Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Bir tanzimi sorduk bin ah işittik! 20 Şubat 2019

HABER: Uğur Enç /İsmail Akın/ Mehmet Ali Kayacı

Sözcü muhabirleri Kocaeli, Antalya ve Konya’da çiftçinin nabzını tuttu. Tanzim satışla ilgili görüşlerini aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açılan tanzim satış yerleri ile fiyatların yarıya indiğini daha da ineceğini belirterek önümüzdeki günlerde pirinç, bulgur ve mercimek satışının da yapılacağını belirtmişti.  Bu açıklamaların ardından tüketicilerin ürünlere daha ucuza ulaşmasından memnun olan üreticiler, çözüm yolunun da tanzim olmadığını belirterek, üreticinin doğrudan desteklenmesini ve ürünlerin tekelleşmeden tüketiciye ulaşması gerektiğini söylüyor.

ÜRETİM POTANSİYELİMİZİ HAREKETE GEÇİRMELİYİZ

Tanzim satışlarının bu şekilde yapılmasına genel manada karşı olduklarını belirten Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, meyve ve sebzede üreticiler birliğinin çatısı altında 5-6 tane üretici olursa özellik Bursa, İzmir, Antalya, Mersin ve Adana’da üyelerinden aldığı sebzeleri getirip özellikle satış yerleri kurarak pazarcılara, manavlara satılması halinde ticarette fiyat regülasyonu olacağını söyledi. Yıllardan beri aynı şeyi söylediklerini belirten Kiraz, “bakliyata gelirsek aynı şeyi düşünüyorum. Özellikle çiftçilere destek verilmesi gerekiyor. Aracılar çok fazla var ise işte bakliyatta daha çok tekelleşme var özellikle birkaç kişi topluyor. Ama esas mesele girdilerin pahalılığı. Tarımda çiftçilerin kullandığı mazot, gübre, tohum, kimyasal ilaç, elektrik, işçilik bunların pahalılığı üretimden kar edememenin sebebidir” diye konuştu.

Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz

TARIM ALANLARI TARIM DIŞINA ÇIKMAMALI

Türkiye’de 5 milyon sulanabilir arazinin bulunduğunu belirten Kiraz, bu arazilerin yetmediğini belirterek şunları ifade etti; “Özellikle endüstride yetmiyor. Pamukta yüzde 50 açığımız var, mısırda zaman zaman 3 milyon ton dışarıdan alıyoruz yetmiyor, soya fasulyesi özellikle hayvan yeminde yüzde 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Türkiye’de kullandığımız 100 birim malın 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Birinci maddemiz sulanabilir alanlarımızı artıramazsak bu sorun ithalat devam eder. Aynı şekilde hayvancılık 300 bin ton açık var. Biz eğer damızlık hayvanla küçük aile şirketlerine bir sistem kuramazsak her yıl artan nüfusa göre yılda 15 bin ton açığımız olacak. Sonuç olarak, tarım alanlarında da bir azalma var ve bunu durdurmamız lazım. Tarım alanları tarım dışına çıkmamalı.”

TANK YAPIYORDUK DOMATES SATIYORUZ

Çiftçinin günü kurtarabilmek için ofis veya alıcılar ne dediyse ona uymak zorunda kaldığını belirten Konyalı Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş ise, Tunceli Ovacık’ı örnek gösterdi. Akbaş, “Tamam, benim Cumhurbaşkanının yanında olduğum yerler var ama mesela 2-3 liraya nohut olur mu? Örnek veriyorum, şuan borsada 3-4 liraya gidiyor. Burada aradakiler ciddi manada kazanıyor ona katılıyorum. Ama çiftçiye de kazandırmıyor. Çiftçiden 3-4 liraya alacaksınız yine 3-4 liraya satacaksınız yine ezilen çiftçi olur arada. Hükümetin tanzim satış yerleri ile uğraşmak yerine hani uçak yapıyorduk, tank yapıyorduk, oradan vites düşürüp domates, salatalık satması bana garip geliyor. Devlet, 16-17 senede şunu yapabilirdi. Tunceli Ovacık’taki başkan tek başına yaptı bunu. Devlet desteği kullanmış olabilir ama bunu yaptı. Ziraat odaları gösteriş, orada olmak için varlar. Bu şekilde bir şeyler yapılabilirdi” dedi.

Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş

GÜBRE SİSTEMİ MAZOTTA UYGULANABİLİR

Çiftçinin aldığı desteğinin gecikmeli verilmesinden şikayet eden Akbaş, “Ürünü şimdi ofise vereceğiz, ofis fiyatı dipten vuruyor. Tüccar geliyor onun o fiyatı verdiğini bildiği için tüccar da çok düşük rakamlara alıyor. 800-900 liraya buğday topladılar, şuan 1.400 lira buğday. Çiftçinin kabahati ne? Ne yapıyor çiftçi, bankadan başak kartla döndürmeye çalışıyor. Ülkenin yüzde 80-90’ı bu şekilde kendini döndürüyor. Gübre sektöründe çok güzel bir sistem kuruldu. Nereden nasıl alacağına dair, ihtiyaca göre veriliyor. Aynı şekilde mazot gübre desteği yerine böyle bir sistem kuracaksın, çiftçiyi de rahatlatacaksın. Neden, çünkü mazot, gübre desteğini alıyor çiftçi, 2018 Kasım ayında aldığı desteği tam bir yıl sonra alıyor. Aradaki açık nereden kapanıyor, bankadan alınan kredi ile. Bu sorunun çözülmesi ve ilk olarak üretimin desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.

TANZİM İYİ TEKELLEŞME KÖTÜ

Tanzim satışının iyi bir şey olduğunu ifade eden Konyalı çiftçi Murat Olgun, “Nohutun en iyisi şuan çiftçide 3 lira ama markete gittiğinizde 12 lira. Aracılar kazanıyor. Mersin’de bir tekelleşme olmuş onlar piyasaya yön veriyorlar. Türk mallarını piyasadan toplamıyorlar, çiftçiyi boğuyorlar. Mal çekildikten sonra baklagilleri 8-10 liraya veriyorlar. Mercimeğin en iyisi şuan 3 lira ama piyasada 6-7 lira, yazık değil mi tüketiciye. Mesela Kanada’nın ülkemizde ajanları var. Türkiye’de çiftçi hangi ürünü ekiyorsa (mercimek, nohut, fasulye) baklagillerde Kanada beşinci ayda eker, biz beşinci ayda biçeriz. Bakıyorlar ki, elimizde çok az yükleniyorlar ekmeye. Bunun gibi, Arjantin, Avustralya, Hindistan var. Baklagillerin dünya çapındaki merkezi Mersin’dir. Rusya, Ukrayna balkan ülkelerinden Mersin’e gelecek. Dünyada en çok tüketen Hindistan ama maalesef en lezzetli ürünler bizde iken bu spekülatörler yüzünden çiftçi olarak bizler sıkıntıya düşüyoruz” dedi.

Çiftçi Murat Olgun

“GEMİLERE MAZOTU KAÇTAN VERİYORSANIZ ONDAN VERİN”

Çiftçinin elinde 100 bin ton, ofisin elinde ise 97 bin ton nohut olduğunu belirten Olgun, “Geçen yıl Arjantin’den Hindistan’a giden malı almayanlar Mersin’de serbest bölgeye getirdiler ve serbest bölgede Türkiye izin vermedi. İzin vermeyince 40 bin ton mal duruyor. Aynı zamanda da Kanada’dan getirdikleri mercimek ve fasulyeyi Orta Anadolu’da toplamış gibi kayıt dışı Mersin Ticaret Borsası’nda makbuz keserek yurt içinde üretilmiş gibi piyasaya arz ediyorlar. Biz şunu istiyoruz, gemilere mazotu kaçtan veriyorsanız ondan verir, başka bir şey istemiyoruz. Ülkemizde bir sürü tohum firmaları var ve proje bazı yeni çeşit geliştiriyorlar. Türkiye’de maalesef 30 yıllık çeşitler ilk onda. Yüzde 70’ini yabancı çeşitler sırtlıyor. Ne hikmetse bizim tohum çeşitliliği onları geçemiyor. Bunu anlamış da değiliz” dedi.

ÜRETİM ARTARSA TANZİME GEREK KALMAZ

Tanzim satış yerlerinden memnun olan bir başka Konyalı çiftçi Mustafa Özkaya ise, “Fiyatların bugün için çiftçiyi etkileyeceğini düşünmüyorum. Hasat zamanı olan Temmuz-Ağustos gibi olmadığı için etkileyeceğini pek düşünmüyorum. Maliyet ya da girdiler düşerse üretim artacaktır, üretim artarsa zaten bu tanzim gibi şeylere gerek kalmaz. Eğer maliyeti düşürür üretimi desteklerlerse, arz talep dengesi de kendiliğinden oluşur” diye konuştu.

ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNİ BAKANLIK NE EKTİĞİNİ BİLMİYOR

Konya Altınekin Ziraat Odası Başkanı Bekir Kağnıcıoğlu’da bakliyatın tanzim satış yerinde sunulmasının çiftçiye zararı olmayacağını belirterek, çiftçiden 5’e alıp 7’ye satılırsa bir sorun oluşturmayacağını söyleyerek şunları ifade etti; “Borsadan uygun fiyata alıyor yüksek kar farkı koyarak kazanç elde ediyorlar. Üretime daha fazla destek verilmesi gerekir. Daha fazla üretmeli, üretmekten zarar gelmez. Tarımda bir programsızlık var. Bu sene mesela soğan para ediyor herkes soğan ekecek bu sefer. Bölge bölge desteklerin olması gerekir. Çiftçi nereden para kazanacaksa onu ekiyor, bunun yerine bölgesel destekle beraber çiftçi ne ekeceğini bilebilmeli. Böyle olursa, bakanlıkta ne üretileceğini bilir planlama ona göre yapılır. Hükümet burada şu an doğru olanı yapıyor. Sistem oturana kadar uzun vadeli olması gerekir. Parayı çiftçi kazansa problem yok, aracılar kazandığı için sorunlar yaşanıyor.”

KOCAELİ PAZARCILAR ODASI BAŞKANI: SEBZE BULDUĞUMUZA DUA EDELİM

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim ise yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçiliğin büyük zarar gördüğünü söyledi. Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim” diye konuştu.

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim

Son günlerde artan sebze fiyatlarına karşı iktidar tanzim satış noktaları oluşturdu. Ankara ve İstanbul’daki tanzim satış noktalarında pazar fiyatlarından ucuza ürün satışı yapılıyor. Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim, artan sebze fiyatları ve tanzim satış noktalarıyla ilgili konuştu. Sebzelerin mevsiminde tüketilmediği için mevsim haricinde yüksek fiyatlara alıcı bulduğunu ifade eden Serim, çiftçiliğe gerekli önem verilmemesi nedeniyle yakında parayla bile olsa sebze, meyve satın alınamayacağını belirtti.

“KIŞIN DOMATES BULABİLİYORSANIZ FİYATINA DA KATLANACAKSINIZ”

Tanzim satış noktalarının uzun soluklu olmayacağını söyleyen Ahmet Serim konuyla ilgili şöyle konuştu: “Meyve ve sebzeciliği en iyi pazarcı esnafı yapar. Ben bu işe 40 yılımı verdim. Ürün az olursa pahalı, çok olursa ucuz olur. Komisyoncunun fiyatı yükseltme tasarrufu olmaz. Bir domatesin ömrü belli, bunun fiyatını yüksek tutabilir misiniz? Domatesi değer kazanması için bekletemezsiniz. Akdeniz’deki ağır kış şartları nedeniyle fiyatlar yüksek. Kışın patlıcan ve biber yemeyin. İlle de yiyecekseniz yaz aylarından hazırlayın. Pazarcıyım, ama patlıcan, biber, araka, bezelye ve taze fasulyeyi yaz aylarında konserve yapıp kışın tüketiyoruz. Eskiden sebzeyi 5’nci aydan itibaren satabilirdik. Ürün ancak o zaman yetişirdi. Şimdi 12 ay boyunca her şey var. Kışın ortasında domates, salatalık, patlıcan bulabiliyorsanız, fiyatına da katlanacaksınız.”

“KİMSE ÇOCUĞUNUN ÇİFTÇİ OLMASINI İSTEMİYOR”

“Aç kalmak istemiyorsak çiftçiliğin bir meslek olduğunu anlamamız lazım” diyen Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim. Kandıralı bir genç belediyeye asgari ücretle işe girmek istiyor. Halbuki 2 tosun büyütse, bir yılda 40 bin lira kazanacak. Çiftçilik yapsa da keza aynı oranda kazanır. Ama gidip asgari ücretle çalışmak istiyor. Kandıra topraklarının 4’te 3’ünde ürün yetiştirilmiyor. Köylerde topraktan altın fışkırıyor, bunu artık görmemiz gerekiyor.”

“CUMHURBAŞKANIMIZI BİRİLERİ YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR”

Cumhurbaşkanımızı galiba birileri yanlış yönlendiriyor diye konuşan Serim, “Haftaya Ankara’ya gideceğiz ve federasyon olarak Cumhurbaşkanımızla görüşüp durumu anlatacağız. Ardından kendi aramızda da bir toplantı yaparak son sürecin nasıl atlatacağımızı konuşacağız. Bu durumu bir zincir olarak düşünmeliyiz. Zincirlerden biri koparsa tüm süreç dağılır. Sebzeciliği Allah’tan başkası endeksleyemez ne belediye başkanları, ne bakan yapamaz. Hava iyi ise ürün iyi alınır, kötüyse ürün yetişmez. Ürün bolsa ucuza yeriz, ürün azsa pahalıya.” dedi.

FAHRİ DURAN: SEÇİME KADAR TANZİM’DEN ZARAR EDERLER

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran da tanzim satışlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Devletin Tanzim satışlardan zarar ettiğini ve bu durumun yerel seçimlere kadar süreceğini söyleyen Duran, “Komisyonculuk zaten gözden çıkarıldı. Muhtemelen Antalya ve Mersin çiftçisi de gözden çıkarıldı. 15-20 milyonluk metropollerde şov yapılıyor.”dedi.

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran, tanzim satışlarıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Seçim manifestosunu komisyoncular üzerinden kurarak her şeye dip yaptırmak isteniyor, tüccarın devletle rekabet edecek durumu yok. Tüccar üreticiden kaça alıyorsa, devlette o paraya alıyor. Ama satarken ucuz satıyor. Tüccar ve marketçi halden pahalı aldığı mal karşılığında devletle rekabet edemez pozisyona gelecek. Bu adamların birde handikapları var. SSK’lı işçileri var, stopaj ve vergi yatırıyorlar. Dükkanların kiraları var. Pazar yerlerinin kiraları var. İster istemez perakende de devletle rekabet edemediğinden dolayı o da fiyatını aşağı çekmek zorunda kalacak. Buda üretici bölgelerindeki fiyatlara otomatikman yansıyacak. “

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran

“YEREL SEÇİME KADAR TANZİMDEN ZARAR EDECEKLER”

Tüccarın, devletle rekabet edemeyeceğini söyleyen Duran, “Devlet bir bakıyorsunuz, Halk Bankası’ndan bir gecede dolar satıyor, zarar ediyor, Osmangazi Köprüsü’ndeki zararı belli. Diğer özelleştirmelerdeki zararları görüyorsunuz. Devlet zarar ediyor her halükarda. Yerel seçimlere kadar bundan da zarar edecektir. Popülist politikalarına da devam edecektir, Ankara ve İstanbul’da. Bu durum Bursa’ya da, İzmir’e de yansır zamanla. Nüfusu 2 milyonun üzerinde olan her yere yansır diye düşünüyorum” diye konuştu.

1 TL 20 KURUŞLUK BİR FARKLA SATIYORLAR.

Tanzim satışı için kendilerinden yardım istendiğini belirten Duran, “Müstahsilden alamadıkları için yardım istediler. Arkadaşlara yardımcı olmak için hale sokup, komisyoncu arkadaşlardan mal alabilirsiniz dedik. Geldiler 2 tır mal yaptılar. Ama komisyoncudan almalarına rağmen kendi ortakları (Tarım ve Kredi Kooperatifi) üzerinden almış gibi kayıtlara geçti. Benim bölgemdeki aldıkları fiyatlarla ve maliyetlerle, navlundur, plastik kasadır, işçiliği içine koydukları vakit satışı arasında yaklaşık, 1 -1 TL 20 kuruşluk bir farkla malı satıyorlar. “ dedi.

 

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Bir tanzimi sorduk bin ah işittik!

Emeklilikte yaşa takılanlarda son durum: EYT bekleyişi ne zaman son bulacak? 12 Şubat 2019

EYT’lilerin bekleyişi sürüyor. Emeklilik gün sayısını doldurup yaş sınırının altında kaldıkları için emekli olamayanların gözü yeni EYT yasa teklifinde. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Dürer’in hazırlayıp meclise sunduğu EYT kanun teklifi AKP oyları ile reddedildi. Ardından Bakan Selçuk, “Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili bir çalışmamız yok” diye konuştu.

BAKAN SELÇUK’TAN EYT AÇIKLAMASI

İşte Çalışma ve Aile Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt’un açıklamalarından satır başları:

-3600 ek gösterge çalışmalarımız Devlet Personel Başkanlığı ve bakanlıklarımızla devam ediyor.

-Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili düzenleme gündemimizde yok şu anda. Çocuklarımızın geleceği için gündemimizde yok esasında.

Emeklilikte yaşa takılanlar son durumu merak ediyor! Gözler EYT için yeni yasa teklifinde…

EYT ‘NİN DEVLETE MALİYETİ ASLINDA NE KADAR OLACAK?

Sözcü’ye konuşan, Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, “Yasa çıksa da 4 milyona yakın EYT’linin tamamı emekli olamayacak.700 bini kadarı emekli olabilecek” dedi. “Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, “Emeklilikte yaşa takılanların yıllık maliyetinin 26 Milyar olduğu söyleniyor. Bize göre ise maliyeti 8-10 milyar civarındadır. Dışişleri Bakanı Türkiye’nin yurtdışına 8 Milyar dolar insani yardım yaptığımızı söylüyor. Hatta Amerika bizim kadar olamıyor, Amerika dahi 6-7 milyar insani yardımda bulunuyor diyor. Biz insani yardım olarak diğer dünya ülkelerine 8 milyar dolar yani yaklaşık 45 milyar TL ödeme yapıyoruz ancak, kendi vatandaşımız yasal haklarını istediklerinde kusura bakma sana verecek paramız yok diyoruz” dedi.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Emeklilikte yaşa takılanlarda son durum: EYT bekleyişi ne zaman son bulacak?

Sedat Ergin: ”Sözcü gazetesi de FETÖ’cülükle suçlanınca…” 2 Şubat 2019

İşte Sedat Ergin’in bugün “Sözcü gazetesi de FETÖ’cülükle suçlanınca” başlığıyla kaleme aldığı yazısı;

İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Sözcü gazetesinin yöneticileri Metin Yılmaz, Mustafa Çetin, Yücel Arı ile yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru’yu hakkında FETÖ’yü desteklemekle suçlayan bir iddianame hazırlamasının yankıları kolay kolay geçeceğe benzemiyor.

Bu soruşturmanın kayda değer bir sonucu, önümüzdeki dönemde sanık durumundaki meslektaşlarımızın yargılanma sürecine paralel bir şekilde, Türkiye’de FETÖ’ye karşı yürütülen mücadelenin inandırıcılığı konusunda canlı bir tartışmayı kamuoyunun gözünde canlı tutacak olmasıdır.

*

Son zamanlarda FETÖ ile özdeşleşmiş bazı önemli şahsiyetlerin birbiri ardına adli süreçlerde aklandıkları bir sırada bu örgüt karşısında mücadeleleriyle temayüz etmiş gazetecilerin FETÖ’cülükle suçlanması yargı cephesinde ayrımcı bir uygulamanın varlığına da işaret ediyor.

Bu çelişkiyi Sözcü gazetesi iddianamesinde görmek mümkün. Örneğin, Zaman gazetesinden örgütün “resmi yayın organı” şeklinde söz ediliyor metinde. Sözcü’ye getirilen suçlamalardan biri, 17-25 Aralık soruşturmalarıyla ilgili haberlerin sunuş şeklinin örgütle bağı olan gazetelerle “birebir örtüşmesidir”. Zaman gazetesi ‘sunuşun örtüşmesi’ delaletiyle başka gazeteleri suçlamakta bir referans olarak kullanılırken, bu gazetenin en üst düzeyde yönetiminden sorumlu şahsiyetler için takipsizlik verilmesi başka nasıl izah edilebilir?

*

Bir köşe yazısının sınırları içine toplam 61 sayfa tutan bu iddianamenin detaylı bir analizini sığdırabilecek durumda değiliz. Ancak genel bir gözlem olarak şunu belirtebiliriz. Özellikle 17-25 Aralık 2013 sonrasında ortalığa yayılan muhtelif soruşturma dosyalarının içeriklerinin (ayakkabı kutuları gibi) bu gazete tarafından haberleştirilmesi ve köşe yazılarına konu edilmiş olması iddianamedeki ana suçlama eksenini oluşturuyor.

Bu içeriğin çoğu o günlerde muhalefet partileri tarafından sıkça seslendirilmiş, basında yazılmış, sosyal medyada yaygın bir şekilde paylaşılarak, kamuoyunda tartışılmış ve sonuçta o dönem itibarıyla ülkenin bir numaralı gündem maddesi olmuştur.

*

Bu iddianameyi değerlendirirken, öncelikle şu noktanın altını çizmemiz gerekiyor. İddianamede Sözcü yöneticileri ve yazarlarına “Silahlı Terör Örgütü İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek-İsteyerek Yardım Etmek” suçlaması yöneltiliyor.

Savcılık makamı, bunu yaparken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Örgüt içinde hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır” şeklindeki 220’nci maddesinin 7’nci fıkrasından hareket ediyor. Bu çerçevede önce TCK’nın 314’üncü maddesi 2’nci fıkrası uyarınca 5 yıldan 10 yıla hapis cezası, daha sonra Terörle Mücadele Kanunu 5’inci maddesi üzerinden bunun ‘yarıya kadar arttırılması’ talep ediliyor.

Sorunlardan biri bu noktada karşımıza çıkıyor. Çünkü bu yayınların yapıldığı tarihte Gülenci yapı yargı tarafından terör örgütü olarak nitelendirilmiş değildir. Gülenciler hakkında birinci derece bir mahkemede ‘terör örgütü’ kimliğine hükmedilmesi 2016 yılıdır. Bu, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16 Haziran 2016 tarihli kararıdır. Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi’nin bir başka dosyada FETÖ/PDY’yi ‘terör örgütü’ olarak kayda geçiren kararı da 18 Temmuz 2017 tarihlidir.

*

Hukukunun evrensel bir ilkesi “suçun geriye yürümezliği”dir. Anayasa’nın 38’inci maddesi de çok açık bir ifadeyle “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” hükmünü taşıyor. Dolayısıyla, 2014 ve 2015’te yayımlanan yazılar için 2017 yılında şekillenen bir Yargıtay içtihadının çizdiği çerçevenin esas alınması hukuken sorunludur. Gazeteciler, o tarihte bir terör örgütünün varlığından haberdar değildi.

Kaldı ki, bazı önemli AK Parti şahsiyetlerinin ‘Gülenciler’in bir terör örgütü olduğuna kanaat getirip nedamet getirmeleri de FETÖ/PDY’nin 251 vatandaşımızın ölümüne yol açtığı kanlı 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla kimi AK Parti şahsiyetlerine gösterilen hoşgörünün Sözcü’den esirgenmesi adil görünmüyor.

Sözcü iddianamesi, her bakımdan FETÖ ile mücadeleye zarar verme potansiyelini taşıyor. Burada kaygı yaratan bir durum, FETÖ gibi 15 Temmuz’da Türkiye’nin varlığına kastetmiş bir kriminal örgütle mücadelenin bir ulusal mutabakat üzerinden yürütülmesi ihtiyacının üzerine gölge düşmesidir.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Sedat Ergin: ”Sözcü gazetesi de FETÖ’cülükle suçlanınca…”

İstanbul’da 6 saat arayla kar ve güneş 26 Aralık 2018

Saat 9.00 sıralarında yoğun kar yağışıyla birlikte yollar beyaza bürünürken yaklaşık 2 saatlik aranın ardından etkisini yitirdi.

FOTO:SÖZCÜ

FOTO:SÖZCÜ

Öğleden sonra yerini güneşli havaya bıraktı. Bugün aynı açıdan 6 saat arayla çekilen bu iki kare de hava durumunun gün içinde yaşadığı değişikliği gözler önüne serdi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok İstanbul’da 6 saat arayla kar ve güneş

CHP’den ‘sokak’ açıklaması! 25 Aralık 2018

Altay, TBMM Genel Kurulunda 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin görüşmelerinin son gününde CHP Grubu adına söz aldı. Bir ilçe emniyet müdürünün, tarihi eser kaçakçılığından tutuklandığına yönelik son dakika haberi geldiğini belirten Altay, “Türkiye’nin geldiği hale bakın” ifadesini kullandı. Hz. Ömer’in, “Adalet olmadıkça yönetimin, edep olmadıkça asaletin, cömertlik olmadıkça zenginliğin faydası olmaz.” dediğini anlatan Altay, bu bütçenin adalet, edep ve cömertlik yoksunu, tefessüh bütçesi olduğunu savundu.

İLGİLİ HABERSon dakika.. Vatandaştan Erdoğan ve Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusu!Son dakika.. Vatandaştan Erdoğan ve Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusu!

“MUTASYONA UĞRADI”

AKP’nin, özellikle 2008 sonrası adeta bir mutasyona uğradığını ortaya koymak için yüzlerce belge, yüzlerce rakamın sayılabileceğini iddia eden Altay, bugün Türkiye’de hiç kimsenin, yerleşme, seyahat, din, vicdan, düşünce ve kanaati açıklama, bilim ve sanat yapma, basın, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, mülkiyet, ispat hakkı, çalışma ve grev özgürlüğünden tam olarak söz edemeyeceğini ileri sürdü. Milletin adeta cinnet geçirdiğini savunan Altay, “Bırakın insanı, hayvanlara işkence yapma modası ürettiniz. Bu, topluma geçirttiğiniz cinnetin bir sonucudur. Fuhuştaki artıştan TÜİK rakamlarına göre haberiniz yok mu? Bu bir sosyal tefessüh değildir de nedir?” diye sordu.

İLGİLİ HABERMilliyet yazarından SÖZCÜ yorumu: Vallahi ayıp, billahi günahMilliyet yazarından SÖZCÜ yorumu: Vallahi ayıp, billahi günah

ÇÖLAŞAN VE DOĞRU’YU HATIRLATTI

Gazeteciler Emin Çölaşan ve Necati Doğru’nun, FETÖ iddianamesine sokulduğunu ifade eden Altay, “Fatih Portakal’ı hangi iddianameye sokacak, merak ediyorum, Portakal’a FETÖ pek uymayabilir, muhtemelen DHKP-C iddianamesine sokar.” dedi.

“SOKAKTAN KORKMASINA GEREK YOK”

“Yakmadan, yıkmadan, kırmadan, dökmeden sokağın demokrasi olduğunu” kaydeden Altay, şöyle devam etti:

“Sokak olmasa şimdi FETÖ’cüler burada oturuyordu. Sokak korkusu, sokak paranoyası, Gezi paranoyası ya da Gezi istismarı. Erdoğan’da Gezi paranoyası mı var Gezi istismarı mı yapacak, orayı merak ediyorum. Erdoğan şunu çok iyi biliyor: Sokakları bazen terör örgütleri, bazen de karanlık güçler terörize eder. Sokakları her zaman terör örgütleri terörize etmez. 6-7 Eylül olayları terör örgütlerinin işi değildir, karanlık güçlerin işidir. Bu tezgahlara düşmeyelim. Erdoğan, demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu ya öğrenecek ya öğrenecek, bunun ortası yok. Sokağı terörize eden alçaktır ama ekmek, aş, zamları protesto etmek için barışçıl bir şekilde ‘Açım, ekmek istiyorum.’ diyen adama terörist diyen de aynı şekilde namerttir, alçaktır. Sokağa demokrasi talebi için de ekonomik talep için de kültürel, sosyal talepler için de çıkılır. Başörtüsü mağduru kardeşlerimiz sokağa çıktıklarında terörist miydi? Erdoğan’a demokrasi dışı yolla yapılacak her türlü hamlede sizden önce biz onu durdururuz, merak etmeyin. Erdoğan’ın sokaktan korkmasına gerek yok, Erdoğan bence sandıktan korksun.” AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok CHP’den ‘sokak’ açıklaması!

Kadıköy Anadolu Lisesi’nde ‘sohbet’ protestosu 22 Aralık 2018

Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencileri toplu mesaj uygulamasıyla ‘dini sohbete’ davet edildiklerini ve okul yönetiminin de buna göz yumduğu iddiasıyla okul yönetimini protesto ettiler. Okul bahçesinde toplanan ve okul duvarına “Bu okulun sahibi fikri hür vicranı hür öğrencilerdir” yazılı pankart asan öğrenciler, alkışlar eşliğinde okul müdürünü göreve davet ettiler.

kadikoy-protesto1Öğrenciler kendilerine “Bugün öğle arası 12.15’te okul mescidinde hadis halkası olacak… Seni de bekleriz” diye SMS mesajı atıldığı savundular.

Konuyla ilgili Sözcü’ye konuşan bir öğrenci velisi “Bir grup öğrenci, özellikle yatılı öğrenciler üzerinde baskı kurarak dini sohbet yapmaya, camiye gitmeye ve okulda öğle saatlerinde hadis halkası oluşturmaya zorluyorlar. Bir öğrenci, son derece nazik ve asla tehditkar olmayan bir üslupla, ‘dinde zorlama olmaması’ gerektiğini, isteyenin gelip isteyenin gelmeyebileceğini belirtiyor. Baskı kuran öğrenciler ‘tamam’ diyor. Ancak gidip o öğrenciyi müdüre şikayet ediyorlar.  Müdür, arayı bulmaya çalışan öğrenciyi çağırıp “Sana mı kaldı? Senin mi haddin?’ Gibi laflarla öğrnci hakkında soruşturma başlatıyor. Bunun üzerine okulda eylem başlatıyor. Şimdi bu çocukların da disipline verileceği söyleniyormuş. Bunu yapanlar müdürden cesaret alıyorlar” iddiasında bulundu.

kadikoy-protesto3

Telefonlara gelen bu mesaj öğrencilerin tepkisini çekti.

Protestolar üzerine Okul Aile Birliği ile okul müdürü bir araya geldi. Okul müdürü Ali Fuat Güney’in iddiaları yalanladığı, şikayetlerle ilgili gereken şeylerin yapılacağı sözünü verdiği bildirildi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Kadıköy Anadolu Lisesi’nde ‘sohbet’ protestosu

Yeni Havalimanı toplu taşıma ihalesi ile ilgili çarpıcı iddia… 27 Kasım 2018

29 Ekim 2018 tarihinde açılışı yapılan İstanbul Yeni Havalimanı’na yolcu taşımak için İETT tarafından gerçekleştirilen bagajlı lüks toplu taşıma ihalesi ile tartışma devam ediyor. İlki kamu yararı taşımadığı gerekçesi ile iptal edilen “Bagajlı Lüks Taşımacılık” ihalesinin ikincisini 755 milyon 823 bin TL’lik teklifi sunan İBB şirketlerinden İstanbul Otobüs A.Ş kazanmıştı. İhale sürecini yakından takip eden İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı, 3. Havalimanı toplu taşıma hizmet alımı işinin adrese teslim bir ihale olduğunu ve ihaleye fesat karıştırıldığını öne sürüyor.

İddiasını 16 Kasım 2018 günü gerçekleştirilen İETT Genel Kurulu’nda gündeme getiren Balyalı, iptal edilen ihale ile yeni çıkılan ihalenin şartnamesi arasında 3 fark olduğuna dikkat çekerek “Katılımcı firmalardan en az 260 milyon ciro, tahmini bedelin yüzde 3’ü oranında geçici teminat ve firmanın kendisine ait 130 adet en az 12 metrelik otobüsü olması isteniyordu” dedi. 15 gün arayla yapılan ikinci ihaleye bu şartların eklenmesinin soru işaretleri yarattığını belirten Balyalı, İETT’nin bu ihaleye farklı firmaların girmesini engellemek için bu maddeleri koyduğunu savundu.

İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı

İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı

130 DEĞİL, 5-10 OTOBÜSÜ OLABİLİR

Balyalı, ihaleyi kazanan Otobüs A.Ş’nin elinde şartnamede yer alan 130 otobüsün bilançolarda gözükmediğini ifade ederek iddiasını şöyle gerekçelendirdi:

“Otobüs A.Ş.’nin internet sitesinde yayınladığı 2016 yılı ve 9 aylık yayınlanmış olan 2017 yılı bilançosundaki rakamlara göre şirketin 130 tane değil olsa olsa kendine ait 5 ya da 10 tane otobüsü olabilir. Otobüs A.Ş. bu ihaleyi elinde otobüs olmadan kazandıysa bu bir skandaldır. Eğer Otobüs A.Ş.’nin elinde 130 tane otobüs var ve bilançolarda gözükmüyorsa bu da başka bir skandaldır.”

Balyalı, Otobüs A.Ş.’nin elinde 3. Havalimanı taşımasını yapacak otobüsünün olmadığını, şirketin genel müdürünün ihaleden sonra “Bu işi nasıl yapacaksınız” diye soran basın mensuplarına verdiği “Bakacağız, ya kiralarız ya işlettiririz” yanıt ile de kanıtlandığını söyledi.

SÖZCÜ

SÖZCÜ

TAŞIMAYI OTOBÜS A.Ş YAPMIYOR

Balyalı, 3. Havalimanı taşımasını şu an Otobüs A.Ş’nin değil onun taşeronunun yaptığını, taşeronunun elinde de o kadar otobüs bulunmadığını kaydederek “Taşeron firma da şehirlerarası otobüs işletmeciliği yapan Karadenizli bir firmadan ihtiyacı olan otobüsleri kiralıyor” dedi. İhale sonucuna göre bu işten İETT’nin para kazanacağını, Otobüs A.Ş’nin kar edeceğini, taşeron firmaların da kazançlı çıkacağını dile getiren Balyalı “Eğer havalimanı taşıma işi o kadar karlıysa İETT niye bunu kendi yapmadı da başkasına verdi? Bence bu ihalede Otobüs A.Ş üçüncü kişilere iş verebilmek için İBB yönetimi tarafından paravan olarak kullanılmış ve kanuna karşı hile yapılmıştır” dedi. Balyalı bu ihalenin derhal iptal edilerek taşıma işini İETT’nin üstlenmesi gerektiğini vurgulayarak ihaleyle ilgili sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Balyalı’nın iddialarına yanıt veren AKP Grup Sözcüsü Ömer Şahan da “Bizim ihalelerimizde yanlış olmaz, denetime açıktır. Otobüs A.Ş’nin elinde 130 otobüs yok 149 otobüs var. İETT daha fazla kazansın, İstanbullulara daha iyi hizmet verilsin diye ihale yenilendi. İhale girecek firmalar bu işi yapacak kabiliyette olsun diye teknik şartlar getirilmiştir. İlk ihaleyi 475 milyonluk teklif ile alan firmanın yanında bir firma daha teklif verebilmiş. İkinci ihaleye Bursa’nın toplu taşıma şirketi bile girdi. Otobüs A.Ş 755 milyon teklif vermiş. İstanbullu daha çok kazanacak bundan niye rahatsız oluyorsunuz?” demekle yetindi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Yeni Havalimanı toplu taşıma ihalesi ile ilgili çarpıcı iddia…

İstanbul’un başkan adayını İstanbullular belirleyecek 14 Kasım 2018

Yerel seçimlerde en büyük yarışın yaşanacağı büyükşehirlerin başında gelen İstanbul’da partilerin adaylarının kimler olacağı tartışılıyor… CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu işi çok sıkı tuttuklarını, veri analizleriyle 39 ilçenin adeta MR’ını çektiklerini anlattı. Kaftancıoğlu herkesin merakla beklediği İstanbul adayını CHP İstanbul örgütünün ve halkın belirleyeceğini söyledi.

‘RAKAMLAR ORTADA’

– Daha önce “Giderayak İstanbul’a ihanetten vazgeçin” dediniz. Gideceklerinden nasıl bu kadar eminsiniz?

Bunu, yaptığımız kamuoyu araştırmaları ve rakamlar bize gösteriyor. 10 ay önce göreve geldiğim gün yerel seçim için çalışmalara başlamıştım. İstanbul’un 39 ilçesinin MR’ını çekiyoruz. Seçmen yapısını, davranışını, sorunlarını, ilçe belediyelerinden memnuniyetlerini ve beklentilerini araştırdık. CHP’ye oy verme davranışları nasıl gelişebilir, nasıl bir aday profili olmalı gibi verilerle bütün ilçelerimizi değerlendiriyoruz. Akademik masamız var. Bu masada da İstanbul’a yapılan ihanetlerin nasıl üstesinden geleceğimiz ve bu kenti nasıl yöneteceğimize dair çalışma yürütülüyor. İstanbul örgütünün tüm katmanlarında yaptığımız çalıştaylarla bu masalar entegre bir şekilde ilerliyor.

‘2019'DA DAHA ÇOK KADIN ADAY GÖRECEĞİZ' Yerel seçim hazırlıklarına başlayan CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, kenti sokak sokak geziyor. Halkın derdini dinliyor. Kaftancıoğlu, “Her bölgede bir kadın belediye başkanı olması İstanbul için kazanımdır. Hedefimiz bu” diyor.

‘2019’DA DAHA ÇOK KADIN ADAY GÖRECEĞİZ’
Yerel seçim hazırlıklarına başlayan CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, kenti sokak sokak geziyor. Halkın derdini dinliyor. Kaftancıoğlu, “Her bölgede bir kadın belediye başkanı olması İstanbul için kazanımdır. Hedefimiz bu” diyor.

‘ZİHNİYET DEĞİŞMELİ’

– Veri analizlerinden çıkan sonuç nedir?

28 ilçenin analizleri tamamlandı. 39 ilçenin 25’i AKP’li belediyeler tarafından yönetiliyor. AKP’li belediyelerin yönettiği ilçelerde şunu görüyoruz ki artık AKP’ye oy veren seçmen rahatlıkla memnuniyetsizliğini ifade ediyor. Sorunlarının yöneticiler tarafından görülmediğinin farkındalar. AKP’lilerin de yaptıkları araştırmalarda bunu gördüklerini biliyoruz. O yüzden “Biz belediye başkanlarımızı değiştireceğiz” yönünde bir mesaj paylaşıyorlar. Oysa siz zihniyeti değiştirmezseniz, sadece rant odaklı yerel yöneticilik yaparsanız sorunları çözemezsiniz. Güzel olan ise insanlar bunların farkında.

– CHP’li belediyelerde durum nasıl?

CHP’nin 14 belediyesi var. Bizim belediyelerimizde yaşayan insanların memnuniyet oranıyla AKP’li belediyelerdeki memnuniyet oranı arasında ciddi fark olduğunu gördük. İnsanlar artık mahallesinde kendisini yerinden edecek olan değil yaşam konforunu artıracak olan bir anlayışa oy vereceğini söylüyor.

– CHP İstanbul’da sürpriz bir aday açıklayabilir mi?

Bu süreci tüm İstanbul örgütüyle ve elbette kamuoyu araştırmalarında desteklenen isimlerle yürüteceğiz. İstanbul adayını İstanbul örgütü ve İstanbul halkı belirleyecek. Şu ana kadar 8 yerel yönetim çalıştayı yaptık. Örgütün tüm katmanlarıyla fikir alışverişinde bulunduk. Vatandaşların da saha ölçümleriyle düşüncelerini alıyoruz. İlçeleri 6 ana bölüme ayırdık. Hangi profilde adayların doğru olduğunu isimleri de ekleyerek genel merkeze sunacağız.

“KİM OLURSA OLSUN’

– AKP’de İstanbul için Binali Yıldırım ismi konuşuluyor.

Kim gelirse gelsin biz kendi adayımızla ve yapacaklarımızla ilgileniyoruz. Kente yaraşır, kent kimliğini yeniden ortaya çıkaracak, kenti ve geleceği kurtarmaya yönelik bir adayla ortaya çıkacağız. AKP’nin adayı kim olursa olsun Tayyip Erdoğan’ın adaymış gibi yansıtılacağını tahmin ediyoruz. Bizim için adaylarının kim olacağının önemi yok. Ölçümlerde gördük ki AKP’ye ve liderine oy vereceğini söyleyen seçmenlerin aday Tayyip Erdoğan bile olsa sonuca etkisi olmayacak. AKP’ye yerelde oy veren seçmenlerin yüzde 17’lik kısmı “Ben başka partiye oy verebilirim” diyor. Bizim gündemimiz sadece İstanbul olacak.

Sorunların başında trafik ekonomi ve barınma var

–  Veri analiz çalışmalarında İstanbullunun en büyük şikayeti ne çıkıyor?

Biz ekonomi olacağını düşünmüştük ama analizlerde İstanbul’da en büyük sıkıntının trafik olduğu ortaya çıktı. Bu sorunun çözülmesini istiyorlar. İkinci sırada ise ekonomik kaygılar geliyor. Üçüncü sırada da İstanbul halkının ciddi bir barınma sorunu olduğunu görüyoruz.

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ Masasındaki dosyaları gösteren Canan Kaftancıoğlu, “Bu projeleri hayata geçirirlerse kent yok olur. Köprüden önceki son çıkıştayız” dedi.

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Masasındaki dosyaları gösteren Canan Kaftancıoğlu, “Bu projeleri hayata geçirirlerse kent yok olur. Köprüden önceki son çıkıştayız” dedi.

‘KENT ANAYASASI OLACAK’

– “Adayım Sensin İstanbul” sloganıyla başlattığınız çalışma neler içeriyor?

“Adayım Sensin İstanbul” diye video yayınladık. İstanbul’da yaşayan herkesin kentin yönetiminde kendisini görecekleri ve süreç içinde olacaklarını göstermek istedik. 24 Haziran’daki umut öfkeye dönüştü. Öfkeyi umuda dönüştürmenin yolu seçmende bir merak uyandırmaktadır. Yerel seçimlere AKP’den daha önce çalışmaya başladığımız seçmenler görsün istedik. “Adayım Sensin İstanbul” internet adresinde ise “İstanbul Kent Anayasası” taslağı var. İstanbul halkının da o anayasaya katkılarını önerilerini alıp son halini oluşturacağız.

– Masanızdaki dosyalarda neler var…

İstanbul’da yapılmak istenen projeler. Kenti yok etmeye doğru götürüyorlar. İstanbul’daki askeri alanlar tek tek imara açılıyor ve emsal değişiklikleriyle bir rant yaratılıyor. Yatay mimari methiyeleri düzüp Kuzey Ormanları ve 3. köprü çevresini imara açmayı, yeni rant alanları yaratmayı amaçlıyorlar. Bu projeleri hayata geçirirlerse artık kentte nefes alınabilir hiçbir yer kalmayacak. Her yer beton yığınına dönüşecek. Zaten olduğu kadar oldu ama bu seçim kentin kurtulması anlamında köprüden önceki son çıkış diyorum.

‘HODRİ MEYDAN DİYORUM’

– Sayıştay raporlarındaki usulsüzlükleri mahkemeye taşıdınız. CHP’li belediyelerde de sıkıntı olduğu konuşuluyor.

“Senin hırsızın, benim hırsızım” olmaz. Sayıştay raporunu incelediğimizde korkunç bir yolsuzluk olduğunu görüyoruz. CHP’li belediyelerde aksaklıklar olduğunda da aynı şeyi söyleriz. Kim bu kente karşı suç işliyorsa, halkın bir kuruşuna göz dikiyorsa, parti ayırımı yapmadan bunun üzerine gidelim. Biz AKP gibi aksaklıkları ortaya çıkaranı görevden almayı değil gereğini yapmayı biliriz. Ancak CHP’li belediyeleri yıpratmak için göstermelik, delilsiz iftiraları kabul etmemiz mümkün değildir.

Araştırmalara göre AKP ile İstanbul’da başa başız

– Bazen araştırmalarda sapmalar olabiliyor…

Bu yerel seçimlerde fırsat aralıklarının çok geniş olduğunu düşünüyorum. Diğerlerine göre çok farklı. Şu anda biz AKP ile İstanbul’da başa başız. Zaten o yüzden geçen gün kendi resmi anket şirketleri de “AKP ittifak yapmazsa İstanbul’da kaybedebilir” dedi. Onlar da bu rakamları görüyorlar. Ciddi bir endişeden kaynaklı gider ayak bütün yarım kalan rant projelerini de hayata geçirmeye çalışıyorlar.

OY HIRSIZLIĞINA İZİN VERMEYİZ Canan Kaftancıoğlu, Hande Zeyrek'in sorularını yanıtladı. “24 Haziran'da oy hırsızlığına izin vermedik. Yerel seçimde de vermeyiz” dedi.

OY HIRSIZLIĞINA İZİN VERMEYİZ
Canan Kaftancıoğlu, Hande Zeyrek’in sorularını yanıtladı. “24 Haziran’da oy hırsızlığına izin vermedik. Yerel seçimde de vermeyiz” dedi.

– Başa baş gidiyorsa o farkı aşacak olan etken nedir?

Bugünden hazırlanıyor olmamızın büyük önemi var. Bugüne kadar aday adaylarına “İl başkanıyla aran nasıl? Genel Merkez’de tanıdığın var mı?” denirmiş. Şimdi ben İstanbul İl Başkanı’yım ve bir tane adayım yok. 39 ilçede ve İstanbul’da en doğru adayları çıkarma gibi bir zorunluluğumuz var. Bunu da hayata geçirmek için bir yerel yönetim komisyonu kurduk. Adaylar buraya geliyorlar. İstanbul’a dair yapacaklarını, hayallerini, projelerini anlatıyorlar. Her gün yaklaşık 100 meclis üyesi aday adayıyla projeleri, adaylık gerekçeleri ve geçmişte yaptıkları çalışmalar hakkında görüşme yapıyoruz. Bu görüşmelerle en doğru adayların tespit edilmesi ve belirlenmesi sağlanacak.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok İstanbul’un başkan adayını İstanbullular belirleyecek

Sabah yazarı Endin Ardıç’a suç duyurusu 12 Kasım 2018

CHP İstanbul İl Gençlik Kolları üyeleri, 10 Kasım’da “Gülmek yasaktı” başlıklı yazısında “Genelev de kapalı mıydı, çocuktum, bilmiyorum” ifadelerini kullanan Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç hakkında suç duyurusu yaptı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunda Ardıç’ın Atatürk’ü anma törenlerini Türk ulusunu aşağılayacak ve tahrik edecek bir şekilde yazdığı ifade edildi.  Suç duyurusunda Engin Ardıç’ın “Atatürk’ün hatırasına hakaret” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarını işlediği vurgulandı.

FOTO:SÖZCÜ

FOTO:SÖZCÜ

“FETÖ KUMPASLARINI DESTEKLİYORDU”

İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklama yapan Gençlik Kolları İl Başkanı Burkay Düzce, Mustafa Kemal Atatürk’ün bir kesimin değil Türk ulusunun önderi olduğunu vurgulayarak Engin Ardıç’ın geçmişte FETÖ kumpaslarına destek verdiğini hatırlattı. Burkay Düzce şunları söyledi: “Dün FETÖ kumpaslarına alkış tutan Engin Ardıç, bugün belirli bir şekilde Türkiye’nin içini boşaltabileceğini düşünüyor. Bizler oldukça, Engin Ardıç ve onun gibi tetikçiler amaçlarına ulaşamayacaklar.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Sabah yazarı Endin Ardıç’a suç duyurusu

Ankara Barosu’nda Cumhur İttifakı 19 Ekim 2018

Genel Kurul, 20-21 Ekim tarihlerinde Yenimahalle Belediyesi Nâzım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde yapılacak. Kongre uyarınca, cumartesi günü önce Baro Başkanı adayları olan Demokratik Sol Avukatlar Grubu’ndan Erinç Sağkan, Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar grubundan Murat Kemal Gündüz ile Baroda Birlik ve Milliyetçi Avukatlar grubunun ortak adayı avukat Gencer Özdemir konuşma yaparak meslektaşlarına seslenecek. Pazar günü ise avukatlar oy kullanmak üzere sandık başına gidecek ve baronun yeni başkanı ile yönetimini belirleyecek.

CUMHUR İTTİFAKI

Öte yandan MHP ve AKP arasındaki Cumhur İttifakı Baro seçimlerine de yansıdı. Önceki seçimlerde ayrı ayrı aday çıkaran AKP’ye yakın Baroda Birlik grubu ile MHP’ye yakın Milliyetçi Avukatlar grupları ittifak yaparak, avukat Gencer Özdemir’i ortak aday gösterdi.

Seçimler öncesinde SÖZCÜ’ye konuşan Demokratik Sol Avukatlar Grubu’nun adayı avukat Erinç Sağkan, yaklaşık 50 yıldır Ankara Barosu seçimlerini kazanan ve yönetenlerin Demokratik Sol Avukatlar Grubu Adayları olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Biz son derece demokratik ve ciddi katılımlı bir ön seçim yaptık. 5 binin üzerinde avukatın katılımıyla temsil hakkı bana ve arkadaşlarıma verildi. Grubumuzun ilkeleri geçmişten bugüne bellidir. Hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı, Atatürkçü ve laik Cumhuriyet’ten yanayız. Bağımsız yargıya, hukukun üstünlüğüne dayalı, temel hak ve özgürlüklere saygılı bir yapıya her zamankinden daha çok ihtiyaç olan bir dönemdeyiz. Bağımsız yargının tehdit altında olduğu bir dönemde, bugüne kadar görülmemiş bir eylemsel tavır içinde olacağız”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Ankara Barosu’nda Cumhur İttifakı