Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Bir tanzimi sorduk bin ah işittik! 20 Şubat 2019

HABER: Uğur Enç /İsmail Akın/ Mehmet Ali Kayacı

Sözcü muhabirleri Kocaeli, Antalya ve Konya’da çiftçinin nabzını tuttu. Tanzim satışla ilgili görüşlerini aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açılan tanzim satış yerleri ile fiyatların yarıya indiğini daha da ineceğini belirterek önümüzdeki günlerde pirinç, bulgur ve mercimek satışının da yapılacağını belirtmişti.  Bu açıklamaların ardından tüketicilerin ürünlere daha ucuza ulaşmasından memnun olan üreticiler, çözüm yolunun da tanzim olmadığını belirterek, üreticinin doğrudan desteklenmesini ve ürünlerin tekelleşmeden tüketiciye ulaşması gerektiğini söylüyor.

ÜRETİM POTANSİYELİMİZİ HAREKETE GEÇİRMELİYİZ

Tanzim satışlarının bu şekilde yapılmasına genel manada karşı olduklarını belirten Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, meyve ve sebzede üreticiler birliğinin çatısı altında 5-6 tane üretici olursa özellik Bursa, İzmir, Antalya, Mersin ve Adana’da üyelerinden aldığı sebzeleri getirip özellikle satış yerleri kurarak pazarcılara, manavlara satılması halinde ticarette fiyat regülasyonu olacağını söyledi. Yıllardan beri aynı şeyi söylediklerini belirten Kiraz, “bakliyata gelirsek aynı şeyi düşünüyorum. Özellikle çiftçilere destek verilmesi gerekiyor. Aracılar çok fazla var ise işte bakliyatta daha çok tekelleşme var özellikle birkaç kişi topluyor. Ama esas mesele girdilerin pahalılığı. Tarımda çiftçilerin kullandığı mazot, gübre, tohum, kimyasal ilaç, elektrik, işçilik bunların pahalılığı üretimden kar edememenin sebebidir” diye konuştu.

Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz

TARIM ALANLARI TARIM DIŞINA ÇIKMAMALI

Türkiye’de 5 milyon sulanabilir arazinin bulunduğunu belirten Kiraz, bu arazilerin yetmediğini belirterek şunları ifade etti; “Özellikle endüstride yetmiyor. Pamukta yüzde 50 açığımız var, mısırda zaman zaman 3 milyon ton dışarıdan alıyoruz yetmiyor, soya fasulyesi özellikle hayvan yeminde yüzde 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Türkiye’de kullandığımız 100 birim malın 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Birinci maddemiz sulanabilir alanlarımızı artıramazsak bu sorun ithalat devam eder. Aynı şekilde hayvancılık 300 bin ton açık var. Biz eğer damızlık hayvanla küçük aile şirketlerine bir sistem kuramazsak her yıl artan nüfusa göre yılda 15 bin ton açığımız olacak. Sonuç olarak, tarım alanlarında da bir azalma var ve bunu durdurmamız lazım. Tarım alanları tarım dışına çıkmamalı.”

TANK YAPIYORDUK DOMATES SATIYORUZ

Çiftçinin günü kurtarabilmek için ofis veya alıcılar ne dediyse ona uymak zorunda kaldığını belirten Konyalı Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş ise, Tunceli Ovacık’ı örnek gösterdi. Akbaş, “Tamam, benim Cumhurbaşkanının yanında olduğum yerler var ama mesela 2-3 liraya nohut olur mu? Örnek veriyorum, şuan borsada 3-4 liraya gidiyor. Burada aradakiler ciddi manada kazanıyor ona katılıyorum. Ama çiftçiye de kazandırmıyor. Çiftçiden 3-4 liraya alacaksınız yine 3-4 liraya satacaksınız yine ezilen çiftçi olur arada. Hükümetin tanzim satış yerleri ile uğraşmak yerine hani uçak yapıyorduk, tank yapıyorduk, oradan vites düşürüp domates, salatalık satması bana garip geliyor. Devlet, 16-17 senede şunu yapabilirdi. Tunceli Ovacık’taki başkan tek başına yaptı bunu. Devlet desteği kullanmış olabilir ama bunu yaptı. Ziraat odaları gösteriş, orada olmak için varlar. Bu şekilde bir şeyler yapılabilirdi” dedi.

Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş

GÜBRE SİSTEMİ MAZOTTA UYGULANABİLİR

Çiftçinin aldığı desteğinin gecikmeli verilmesinden şikayet eden Akbaş, “Ürünü şimdi ofise vereceğiz, ofis fiyatı dipten vuruyor. Tüccar geliyor onun o fiyatı verdiğini bildiği için tüccar da çok düşük rakamlara alıyor. 800-900 liraya buğday topladılar, şuan 1.400 lira buğday. Çiftçinin kabahati ne? Ne yapıyor çiftçi, bankadan başak kartla döndürmeye çalışıyor. Ülkenin yüzde 80-90’ı bu şekilde kendini döndürüyor. Gübre sektöründe çok güzel bir sistem kuruldu. Nereden nasıl alacağına dair, ihtiyaca göre veriliyor. Aynı şekilde mazot gübre desteği yerine böyle bir sistem kuracaksın, çiftçiyi de rahatlatacaksın. Neden, çünkü mazot, gübre desteğini alıyor çiftçi, 2018 Kasım ayında aldığı desteği tam bir yıl sonra alıyor. Aradaki açık nereden kapanıyor, bankadan alınan kredi ile. Bu sorunun çözülmesi ve ilk olarak üretimin desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.

TANZİM İYİ TEKELLEŞME KÖTÜ

Tanzim satışının iyi bir şey olduğunu ifade eden Konyalı çiftçi Murat Olgun, “Nohutun en iyisi şuan çiftçide 3 lira ama markete gittiğinizde 12 lira. Aracılar kazanıyor. Mersin’de bir tekelleşme olmuş onlar piyasaya yön veriyorlar. Türk mallarını piyasadan toplamıyorlar, çiftçiyi boğuyorlar. Mal çekildikten sonra baklagilleri 8-10 liraya veriyorlar. Mercimeğin en iyisi şuan 3 lira ama piyasada 6-7 lira, yazık değil mi tüketiciye. Mesela Kanada’nın ülkemizde ajanları var. Türkiye’de çiftçi hangi ürünü ekiyorsa (mercimek, nohut, fasulye) baklagillerde Kanada beşinci ayda eker, biz beşinci ayda biçeriz. Bakıyorlar ki, elimizde çok az yükleniyorlar ekmeye. Bunun gibi, Arjantin, Avustralya, Hindistan var. Baklagillerin dünya çapındaki merkezi Mersin’dir. Rusya, Ukrayna balkan ülkelerinden Mersin’e gelecek. Dünyada en çok tüketen Hindistan ama maalesef en lezzetli ürünler bizde iken bu spekülatörler yüzünden çiftçi olarak bizler sıkıntıya düşüyoruz” dedi.

Çiftçi Murat Olgun

“GEMİLERE MAZOTU KAÇTAN VERİYORSANIZ ONDAN VERİN”

Çiftçinin elinde 100 bin ton, ofisin elinde ise 97 bin ton nohut olduğunu belirten Olgun, “Geçen yıl Arjantin’den Hindistan’a giden malı almayanlar Mersin’de serbest bölgeye getirdiler ve serbest bölgede Türkiye izin vermedi. İzin vermeyince 40 bin ton mal duruyor. Aynı zamanda da Kanada’dan getirdikleri mercimek ve fasulyeyi Orta Anadolu’da toplamış gibi kayıt dışı Mersin Ticaret Borsası’nda makbuz keserek yurt içinde üretilmiş gibi piyasaya arz ediyorlar. Biz şunu istiyoruz, gemilere mazotu kaçtan veriyorsanız ondan verir, başka bir şey istemiyoruz. Ülkemizde bir sürü tohum firmaları var ve proje bazı yeni çeşit geliştiriyorlar. Türkiye’de maalesef 30 yıllık çeşitler ilk onda. Yüzde 70’ini yabancı çeşitler sırtlıyor. Ne hikmetse bizim tohum çeşitliliği onları geçemiyor. Bunu anlamış da değiliz” dedi.

ÜRETİM ARTARSA TANZİME GEREK KALMAZ

Tanzim satış yerlerinden memnun olan bir başka Konyalı çiftçi Mustafa Özkaya ise, “Fiyatların bugün için çiftçiyi etkileyeceğini düşünmüyorum. Hasat zamanı olan Temmuz-Ağustos gibi olmadığı için etkileyeceğini pek düşünmüyorum. Maliyet ya da girdiler düşerse üretim artacaktır, üretim artarsa zaten bu tanzim gibi şeylere gerek kalmaz. Eğer maliyeti düşürür üretimi desteklerlerse, arz talep dengesi de kendiliğinden oluşur” diye konuştu.

ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNİ BAKANLIK NE EKTİĞİNİ BİLMİYOR

Konya Altınekin Ziraat Odası Başkanı Bekir Kağnıcıoğlu’da bakliyatın tanzim satış yerinde sunulmasının çiftçiye zararı olmayacağını belirterek, çiftçiden 5’e alıp 7’ye satılırsa bir sorun oluşturmayacağını söyleyerek şunları ifade etti; “Borsadan uygun fiyata alıyor yüksek kar farkı koyarak kazanç elde ediyorlar. Üretime daha fazla destek verilmesi gerekir. Daha fazla üretmeli, üretmekten zarar gelmez. Tarımda bir programsızlık var. Bu sene mesela soğan para ediyor herkes soğan ekecek bu sefer. Bölge bölge desteklerin olması gerekir. Çiftçi nereden para kazanacaksa onu ekiyor, bunun yerine bölgesel destekle beraber çiftçi ne ekeceğini bilebilmeli. Böyle olursa, bakanlıkta ne üretileceğini bilir planlama ona göre yapılır. Hükümet burada şu an doğru olanı yapıyor. Sistem oturana kadar uzun vadeli olması gerekir. Parayı çiftçi kazansa problem yok, aracılar kazandığı için sorunlar yaşanıyor.”

KOCAELİ PAZARCILAR ODASI BAŞKANI: SEBZE BULDUĞUMUZA DUA EDELİM

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim ise yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçiliğin büyük zarar gördüğünü söyledi. Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim” diye konuştu.

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim

Son günlerde artan sebze fiyatlarına karşı iktidar tanzim satış noktaları oluşturdu. Ankara ve İstanbul’daki tanzim satış noktalarında pazar fiyatlarından ucuza ürün satışı yapılıyor. Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim, artan sebze fiyatları ve tanzim satış noktalarıyla ilgili konuştu. Sebzelerin mevsiminde tüketilmediği için mevsim haricinde yüksek fiyatlara alıcı bulduğunu ifade eden Serim, çiftçiliğe gerekli önem verilmemesi nedeniyle yakında parayla bile olsa sebze, meyve satın alınamayacağını belirtti.

“KIŞIN DOMATES BULABİLİYORSANIZ FİYATINA DA KATLANACAKSINIZ”

Tanzim satış noktalarının uzun soluklu olmayacağını söyleyen Ahmet Serim konuyla ilgili şöyle konuştu: “Meyve ve sebzeciliği en iyi pazarcı esnafı yapar. Ben bu işe 40 yılımı verdim. Ürün az olursa pahalı, çok olursa ucuz olur. Komisyoncunun fiyatı yükseltme tasarrufu olmaz. Bir domatesin ömrü belli, bunun fiyatını yüksek tutabilir misiniz? Domatesi değer kazanması için bekletemezsiniz. Akdeniz’deki ağır kış şartları nedeniyle fiyatlar yüksek. Kışın patlıcan ve biber yemeyin. İlle de yiyecekseniz yaz aylarından hazırlayın. Pazarcıyım, ama patlıcan, biber, araka, bezelye ve taze fasulyeyi yaz aylarında konserve yapıp kışın tüketiyoruz. Eskiden sebzeyi 5’nci aydan itibaren satabilirdik. Ürün ancak o zaman yetişirdi. Şimdi 12 ay boyunca her şey var. Kışın ortasında domates, salatalık, patlıcan bulabiliyorsanız, fiyatına da katlanacaksınız.”

“KİMSE ÇOCUĞUNUN ÇİFTÇİ OLMASINI İSTEMİYOR”

“Aç kalmak istemiyorsak çiftçiliğin bir meslek olduğunu anlamamız lazım” diyen Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim. Kandıralı bir genç belediyeye asgari ücretle işe girmek istiyor. Halbuki 2 tosun büyütse, bir yılda 40 bin lira kazanacak. Çiftçilik yapsa da keza aynı oranda kazanır. Ama gidip asgari ücretle çalışmak istiyor. Kandıra topraklarının 4’te 3’ünde ürün yetiştirilmiyor. Köylerde topraktan altın fışkırıyor, bunu artık görmemiz gerekiyor.”

“CUMHURBAŞKANIMIZI BİRİLERİ YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR”

Cumhurbaşkanımızı galiba birileri yanlış yönlendiriyor diye konuşan Serim, “Haftaya Ankara’ya gideceğiz ve federasyon olarak Cumhurbaşkanımızla görüşüp durumu anlatacağız. Ardından kendi aramızda da bir toplantı yaparak son sürecin nasıl atlatacağımızı konuşacağız. Bu durumu bir zincir olarak düşünmeliyiz. Zincirlerden biri koparsa tüm süreç dağılır. Sebzeciliği Allah’tan başkası endeksleyemez ne belediye başkanları, ne bakan yapamaz. Hava iyi ise ürün iyi alınır, kötüyse ürün yetişmez. Ürün bolsa ucuza yeriz, ürün azsa pahalıya.” dedi.

FAHRİ DURAN: SEÇİME KADAR TANZİM’DEN ZARAR EDERLER

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran da tanzim satışlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Devletin Tanzim satışlardan zarar ettiğini ve bu durumun yerel seçimlere kadar süreceğini söyleyen Duran, “Komisyonculuk zaten gözden çıkarıldı. Muhtemelen Antalya ve Mersin çiftçisi de gözden çıkarıldı. 15-20 milyonluk metropollerde şov yapılıyor.”dedi.

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran, tanzim satışlarıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Seçim manifestosunu komisyoncular üzerinden kurarak her şeye dip yaptırmak isteniyor, tüccarın devletle rekabet edecek durumu yok. Tüccar üreticiden kaça alıyorsa, devlette o paraya alıyor. Ama satarken ucuz satıyor. Tüccar ve marketçi halden pahalı aldığı mal karşılığında devletle rekabet edemez pozisyona gelecek. Bu adamların birde handikapları var. SSK’lı işçileri var, stopaj ve vergi yatırıyorlar. Dükkanların kiraları var. Pazar yerlerinin kiraları var. İster istemez perakende de devletle rekabet edemediğinden dolayı o da fiyatını aşağı çekmek zorunda kalacak. Buda üretici bölgelerindeki fiyatlara otomatikman yansıyacak. “

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran

“YEREL SEÇİME KADAR TANZİMDEN ZARAR EDECEKLER”

Tüccarın, devletle rekabet edemeyeceğini söyleyen Duran, “Devlet bir bakıyorsunuz, Halk Bankası’ndan bir gecede dolar satıyor, zarar ediyor, Osmangazi Köprüsü’ndeki zararı belli. Diğer özelleştirmelerdeki zararları görüyorsunuz. Devlet zarar ediyor her halükarda. Yerel seçimlere kadar bundan da zarar edecektir. Popülist politikalarına da devam edecektir, Ankara ve İstanbul’da. Bu durum Bursa’ya da, İzmir’e de yansır zamanla. Nüfusu 2 milyonun üzerinde olan her yere yansır diye düşünüyorum” diye konuştu.

1 TL 20 KURUŞLUK BİR FARKLA SATIYORLAR.

Tanzim satışı için kendilerinden yardım istendiğini belirten Duran, “Müstahsilden alamadıkları için yardım istediler. Arkadaşlara yardımcı olmak için hale sokup, komisyoncu arkadaşlardan mal alabilirsiniz dedik. Geldiler 2 tır mal yaptılar. Ama komisyoncudan almalarına rağmen kendi ortakları (Tarım ve Kredi Kooperatifi) üzerinden almış gibi kayıtlara geçti. Benim bölgemdeki aldıkları fiyatlarla ve maliyetlerle, navlundur, plastik kasadır, işçiliği içine koydukları vakit satışı arasında yaklaşık, 1 -1 TL 20 kuruşluk bir farkla malı satıyorlar. “ dedi.

 

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Bir tanzimi sorduk bin ah işittik!

Son dakika… Erdoğan, Bahçeli’yi kabul etti 26 Aralık 2018

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda basına kapalı gerçekleşen kabul, saat 16.00’da başladı.  Erdoğan ile Bahçeli, son görüşmelerini 21 Kasım’da gerçekleştirmişti.
ANKARA (AA)

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Son dakika… Erdoğan, Bahçeli’yi kabul etti

CHP’den ‘sokak’ açıklaması! 25 Aralık 2018

Altay, TBMM Genel Kurulunda 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin görüşmelerinin son gününde CHP Grubu adına söz aldı. Bir ilçe emniyet müdürünün, tarihi eser kaçakçılığından tutuklandığına yönelik son dakika haberi geldiğini belirten Altay, “Türkiye’nin geldiği hale bakın” ifadesini kullandı. Hz. Ömer’in, “Adalet olmadıkça yönetimin, edep olmadıkça asaletin, cömertlik olmadıkça zenginliğin faydası olmaz.” dediğini anlatan Altay, bu bütçenin adalet, edep ve cömertlik yoksunu, tefessüh bütçesi olduğunu savundu.

İLGİLİ HABERSon dakika.. Vatandaştan Erdoğan ve Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusu!Son dakika.. Vatandaştan Erdoğan ve Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusu!

“MUTASYONA UĞRADI”

AKP’nin, özellikle 2008 sonrası adeta bir mutasyona uğradığını ortaya koymak için yüzlerce belge, yüzlerce rakamın sayılabileceğini iddia eden Altay, bugün Türkiye’de hiç kimsenin, yerleşme, seyahat, din, vicdan, düşünce ve kanaati açıklama, bilim ve sanat yapma, basın, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, mülkiyet, ispat hakkı, çalışma ve grev özgürlüğünden tam olarak söz edemeyeceğini ileri sürdü. Milletin adeta cinnet geçirdiğini savunan Altay, “Bırakın insanı, hayvanlara işkence yapma modası ürettiniz. Bu, topluma geçirttiğiniz cinnetin bir sonucudur. Fuhuştaki artıştan TÜİK rakamlarına göre haberiniz yok mu? Bu bir sosyal tefessüh değildir de nedir?” diye sordu.

İLGİLİ HABERMilliyet yazarından SÖZCÜ yorumu: Vallahi ayıp, billahi günahMilliyet yazarından SÖZCÜ yorumu: Vallahi ayıp, billahi günah

ÇÖLAŞAN VE DOĞRU’YU HATIRLATTI

Gazeteciler Emin Çölaşan ve Necati Doğru’nun, FETÖ iddianamesine sokulduğunu ifade eden Altay, “Fatih Portakal’ı hangi iddianameye sokacak, merak ediyorum, Portakal’a FETÖ pek uymayabilir, muhtemelen DHKP-C iddianamesine sokar.” dedi.

“SOKAKTAN KORKMASINA GEREK YOK”

“Yakmadan, yıkmadan, kırmadan, dökmeden sokağın demokrasi olduğunu” kaydeden Altay, şöyle devam etti:

“Sokak olmasa şimdi FETÖ’cüler burada oturuyordu. Sokak korkusu, sokak paranoyası, Gezi paranoyası ya da Gezi istismarı. Erdoğan’da Gezi paranoyası mı var Gezi istismarı mı yapacak, orayı merak ediyorum. Erdoğan şunu çok iyi biliyor: Sokakları bazen terör örgütleri, bazen de karanlık güçler terörize eder. Sokakları her zaman terör örgütleri terörize etmez. 6-7 Eylül olayları terör örgütlerinin işi değildir, karanlık güçlerin işidir. Bu tezgahlara düşmeyelim. Erdoğan, demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu ya öğrenecek ya öğrenecek, bunun ortası yok. Sokağı terörize eden alçaktır ama ekmek, aş, zamları protesto etmek için barışçıl bir şekilde ‘Açım, ekmek istiyorum.’ diyen adama terörist diyen de aynı şekilde namerttir, alçaktır. Sokağa demokrasi talebi için de ekonomik talep için de kültürel, sosyal talepler için de çıkılır. Başörtüsü mağduru kardeşlerimiz sokağa çıktıklarında terörist miydi? Erdoğan’a demokrasi dışı yolla yapılacak her türlü hamlede sizden önce biz onu durdururuz, merak etmeyin. Erdoğan’ın sokaktan korkmasına gerek yok, Erdoğan bence sandıktan korksun.” AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok CHP’den ‘sokak’ açıklaması!

Kanal İstanbul’un hukuki statüsü açıklandı: İç su yolu 5 Aralık 2018

Kanal İstanbul’un statüsünün ne olacağı sorusuna yanıt, Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan’dan geldi.  İyi Parti Bursa Milletvekili Ahmet Erozan’ın soru önergesini yanıtlayan Turhan, Kanal İstanbul’un “uluslararası ulaşıma açık” olacağını, ancak geçiş rejiminin “iç su yolu” olması nedeniyle, Türkiye’nin yetkisinde kalacağını kaydetti. Turhan, soru önergesine yanıtında şöyle dedi;

“Uluslararası ulaşıma açık bir iç suyolu olarak planlanan Kanal İstanbul Projesi’nin geçiş rejiminin, uluslararası hukuk temelinde Türkiye’nin kendi iç hukukuyla düzenlenebilmesi ve Türkiye’nin bir iç suyolu olması hasebiyle buradaki geçiş koşullarının belirlenmesi, ülkemizin münhasır yetkisinde bulunmaktadır.”

Turhan, Kanal İstanbul’dan tanker, konteyner, yolcu ve ticaret gemilerinin geçiş yapacağını da kaydederek, şu ifadeyi kullandı; “Kanal İstanbul’dan tanker, kanteyner, yolcu vb ticari gemilerin geçmesi öngörülmektedir. Geçişine izin verilecek gemi tip ve sınıflarına göre alınaak ücretlendirme işlemleri hakkındaki çalışmalar ile seyir emniyetine yönelik teknik ve idari çalışmalar da devam etmektedir”

Turhan’ın yanıtı, Montrö ile yabancı savaş gemilerinin geçişine kontrollü izin verilen İstanbul Boğazı’nın aksine, Kanal İstanbul’dan yabancı savaş gemisi geçişinin olmayacağını da ortaya koydu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Kanal İstanbul’un hukuki statüsü açıklandı: İç su yolu

Dolar/TL ne kadar oldu? (30.11.2018) 1 Aralık 2018

Birçok yatırımcı Powell’ın açıklamalarını Fed’in üç yıllık sıkılaştırma döngüsünün sona yaklaşmakta olduğunun sinyali olarak nitelendirdiler.

30 KAS 08:02 30 KAS 08:02 Dolar ne kadar oldu? Dolar/TL 5.1572/5.1551'ten, Euro/TL 5.8710/5.8763'ten işlem görüyor.

 

Bir bankacı, “TL gelişmekte olan ülke para birimleri arasında en iyi performansı gösteriyor. Ancak TL’nin pozitif ayrışması bugüne özel değil, Eylül’den bu yana TCMB’nin uyguladığı sıkı para politikası ve dış ilişkilerdeki iyileşme sonucunda TL değerleniyor. Bunun devamında Fed’den faiz artırım beklentilerinin azalması da en çok TL’ye yarıyor. Küresel konjonktürün destekleyici olduğu, dış ilişkilerde pürüz çıkmadığı ve para politikasında sıkı duruş sürdüğü sürece koşullar TL açısından pozitif olur” dedi.

Aynı bankacı bu çerçevede G20 zirvesi kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in yapacağı görüşmelerin izleneceğini söyleyerek, “Tabii görüşmelerden ne çıkacağını bilmiyoruz, Suriye ve Çin’in dış ticaret meseleleri risk yaratabilir” dedi.

REUTERS

Yorum yok Dolar/TL ne kadar oldu? (30.11.2018)

Erdoğan: Bunu ancak eroin alan biri yapar 20 Kasım 2018

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1. Dünya Savaşı’nı bitiren ateşkesin 100. Yıldönümü törenleri için gittiği Paris’ten dönüşünde, kendisini izleyen gazetecilerin sorularını cevapladı.

HERHALDE EROİN ALMIŞ

Erdoğan, gazetecilerin sorularına şu cevapları verdi:

Kral Selman değil ama üst düzey: “Kaşıkçı cinayetini konuşurken görüşmemize Merkel ile Macron’u da dahil ettik. Bu cinayetin önceden planlanmış olduğu; emrin Suud’daki üst makamlardan geldiği ortada. Kendisine sonsuz saygı duyduğum Hadim’ül-Harameyn Kral Selman hakkında benim bu tür bir şey düşünmem asla mümkün değil. Ancak biz, talimatı verenin kim olduğunun da ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Katilleri sağda solda aramaya gerek olmadığını Sayın Trump’a da söyledim. Katiller bu 18’in (cinayet öncesi Türkiye’ye gelen 15 kişi de dahil, Suudi Arabistan’da görevden alınanlar) içindedir. Cinayet talimatını kimin verdiği de ortaya çıkarılmalıdır. Kaşıkçı’nın cesedinin akıbeti ne oldu? Gömüldü ise nereye defnedildi? Yoksa parçalanıp kaçırıldı mı? Bizler uluslararası düzeyde de bu olayın takipçisi olacağız.”

Ses kayıtlarını hepsine dinlettik: “Biz bu cinayetle ilgili ses kayıtlarını bizden isteyenlerin hepsine dinlettik. İstihbarat örgütümüz hiçbir şeyi saklamadı. Suudiler dahil, ABD, Fransa, Kanada, Almanya, İngiltere kim istediyse hepsine dinlettik. Kayıt gerçekten bir felaket. Hatta Suudilerin istihbaratçısı, kaydı dinlediğinde, ‘Herhalde bu eroin almış; bunu ancak eroin alan birisi yapar’ diyecek kadar şok oldu.”

Liderler ciddi rahatsız oldu: “(Ses kayıtlarının dinleyen liderlerin) Reflekslerinden hareketle, bu cinayetten çok ciddi manada rahatsız olduklarını hissediyorum. Sayın Trump’ta, Sayın Merkel’de ve Sayın Makron’da da bunu müşahede ettim. Kendi istihbaratlarının verdiği bilgilerle bu işi çok daha farklı bir konuma oturtacaklardır. ABD Kongresi de, bu konuda CIA’dan bilgilendirme istedi. Bu bilgilendirme yapılınca bakışın değişeceğini düşünüyorum.”

HALKBANK KONUSU

“Daha önceki telefon görüşmemizden sonra Sayın Trump, 24 saat içinde Hazine Maliye Bakanı’na talimatı verdi ve bakan da bizim Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Bey’i aradı. Bu konunun halli ile ilgili olarak neler yapılabileceği konusunu görüştüler. Fakat daha sonra farklı bir gelişme olunca, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Bey Sayın Pompeo ile görüştü. Washington’dan New York’a kaydırılması söz konusuydu. Ben dün akşam söyleyince Trump, ‘Ben döner dönmez talimatı vereceğim. Ben bu işin bittiğini zannediyorum, niye bu kadar uzadı’ dedi.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Erdoğan: Bunu ancak eroin alan biri yapar

İstanbul’un başkan adayını İstanbullular belirleyecek 14 Kasım 2018

Yerel seçimlerde en büyük yarışın yaşanacağı büyükşehirlerin başında gelen İstanbul’da partilerin adaylarının kimler olacağı tartışılıyor… CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu işi çok sıkı tuttuklarını, veri analizleriyle 39 ilçenin adeta MR’ını çektiklerini anlattı. Kaftancıoğlu herkesin merakla beklediği İstanbul adayını CHP İstanbul örgütünün ve halkın belirleyeceğini söyledi.

‘RAKAMLAR ORTADA’

– Daha önce “Giderayak İstanbul’a ihanetten vazgeçin” dediniz. Gideceklerinden nasıl bu kadar eminsiniz?

Bunu, yaptığımız kamuoyu araştırmaları ve rakamlar bize gösteriyor. 10 ay önce göreve geldiğim gün yerel seçim için çalışmalara başlamıştım. İstanbul’un 39 ilçesinin MR’ını çekiyoruz. Seçmen yapısını, davranışını, sorunlarını, ilçe belediyelerinden memnuniyetlerini ve beklentilerini araştırdık. CHP’ye oy verme davranışları nasıl gelişebilir, nasıl bir aday profili olmalı gibi verilerle bütün ilçelerimizi değerlendiriyoruz. Akademik masamız var. Bu masada da İstanbul’a yapılan ihanetlerin nasıl üstesinden geleceğimiz ve bu kenti nasıl yöneteceğimize dair çalışma yürütülüyor. İstanbul örgütünün tüm katmanlarında yaptığımız çalıştaylarla bu masalar entegre bir şekilde ilerliyor.

‘2019'DA DAHA ÇOK KADIN ADAY GÖRECEĞİZ' Yerel seçim hazırlıklarına başlayan CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, kenti sokak sokak geziyor. Halkın derdini dinliyor. Kaftancıoğlu, “Her bölgede bir kadın belediye başkanı olması İstanbul için kazanımdır. Hedefimiz bu” diyor.

‘2019’DA DAHA ÇOK KADIN ADAY GÖRECEĞİZ’
Yerel seçim hazırlıklarına başlayan CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, kenti sokak sokak geziyor. Halkın derdini dinliyor. Kaftancıoğlu, “Her bölgede bir kadın belediye başkanı olması İstanbul için kazanımdır. Hedefimiz bu” diyor.

‘ZİHNİYET DEĞİŞMELİ’

– Veri analizlerinden çıkan sonuç nedir?

28 ilçenin analizleri tamamlandı. 39 ilçenin 25’i AKP’li belediyeler tarafından yönetiliyor. AKP’li belediyelerin yönettiği ilçelerde şunu görüyoruz ki artık AKP’ye oy veren seçmen rahatlıkla memnuniyetsizliğini ifade ediyor. Sorunlarının yöneticiler tarafından görülmediğinin farkındalar. AKP’lilerin de yaptıkları araştırmalarda bunu gördüklerini biliyoruz. O yüzden “Biz belediye başkanlarımızı değiştireceğiz” yönünde bir mesaj paylaşıyorlar. Oysa siz zihniyeti değiştirmezseniz, sadece rant odaklı yerel yöneticilik yaparsanız sorunları çözemezsiniz. Güzel olan ise insanlar bunların farkında.

– CHP’li belediyelerde durum nasıl?

CHP’nin 14 belediyesi var. Bizim belediyelerimizde yaşayan insanların memnuniyet oranıyla AKP’li belediyelerdeki memnuniyet oranı arasında ciddi fark olduğunu gördük. İnsanlar artık mahallesinde kendisini yerinden edecek olan değil yaşam konforunu artıracak olan bir anlayışa oy vereceğini söylüyor.

– CHP İstanbul’da sürpriz bir aday açıklayabilir mi?

Bu süreci tüm İstanbul örgütüyle ve elbette kamuoyu araştırmalarında desteklenen isimlerle yürüteceğiz. İstanbul adayını İstanbul örgütü ve İstanbul halkı belirleyecek. Şu ana kadar 8 yerel yönetim çalıştayı yaptık. Örgütün tüm katmanlarıyla fikir alışverişinde bulunduk. Vatandaşların da saha ölçümleriyle düşüncelerini alıyoruz. İlçeleri 6 ana bölüme ayırdık. Hangi profilde adayların doğru olduğunu isimleri de ekleyerek genel merkeze sunacağız.

“KİM OLURSA OLSUN’

– AKP’de İstanbul için Binali Yıldırım ismi konuşuluyor.

Kim gelirse gelsin biz kendi adayımızla ve yapacaklarımızla ilgileniyoruz. Kente yaraşır, kent kimliğini yeniden ortaya çıkaracak, kenti ve geleceği kurtarmaya yönelik bir adayla ortaya çıkacağız. AKP’nin adayı kim olursa olsun Tayyip Erdoğan’ın adaymış gibi yansıtılacağını tahmin ediyoruz. Bizim için adaylarının kim olacağının önemi yok. Ölçümlerde gördük ki AKP’ye ve liderine oy vereceğini söyleyen seçmenlerin aday Tayyip Erdoğan bile olsa sonuca etkisi olmayacak. AKP’ye yerelde oy veren seçmenlerin yüzde 17’lik kısmı “Ben başka partiye oy verebilirim” diyor. Bizim gündemimiz sadece İstanbul olacak.

Sorunların başında trafik ekonomi ve barınma var

–  Veri analiz çalışmalarında İstanbullunun en büyük şikayeti ne çıkıyor?

Biz ekonomi olacağını düşünmüştük ama analizlerde İstanbul’da en büyük sıkıntının trafik olduğu ortaya çıktı. Bu sorunun çözülmesini istiyorlar. İkinci sırada ise ekonomik kaygılar geliyor. Üçüncü sırada da İstanbul halkının ciddi bir barınma sorunu olduğunu görüyoruz.

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ Masasındaki dosyaları gösteren Canan Kaftancıoğlu, “Bu projeleri hayata geçirirlerse kent yok olur. Köprüden önceki son çıkıştayız” dedi.

KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ
Masasındaki dosyaları gösteren Canan Kaftancıoğlu, “Bu projeleri hayata geçirirlerse kent yok olur. Köprüden önceki son çıkıştayız” dedi.

‘KENT ANAYASASI OLACAK’

– “Adayım Sensin İstanbul” sloganıyla başlattığınız çalışma neler içeriyor?

“Adayım Sensin İstanbul” diye video yayınladık. İstanbul’da yaşayan herkesin kentin yönetiminde kendisini görecekleri ve süreç içinde olacaklarını göstermek istedik. 24 Haziran’daki umut öfkeye dönüştü. Öfkeyi umuda dönüştürmenin yolu seçmende bir merak uyandırmaktadır. Yerel seçimlere AKP’den daha önce çalışmaya başladığımız seçmenler görsün istedik. “Adayım Sensin İstanbul” internet adresinde ise “İstanbul Kent Anayasası” taslağı var. İstanbul halkının da o anayasaya katkılarını önerilerini alıp son halini oluşturacağız.

– Masanızdaki dosyalarda neler var…

İstanbul’da yapılmak istenen projeler. Kenti yok etmeye doğru götürüyorlar. İstanbul’daki askeri alanlar tek tek imara açılıyor ve emsal değişiklikleriyle bir rant yaratılıyor. Yatay mimari methiyeleri düzüp Kuzey Ormanları ve 3. köprü çevresini imara açmayı, yeni rant alanları yaratmayı amaçlıyorlar. Bu projeleri hayata geçirirlerse artık kentte nefes alınabilir hiçbir yer kalmayacak. Her yer beton yığınına dönüşecek. Zaten olduğu kadar oldu ama bu seçim kentin kurtulması anlamında köprüden önceki son çıkış diyorum.

‘HODRİ MEYDAN DİYORUM’

– Sayıştay raporlarındaki usulsüzlükleri mahkemeye taşıdınız. CHP’li belediyelerde de sıkıntı olduğu konuşuluyor.

“Senin hırsızın, benim hırsızım” olmaz. Sayıştay raporunu incelediğimizde korkunç bir yolsuzluk olduğunu görüyoruz. CHP’li belediyelerde aksaklıklar olduğunda da aynı şeyi söyleriz. Kim bu kente karşı suç işliyorsa, halkın bir kuruşuna göz dikiyorsa, parti ayırımı yapmadan bunun üzerine gidelim. Biz AKP gibi aksaklıkları ortaya çıkaranı görevden almayı değil gereğini yapmayı biliriz. Ancak CHP’li belediyeleri yıpratmak için göstermelik, delilsiz iftiraları kabul etmemiz mümkün değildir.

Araştırmalara göre AKP ile İstanbul’da başa başız

– Bazen araştırmalarda sapmalar olabiliyor…

Bu yerel seçimlerde fırsat aralıklarının çok geniş olduğunu düşünüyorum. Diğerlerine göre çok farklı. Şu anda biz AKP ile İstanbul’da başa başız. Zaten o yüzden geçen gün kendi resmi anket şirketleri de “AKP ittifak yapmazsa İstanbul’da kaybedebilir” dedi. Onlar da bu rakamları görüyorlar. Ciddi bir endişeden kaynaklı gider ayak bütün yarım kalan rant projelerini de hayata geçirmeye çalışıyorlar.

OY HIRSIZLIĞINA İZİN VERMEYİZ Canan Kaftancıoğlu, Hande Zeyrek'in sorularını yanıtladı. “24 Haziran'da oy hırsızlığına izin vermedik. Yerel seçimde de vermeyiz” dedi.

OY HIRSIZLIĞINA İZİN VERMEYİZ
Canan Kaftancıoğlu, Hande Zeyrek’in sorularını yanıtladı. “24 Haziran’da oy hırsızlığına izin vermedik. Yerel seçimde de vermeyiz” dedi.

– Başa baş gidiyorsa o farkı aşacak olan etken nedir?

Bugünden hazırlanıyor olmamızın büyük önemi var. Bugüne kadar aday adaylarına “İl başkanıyla aran nasıl? Genel Merkez’de tanıdığın var mı?” denirmiş. Şimdi ben İstanbul İl Başkanı’yım ve bir tane adayım yok. 39 ilçede ve İstanbul’da en doğru adayları çıkarma gibi bir zorunluluğumuz var. Bunu da hayata geçirmek için bir yerel yönetim komisyonu kurduk. Adaylar buraya geliyorlar. İstanbul’a dair yapacaklarını, hayallerini, projelerini anlatıyorlar. Her gün yaklaşık 100 meclis üyesi aday adayıyla projeleri, adaylık gerekçeleri ve geçmişte yaptıkları çalışmalar hakkında görüşme yapıyoruz. Bu görüşmelerle en doğru adayların tespit edilmesi ve belirlenmesi sağlanacak.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok İstanbul’un başkan adayını İstanbullular belirleyecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kaşıkçı makalesi: Emri Kral Selman’ın verdiğine inanmıyorum 4 Kasım 2018

Kaşıkçı cinayetini ‘önceden planlı’ olarak nitelendiren Erdoğan, Suudi Arabistan’ın tetikçileri değil, cinayet emrini vereni yakalaması gerektiği mesajı verdi. Erdoğan, Suudi yetkililerin cinayet konusundaki soruşturmada oyalama taktiklerine başvurduklarına da vurgu yaparak, cinayetten yaklaşık bir hafta sonra İstanbul’dan ülkesine giden başkonsolosun, Suudi Arabistan’da neden tutuklanmadığını da sordu.

BAŞKAN DEVİREN SKANDALA BENZETTİ

Erdoğan’ın yazıda Kaşıkçı cinayetini, ABD’de Başkan deviren Watergate skandalına benzetmesi de dikkat çekti. (ABD’deki bu skandalda, Demokrat Parti’nin Washington’da bulunan Watergate binasında kendilerine hırsız süsü vermiş kişilerce dinleme cihazı yerleştirildiği ortaya çıkarılmış, cihazları yerleştirme emrinin ise bizzat Cumhuriyetçi Başkan Richard Nixon’dan geldiği belirlenmişti. Nixon, olayın ortaya çıkması üzerine Başkanlık görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.)

Erdoğan yazısında, Kaşıkçı cinayeti ile Watergate skandalı arasındaki benzerliği şu ifadelerle kurdu:

“Nasıl Watergate skandalı bir hırsızlık olayından daha büyükse ve 11 Eylül terör saldırıları uçakları kaçıran kişilerden ibaret değilse, Cemal Kaşıkçı cinayetinde de bir avuç güvenlik görevlisinden çok daha fazla kişinin parmağı vardır. Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi üyeleri olarak Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kuklacıları teşhis etmek ve olayı örtbas etmeye çalışan Suudi yetkililerin kime güvenerek bu hareketleri yaptığını ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz.”

‘KASITLI BİR OYALAMA TAKTİĞİ’

Erdoğan’ın yazısında dikkat çeken bir diğer unsur ise, geçen hafta İstanbul’a soruşturmayı derinleştirmek bahanesiyle gelen Suudi Arabistan başsavcısını açıkça eleştirmesi oldu.

Başsavcı’nın Türk yetkililerinin soruşturmaya ilişkin hiçbir sorusuna yanıt vermediğini vurgulayan, bunun yerine Türk yetkilileri Suudi Arabistan’a davet eden başsavcıyı oyalama taktiklerine başvurmakla suçlayan Erdoğan, “Bu hafta İstanbul’a gelerek muhatabıyla görüşen Suudi savcının soruşturmaya destek olmayı ve en basit sorulara bile cevap vermeyi reddetmesi çok üzücüdür. Kendisinin Türk savcıları ek görüşmeler için Suudi Arabistan’a davet etmesi, umutsuz ve kasıtlı bir oyalama taktiği olarak değerlendirilmiştir” dedi.

‘SUUDİ KONSOLOSU NEDEN TUTUKLAMADINIZ?’

Erdoğan’ın soruşturma konusundaki bir diğer vurgusu ise, Kaşıkçı’nın öldürüldüğü İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki en yetkin Suudi görevli olan Suudi Arabistan Başkonsolosu’nun tutuklanmaması konusunda oldu. Erdoğan, “Bazı Suudi yetkililerin, dostluğumuzun gerektirdiği biçimde adalet davasına hizmet etmek yerine Kaşıkçı’nın kurban gittiği planlı cinayetin üstünü örtme çabalarını şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık. 18 şüpheliyi derdest eden Riyad’ın medyaya yalan söyleyen ve kısa bir süre sonra Türkiye’den kaçan Suudi konsolosa yönelik hiçbir adım atmaması endişe vericidir” ifadesini kullandı.

YAZININ TAM METNİ

Erdoğan’ın Washington Post’ta yayınlanan yazısının tam metni şöyle:

“Hikâyeyi hepimiz iyi biliyoruz: Suudi gazeteci ve aile babası Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim günü Suudi Arabistan’ın İstanbul’da bulunan başkonsolosluğuna evlilik işlemleri için girdi. Hiç kimse, kendisini binanın dışında bekleyen nişanlısı bile, O’nu bir daha görmedi.

Türkiye, yaşanan olayı tüm yönleriyle aydınlatmak için geçtiğimiz bir aylık süre zarfında elindeki tüm imkânları seferber etti. Bu gayretlerimiz neticesinde tüm dünya Kaşıkçı’nın soğukkanlı biçimde bir suikast timi tarafından öldürüldüğünü öğrendi. Cinayetin önceden planlandığı kesin olarak ortaya çıktı.

Öte yandan bu detaylardan daha önemsiz olmayan bazı soruların yanıt bulması, bu menfur olayı daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. Kaşıkçı’nın cenazesi nerededir? Suudi yetkililerin cenazeyi teslim ettiklerini öne sürdükleri ‘yerel işbirlikçi’ kimdir? Bu ince ruhlu insanın katil emrini kim vermiştir? Maalesef Suudi makamları bu soruları yanıtlamayı reddetmektedir.

Cinayeti işleyenlerin Suudi Arabistan’da derdest edilen 18 şüphelinin içinde olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde bu şahısların kendilerine verilen ‘Kaşıkçı’yı öldürme ve Türkiye’den ayrılma’ emirlerini yerine getirmek üzere geldiğini de biliyoruz. Son olarak Kaşıkçı’nın katil emrinin Suudi hükümetinin en üst makamlarından geldiğini de iyi biliyoruz.

Bazılarının bu olayı zamanla unutup gidecek bir “problem” olarak gördüğü izlenimini ediniyoruz. Ancak biz, hem Türkiye’de devam eden kriminal soruşturma hem de Kaşıkçı’nın ailesi ve sevdikleri için büyük önem taşıyan bu soruları sormaya devam edeceğiz. Kaşıkçı’nın katlinin üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen cenazesinin nerede olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Kendisi, en azından İslamî usûllere uygun şekilde defnedilmeyi hak etmektedir. O’nun ailesine ve Washington Post gazetesindeki çalışma arkadaşlarının da aralarında olduğu dostlarına, bu onurlu adama veda etme ve saygılarını sunma imkânını vermek boynumuzun borcudur. Dünyanın aynı soruları sormaya devam etmesi amacıyla elimizde bulunan kanıtları Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere tüm dost ve müttefik ülkelerle paylaştık.

Sorularımızın cevaplarını ararken, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın dostça ilişkiler içinde olduğunu vurgulamak isterim. Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi emrini Hadim ül-Haremeyn Kral Salman’ın verdiğine inanmam kesinlikle mümkün değildir. Dolayısıyla bu cinayetin, Suudi Arabistan’ın resmi politikasını yansıttığına inanmak için de herhangi bir sebep bulunmamaktadır. Bu itibarla Kaşıkçı cinayetini iki ülke arasında bir ‘problem’ olarak görmek yanlış olacaktır. Öte yandan Riyad’la uzun yıllara dayanan dostluğumuzun, gözlerimizin önünde işlenen bu planlı cinayeti görmezden geleceğimiz anlamına gelmemektedir. Kaşıkçı’nın öldürülmesinin izahı mümkün değildir. Bu suç Amerika Birleşik Devletleri’nde veya bir başka ülkede işlenseydi, o ülkenin makamları yaşanan olayı aydınlatırlardı. Bizim farklı bir davranış sergilememiz söz konusu değildir.

Hiç kimse bir daha bir NATO müttefikinin topraklarında böyle bir suç işlemeye cüret etmemelidir. Eğer bu uyarı gözardı edenler olursa, çok ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacaklardır. Kaşıkçı cinayeti Konsolosluk İşleri Hakkında Viyana Sözleşmesi’nin açık bir ihlali ve suistimalidir. Sorumluların cezalandırılmaması hâlinde gelecek için çok tehlikeli bir emsal teşkil edecektir.

Bu nedenle bazı Suudi yetkililerin, dostluğumuzun gerektirdiği biçimde adalet davasına hizmet etmek yerine Kaşıkçı’nın kurban gittiği planlı cinayetin üstünü örtme çabalarını şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık. 18 şüpheliyi derdest eden Riyad’ın medyaya yalan söyleyen ve kısa bir süre sonra Türkiye’den kaçan Suudi konsolosa yönelik hiçbir adım atmaması endişe vericidir. Aynı şekilde bu hafta İstanbul’a gelerek muhatabıyla görüşen Suudi savcının soruşturmaya destek olmayı ve en basit sorulara bile cevap vermeyi reddetmesi çok üzücüdür. Kendisinin Türk savcıları ek görüşmeler için Suudi Arabistan’a davet etmesi, umutsuz ve kasıtlı bir oyalama taktiği olarak değerlendirilmiştir.

Nasıl Watergate skandalı bir hırsızlık olayından daha büyükse ve 11 Eylül terör saldırıları uçakları kaçıran kişilerden ibaret değilse, Cemal Kaşıkçı cinayetinde de bir avuç güvenlik görevlisinden çok daha fazla kişinin parmağı vardır. Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi üyeleri olarak Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kuklacıları teşhis etmek ve olayı örtbas etmeye çalışan Suudi yetkililerin kime güvenerek bu hareketleri yaptığını ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kaşıkçı makalesi: Emri Kral Selman’ın verdiğine inanmıyorum

2018 KYK burs ve kredi başvuruları ne zaman başlayacak? 9 Ekim 2018

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu yurt içinde ve yurt dışında yüksek öğrenim gören öğrencilere burs/öğrenim kredisi veriyor. Öğrenciler merakla KYK kredi ve burs başvuru tarihlerini ve bu seneki ödenecek miktarları bekliyor. İşte KYK kredi ve bursu hakkında ayrıntılar…

KYK BURS VE KREDİ BAŞVURU İŞLEMLERİ NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

Üniversitelerin yatay, dikey geçiş, doktora ve yüksek lisans öğrenci işlemleri tamamlandıktan sonra KYK kredi ve burs başvurularının başlayacağı tahmin ediliyor. Buna göre başvuruların Ekim ya da Kasım ayında başlaması öngörülüyor.

2018 KYK BURS ÜCRETİ KAÇ TL?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Önümüzdeki eğitim döneminde burs oranlarını lisansta 500 liraya, yüksek lisansta 1000 liraya, doktorada ise 1500 liraya yükseltme kararı aldık. Yurtlarda kalan öğrencilerimizin yemek yardımını da 8 liraya yükselttik.” dedi.

BURS VE ÖĞRENİM KREDİSİ NEDİR?

Burs: Yüksek öğrenim gören başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs/Kredi Verilmesine İlişkin Kanun hükümlerine göre karşılıksız verilen paradır.

Öğrenim kredisi: Yüksek öğrenim gören T.C. vatandaşı öğrencileri maddi yönden desteklemek, sosyal ve kültürel gelişmelerini kolaylaştırmak amacıyla devam ettikleri yüksek öğretim kurumlarının normal öğrenimi süresince verilen, zorunlu hizmet yükümlülüğü bulunmayan borç paradır.

KİMLER BURS ALABİLİR?

Ön lisans öğrencileri,Lisans öğrencileri,İki yıllık okullardan mezun olup, dört yıllık okulların üçüncü sınıfına dikey geçiş sınavı ile ara vermeden kayıt yapan öğrenciler, ( intibak veya hazırlık sınıfında burs verilmezYüksek Lisans (Master ve Doktora) öğrencileri,(hazırlık sınıfında burs verilmez)ÖSYM sınav sonucunda ham puan bazında herhangi bir puan türünde ilk 100’e giren öğrenciler,Kurum Kuruluş Kanunu gereği, Yönetim Kurulu tarafından belirlenen, kıstaslara göre Amatör milli sporcu olan öğrenciler,

burstan yararlanabilmektedir.

KİMLER ÖĞRENİM KREDİSİ ALABİLİR?

Ön lisans öğrencileri,Lisans öğrencileri,İki yıllık okullardan mezun olup, dört yıllık okullara dikey geçiş sınavı ile kayıt yaptıran öğrencilere (intibak sınıfında öğrenim kredisi verilmez),Yüksek lisans (Master ve Doktora) öğrencileri, öğrenim kredisinden yararlanabilirler. ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok 2018 KYK burs ve kredi başvuruları ne zaman başlayacak?

Doğu Karadeniz yaylalarında ‘büyük yıkım’ başladı 20 Eylül 2018

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rize’deki Ayder Yaylası için “Ayder’i kirlettik, rezil ettik” çıkışı ile gündeme gelen Doğu Karadeniz yaylalarındaki kaçak yapılara karşı Trabzon, Rize, Giresun ve Gümüşhane illerinin valilikleri harekete geçti. Yapı yoğunluğu artan ve doğal güzellikleri bozulan yaylaların kurtarılması amacıyla, Trabzon’da 1750, Giresun’da 1700, Rize’de 350, Gümüşhane’de ise 306 olmak üzere toplam 4 bin 106 kaçak yapı için yıkım kararı alındı. Bölgede, ilk yıkımlar Uzungöl Tabiat Parkı’nı da bünyesinde bulunduran Trabzon’un Çaykara ilçesinde gerçekleştirildi. Ancak yıkımlar yaylacılardan gelen tepkiler üzerine durduruldu.

‘İMAR BARIŞI’ UYGULAMASI GELDİ

Türkiye genelinde getirilen İmar Barışı uygulaması, Doğu Karadeniz’de yaylalarda inşa edilen ve yıkım kararı alınan kaçak yapı sahiplerini harekete geçirdi. Ayder Yaylası ve Uzungöl Turizm Merkezi başta olmak üzere yaylalardaki kaçak yapı sahipleri İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için başvuru yapmaya başladı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile e-devlet üzerinden başvuru yapan yaylacılar, Yapı Kayıt Belgesi almayı bekliyor. Uygulama, yapıları için yıkım kararı alınan yaylacıları sevindirdi.

KAÇAK YAPI FURYASI BAŞLADI

İmar Barışı ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kaçak yapılara af getirileceği belirtilen uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların, yaylalarda betonarme kaçak yapılar inşa etmeye başladı. Jandarma, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile Orman Müdürlüğü ve belediye ekipleri kaçak inşaatlarla ile ilgili tutanaklar tutmaya başladı. Doğu Karadeniz’de neredeyse tüm yaylalarda inşaat sesleri arasında kaçak yapılar yükselmeye başladı.

VALİLİKLER UYARMIŞTI

Kaçak yapılarla ilgili valilikler daha önce vatandaşları uyarıcı bildiri yayınladı. İmar Barışı uygulamasının 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsadığı vurgulanan bildiride, “İmar Barışı, 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsamaktadır. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptırarak imar kirliliğine neden olan kişi hakkındaki Türk Ceza Kanunu’nun 184/1’inci maddesine göre 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verileceği ve fail hakkında Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231’inci maddesinde düzenlenen ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ karar verilmeyeceğine hükmedilmiş olup, 31 Aralık 2017 tarihinden sonra yapılan veya yapımına devam edilen ruhsatsız ve ruhsat eklerine aykırı yapılar için Yapı Kayıt Belgesi’nin verilmeyecektir.

YIKIM İÇİN HAREKETE GEÇİLDİ

‘İmar Barışı’ ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kaçak yapılara af getirileceği belirtilen uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların, betonarme kaçak yapılar inşa etmeye başladığı yaylalar için harekete geçildi. İçişleri Bakanlığı’nın bölge valiliklerine gönderdiği uyarı üzerine, 31 Aralık 2017’den sonra inşa edilen kaçak yapılar için yıkım kararı alındı. Trabzon’da, 5 ilçede inşa edilen kaçak yapılar için yıkımlar başladı. Sürmene, Maçka, Düzköy, Hayrat ve Köprübaşı ilçelerinde valilik kararı ile kaçak yapılar yıkılıyor. Düzköy ilçesinde çıkan ekipler, Haçkalı yaylasında kaçak yapıların yıkımına başladı. Jandarma ve zabıta ekipleri de yaylalarda geniş güvenlik önlemi aldı. Kaçak yapı sahipleri yıkımlara tepki gösteriyor. Yaylalarda gerginlik yaşanıyor.

Yorum yok Doğu Karadeniz yaylalarında ‘büyük yıkım’ başladı