Beşiktaş Taraftar Topluluğu

Beşiktaş Hakkında Tüm Bilgiler

Bir tanzimi sorduk bin ah işittik! 20 Şubat 2019

HABER: Uğur Enç /İsmail Akın/ Mehmet Ali Kayacı

Sözcü muhabirleri Kocaeli, Antalya ve Konya’da çiftçinin nabzını tuttu. Tanzim satışla ilgili görüşlerini aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açılan tanzim satış yerleri ile fiyatların yarıya indiğini daha da ineceğini belirterek önümüzdeki günlerde pirinç, bulgur ve mercimek satışının da yapılacağını belirtmişti.  Bu açıklamaların ardından tüketicilerin ürünlere daha ucuza ulaşmasından memnun olan üreticiler, çözüm yolunun da tanzim olmadığını belirterek, üreticinin doğrudan desteklenmesini ve ürünlerin tekelleşmeden tüketiciye ulaşması gerektiğini söylüyor.

ÜRETİM POTANSİYELİMİZİ HAREKETE GEÇİRMELİYİZ

Tanzim satışlarının bu şekilde yapılmasına genel manada karşı olduklarını belirten Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz, meyve ve sebzede üreticiler birliğinin çatısı altında 5-6 tane üretici olursa özellik Bursa, İzmir, Antalya, Mersin ve Adana’da üyelerinden aldığı sebzeleri getirip özellikle satış yerleri kurarak pazarcılara, manavlara satılması halinde ticarette fiyat regülasyonu olacağını söyledi. Yıllardan beri aynı şeyi söylediklerini belirten Kiraz, “bakliyata gelirsek aynı şeyi düşünüyorum. Özellikle çiftçilere destek verilmesi gerekiyor. Aracılar çok fazla var ise işte bakliyatta daha çok tekelleşme var özellikle birkaç kişi topluyor. Ama esas mesele girdilerin pahalılığı. Tarımda çiftçilerin kullandığı mazot, gübre, tohum, kimyasal ilaç, elektrik, işçilik bunların pahalılığı üretimden kar edememenin sebebidir” diye konuştu.

Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Başkanı Fehmi Kiraz

TARIM ALANLARI TARIM DIŞINA ÇIKMAMALI

Türkiye’de 5 milyon sulanabilir arazinin bulunduğunu belirten Kiraz, bu arazilerin yetmediğini belirterek şunları ifade etti; “Özellikle endüstride yetmiyor. Pamukta yüzde 50 açığımız var, mısırda zaman zaman 3 milyon ton dışarıdan alıyoruz yetmiyor, soya fasulyesi özellikle hayvan yeminde yüzde 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Türkiye’de kullandığımız 100 birim malın 94’ünü dışarıdan alıyoruz. Birinci maddemiz sulanabilir alanlarımızı artıramazsak bu sorun ithalat devam eder. Aynı şekilde hayvancılık 300 bin ton açık var. Biz eğer damızlık hayvanla küçük aile şirketlerine bir sistem kuramazsak her yıl artan nüfusa göre yılda 15 bin ton açığımız olacak. Sonuç olarak, tarım alanlarında da bir azalma var ve bunu durdurmamız lazım. Tarım alanları tarım dışına çıkmamalı.”

TANK YAPIYORDUK DOMATES SATIYORUZ

Çiftçinin günü kurtarabilmek için ofis veya alıcılar ne dediyse ona uymak zorunda kaldığını belirten Konyalı Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş ise, Tunceli Ovacık’ı örnek gösterdi. Akbaş, “Tamam, benim Cumhurbaşkanının yanında olduğum yerler var ama mesela 2-3 liraya nohut olur mu? Örnek veriyorum, şuan borsada 3-4 liraya gidiyor. Burada aradakiler ciddi manada kazanıyor ona katılıyorum. Ama çiftçiye de kazandırmıyor. Çiftçiden 3-4 liraya alacaksınız yine 3-4 liraya satacaksınız yine ezilen çiftçi olur arada. Hükümetin tanzim satış yerleri ile uğraşmak yerine hani uçak yapıyorduk, tank yapıyorduk, oradan vites düşürüp domates, salatalık satması bana garip geliyor. Devlet, 16-17 senede şunu yapabilirdi. Tunceli Ovacık’taki başkan tek başına yaptı bunu. Devlet desteği kullanmış olabilir ama bunu yaptı. Ziraat odaları gösteriş, orada olmak için varlar. Bu şekilde bir şeyler yapılabilirdi” dedi.

Ziraat Girişimcisi Mevlüt Akbaş

GÜBRE SİSTEMİ MAZOTTA UYGULANABİLİR

Çiftçinin aldığı desteğinin gecikmeli verilmesinden şikayet eden Akbaş, “Ürünü şimdi ofise vereceğiz, ofis fiyatı dipten vuruyor. Tüccar geliyor onun o fiyatı verdiğini bildiği için tüccar da çok düşük rakamlara alıyor. 800-900 liraya buğday topladılar, şuan 1.400 lira buğday. Çiftçinin kabahati ne? Ne yapıyor çiftçi, bankadan başak kartla döndürmeye çalışıyor. Ülkenin yüzde 80-90’ı bu şekilde kendini döndürüyor. Gübre sektöründe çok güzel bir sistem kuruldu. Nereden nasıl alacağına dair, ihtiyaca göre veriliyor. Aynı şekilde mazot gübre desteği yerine böyle bir sistem kuracaksın, çiftçiyi de rahatlatacaksın. Neden, çünkü mazot, gübre desteğini alıyor çiftçi, 2018 Kasım ayında aldığı desteği tam bir yıl sonra alıyor. Aradaki açık nereden kapanıyor, bankadan alınan kredi ile. Bu sorunun çözülmesi ve ilk olarak üretimin desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.

TANZİM İYİ TEKELLEŞME KÖTÜ

Tanzim satışının iyi bir şey olduğunu ifade eden Konyalı çiftçi Murat Olgun, “Nohutun en iyisi şuan çiftçide 3 lira ama markete gittiğinizde 12 lira. Aracılar kazanıyor. Mersin’de bir tekelleşme olmuş onlar piyasaya yön veriyorlar. Türk mallarını piyasadan toplamıyorlar, çiftçiyi boğuyorlar. Mal çekildikten sonra baklagilleri 8-10 liraya veriyorlar. Mercimeğin en iyisi şuan 3 lira ama piyasada 6-7 lira, yazık değil mi tüketiciye. Mesela Kanada’nın ülkemizde ajanları var. Türkiye’de çiftçi hangi ürünü ekiyorsa (mercimek, nohut, fasulye) baklagillerde Kanada beşinci ayda eker, biz beşinci ayda biçeriz. Bakıyorlar ki, elimizde çok az yükleniyorlar ekmeye. Bunun gibi, Arjantin, Avustralya, Hindistan var. Baklagillerin dünya çapındaki merkezi Mersin’dir. Rusya, Ukrayna balkan ülkelerinden Mersin’e gelecek. Dünyada en çok tüketen Hindistan ama maalesef en lezzetli ürünler bizde iken bu spekülatörler yüzünden çiftçi olarak bizler sıkıntıya düşüyoruz” dedi.

Çiftçi Murat Olgun

“GEMİLERE MAZOTU KAÇTAN VERİYORSANIZ ONDAN VERİN”

Çiftçinin elinde 100 bin ton, ofisin elinde ise 97 bin ton nohut olduğunu belirten Olgun, “Geçen yıl Arjantin’den Hindistan’a giden malı almayanlar Mersin’de serbest bölgeye getirdiler ve serbest bölgede Türkiye izin vermedi. İzin vermeyince 40 bin ton mal duruyor. Aynı zamanda da Kanada’dan getirdikleri mercimek ve fasulyeyi Orta Anadolu’da toplamış gibi kayıt dışı Mersin Ticaret Borsası’nda makbuz keserek yurt içinde üretilmiş gibi piyasaya arz ediyorlar. Biz şunu istiyoruz, gemilere mazotu kaçtan veriyorsanız ondan verir, başka bir şey istemiyoruz. Ülkemizde bir sürü tohum firmaları var ve proje bazı yeni çeşit geliştiriyorlar. Türkiye’de maalesef 30 yıllık çeşitler ilk onda. Yüzde 70’ini yabancı çeşitler sırtlıyor. Ne hikmetse bizim tohum çeşitliliği onları geçemiyor. Bunu anlamış da değiliz” dedi.

ÜRETİM ARTARSA TANZİME GEREK KALMAZ

Tanzim satış yerlerinden memnun olan bir başka Konyalı çiftçi Mustafa Özkaya ise, “Fiyatların bugün için çiftçiyi etkileyeceğini düşünmüyorum. Hasat zamanı olan Temmuz-Ağustos gibi olmadığı için etkileyeceğini pek düşünmüyorum. Maliyet ya da girdiler düşerse üretim artacaktır, üretim artarsa zaten bu tanzim gibi şeylere gerek kalmaz. Eğer maliyeti düşürür üretimi desteklerlerse, arz talep dengesi de kendiliğinden oluşur” diye konuştu.

ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNİ BAKANLIK NE EKTİĞİNİ BİLMİYOR

Konya Altınekin Ziraat Odası Başkanı Bekir Kağnıcıoğlu’da bakliyatın tanzim satış yerinde sunulmasının çiftçiye zararı olmayacağını belirterek, çiftçiden 5’e alıp 7’ye satılırsa bir sorun oluşturmayacağını söyleyerek şunları ifade etti; “Borsadan uygun fiyata alıyor yüksek kar farkı koyarak kazanç elde ediyorlar. Üretime daha fazla destek verilmesi gerekir. Daha fazla üretmeli, üretmekten zarar gelmez. Tarımda bir programsızlık var. Bu sene mesela soğan para ediyor herkes soğan ekecek bu sefer. Bölge bölge desteklerin olması gerekir. Çiftçi nereden para kazanacaksa onu ekiyor, bunun yerine bölgesel destekle beraber çiftçi ne ekeceğini bilebilmeli. Böyle olursa, bakanlıkta ne üretileceğini bilir planlama ona göre yapılır. Hükümet burada şu an doğru olanı yapıyor. Sistem oturana kadar uzun vadeli olması gerekir. Parayı çiftçi kazansa problem yok, aracılar kazandığı için sorunlar yaşanıyor.”

KOCAELİ PAZARCILAR ODASI BAŞKANI: SEBZE BULDUĞUMUZA DUA EDELİM

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim ise yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçiliğin büyük zarar gördüğünü söyledi. Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim” diye konuştu.

Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim

Son günlerde artan sebze fiyatlarına karşı iktidar tanzim satış noktaları oluşturdu. Ankara ve İstanbul’daki tanzim satış noktalarında pazar fiyatlarından ucuza ürün satışı yapılıyor. Kocaeli Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim, artan sebze fiyatları ve tanzim satış noktalarıyla ilgili konuştu. Sebzelerin mevsiminde tüketilmediği için mevsim haricinde yüksek fiyatlara alıcı bulduğunu ifade eden Serim, çiftçiliğe gerekli önem verilmemesi nedeniyle yakında parayla bile olsa sebze, meyve satın alınamayacağını belirtti.

“KIŞIN DOMATES BULABİLİYORSANIZ FİYATINA DA KATLANACAKSINIZ”

Tanzim satış noktalarının uzun soluklu olmayacağını söyleyen Ahmet Serim konuyla ilgili şöyle konuştu: “Meyve ve sebzeciliği en iyi pazarcı esnafı yapar. Ben bu işe 40 yılımı verdim. Ürün az olursa pahalı, çok olursa ucuz olur. Komisyoncunun fiyatı yükseltme tasarrufu olmaz. Bir domatesin ömrü belli, bunun fiyatını yüksek tutabilir misiniz? Domatesi değer kazanması için bekletemezsiniz. Akdeniz’deki ağır kış şartları nedeniyle fiyatlar yüksek. Kışın patlıcan ve biber yemeyin. İlle de yiyecekseniz yaz aylarından hazırlayın. Pazarcıyım, ama patlıcan, biber, araka, bezelye ve taze fasulyeyi yaz aylarında konserve yapıp kışın tüketiyoruz. Eskiden sebzeyi 5’nci aydan itibaren satabilirdik. Ürün ancak o zaman yetişirdi. Şimdi 12 ay boyunca her şey var. Kışın ortasında domates, salatalık, patlıcan bulabiliyorsanız, fiyatına da katlanacaksınız.”

“KİMSE ÇOCUĞUNUN ÇİFTÇİ OLMASINI İSTEMİYOR”

“Aç kalmak istemiyorsak çiftçiliğin bir meslek olduğunu anlamamız lazım” diyen Serim, “Bugün kim çocuğunun çiftçi olmasını istiyor? Hiç kimse. Ama patlıcanı 15 liradan alınca bağırıyoruz. Bence parayla bile olsa sebze bulduğumuza dua edelim. Kandıralı bir genç belediyeye asgari ücretle işe girmek istiyor. Halbuki 2 tosun büyütse, bir yılda 40 bin lira kazanacak. Çiftçilik yapsa da keza aynı oranda kazanır. Ama gidip asgari ücretle çalışmak istiyor. Kandıra topraklarının 4’te 3’ünde ürün yetiştirilmiyor. Köylerde topraktan altın fışkırıyor, bunu artık görmemiz gerekiyor.”

“CUMHURBAŞKANIMIZI BİRİLERİ YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR”

Cumhurbaşkanımızı galiba birileri yanlış yönlendiriyor diye konuşan Serim, “Haftaya Ankara’ya gideceğiz ve federasyon olarak Cumhurbaşkanımızla görüşüp durumu anlatacağız. Ardından kendi aramızda da bir toplantı yaparak son sürecin nasıl atlatacağımızı konuşacağız. Bu durumu bir zincir olarak düşünmeliyiz. Zincirlerden biri koparsa tüm süreç dağılır. Sebzeciliği Allah’tan başkası endeksleyemez ne belediye başkanları, ne bakan yapamaz. Hava iyi ise ürün iyi alınır, kötüyse ürün yetişmez. Ürün bolsa ucuza yeriz, ürün azsa pahalıya.” dedi.

FAHRİ DURAN: SEÇİME KADAR TANZİM’DEN ZARAR EDERLER

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran da tanzim satışlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Devletin Tanzim satışlardan zarar ettiğini ve bu durumun yerel seçimlere kadar süreceğini söyleyen Duran, “Komisyonculuk zaten gözden çıkarıldı. Muhtemelen Antalya ve Mersin çiftçisi de gözden çıkarıldı. 15-20 milyonluk metropollerde şov yapılıyor.”dedi.

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran, tanzim satışlarıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Seçim manifestosunu komisyoncular üzerinden kurarak her şeye dip yaptırmak isteniyor, tüccarın devletle rekabet edecek durumu yok. Tüccar üreticiden kaça alıyorsa, devlette o paraya alıyor. Ama satarken ucuz satıyor. Tüccar ve marketçi halden pahalı aldığı mal karşılığında devletle rekabet edemez pozisyona gelecek. Bu adamların birde handikapları var. SSK’lı işçileri var, stopaj ve vergi yatırıyorlar. Dükkanların kiraları var. Pazar yerlerinin kiraları var. İster istemez perakende de devletle rekabet edemediğinden dolayı o da fiyatını aşağı çekmek zorunda kalacak. Buda üretici bölgelerindeki fiyatlara otomatikman yansıyacak. “

Demre Yaş Sebze ve Meyve Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Fahri Duran

“YEREL SEÇİME KADAR TANZİMDEN ZARAR EDECEKLER”

Tüccarın, devletle rekabet edemeyeceğini söyleyen Duran, “Devlet bir bakıyorsunuz, Halk Bankası’ndan bir gecede dolar satıyor, zarar ediyor, Osmangazi Köprüsü’ndeki zararı belli. Diğer özelleştirmelerdeki zararları görüyorsunuz. Devlet zarar ediyor her halükarda. Yerel seçimlere kadar bundan da zarar edecektir. Popülist politikalarına da devam edecektir, Ankara ve İstanbul’da. Bu durum Bursa’ya da, İzmir’e de yansır zamanla. Nüfusu 2 milyonun üzerinde olan her yere yansır diye düşünüyorum” diye konuştu.

1 TL 20 KURUŞLUK BİR FARKLA SATIYORLAR.

Tanzim satışı için kendilerinden yardım istendiğini belirten Duran, “Müstahsilden alamadıkları için yardım istediler. Arkadaşlara yardımcı olmak için hale sokup, komisyoncu arkadaşlardan mal alabilirsiniz dedik. Geldiler 2 tır mal yaptılar. Ama komisyoncudan almalarına rağmen kendi ortakları (Tarım ve Kredi Kooperatifi) üzerinden almış gibi kayıtlara geçti. Benim bölgemdeki aldıkları fiyatlarla ve maliyetlerle, navlundur, plastik kasadır, işçiliği içine koydukları vakit satışı arasında yaklaşık, 1 -1 TL 20 kuruşluk bir farkla malı satıyorlar. “ dedi.

 

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok Bir tanzimi sorduk bin ah işittik!

First Lady Melania’nın yeni imajı alay konusu oldu 16 Aralık 2018

First Lady Melania Trump, bir televizyon kanalına verdiği röportajda, eşi Donal Trump, evliliği ve Beyaz Saray’daki yaşamına dair birçok yorumun altına imza atsa da röportaj sırasında sarf ettiği çarpıcı ifadeler, rengini değiştirdiği saçları kadar konuşulmadı.

First Lady'nin görüntüsü sosyal medyayı salladı.

First Lady’nin görüntüsü sosyal medyayı salladı.

Trump’ın ilk olarak USS George H.W. Bush uçak gemisine ziyareti sırasında görücüye çıkardığı sarı saçları sosyal medyada birçok yorum alırken, First Lady’nin Ivanka’ya benzemek için saçını sarıya boyattığı ve Donald Trump’a hakaret davası açan cinsel içerikli film oyuncusu Stormy Daniels’ten ilham aldığı yönündeki paylaşımlar öne çıktı.

Melania’nın peruk kullanmaya başladığı ve yanlışlıkla eşinin saç boyasını kullandığı esprileri de sosyal medyada oldukça fazla etkileşim aldı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yorum yok First Lady Melania’nın yeni imajı alay konusu oldu

Atatürk Havalimanı’nda 27 yılını geçirdi 11 Aralık 2018

Burada birçok çalışan ve yolcuyla tanışan Tepeli, işinden ayrılmak zorunda kalmasına rağmen çok sevdiği havalimanı ortamından bir türlü kopamadı.

Havalimanı çalışanları, bazı basın mensupları ve yöneticilerinin maddi ve manevi desteğiyle 27 yıldır terminalde kalarak burayı evi gibi benimseyen Tepeli, sol ayağındaki damar tıkanıklığı nedeniyle 10 yıldan beri tedavi görüyor.

29 Ekim’de ilk fazı törenle açılan İstanbul Havalimanı’nı sadece televizyondan görmesine rağmen “modern, güvenlikli ve çok büyük” olarak tanımlayan Tepeli, yılbaşı için planlanan taşınmanın ardından havalimanından ayrılacağı için hüzünleniyor.

Paris Charles de Gaulle Havalimanı’nda yaklaşık 18 yıl yaşadığı için, “Terminal” filmine ilham veren İranlı Mehran Karimi Nasseri’ye benzer bir hikayeye sahip olan Tepeli, Atatürk Havalimanı’ndan sonraki yeni hayatı için yetkililerin yardım eli uzatmasını bekliyor.

“Hiç aç ve yalnız bırakmadılar”

Tepeli, ailevi sebepler nedeniyle 1991’de Bursa’dan İstanbul’a geldiğini, bir süre temizlik firmasında çalıştığını söyledi.

Tepeli, bir sene boyunca Kartal’da bir otelde kaldığını ifade ederek, “Bir gün çalıştığım şirketin patronu, ‘Bayram, sana öyle bir iyilik yapacağım ki kalacak yer ve yemek bulma sorunun artık kalmayacak. Bütün ihtiyaçlarını oradan sağlayacaksın.’ dedi ama bana nereye gideceğimi söylemedi. Sonra daha önce hiç bilmediğim ve görmediğim Atatürk Havalimanı’na temizlik elemanı olarak geldim. B kapısındaki terminalde çalışıyordum.” diye konuştu.

İşten ayrılmak zorunda kaldıktan sonra da havalimanında kalmaya devam ettiğini dile getiren Tepeli, emniyet müdürü, amiri, komiser ve memurların kendisine sürekli yardımcı olduğunu belirtti.

Tepeli, havalimanı çalışanlarıyla unutulmaz anılar yaşadıklarını anlatarak, “Beni yakından tanıyan kişiler, çok yardımcı oldular. Allah hepsinden razı olsun.” dedi.

Havalimanında geçirdiği rutin bir günden bahseden Tepeli, ihtiyaçları giderebilmek için sürekli terminalde veya dışarıda dolaştığını, buradaki kişilerin kendisini hiç aç ve yalnız bırakmadığını söyledi.

“Temizlik hassasiyetim var”

Tepeli, terminalde akşam yatmadan önce muhakkak yolcuların kullandıkları lavabolara gittiğini, buradan bolca sabun ve peçete aldığını belirtti.

Bunlarla uyuyacağı yeri titiz bir şekilde sildiğini dile getiren Tepeli, “Terminaldeki koltuklarda kalıyorum. Ancak yatacağım yeri, hijyen için muhakkak silerim. Kıyafetlerimin yerde yatmış gibi kirlenmesini istemem. Temizlik hassasiyetim var.” ifadelerini kullandı.

Atatürk Havalimanı’nın yıl sonunda tarifeli uçak seferlerine kapanacağının anımsatılması üzerine hüzünlenen Tepeli, şöyle devam etti:

“Atatürk Havalimanı’nın kapanmasına çok üzülüyorum. Demek ki devletimizin havalimanı konusunda bir bildiği var ki öyle yapmışlar. İstanbul Havalimanı’nı da haberlerde gördüm. Yapı olarak son sistem olmuş. Adeta Amerika’daki bir havalimanı gibi olduğunu düşünüyorum. Çok büyük, ABD’deki havalimanlarının aynısı. Konfor ve güvenlik olarak son sistemle yapılmış. Bu nedenle Atatürk Havalimanı’ndan ayrılacağım için hüzünlendiğim gibi yenisi için de mutlu oldum.”

Tepeli, Atatürk Havalimanı kapandıktan sonra burada kalmanın mümkün olamayacağını çok iyi bildiğini, bu nedenle başının çaresine bakacağını söyledi.

Bundan sonraki hayatını nasıl devam ettireceğini bilmediğini aktaran Tepeli, “Yaradanımın takdir ettiği olur. Bir şey diyemem. Eğer yetkililerimiz yapabilirse en azından kendime ait bir yer olursa çok iyi olur. Çünkü Atatürk Havalimanı benim evim gibi olmuştu. Burayı çok özleyeceğim. Bursa’daki aileme bu sene bir kere gittim. Geçen sene hariç, hep burada kaldım. Onda da Samsun’daki hastanede sol ayağımı tedavi ettirmek için kaldığım için buraya gelememiştim. Burası benim ailem ve evim gibi oldu. Çünkü, ömrüm boyunca 27 sene ben kendi ailemle kalmamışım. Ailemle en fazla 3-5 ay durmuşumdur.” ifadelerini kullandı.

Tepeli, sol ayağında başlayan damar tıkanıklığı nedeniyle yürümekte zorluklar yaşadığını, evinin olmaması nedeniyle genellikle ayakta tedavi gördüğünü ve ameliyat olamadığını anlattı.

Esnafla arası iyi

Uzun yıllardır havalimanında yaşayan Tepeli, buradaki esnaf tarafından da çok iyi tanınıyor.

Dükkan sahipleri ve çalışanlarla arası iyi olan Tepeli, onları her gördüğünde hatırlarını sormayı ihmal etmiyor.

Dış Hatlar Gidiş Terminali’nde bulunan hediyelik eşya dükkanında çalışan Serdar Demirel, Tepeli’yi 15 senedir tanıdığını ve onunla sürekli karşılaştığını söyledi.

Demirel, Tepeli’nin kahvaltı vakti veya akşamüstü muhakkak dükkana uğradığını dile getirerek, “Bayram Ağabey’in, hiç kimseye bir zararı yok. İnşallah diğer havalimanına da gelir. Orada da hayatını sürdürür.” diye konuştu.

Havalimanı kapanacağını için kendilerinin de üzüldüğünü ifade eden Demirel, esnaf, çalışan ve Tepeli gibi müdavimleriyle burada adeta aile gibi olduklarını kaydetti.

Demirel, Tepeli için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, “Bayram Ağabey’in gençken bir problemi yoktu. Her türlü kendi hayatını sürdürebiliyordu. Şu anda ayağında yarası var. Onunla uğraşıyor. Yetkilerin onunla ilgilenmesini çok isterim.” şeklinde konuştu.

AA

Yorum yok Atatürk Havalimanı’nda 27 yılını geçirdi

Düşen eğitim uçağında bulunan Merve’den geriye bu kareler kaldı 9 Aralık 2018

Aydın Çıldır Havalimanı’ndan 19 Kasım’da eğitim uçuşu için kalkan tek motorlu Cessna 172 tipi uçak  Aydın’ın Karacasu ilçesi Yenice Mahallesi’ndeki dağlık alanında düşmüş kazada pilot Hamdi Yılmaz ve  pilot adayı Merve Altun yaşamını yitirmişti.Hayalleri kazayla son bulan Merve Altun’un ilk yalnız uçuşu sonrası havacılık geleneği olan ıslatılma görüntüleri de ortaya çıktı.

Merve Altun kazada hayatnı kaybetti. DHA

Merve Altun kazada hayatını kaybetti. DHA

Arkadaşları tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Merve Altun’un havacılıkta ilk yalnız uçuş sonrası yapılan ıslatılma kutlamasına katılması ve şınav çekmesi yer alıyor.Yalnız uçuş sonrası Merve Altun, “Hiç bunun hayalini kurmamıştım” diyerek tebessüm etmişti. DHA

Yorum yok Düşen eğitim uçağında bulunan Merve’den geriye bu kareler kaldı
Etiketler:, ,
Kategori: Gündem

‘Uçan saray karşılığında hibe mi vereceğiz?’ 18 Eylül 2018

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Katar Şeyh’i tarafından hediye edilen uçakla ilgili ‘Benim değil devletin malı’ açıklamasına iddiaları gündeme taşıyan CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer’den yanıt geldi. Taşcıer, “Hediye denilen şey bir süs eşyası değil, milyarlarca liralık bir jumbo jet. Bu boyutta hediye karşılıksız, ‘Şeyh ülkemizi çok seviyor’ cümlesiyle açıklanamaz. Karşılıklılık esasına göre, bu ‘hibe’ karşılığında biz de bir hibe ya da hediye verdik mi, verecek miyiz?” dedi.

Taşcıer, sosyal medya üzerinden verdiği yanıtta, “Beş günün ardından nihayet uçan saray soruma yanıt geldi. Cumhurbaşkanı’nın itirafı ile uçağın varlığı kabul edilmiş oldu. Kendisinin ifade ettiği üzere, uçağın “hibe” olduğu meselesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum” dedi.

Konuyla ilgili başka soruları olduğunu belirten Taşcıer şöyle devam etti:

HALKTAN GİZLENECEKMİŞ: “En başından beri yerli-yabancı basında yer alan iddiaları dile getirdim ve sorular yönelttim. Anayasal hakkımı kullanarak soru önergesi verdim. Halkı bilgilendirmek bir kamu görevidir. Sordum, yanıt bekledim, açıklama yapılmak zorunda kalındı. Öyle anlaşılıyor ki, uçan sarayın varlığını gündeme getirmeseydim, Saray’ın uçaktan bahsetmeye niyeti yokmuş. Böylesine önemli bir bilgi halktan gizlenecekmiş. Bu uçak madem hediyeydi, neden açıklanması için beklendi?

SÜS EŞYASI DEĞİL JET: Uçan Saray’ın yeni sahibi, Katar Emiri’nin uçağı satışa çıktığında ilgi gösterdiklerini de itiraf etmiş. Halka tasarruf yapması, döviz bozdurması, ABD mallarını kullanmaması söylenirken 500 milyon dolar verilerek uçak satın alınacakmış. Hediye denilen şey bir süs eşyası değil, milyarlarca liralık bir jumbo jet. Bu boyutta hediye karşılıksız, “Şeyh ülkemizi çok seviyor” cümlesiyle açıklanamaz. Karşılıklılık esasına göre, bu “hibe” karşılığında biz de bir hibe ya da hediye verdik mi, verecek miyiz?”

İLGİLİ HABERCHP Milletvekili Gamze Taşcıer'den Katar'dan gelen uçakla ilgili çarpıcı iddiaCHP Milletvekili Gamze Taşcıer'den Katar'dan gelen uçakla ilgili çarpıcı iddia

Yorum yok ‘Uçan saray karşılığında hibe mi vereceğiz?’