu itibarla Kaşıkçı cinayetini iki ülke arasında bir ‘problem’ olarak görmek yanlış olacaktır. Öte yandan Riyad’la uzun yıllara dayanan dostluğumuzun, gözlerimizin önünde işlenen bu planlı cinayeti görmezden geleceğimiz anlamına gelmemektedir. Kaşıkçı’nın öldürülmesinin izahı mümkün değildir. Bu suç Amerika Birleşik Devletleri’nde veya bir başka ülkede işlenseydi, o ülkenin makamları yaşanan olayı aydınlatırlardı. Bizim farklı bir davranış sergilememiz söz konusu değildir.

Hiç kimse bir daha bir NATO müttefikinin topraklarında böyle bir suç işlemeye cüret etmemelidir. Eğer bu uyarı gözardı edenler olursa, çok ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacaklardır. Kaşıkçı cinayeti Konsolosluk İşleri Hakkında Viyana Sözleşmesi’nin açık bir ihlali ve suistimalidir. Sorumluların cezalandırılmaması hâlinde gelecek için çok tehlikeli bir emsal teşkil edecektir.

Bu nedenle bazı Suudi yetkililerin, dostluğumuzun gerektirdiği biçimde adalet davasına hizmet etmek yerine Kaşıkçı’nın kurban gittiği planlı cinayetin üstünü örtme çabalarını şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık. 18 şüpheliyi derdest eden Riyad’ın medyaya yalan söyleyen ve kısa bir süre sonra Türkiye’den kaçan Suudi konsolosa yönelik hiçbir adım atmaması endişe vericidir. Aynı şekilde bu hafta İstanbul’a gelerek muhatabıyla görüşen Suudi savcının soruşturmaya destek olmayı ve en basit sorulara bile cevap vermeyi reddetmesi çok üzücüdür. Kendisinin Türk savcıları ek görüşmeler için Suudi Arabistan’a davet etmesi, umutsuz ve kasıtlı bir oyalama taktiği olarak değerlendirilmiştir.

Nasıl Watergate skandalı bir hırsızlık olayından daha büyükse ve 11 Eylül terör saldırıları uçakları kaçıran kişilerden ibaret değilse, Cemal Kaşıkçı cinayetinde de bir avuç güvenlik görevlisinden çok daha fazla kişinin parmağı vardır. Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi üyeleri olarak Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kuklacıları teşhis etmek ve olayı örtbas etmeye çalışan Suudi yetkililerin kime güvenerek bu hareketleri yaptığını ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kaşıkçı makalesi: Emri Kral Selman’ın verdiğine inanmıyorum

2018 KYK burs ve kredi başvuruları ne zaman başlayacak? 9 Ekim 2018

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu yurt içinde ve yurt dışında yüksek öğrenim gören öğrencilere burs/öğrenim kredisi veriyor. Öğrenciler merakla KYK kredi ve burs başvuru tarihlerini ve bu seneki ödenecek miktarları bekliyor. İşte KYK kredi ve bursu hakkında ayrıntılar…

KYK BURS VE KREDİ BAŞVURU İŞLEMLERİ NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

Üniversitelerin yatay, dikey geçiş, doktora ve yüksek lisans öğrenci işlemleri tamamlandıktan sonra KYK kredi ve burs başvurularının başlayacağı tahmin ediliyor. Buna göre başvuruların Ekim ya da Kasım ayında başlaması öngörülüyor.

2018 KYK BURS ÜCRETİ KAÇ TL?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Önümüzdeki eğitim döneminde burs oranlarını lisansta 500 liraya, yüksek lisansta 1000 liraya, doktorada ise 1500 liraya yükseltme kararı aldık. Yurtlarda kalan öğrencilerimizin yemek yardımını da 8 liraya yükselttik.” dedi.

BURS VE ÖĞRENİM KREDİSİ NEDİR?

Burs: Yüksek öğrenim gören başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs/Kredi Verilmesine İlişkin Kanun hükümlerine göre karşılıksız verilen paradır.

Öğrenim kredisi: Yüksek öğrenim gören T.C. vatandaşı öğrencileri maddi yönden desteklemek, sosyal ve kültürel gelişmelerini kolaylaştırmak amacıyla devam ettikleri yüksek öğretim kurumlarının normal öğrenimi süresince verilen, zorunlu hizmet yükümlülüğü bulunmayan borç paradır.

KİMLER BURS ALABİLİR?

Ön lisans öğrencileri,Lisans öğrencileri,İki yıllık okullardan mezun olup, dört yıllık okulların üçüncü sınıfına dikey geçiş sınavı ile ara vermeden kayıt yapan öğrenciler, ( intibak veya hazırlık sınıfında burs verilmezYüksek Lisans (Master ve Doktora) öğrencileri,(hazırlık sınıfında burs verilmez)ÖSYM sınav sonucunda ham puan bazında herhangi bir puan türünde ilk 100’e giren öğrenciler,Kurum Kuruluş Kanunu gereği, Yönetim Kurulu tarafından belirlenen, kıstaslara göre Amatör milli sporcu olan öğrenciler,

burstan yararlanabilmektedir.

KİMLER ÖĞRENİM KREDİSİ ALABİLİR?

Ön lisans öğrencileri,Lisans öğrencileri,İki yıllık okullardan mezun olup, dört yıllık okullara dikey geçiş sınavı ile kayıt yaptıran öğrencilere (intibak sınıfında öğrenim kredisi verilmez),Yüksek lisans (Master ve Doktora) öğrencileri, öğrenim kredisinden yararlanabilirler. ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok 2018 KYK burs ve kredi başvuruları ne zaman başlayacak?

Doğu Karadeniz yaylalarında ‘büyük yıkım’ başladı 20 Eylül 2018

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rize’deki Ayder Yaylası için “Ayder’i kirlettik, rezil ettik” çıkışı ile gündeme gelen Doğu Karadeniz yaylalarındaki kaçak yapılara karşı Trabzon, Rize, Giresun ve Gümüşhane illerinin valilikleri harekete geçti. Yapı yoğunluğu artan ve doğal güzellikleri bozulan yaylaların kurtarılması amacıyla, Trabzon’da 1750, Giresun’da 1700, Rize’de 350, Gümüşhane’de ise 306 olmak üzere toplam 4 bin 106 kaçak yapı için yıkım kararı alındı. Bölgede, ilk yıkımlar Uzungöl Tabiat Parkı’nı da bünyesinde bulunduran Trabzon’un Çaykara ilçesinde gerçekleştirildi. Ancak yıkımlar yaylacılardan gelen tepkiler üzerine durduruldu.

‘İMAR BARIŞI’ UYGULAMASI GELDİ

Türkiye genelinde getirilen İmar Barışı uygulaması, Doğu Karadeniz’de yaylalarda inşa edilen ve yıkım kararı alınan kaçak yapı sahiplerini harekete geçirdi. Ayder Yaylası ve Uzungöl Turizm Merkezi başta olmak üzere yaylalardaki kaçak yapı sahipleri İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için başvuru yapmaya başladı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile e-devlet üzerinden başvuru yapan yaylacılar, Yapı Kayıt Belgesi almayı bekliyor. Uygulama, yapıları için yıkım kararı alınan yaylacıları sevindirdi.

KAÇAK YAPI FURYASI BAŞLADI

İmar Barışı ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kaçak yapılara af getirileceği belirtilen uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların, yaylalarda betonarme kaçak yapılar inşa etmeye başladı. Jandarma, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile Orman Müdürlüğü ve belediye ekipleri kaçak inşaatlarla ile ilgili tutanaklar tutmaya başladı. Doğu Karadeniz’de neredeyse tüm yaylalarda inşaat sesleri arasında kaçak yapılar yükselmeye başladı.

VALİLİKLER UYARMIŞTI

Kaçak yapılarla ilgili valilikler daha önce vatandaşları uyarıcı bildiri yayınladı. İmar Barışı uygulamasının 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsadığı vurgulanan bildiride, “İmar Barışı, 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsamaktadır. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptırarak imar kirliliğine neden olan kişi hakkındaki Türk Ceza Kanunu’nun 184/1’inci maddesine göre 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verileceği ve fail hakkında Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231’inci maddesinde düzenlenen ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ karar verilmeyeceğine hükmedilmiş olup, 31 Aralık 2017 tarihinden sonra yapılan veya yapımına devam edilen ruhsatsız ve ruhsat eklerine aykırı yapılar için Yapı Kayıt Belgesi’nin verilmeyecektir.

YIKIM İÇİN HAREKETE GEÇİLDİ

‘İmar Barışı’ ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kaçak yapılara af getirileceği belirtilen uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların, betonarme kaçak yapılar inşa etmeye başladığı yaylalar için harekete geçildi. İçişleri Bakanlığı’nın bölge valiliklerine gönderdiği uyarı üzerine, 31 Aralık 2017’den sonra inşa edilen kaçak yapılar için yıkım kararı alındı. Trabzon’da, 5 ilçede inşa edilen kaçak yapılar için yıkımlar başladı. Sürmene, Maçka, Düzköy, Hayrat ve Köprübaşı ilçelerinde valilik kararı ile kaçak yapılar yıkılıyor. Düzköy ilçesinde çıkan ekipler, Haçkalı yaylasında kaçak yapıların yıkımına başladı. Jandarma ve zabıta ekipleri de yaylalarda geniş güvenlik önlemi aldı. Kaçak yapı sahipleri yıkımlara tepki gösteriyor. Yaylalarda gerginlik yaşanıyor.

Yorum yok Doğu Karadeniz yaylalarında ‘büyük yıkım’ başladı

‘Uçan saray karşılığında hibe mi vereceğiz?’ 18 Eylül 2018

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Katar Şeyh’i tarafından hediye edilen uçakla ilgili ‘Benim değil devletin malı’ açıklamasına iddiaları gündeme taşıyan CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer’den yanıt geldi. Taşcıer, “Hediye denilen şey bir süs eşyası değil, milyarlarca liralık bir jumbo jet. Bu boyutta hediye karşılıksız, ‘Şeyh ülkemizi çok seviyor’ cümlesiyle açıklanamaz. Karşılıklılık esasına göre, bu ‘hibe’ karşılığında biz de bir hibe ya da hediye verdik mi, verecek miyiz?” dedi.

Taşcıer, sosyal medya üzerinden verdiği yanıtta, “Beş günün ardından nihayet uçan saray soruma yanıt geldi. Cumhurbaşkanı’nın itirafı ile uçağın varlığı kabul edilmiş oldu. Kendisinin ifade ettiği üzere, uçağın “hibe” olduğu meselesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum” dedi.

Konuyla ilgili başka soruları olduğunu belirten Taşcıer şöyle devam etti:

HALKTAN GİZLENECEKMİŞ: “En başından beri yerli-yabancı basında yer alan iddiaları dile getirdim ve sorular yönelttim. Anayasal hakkımı kullanarak soru önergesi verdim. Halkı bilgilendirmek bir kamu görevidir. Sordum, yanıt bekledim, açıklama yapılmak zorunda kalındı. Öyle anlaşılıyor ki, uçan sarayın varlığını gündeme getirmeseydim, Saray’ın uçaktan bahsetmeye niyeti yokmuş. Böylesine önemli bir bilgi halktan gizlenecekmiş. Bu uçak madem hediyeydi, neden açıklanması için beklendi?

SÜS EŞYASI DEĞİL JET: Uçan Saray’ın yeni sahibi, Katar Emiri’nin uçağı satışa çıktığında ilgi gösterdiklerini de itiraf etmiş. Halka tasarruf yapması, döviz bozdurması, ABD mallarını kullanmaması söylenirken 500 milyon dolar verilerek uçak satın alınacakmış. Hediye denilen şey bir süs eşyası değil, milyarlarca liralık bir jumbo jet. Bu boyutta hediye karşılıksız, “Şeyh ülkemizi çok seviyor” cümlesiyle açıklanamaz. Karşılıklılık esasına göre, bu “hibe” karşılığında biz de bir hibe ya da hediye verdik mi, verecek miyiz?”

İLGİLİ HABERCHP Milletvekili Gamze Taşcıer'den Katar'dan gelen uçakla ilgili çarpıcı iddiaCHP Milletvekili Gamze Taşcıer'den Katar'dan gelen uçakla ilgili çarpıcı iddia

Yorum yok ‘Uçan saray karşılığında hibe mi vereceğiz?’

İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığının görev ve yetkileri belirlendi 13 Eylül 2018

Kararnamede yer alan İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığının görevleri, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığı, iç güvenlikle ilgili stratejilerin belirlenmesine yönelik çalışmalar yürüterek, bu stratejilerin uygulamasını izleyecek. Başkanlık ayrıca, gerekli araştırma, analiz ve değerlendirme çalışmaları yaparak, kamuoyunu bilgilendirip halkla iletişimi sağlayacak.

Güvenlik kuruluşlarına ve ilgili kurumlara stratejik bilgi desteği de sağlayacak Başkanlık, iç güvenlikle ilgili stratejik istihbaratı değerlendirip ilgili birimlerle paylaşacak. Görev alanına giren konularda çalışmak üzere, görevleri ve hizmet süreleri belirtilmek kaydıyla, İçişleri Bakanının onayı ile özel ihtisas ve araştırma komisyonları kurup çalıştıracak.

Öte yandan kuruma bir genel müdür, bir İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanı ve 8 daire başkanı kadrosu ihdas edildi.

AA

Yorum yok İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığının görev ve yetkileri belirlendi

Fransız Dışişleri Bakanı Esad’ın savaşı kazandığını söyledi 3 Eylül 2018

Radyo istasyonu France-Inter’e konuşan Le Drian, Suriye’de 7 yıldır devam eden iç savaş için “Esad savaşı kazandı. Bunu ifade etmemiz gerek. Ama barışı kazanmadı” dedi. Le Drian, Suriye’ye kalıcı barışın ancak uluslararası toplumun aracılık sağladığı bir siyasi süreçle elde edilebileceğini vurguladı.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, kısa süre içerisinde başlaması beklenen İdlib harekâtı hakkında da konuşan Fransa Dışişleri Bakanı, Suriye silahlı güçlerini ve müttefiklerini bir kez daha kimyasal silah kullanımı konusunda uyardı.

Ülkedeki iç savaş yüzünden milyonlarca insan evsiz kaldı yüz binlerce kişi de hayatını kaybetti. Reuters

Ülkedeki iç savaş yüzünden milyonlarca insan evsiz kaldı yüz binlerce kişi de hayatını kaybetti. Reuters

Le Drian, Suriye’deki silahlı muhaliflerin elinde kalan son büyük yerleşim yeri olan İdlib’de kimyasal silah kullanılması halinde Batılı güçlerin buna karşılık vereceğini ifade etti.

İdlib’de yaklaşık 3 milyon sivilin yaşadığı tahmin ediliyor ve Birleşmiş Milletler geniş kapsamlı bir askeri harekât durumunda 1 milyona yakın sivilin Türkiye’ye kaçmaya çalışabileceği uyarısını yapıyor.

Fransa Dışişleri Bakanı bu ay New York’ta düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İdlib konusunu gündemde tutacaklarını ifade etti ve Rusya’nın yanı sıra Türkiye ve İran’la da diplomatik temas trafiğini sürdüreceklerini belirtti.

İLGİLİ HABERSuriye sınırına askeri sevkiyatSuriye sınırına askeri sevkiyat

LİDERLER CUMA GÜNÜ TAHRAN’DA OLACAK

Cuma günü İran’ın başkenti Tahran’da Suriye’de siyasi çözüm için başlatılan Astana sürecinin üç ana temsilcisi görüşecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin katılımıyla gerçekleştirilecek olan zirvenin ana gündem maddesinin İdlib olması bekleniyor.

Suriye ordusuna askeri destek veren Rusya, İdlib’deki Hayat Tahrir el Şam gibi unsurları ‘terörist gruplar’ olarak niteliyor ve bölgeye yönelik operasyonun gerekliliğinden bahsediyor.

Türkiye ise hedef gözetmeksizin İdlib’e yönelik bir harekâtın başlamasının büyük bir insani felakete dönüşeceği uyarısını yapıyor ve siyasi çözüm yollarının aranması gerektiğini vurguluyor.

Yorum yok Fransız Dışişleri Bakanı Esad’ın savaşı kazandığını söyledi

Erdoğan’dan Endonezya Cumhurbaşkanı’na taziye telefonu 12 Ağustos 2018

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre bugün gerçekleşen görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan, Endonezya’da depremde hayatlarını kaybedenler için taziyede bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Endonezyalı mevkidaşı Widodo’ya, Lombok adasında son iki hafta içerisinde arka arkaya yaşanan deprem felaketlerindeki can kayıplarından dolayı büyük üzüntü duyduğunu ifade etti. Hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve Endonezya halkına başsağlığı, yaralılara da acil şifa dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu acılı süreçte dost ve kardeş Endonezya’nın yanında olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gerek Lombok adasında devam eden kurtarma çalışmaları, gerekse afetzedelerin yaralarının sarılması için ihtiyaç duyulan her türlü yardımı sağlamaya hazır olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Endonezya Cumhurbaşkanı Widodo, görüşme vesilesiyle ikili ilişkileri geliştirme konusundaki kararlılıklarını da teyit ettiler.  DHA

Yorum yok Erdoğan’dan Endonezya Cumhurbaşkanı’na taziye telefonu