Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Barzani güçlerinden skandal hamle | Son dakika haberleri 1 Ocak 2019

Bendi, Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) resmi internet sitesine yaptığı açıklamada, “(Suriyeli) Peşmergeler, bugün ya da yarın en kısa zamanda Rojava’ya (Suriye’nin kuzeyine) dönecek” dedi.

Söz konusu gücün IKBY’de eğitim aldığını ve Suriye’nin kuzeyini korumakla görevlendirildiklerini belirten Bendi, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin önceki gün yaklaşık 100 Peşmergenin Suriye’nin kuzeyine geçtiğine dair açıklamasına değinmedi.

İLGİLİ HABERABD'li komutan Türkiye'den özür diledi! ABD'li komutan Türkiye'den özür diledi!

ABD TEMSİLCİSİ BELİRTMİŞTİ

Jeffrey, önceki gün yaklaşık 100 Peşmergenin Irak’tan Suriye’ye geçtiğini doğrulayarak, “Peşmergelerin, ABD ve SDG ismini kullanan YPG/PKK’nın bilgisi dahilinde sınırı geçtiğini” bildirmişti.

Suriye KDP üyesi Müslim Muhammed de dün basına yaptığı açıklamada, “Suriyeli Peşmergelerin komutanları ile PYD’liler, dün ABD’nin himayesinde Suriye’nin kuzeyinde gizli bir toplantı yaptı. Toplantıda Irak’taki Suriyeli Peşmergelerin Suriye’nin kuzeyine dönüş meselesi ele alındı” ifadesini kullanmıştı.

İLGİLİ HABERSuriye sınırına askeri sevkiyatSuriye sınırına askeri sevkiyat

ROJ PEŞMERGELERİ

Irak’ın Erbil ve Duhok kentindeki askeri kamplarda 2012 yılından bu yana eğitim görüp “Roj Peşmergeleri” olarak adlandırılan Suriyeli Peşmergelerin sayısının yaklaşık 8 bin civarında olduğu belirtiliyor. Suriyeli Peşmergeler, IKBY Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde yer alıyor.

Suriyeli Peşmergeler, o tarihten bu yana terör örgütü PYD/PKK engel olduğu için Suriye’ye dönemiyordu.

Suriye’deki PYD/PKK tarafından KDP’ye yakın olmaları gerekçe gösterilerek ülkelerine sokulmayan Suriyeli Peşmergeler, DEAŞ saldırılarının başlamasıyla birlikte Musul vilayetiyle Irak-Suriye sınırı üzerindeki operasyonlarda yer almıştı.

Söz konusu Peşmergeler, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) bünyesindeki Suriye Kürt Ulusal Konseyinin (ENKS) silahlı gücü olarak da biliniyor. AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Barzani güçlerinden skandal hamle | Son dakika haberleri

Aranan PKK şüphelisi yakalandı 30 Aralık 2018

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında yakalama kararı bulunan M.A.İ.’nin Aşağı Sürmeli Mahallesi’nde olduğu bilgisine ulaştı.

İLGİLİ HABERTunceli'de terör örgütü PKK'ya darbeTunceli'de terör örgütü PKK'ya darbe

Savcılık kararıyla mahalledeki bir adrese baskın yapan ekipler, M.A.İ.’yi gözaltına alarak sorgulamak üzere karakola götürdü.  DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Aranan PKK şüphelisi yakalandı

CHP’den ‘sokak’ açıklaması! 25 Aralık 2018

Altay, TBMM Genel Kurulunda 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin görüşmelerinin son gününde CHP Grubu adına söz aldı. Bir ilçe emniyet müdürünün, tarihi eser kaçakçılığından tutuklandığına yönelik son dakika haberi geldiğini belirten Altay, “Türkiye’nin geldiği hale bakın” ifadesini kullandı. Hz. Ömer’in, “Adalet olmadıkça yönetimin, edep olmadıkça asaletin, cömertlik olmadıkça zenginliğin faydası olmaz.” dediğini anlatan Altay, bu bütçenin adalet, edep ve cömertlik yoksunu, tefessüh bütçesi olduğunu savundu.

İLGİLİ HABERSon dakika.. Vatandaştan Erdoğan ve Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusu!Son dakika.. Vatandaştan Erdoğan ve Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusu!

“MUTASYONA UĞRADI”

AKP’nin, özellikle 2008 sonrası adeta bir mutasyona uğradığını ortaya koymak için yüzlerce belge, yüzlerce rakamın sayılabileceğini iddia eden Altay, bugün Türkiye’de hiç kimsenin, yerleşme, seyahat, din, vicdan, düşünce ve kanaati açıklama, bilim ve sanat yapma, basın, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, mülkiyet, ispat hakkı, çalışma ve grev özgürlüğünden tam olarak söz edemeyeceğini ileri sürdü. Milletin adeta cinnet geçirdiğini savunan Altay, “Bırakın insanı, hayvanlara işkence yapma modası ürettiniz. Bu, topluma geçirttiğiniz cinnetin bir sonucudur. Fuhuştaki artıştan TÜİK rakamlarına göre haberiniz yok mu? Bu bir sosyal tefessüh değildir de nedir?” diye sordu.

İLGİLİ HABERMilliyet yazarından SÖZCÜ yorumu: Vallahi ayıp, billahi günahMilliyet yazarından SÖZCÜ yorumu: Vallahi ayıp, billahi günah

ÇÖLAŞAN VE DOĞRU’YU HATIRLATTI

Gazeteciler Emin Çölaşan ve Necati Doğru’nun, FETÖ iddianamesine sokulduğunu ifade eden Altay, “Fatih Portakal’ı hangi iddianameye sokacak, merak ediyorum, Portakal’a FETÖ pek uymayabilir, muhtemelen DHKP-C iddianamesine sokar.” dedi.

“SOKAKTAN KORKMASINA GEREK YOK”

“Yakmadan, yıkmadan, kırmadan, dökmeden sokağın demokrasi olduğunu” kaydeden Altay, şöyle devam etti:

“Sokak olmasa şimdi FETÖ’cüler burada oturuyordu. Sokak korkusu, sokak paranoyası, Gezi paranoyası ya da Gezi istismarı. Erdoğan’da Gezi paranoyası mı var Gezi istismarı mı yapacak, orayı merak ediyorum. Erdoğan şunu çok iyi biliyor: Sokakları bazen terör örgütleri, bazen de karanlık güçler terörize eder. Sokakları her zaman terör örgütleri terörize etmez. 6-7 Eylül olayları terör örgütlerinin işi değildir, karanlık güçlerin işidir. Bu tezgahlara düşmeyelim. Erdoğan, demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu ya öğrenecek ya öğrenecek, bunun ortası yok. Sokağı terörize eden alçaktır ama ekmek, aş, zamları protesto etmek için barışçıl bir şekilde ‘Açım, ekmek istiyorum.’ diyen adama terörist diyen de aynı şekilde namerttir, alçaktır. Sokağa demokrasi talebi için de ekonomik talep için de kültürel, sosyal talepler için de çıkılır. Başörtüsü mağduru kardeşlerimiz sokağa çıktıklarında terörist miydi? Erdoğan’a demokrasi dışı yolla yapılacak her türlü hamlede sizden önce biz onu durdururuz, merak etmeyin. Erdoğan’ın sokaktan korkmasına gerek yok, Erdoğan bence sandıktan korksun.” AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok CHP’den ‘sokak’ açıklaması!

Suriye sınırına askeri sevkiyat devam ediyor 22 Aralık 2018

Fırat’ın doğusundaki terör örgütü PKK/PYD’ye operasyon yapılacağı yönündeki açıklamaların ardından bölgeye askeri sevkiyat artırıldı.

İLGİLİ HABERSınıra askeri sevkıyat sürüyorSınıra askeri sevkıyat sürüyor

Kilis’te geçici görevle konuşlu olan Tunceli 4’üncü Komando Tugayı’na bağlı komando birlikleri, zırhlı personel taşıyıcılar ve mayına dayanıklı kirpilerin de olduğu 50 araçlık konvoyla Şanlıurfa’ya doğru yola çıktı.

İLGİLİ HABERTSK'dan Suriye'ye askeri sevkiyat!TSK'dan Suriye'ye askeri sevkiyat!

Araçların Suriye sınır hattındaki üslerde konuşlandırılacağı bildirildi.  DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Suriye sınırına askeri sevkiyat devam ediyor

Adana merkezli 10 kentte FETÖ operasyonu 17 Aralık 2018

Adana İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ‘askeri mahrem’ yapılanması içinde olduğu iddiasıyla Adana, Ankara, Amasya, Bitlis, Kayseri, Kütahya, Malatya, Van, Mersin ve Şanlıurfa’da; 28’i muvazzaf, 1’i emekli, 2’si görevden ayrılarak üniversitede, 1’i de özel sektörde çalışan toplam 33 asker ile 3 öğretmen ve 1 mühendis olmak üzere 37 şüphelinin evine operasyon yaptı.

Aralarında Hava, Kara ve Deniz Kuvvetleri ile Jandarma’da 12’si subay, 21’i astsubay rütbesinde görevli asker şüphelilerin, örgütün mahrem yapılanmasında ankesörlü ve kontörlü sabit hatlardan örgütsel haberleşme yöntemiyle iletişim kurduklarının değerlendirildiği açıklandı. Operasyonlar kapsamında 26 şüpheli gözaltına alındı. Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Faruk Yurdagül, soruşturmanın tüm yönleriyle titizlikle yürütüldüğünü açıkladı.

Yorum yok Adana merkezli 10 kentte FETÖ operasyonu

Terör nedeniyle en çok kana bulunan 10 ülke açıklandı! 7 Aralık 2018

Londra Merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsü IEP, 2018 yılı Küresel Terör Endeksi (GTI- Global Terrorism Index) raporunu yayınladı. IEP raporunda, 1998-2017 yılları arasındaki terör trendinin analizini yaparak, 2017 yılında yaşanan terör olaylarının da bilançosunu çıkardı.

TERÖRLE MÜCADELENİN MALİYETİ DÜŞTÜ

Enstitü tarafından 6’ncı defa yayınlanan ve küresel terörizm eğilimlerini analiz etmek için en kapsamlı kaynak olarak değerlendirilen rapora göre, 2017’de dünya genelinde, 18 bin 814 kişi terör nedeniyle yaşamını yitirdi. Son 3 yılda sürekli düşüş gösteren terör olaylarındaki ölümler yüzde 44 oranında geriledi. Geçen yıl da bu rakam yüzde 27 olarak tespit edildi.

Küresel terörizmde düşüş yaşandığı tespit edilen rapora göre, 94 ülkede durum iyileşti, ancak 46 ülkede artış yaşandı. İyileşme yaşanan ülkeler endeksinde, 2004’ten bu yana en yüksek rakam belirlendi. Terör olaylarında düşüş olunca, terörün küresel ekonomide açtığı zarar da geriledi. Terörün küresel maliyeti bir önceki yıla oranla yüzde 42’lik bir düşüş göstererek 52 milyar Dolar’a geriledi.

AVRUPA’DA YÜZDE 75 AZALMA VAR

Raporda, ölüm ve maliyet rakamlarındaki gerilemeye rağmen, terörizmin 2017 yılında hala küresel bir olgu olduğu ve 67 ülkede en az bir ölüm olayının gerçekleştiği vurgulandı.

En çok gerileme, çatışmaların halen sürdüğü Ortadoğu’da tespit edildi. Terör saldırılarından etkilenen Fransa, Belçika ve Almanya başta olmak üzere, Avrupa ülkelerinde de gerileme net bir biçimde tespit edildi. Geçen yıl Avrupa’da terör nedeniyle ölümler yüzde 75 oranında azaldı. Yalnızca İspanya’da durum daha da kötüye gitti.

AŞIRI SAĞ ÖRGÜTLERİN EYLEMLERİ ARTIYOR

Kuzey Amerika ve 2013 yılında hiçbir terör kaynaklı ölüm olmayan Batı Avrupa’da, aşırı sağ siyasi terörizm tehdidi yükselişte. Geçen yıl, bu bölgede 31 saldırı gerçekleşti ve bu saldırılarda 17 kişi sağcı terörün kurbanı oldu. Bu bölgede, 2013 ve 2017 yılları arasındaki 4 yılda, aşırı sağ gruplar ve bireyler tarafından 127 saldırı yapıldı, bu saldırılarda 66 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıların çoğunluğu, aşırı sağcı, beyaz milliyetçi ya da Müslüman karşıtı inançları olan ‘yalnız kurt’ olarak nitelenen tek başına hareket eden kişilerce düzenlendi.

TÜRKİYE EN ÇOK GELİŞME GÖSTEREN ÜLKELERDEN

Türkiye, terör nedeniyle yaşanan ölüm olaylarında en çok azalma yaşanan 5 ülke arasına girdi. Türkiye ile birlikte Irak, Yemen, Suriye ve Yemen’de ölüm olayları bir önceki yıla göre önemli ölçüde azaldı. Türkiye, terörden en çok etkilenen ülkeler endeksinde 12’nci sıradan 40’ıncı sıraya geriledi.

VOA Türkçe’ye konuşan raportör ve IEP Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Operasyonları Direktörü Serge Stroobants, bulguları “Terörizmden en çok etkilenen 10 ülkede, terörizmin, hem terör örgütleri, hem de devlet teröründen kaynaklandığı görülüyor” dedi.

Irak ve Suriye ile komşu olan Türiye’nin 2014-2017 yılları arasında oldukça güç bir durumda olduğunu belirten Stroobants, ülkenin bu dönemde büyük terör olaylarıyla sarsıldığını, ancak 2017’de önemli bir gelişme göstererek, en büyük gelişme yaşanan ilk 5 ülke arasında yer aldığını dile getirdi.

Irak, Suriye ve Türkiye’deki ölüm olaylarındaki azalmanın en önemli nedeninin ‘IŞİD’in halen devam eden düşüşü ve örgütün zayıflama kapasitesi’ olduğunu vurgulayan Stroobants, bölgede IŞİD’e atfedilen terör saldırılarındaki ölümlerin yüzde 52 oranında azaldığını vurguladı.

IŞİD’İN GERİLEMESİ ETKİLİ OLDU

Terörle sarsılan Ortadoğu’ya gelince, Koalisyon güçlerinin yerel güçlerle yürüttüğü operasyonlar sonucunda IŞİD’in bitme noktasına gelmesi bölgede terörden ölümleri azalttı. Ancak, buna rağmen, IŞİD halen en çok ölüme yol açan “en kanlı terör örgütü” olmaya devam ediyor. IŞİD’in düşüşüyle, Irak’ta, 2016 ve 2017 yıllarında ölümlerde yüzde 56’lık bir azalma yaşandı.

IŞİD’in, artık ele geçirdiği toprakların ve gelirlerinin tamamına yakınını kaybetmesi, neden olduğu ölüm olaylarında da net bir azalmaya yol açtı. Ancak azalan öldürme kapasitesine rağmen IŞİD, 2017 yılında küresel çapta en ölümcül terörist grup olarak kalmaya devam etti.

Irak’ta ölümler azalırken, Afganistan Irak’ın yerini alarak 2017 yılında en çok ölüm olayı yaşanan ülke oldu. IŞİD’in ardından en kanlı ikinci örgüt olan Taleban, 2017 yılında, sivillere yönelik saldırıların odağını değiştirerek, polis ve askerleri hedef aldı. Taliban, 2017 yılında, 2 bin 419 asker ve polis öldürdü. Bu rakam bir önceki yıl 1782 polisti. Saldırı sayısı da 369’dan 386’ya yükseldi.

EN KANLI 10 ÜLKE AFRİKA VE ORTA DOĞU’DAN

Amerika’nın Sesi’nde yer alan habere göre, GTI’nin terörizmin küresel etkisinin azalmaya başladığını tespit ettiği raporunda, bazı ülkelerde durumun giderek daha da kötüleştiğinin altı çizildi. Terörizmden en çok etkilenen 10 ülke Afganistan, Irak, Nijerya, Somali, Suriye, Pakistan, Mısır, Kongo, Orta Afrika ve Hindistan.

Afganistan, Irak, Nijerya, Somali ve Suriye’de 1000’den, 19 ülkede de 100’den fazla ölüm kaydedildi. Bu 10 ülke, 2017 yılındaki tüm terörizm ölümlerinin yüzde 84’ünü oluşturuyor.

Somali ve Mısır, 2017’de terör ölümlerinde en büyük artış yaşanan iki ülke oldu. Somali’de yalnızca bir tek saldırıda 587 kişi öldürüldü. Ülkede terörizmden ölümler, 2016’dan 2017’ye kadar yüzde 93 arttı. Mısır’da ise tek bir saldırıda 311 kişi yaşamını yitirdi. Küresel boyutta, 67 ülkede birden fazla ölüm kaydedildi, 98 ülkede ise en az bir saldırı gerçekleşti.

GTI raporuna göre, Angola ve İspanya en büyük bozulmayı yaşayan ülkeler oldu. Terör örgütleri, Myanmar’da 166, Filipinler’de 50 ölümle sonuçlanan saldırılar gerçekleştirdi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Terör nedeniyle en çok kana bulunan 10 ülke açıklandı!

Çöpten naylon toplayan gazi için harekete geçildi 18 Kasım 2018

Mardin’in Nusaybin ilçesinde, vatani görevini yaptığı sırada bölücü terör örgütü mensuplarına yönelik 2016 yılında düzenlenen hendek operasyonlarında ağır yaralanan Hakan Ene Akbulut, Nusaybin İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM Büro Amirliği tarafından düzenlenen tutanağına göre; Atmaca 7 operasyonunda ilk tedavisinin tamamlanmasının ardından GATA’ya sevk edildi.

Ancak Akbulut, tespit tutanaklarının alınması ve GATA’daki tedavi sürecinin ardından Jandarma Genel Komutanlığı’ndan Sosyal Güvenlik Kurumu Kamu Görevlileri Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı’na ulaştırılmasına rağmen evrakların iletilmemesi üzerine vatani görevini tamamlamış olmasına rağmen vazife malulü sayılmadı.

Vazife malulü sayılmayan ve çöpten kağıt, naylon topladığı görülen Akbulut’un görüntüleri ve annesinin, “Görsün millet oğlumun rezilliğini, vatan için savaştı biz böyle çöp toplayalım işte. Benim çocuğum mağdur” sözleri üzerine Jandarma Genel Komutanlığı ve siyasiler harekete geçti.

Akbulut ve Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği temsilcileri ile görüşen yetkililer sorunun kısa zamanda çözüleceği sözünü verdi.

Anayasanın 61. Maddesine göre, “Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar” ilkesinin uygulanması adına verilen sözün ardından Türkiye genelinde çeşitli nedenlerle yaklaşık 19 bin kişinin vazife malul sayılmadığı gün yüzüne çıktı.

Yaptıkları paylaşımlar sonrası geciken bürokratik işlemlerin hızlandırılacağını söyleyen Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Konya Şube Başkanı Süleyman Ege, “Biz kardeşimizin hakkının bir an önce verilmesini bekliyoruz. Jandarma Genel Komutanlığı’nda bekleyen, bekletilen veya ulaşılamayan belgenin bir an önce sosyal güvenlik kurumuna gitmesini bekliyoruz. Belge gittikten sonra bu arkadaşımızın hakkını da zaten vereceklerdir. Bu Konya ölçekli bir sorun değil, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda Kamu Görevlileri Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı’ndaki yazışmaların gecikmesinden kaynaklanan bir durum” dedi.

Yaklaşık 19 bin mağdurun olduğunu söyleyen Malul Sayılmayan Gaziler Derneği Başkanı Mesut Kılıçaslan ise, “SGK’nın 1953 yılında çıkarılan 1053 sayılı nizamnamesine göre 1-6 arası olarak belirlenen derecelendirmeler ve hastanelerdeki doktorların ruh haline göre düzenledikleri rapora göre gazilik ünvanı verilmiyor. Yaralanma derecesinin altında olduğu için veya o an ki doktorun psikolojisine göre rapor verilmiyor ya da eksik evrak düzenleniyor. Bu durumun gözden geçirilmesi gerekiyor. Yaklaşık 19 bin mağdur var” dedi.

Vazife malulü sayılmayanlar için kanun teklifi, Mart 2018’de AKP tarafından TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulmuş ancak sonuç alınamamıştı. Son olarak, Gaziler Günü olan 19 Eylül
2018’de de şehit aileleri ve gazilere yönelik hazırlanan 5 kanun teklifi MHP tarafından TBMM’ne sunuldu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Çöpten naylon toplayan gazi için harekete geçildi

Brunson’ın ‘bölücü’ faaliyetleri gerekçeli kararda! 5 Kasım 2018

Davaya ilişkin kararını 12 Ekim’de veren İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 124 sayfalık gerekçeli kararın yazımını da tamamladı. Gerekçeli kararda Brunson’ın “kazan kazan” prensibiyle hareket ederek Fetullahçı Terör Örgütü’nden (FETÖ) yardım aldığı ve bu örgütle iş birliği içerisinde olduğun, örgütün hiyerarşisinde bulunmadığı ancak örgüte yardım ettiği kaydedildi.

BRUNSON’IN 15 TEMMUZ SONRASI MESAJLARI

Brunson’ın, aralarında FETÖ’nün sözde eski Ege Bölgesi imamı ve firari Bekir Baz ve yardımcısı Murat Safa’nın da bulunduğu çok sayıda örgüt mensubuyla bağlantısına işaret edilen kararda, sanığın 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin hemen ardından 21 Temmuz’da “General Dan” diye yazdığı, “Bir süreden beridir Türkleri sarsacak bazı olayları bekliyorduk” ifadesinin yer aldığı mesajında darbe girişimine ilişkin bazı değerlendirmelerde bulunduğu hatırlatılarak “Söz konusu mesaj içeriğinde yer alan bazı hususların sanığın 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü ile ilgili düşüncelerini ve bu bakış açısının FETÖ ile paralelliğini ortaya koyması bakımından altının çizilmesinde mahkememizce fayda mülahaza edilmiştir.” denildi.

İLGİLİ HABERBrunson gitti hesaplarda dolar biriktiBrunson gitti hesaplarda dolar birikti

Sanığın aynı mesajda “Ve darbe sonrası tasfiye, tek adam yönetimine doğru ivme, bu da başka bir sarsıntı” değerlendirmesinde bulunduğu vurgulanan kararda, şu ifadelere yer verildi:

“Sanığın, darbe sonrası devletin bütün siyasi organları, kendi içindeki terör hücrelerine karşı gelen Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet kuvvetleri, yargı organları ve diğer kamu, kurum ve kuruluşları ile topyekûn ortaya koymuş olduğu tedbirleri tasfiye olarak nitelemesi bir yana demokratik bir sistemde halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla seçilmiş bir hükümete ve dahası tüm siyasi aktörleri içerisinde bulunduran ve bütün Türk milletini temsil eden TBMM’ye karşı gerçekleştirilmiş bir darbe girişiminin başarısızlığından ortaya çıkan sonucu ‘tek adam’ yönetimine doğru bir hız kazanma olarak değerlendirildiği her türlü izahtan yoksundur.”

İLGİLİ HABERBrunson davasında savcıdan flaş hamle!Brunson davasında savcıdan flaş hamle!

“Dua” kod adlı gizli tanık ile açık kimlikleriyle tanık olanların, Brunson’ın görev yaptığı Diriliş Kilisesi’nde Kürt kökenli Suriye veya Türkiye vatandaşlarından oluşan ayrı bir cemaatin bulunduğu, Mesih’in Kürdi veya Kürt kilisesi olarak anılan kiliseleri kontrol ettiğine yönelik ifadelerine yer verilen kararda, sanığın, bu etnisiteye dayalı ayrımcılığı besleyerek YPG/PKK gibi örgütlere yardım sayılabilecek faaliyetler içerisinde bulunduğu değerlendirmesi yapıldı.

“TÜRKİYE’Yİ KATİL DEVLET OLARAK TANIMLADIĞI”

Buna ilişkin bazı tanıkların ifadesine de yer verilen gerekçeli kararda, Diriliş Kilisesi’nde Kürt kökenli cemaatin lideri konumuna getirilen Suriyeli Muhammed Ahmad’in ayinlerde, Türkiye’yi katil devlet olarak tanımladığı, PKK ve YPG’nin terör örgütü olmadıklarını, bunları desteklenmeleri gerektiği konusunun Brunson tarafından bilindiğinin altı çizilirken, sanığın, “Kürt halkının Türkiye’de ezilen halk olduğu, Kürt halkından ziyade PKK’nın özgürlük mücadelesi verdiğini ve buna destek verilmesi gerektiğine” dair konuşmalar yaptığına dikkat çekildi.

KİLİSEDEKİ “BÖLÜCÜ” FAALİYETLER GEREKÇELİ KARARDA

Brunson öncülüğünde kurulan Kürt Kilisesi’nin Suriyeli mültecilerin “dil bilmezlik” sorununu aşmak için oluşturulmuş bir pratikten daha fazla anlam taşıdığına vurgu yapılan gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:

“(Brunson’ın kontrolündeki kilise kastedilerek) YPG/PKK terör örgütleri özgürlük savaşçıları olarak tanıtılmaktadır. Türkiye’nin milli misak ile belirlenen sınırları içerisinde kalan topraklarının en azından bir kısmını Kürdistan olarak kabul eden anlayışı kilise katılanlarına empoze edilmiştir. Halkların kendi kaderlerini tayin etme haklarının bulunduğu şeklindeki evrensel söylemlerin popülist çekiciliği kullanılarak açık açık bu örgütlerin desteklenmesi gerektiğinin dillendirildiği kabul edilmiştir.”

İLGİLİ HABERRahip Brunson özel uçakla Türkiye'den ayrıldıRahip Brunson özel uçakla Türkiye'den ayrıldı

Yazılan gerekçeli kararda, sanığın bunu düşünce açıklamasından öteye taşıyarak dile getirdiği bu düşüncesini hayata geçirmek için terör sorununun yoğunlaştığı bir bölgede adeta siyasi bir aktör gibi Kürt yöneticilerle temas kurduğu kaydedildi.

DİNİ ÖĞRETİLERİ AŞAN GAYELER

Sanığın bölgeden kilisesine sevk edilen bir etnik kitleyi misyonerlik adı altında eğitime aldığı belirtilen kararda, “Geldikleri yerde bu örgütün (YPG/PKK) zulmüne uğramış bazı Suriyeli mültecilerin dahi kilisede PKK terör örgütüne verilen destekten rahatsızlık duyarak kilisedeki toplantılara katılmaktan vazgeçtikleri anlaşılmıştır. Böyle siyasi bir mülahazanın egemen olduğu kilisede sanığın ve destek verdiği kişilerin dini öğreticiliğini aşan gayelerinin olduğu, tıpkı FETÖ ile olduğu gibi ‘kazan kazan’ prensibi ile PKK terör örgütü ve uzantıları ile girdiği iletişim ve etkileşim içinde bu örgütlere yardım ettiği kabul edilmiştir.”

İddianamede Brunson’a isnat edilen “Siyasal ve askeri casusluk” suçlamasına ilişkin yeterli delil bulunmadığını belirtilen kararda, “Sonuç olarak sanık hakkında, ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek’ eylemi nedeniyle, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220/6 maddesi delaletiyle, TCK’nin 314/2. maddesi uyarınca ve ‘Siyasi veya askeri casusluk’ eylemi nedeniyle TCK’nin 328/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de yukarıda ayrıntıları ve delilleri ile birlikte tartışılan eylemleri bütünün TCK’nin 220/7 maddesinde düzenlenmiş bulunan, ‘Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçunu oluşturacağı kanaatine varılmıştır.” ifadeleri yer aldı.

Önce 5 yıl hapis cezasına çarptırılan Brunson’ın bu cezasının TCK’nin 220/7 maddesinin son cümlesi uyarınca yarı oranında indirime gidilerek 2 yıl 6 aya çekildiği ancak Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) ilgili maddesi gereğince bunun 3 yıl 9 aya yükseltildiği vurgulanan kararda, sanığın, yargılama sırasında gözlenen olumlu tutum ve davranışlarının da göz önünde bulundurularak cezanın 3 yıl 1 ay 15 güne düşürüldüğü belirtildi.

Kararda ayrıca Brunson hakkında 28 Temmuz 2018’de verilen “Konutunu terk etmekten yasaklanması” ve “Yurt dışına çıkmaktan yasaklanması” gibi adli kontrol tedbirlerinin hükümle kaldırıldığı da yer aldı. Terör örgütleri FETÖ ile PKK adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla 35 yıla kadar hapis cezası istenen Amerikalı din adamı Andrew Craig Brunson, 12 Ekim’de görülen karar duruşmasında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası almış, hakkındaki adli kontrol hükümleri kaldırılarak serbest bırakılmıştı. AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Brunson’ın ‘bölücü’ faaliyetleri gerekçeli kararda!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kaşıkçı makalesi: Emri Kral Selman’ın verdiğine inanmıyorum 4 Kasım 2018

Kaşıkçı cinayetini ‘önceden planlı’ olarak nitelendiren Erdoğan, Suudi Arabistan’ın tetikçileri değil, cinayet emrini vereni yakalaması gerektiği mesajı verdi. Erdoğan, Suudi yetkililerin cinayet konusundaki soruşturmada oyalama taktiklerine başvurduklarına da vurgu yaparak, cinayetten yaklaşık bir hafta sonra İstanbul’dan ülkesine giden başkonsolosun, Suudi Arabistan’da neden tutuklanmadığını da sordu.

BAŞKAN DEVİREN SKANDALA BENZETTİ

Erdoğan’ın yazıda Kaşıkçı cinayetini, ABD’de Başkan deviren Watergate skandalına benzetmesi de dikkat çekti. (ABD’deki bu skandalda, Demokrat Parti’nin Washington’da bulunan Watergate binasında kendilerine hırsız süsü vermiş kişilerce dinleme cihazı yerleştirildiği ortaya çıkarılmış, cihazları yerleştirme emrinin ise bizzat Cumhuriyetçi Başkan Richard Nixon’dan geldiği belirlenmişti. Nixon, olayın ortaya çıkması üzerine Başkanlık görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.)

Erdoğan yazısında, Kaşıkçı cinayeti ile Watergate skandalı arasındaki benzerliği şu ifadelerle kurdu:

“Nasıl Watergate skandalı bir hırsızlık olayından daha büyükse ve 11 Eylül terör saldırıları uçakları kaçıran kişilerden ibaret değilse, Cemal Kaşıkçı cinayetinde de bir avuç güvenlik görevlisinden çok daha fazla kişinin parmağı vardır. Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi üyeleri olarak Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kuklacıları teşhis etmek ve olayı örtbas etmeye çalışan Suudi yetkililerin kime güvenerek bu hareketleri yaptığını ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz.”

‘KASITLI BİR OYALAMA TAKTİĞİ’

Erdoğan’ın yazısında dikkat çeken bir diğer unsur ise, geçen hafta İstanbul’a soruşturmayı derinleştirmek bahanesiyle gelen Suudi Arabistan başsavcısını açıkça eleştirmesi oldu.

Başsavcı’nın Türk yetkililerinin soruşturmaya ilişkin hiçbir sorusuna yanıt vermediğini vurgulayan, bunun yerine Türk yetkilileri Suudi Arabistan’a davet eden başsavcıyı oyalama taktiklerine başvurmakla suçlayan Erdoğan, “Bu hafta İstanbul’a gelerek muhatabıyla görüşen Suudi savcının soruşturmaya destek olmayı ve en basit sorulara bile cevap vermeyi reddetmesi çok üzücüdür. Kendisinin Türk savcıları ek görüşmeler için Suudi Arabistan’a davet etmesi, umutsuz ve kasıtlı bir oyalama taktiği olarak değerlendirilmiştir” dedi.

‘SUUDİ KONSOLOSU NEDEN TUTUKLAMADINIZ?’

Erdoğan’ın soruşturma konusundaki bir diğer vurgusu ise, Kaşıkçı’nın öldürüldüğü İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki en yetkin Suudi görevli olan Suudi Arabistan Başkonsolosu’nun tutuklanmaması konusunda oldu. Erdoğan, “Bazı Suudi yetkililerin, dostluğumuzun gerektirdiği biçimde adalet davasına hizmet etmek yerine Kaşıkçı’nın kurban gittiği planlı cinayetin üstünü örtme çabalarını şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık. 18 şüpheliyi derdest eden Riyad’ın medyaya yalan söyleyen ve kısa bir süre sonra Türkiye’den kaçan Suudi konsolosa yönelik hiçbir adım atmaması endişe vericidir” ifadesini kullandı.

YAZININ TAM METNİ

Erdoğan’ın Washington Post’ta yayınlanan yazısının tam metni şöyle:

“Hikâyeyi hepimiz iyi biliyoruz: Suudi gazeteci ve aile babası Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim günü Suudi Arabistan’ın İstanbul’da bulunan başkonsolosluğuna evlilik işlemleri için girdi. Hiç kimse, kendisini binanın dışında bekleyen nişanlısı bile, O’nu bir daha görmedi.

Türkiye, yaşanan olayı tüm yönleriyle aydınlatmak için geçtiğimiz bir aylık süre zarfında elindeki tüm imkânları seferber etti. Bu gayretlerimiz neticesinde tüm dünya Kaşıkçı’nın soğukkanlı biçimde bir suikast timi tarafından öldürüldüğünü öğrendi. Cinayetin önceden planlandığı kesin olarak ortaya çıktı.

Öte yandan bu detaylardan daha önemsiz olmayan bazı soruların yanıt bulması, bu menfur olayı daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. Kaşıkçı’nın cenazesi nerededir? Suudi yetkililerin cenazeyi teslim ettiklerini öne sürdükleri ‘yerel işbirlikçi’ kimdir? Bu ince ruhlu insanın katil emrini kim vermiştir? Maalesef Suudi makamları bu soruları yanıtlamayı reddetmektedir.

Cinayeti işleyenlerin Suudi Arabistan’da derdest edilen 18 şüphelinin içinde olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde bu şahısların kendilerine verilen ‘Kaşıkçı’yı öldürme ve Türkiye’den ayrılma’ emirlerini yerine getirmek üzere geldiğini de biliyoruz. Son olarak Kaşıkçı’nın katil emrinin Suudi hükümetinin en üst makamlarından geldiğini de iyi biliyoruz.

Bazılarının bu olayı zamanla unutup gidecek bir “problem” olarak gördüğü izlenimini ediniyoruz. Ancak biz, hem Türkiye’de devam eden kriminal soruşturma hem de Kaşıkçı’nın ailesi ve sevdikleri için büyük önem taşıyan bu soruları sormaya devam edeceğiz. Kaşıkçı’nın katlinin üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen cenazesinin nerede olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Kendisi, en azından İslamî usûllere uygun şekilde defnedilmeyi hak etmektedir. O’nun ailesine ve Washington Post gazetesindeki çalışma arkadaşlarının da aralarında olduğu dostlarına, bu onurlu adama veda etme ve saygılarını sunma imkânını vermek boynumuzun borcudur. Dünyanın aynı soruları sormaya devam etmesi amacıyla elimizde bulunan kanıtları Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere tüm dost ve müttefik ülkelerle paylaştık.

Sorularımızın cevaplarını ararken, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın dostça ilişkiler içinde olduğunu vurgulamak isterim. Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi emrini Hadim ül-Haremeyn Kral Salman’ın verdiğine inanmam kesinlikle mümkün değildir. Dolayısıyla bu cinayetin, Suudi Arabistan’ın resmi politikasını yansıttığına inanmak için de herhangi bir sebep bulunmamaktadır. Bu itibarla Kaşıkçı cinayetini iki ülke arasında bir ‘problem’ olarak görmek yanlış olacaktır. Öte yandan Riyad’la uzun yıllara dayanan dostluğumuzun, gözlerimizin önünde işlenen bu planlı cinayeti görmezden geleceğimiz anlamına gelmemektedir. Kaşıkçı’nın öldürülmesinin izahı mümkün değildir. Bu suç Amerika Birleşik Devletleri’nde veya bir başka ülkede işlenseydi, o ülkenin makamları yaşanan olayı aydınlatırlardı. Bizim farklı bir davranış sergilememiz söz konusu değildir.

Hiç kimse bir daha bir NATO müttefikinin topraklarında böyle bir suç işlemeye cüret etmemelidir. Eğer bu uyarı gözardı edenler olursa, çok ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacaklardır. Kaşıkçı cinayeti Konsolosluk İşleri Hakkında Viyana Sözleşmesi’nin açık bir ihlali ve suistimalidir. Sorumluların cezalandırılmaması hâlinde gelecek için çok tehlikeli bir emsal teşkil edecektir.

Bu nedenle bazı Suudi yetkililerin, dostluğumuzun gerektirdiği biçimde adalet davasına hizmet etmek yerine Kaşıkçı’nın kurban gittiği planlı cinayetin üstünü örtme çabalarını şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık. 18 şüpheliyi derdest eden Riyad’ın medyaya yalan söyleyen ve kısa bir süre sonra Türkiye’den kaçan Suudi konsolosa yönelik hiçbir adım atmaması endişe vericidir. Aynı şekilde bu hafta İstanbul’a gelerek muhatabıyla görüşen Suudi savcının soruşturmaya destek olmayı ve en basit sorulara bile cevap vermeyi reddetmesi çok üzücüdür. Kendisinin Türk savcıları ek görüşmeler için Suudi Arabistan’a davet etmesi, umutsuz ve kasıtlı bir oyalama taktiği olarak değerlendirilmiştir.

Nasıl Watergate skandalı bir hırsızlık olayından daha büyükse ve 11 Eylül terör saldırıları uçakları kaçıran kişilerden ibaret değilse, Cemal Kaşıkçı cinayetinde de bir avuç güvenlik görevlisinden çok daha fazla kişinin parmağı vardır. Uluslararası toplumun sorumluluk sahibi üyeleri olarak Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayındaki kuklacıları teşhis etmek ve olayı örtbas etmeye çalışan Suudi yetkililerin kime güvenerek bu hareketleri yaptığını ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kaşıkçı makalesi: Emri Kral Selman’ın verdiğine inanmıyorum

Nazlı Ilıcak’tan ‘Bülent Arınç’lı temyiz başvurusu 1 Kasım 2018

Nazlı Ilıcak’ın cebir ve şiddet unsuru içeren bir faaliyetinin bulunmadığı da vurgulanarak ‘’Hakkındaki deliller gazetecilik faaliyetinden ibarettir. Basın Kanunu’na göre bile suç oluşturmamaktadır” denildi ve şu görüşlere yer verildi:

ÖZ İLE RÖPORTAJ SAVUNMASI

“Darbe suçunu işlemek için, örgüt üyesi olmak gerekir, buna karşın davanın iddianamesinde Ilıcak’ın örgüt üyesi olmadığı açıkça belirtilmiştir. Yargıtay’ın örgüt üyeliği için koyduğu kıstasların hiçbiri Ilıcak’a uymadığı gibi, Zekeriya Öz ile yaptığı röportaj sırasında da Öz, o tarihte terör örgütü üyesi olarak bilinmemektedir. Serbest dolaşmakta ve Ali Ağaoğlu’nun Dubai seyahatini finanse ettiği iddiasıyla açıkta bulunmaktadır. Zekeriya Öz röportajı bir gazetecilik faaliyetidir. Çekilen fotoğraf da, röportajı değişik bir pozla süsleme amacını taşımaktadır”

CEMAATİN KRİMİNAL YÜZÜ

Temyiz dilekçesinde, Ilıcak’ın attığı bazı tweetler nedeniyle de darbe suçlamasıyla karşı karşıya kaldığı anımsatıldı. 15 Temmuz öncesinde Gülen cemaatinin bir terör örgütü olduğunun “Genel kabul” olmadığı savunulan dilekçede, AKP’li eski Bakan Bülent Arınç’ın “Cemaate terör örgütü diyorlardı da inanmıyordum. 15 Temmuz sonrası anladım” sözlerine de yer verilerek, Ilıcak’ın “Cemaatin kriminal yüzünü, birçok kimse gibi 15 Temmuz sonrası gördüğü” savunuldu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yorum yok Nazlı Ilıcak’tan ‘Bülent Arınç’lı temyiz başvurusu